12 Nisan 1958 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 6

12 Nisan 1958 tarihli Akis Dergisi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Mesele kanun teklifi yapmak de- ğildi. Nitekim eti budu olmayan bir başka Muhalefet partisinin kendini göstermek iğin yaptığı bir seçim ka- nunu teklifi, Nadir Nadinin de belirt- tigi gibi umumi efkârda hiç müsbet karşılanmamış, pek çok kimse bunu zamansız bir gayretkeşlik saymıştı. Meselelerin, bir takdim zamanı var- dı ve polıtıka bu zamanı seçme işiy- di,; ©, . nin de böyle münasebet- siz gösterişler yapmasını istemek haksızlıktı. Fakat bu, bir fikri faa- liyetin lüzumunu ortad an kaldırmı- yordu. C. H. P. daresız kendiliğin- den işleyen bir gemiye — benziyordu. Adeta hudayınabıttı Çekilip çevril- mesi lâzımdı. Zira umumi efkâr ü- zerinde, hareketsizliğiyle hayal kı- rıklığı doğuruyordu. Niçin ciddi bir çalışma kampanyası açılmıyor, me- selelerimiz komisyonlar — tarafından ele alınmıyor, bu meselelerimizin mevcudiyeti 1srarla hatırlatılmıyor- du? Niçin neşriyat — yapılmıyordu ? Neşriyat olarak ortada, Allahlık U- lustan başka bir şey yoktu. Halbu- ki bir araştırma merkezi kurulmuş- tu. O merkez vasıtasıyla meseleleri- miz millete maledilebilirdi. Bunlar, şahıslar hesabına belki kooperatiften daha az faydalıydı a- ma, hem memleket ve hem de parti bakımından asıl envestismanı teşkil ediyorlardı. Universite Oyunun sonu u haftanın başında, Milli Eğitim Bakanı Celâl Yardımcının husu- si kalemi bir adamı Ankarada harıl harıl aramakla meşguldü. Tanınmış bir çok otele telefon edildi. Adam 'bulunamadı. Bakanın hususi kalemi, Başbakanın hususi kalemine sordu. Oradan da ademi malümat beyan e- dildi. Sonra, bir sabah, bir ses, te- lefonda Celal Yardımcıyı aradı. Ses "Ben, profesör Hıfzı Timur" derde- mez, hususi kalemden cevap veren zat heyecanla atıldı: < "— Aman efendım biz de sizin peşinizdeyiz... . Ve telefon bağlandı, İstanbul Hu- kuk 'Fakültesi dekanı, Milli Eğitim Bakanıyla görüştü. Celâl Yardımcı Prof. Timuru ta İstanbullarda arat- mış, onun bir hukuk toplantısı do- layısıyla başkentte bulunduğunu öğ- renince hususi kalemini harekete ge- çirmişti. Doğrusu istenilirse Prof. Timur da kendisinin arandığını İstan- bulla yaptığı konuşma — neticesinde öğrenip telefon etmişti ya.. rtesi gün, salı günü, sabahleyin Prof. Hıfzı-Timur Milli Eğitim Ba- kanlığında göründü. Kendisini der- hal Celâl Yardımcının odasına aldı- lar. Mülakat tam iki saat sürdü. İki saatin sonunda Hukuk Fakültesi! de- kanı Bakanın yanından ayrılırken 'halinden memnun bir edası vardı. Meslekdaşı Prof. Kübalının, nihayet bu hafta sonuna kadar Vazıfesıne ia- de edileceği hususunda kati teminat almışa benziyordu. Tarih — tesbitiyle AKİS, 12 NİSAN 1958 Hiç Yakışmayan Bir Hareket İ smet İnönü bir dâva açmış. Dâ- va edilen kim? Cemil Gider. Cemil Gider hakkında bilinen, bu zatın Gemi Adamları Sendikası mensuba olduğundan ibaret. Bir şey daha biliniyor: Cemil Gider Demok- .D. P. nin Cibali Küçükmustafa- paşa ocağının Karadeniz kıraatha- nesinde yaptığı kapalı salon top- lantısında konuşmuş ve İsmet İnö- nda "Dünün