12 Nisan 1958 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 25

12 Nisan 1958 tarihli Akis Dergisi Sayfa 25
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ribar renkli portakal reçellerinin, nefis pastaların susledıgı masaların etrafım almışlar, ellerinde k l em kâğıt ve tabii agıllarınd mak bal, not etmekle meşgulduler Eh tabıı bal tutan parmagını ya- lardı. Yalardı ama, ari bütün re- çeller portakal reçelı olmasaydı! İş bir Hayli güçleşiyordu. Allahtan jüri en selâhiyattar kimseler tarafından kurulmuştu. On bir azası da enstitü- ye mensuptu. İçlerinde iki de gaze- teci vardı. Bunlar hem İstanbul ve Ankara basınını; hem de erkekleri temsil ediyorlardı. Doğrusu jüri bü- yük bir titizlikle hareket ediyordu. Nitekim bir saat sonra jüri başkanı Leman Subaşı mikrofon başına da- vet edıldıgı zaman, henüz _ıurının bir kar. varamadığını bildirdi. uzun emek istiyen bir işti. Reçelle- re renk, Jlezzet gıdai kıymet bakı- mından notlar veriliyordu. Jüri çalışa dursun, saz takımı fa Nazlı Tlabar Elin, hamuru afiyete geçmişti ve Saniye Can ha- nımları coşturan şarkılar söylüyor- du, bunu danslar takib etti, Jüri hâ- lâ çalışıyor ve çuval biçimi bir pem- be elbise giyinmiş olan bir üye, İlte- kin Birol, yanındakilere sık sık "im tihandaymışım gibi heyecanlanıyo- um" diyordu. İltekin Birol müsa- bakaya gayet güzel görünüşlü iki renkli bir kuru pasta ile iştirak et- mişti.. Gözü jürideydi.. Jürinin kararı eman Subaşı nihayet — mikrofon başına geldi. Salonda çıt yoktu ve heyecan son raddesini bulmuştu. Be- sinciye kadar kazanan isimler aldık- ları not ile beraber okundu. Portakal reçelinde birinciliği ka- zanan ev kadını, saten toplantının başındanberi zarif Jestleri ve güzel 26 Siyasi Kanaat G eçen hafta Türk Kadınlar Bir- liğinde, otuz senedir kendisini kadın faalıyetlerıne hasretmış bu- lunan İffe ve cemiyette siyasi terbiye" adlı ir konuşma yaptı. Kadın hukuku gibi geniş bir konuyu kısa bir ko- nuşmaya başarılı şekilde sığdıra- bilen hatip, ailede siyaset mevzu- una temas edince dınlar. Birli- ğinde bulunan münevver kadın top- luluğuna, henüz Türk adınının, kocasının siyasi tesiri altında ol- duğuna bunu ancak zamanla ve sabırla bertaraf edebileceğini, zor- lamanın doğru olmayacağını İfa- de etti ve hattâ bu konuda bir ne- vi itaat tavsiye etti. Kendisine İti- razımız bu noktadadır. Dünyada bir kimsenin her ne pahasına olursa olsun, İşlemiyeoeği, müdaha- le edemiyeceğl bir saha varsa o da, inançlar ve kanaatlar sahanıdır. Dini İnançlar ve siyasi kanaatlar bunların başında gelir. Cemiyette olsun, ailede olsun karşımızdakinin ınançları ve kanaatleri İle mücade- le etmenin yegâne çıkar yolu, İkna ve İnandırma gayretlerine dayan- maktır. a © Bu konuda öfkelenmek, fikir sahasından uzaklaşarak lal şahsi- yete dökmek veyahut kuvvetle, tehdit ve cezalandırma metodları- na baş vu rmak, itiraf etmeliyiz ki, ancak geri cemıyetlere has usuller- dir. Buradaki geri cemiyetten kast edilen şey elbette ki, fen sahasın- da değil insan haklan akımından, içtimai olgunluk bakımından geri kalmış cemiyetlerdir. Bunu hepi- miz bir hakikat olarak kabul etti- ğimize gore, kadına en ileri cemi- yetlere has insan haklarını veren memleketimizde, elbette kı kadı- nın kocasının inançlarına ve ka- naatlerıne körü körüne ıtaat et- mesi mevzuubahlis olamaz ve öyle zannediyorum ki bugün Türk kadı- nının hiç olmazsa, bu siyasi konu- da problem teşkil edebilecek mü- him bir dâvası yoktur. Inkılapları— mızın bu işi başardıgını ümit € yoruz. Bilhassa secim sıralarında evlerde kankocaların siyasi mü- nakaşalara giriştikleri bir haki- kattir. Erkekler bunu yadırgama- mışlardır ve hattâ münevver ad- detmediğimiz erkeklerin dahi ka- dar siyah elbisesi ile göze çarpa Sema Türkeri idi. Elektrikli bir se- maver kazandı. En güzel pastayı ya- pan ev hanımına gelince, ismini söy- ledikleri zaman kendisinden başka kimse bu işe şaşmadı. Perihan Uzel, hem çok ucuza mal olan, hem de en ağır misafire çıkarılabilecek nefaset- te küçük pastalar yapmıştı. Renk renk süslediği bu küçük pastalarını krem şantiyi yerine ağda sekline ge- Jale CANDAN rılanna, filânca partiye oy verme- si için, tazyik yaptıkları muşahede edilmemiştir. Bu, esasen kanuni bir suçtur da. Birçok aıle reisinin çoluk çocuğunu da toplayarak, fi- lânca partiye oy vermeye gıttıgı de bir hakikattir ama bu, aile re- ısının tazyıkı ile değil aile efradı- nın gönül rızası İle olmaktadır. Se- bep, ıl deki ka' dınların sıyasetle kâfi derecede ilgilenmemiş veya- hut aile reisinin bu ko nudakı bil- gisinin kendilerini tesir altında bı- rakmış olmasından İleri gelmekte- dir ki, bu pek de kabul edilmiyecek birşey değildir. En ileri cemiyet- lerde dahi hazan kadının siyasete ilgisiz kaldığı görülmektedir. Bu- nun için o