dıktatoru, milli münafıkı" — demiş. "Dünün diktatörü, bugünün miilli münafıkı" mı olmuş? Anlaşılan İsmet inönüye sorarsanız, evet. Zi- ra avukatları seberber — kesilmiş- ler, müvekkillerinin hakarete uğra- dığı feryadıyla mahkemeye koşmuş- lar. Cemil Gider, İsmet Paşama şe- refine tecavüz etmış'. Maşallah, İsmet inönüye. Politika elbette ki terbiyesizlik değildir ve politikacılar hakarete uğradıklarında elbette ki — herkes gibi mahkemeye başvurmak hak- kına sahiptirler. Ama insaf edilsin. İsmet Paşaya Cemil Gideri "ben hakarete uğradım" diye dâva etmek — yakışır mı ve bunun insanı büyülten bir tarafı var mıdır? O İsmet Paşa ki, memlekete müsamaha- nın bir çok güzel örneğini vermiştir. Umumi hayatta vazife alanlar bazı dil sürçmelerini mazur gör- mek, daha iyisi duymamazlıktan gelmek mevkündedirler. Kendilerine yapıldığım sandıkları hakaret mahkemeden ziyade amme vicdanında mahküm edilmelidir. Filân kongrede şu söylenmiş, falan kongrede bu söylenmiş. Zerrece mühim değildir ve İsmet İnönü hakkında hiç kimse hükmünü Cemil Giderin söylediklerine bakıp vermeyecektir. Ama İsmet İnönü, en ufak tarizde mahkemeye koştu mu, herkes İsmet İnönü hakkında hüküm verir ve bu hüküm hiç de lehte olmaz. Üstelik, İsmet İnönüye "milli münafık" diyen ilk akıllı Cemil Gider değildir. O mil- letçe hükme bağlanmış bir sözü tekrarladı diye celallenmek niye? Seneler var ki İsmet İnönü hakkında herkes, seviyesi ne gerektiri- yorsa, onu söylemiştir. Bu senelerin sonunda İsmet İnönü, hayatının belki hiç bir anında olmadığı kadar itibardadır, kalplerdedır Eğer iki günde bir mahkemeye koşsaydı, onu bunu mahküm ettirseydi bir ta- kım küçük intikamlar alsaydı marifet mi yapardı? O halde, âdetini niçin değiştiriyor? Siyaset adamları mutlaka bilmelidirler ki, haklarında söylenilen sözler başkaları hakkında söylenilen sözlerin tesirine sahip olmaktan uzaktır. Bazı kimseler kendilerini — methedeceklerdir, — bazı kimseler zem. Her iki halde de, ölçünün kaçırılması muhtemeldir. Büyük siya- set adamı odur ki, bunların üstünde kalmaya muvaffak olsun. Mü- temadiyen "ben hakarete uğradım" diye feryat eden politikacı, ken- disinden şüphe eden politikacıdır. Aynı şekilde, methiyeyi hakikat di- ye kabul edip koltukları kabaranlar basit kimselerdir. Cemil Gider, "milli münafık" demiş. İsmet İnönüye yakışan, omuz silkip geçmekti. Halbuki İsmet İnönü, omuz silkip geçmek bir yana, İstanbul C. H. P. teşkilâtının basına bildirdiğine göre' bundan sonra kendisi aleyhınde söylenen her sözü takip edecekmiş. İşgüzarlık İsmet İnö- nünün müdür, avukatlarının mı yoksa İstanbul teşkilâtının mı, bilin- mez. Ama 1şguzar11k avukatlarının da olsa, İstanbul teşkılatının da. İsmet İnönü bir hafiflik yapmış bulunmaktan kurtulamaz: Değer miydi bir avukata vekâlet, bir savcıya muvafakat vermek? Yakışan, bunları geri almaktır « Üstelik, tabii ayıp ve haksız "milli münafık" lâfı bir kenara, yalan mıdır İsmet İnönünün dün diktatör olduğu ve İsmet Inonunun tarihe geçme sebebi; bir diktatör olduğu halde memleketine rejim olarak Demokrasiyi seçmesinden başka şey midir?

Bu sayıdan diğer sayfalar: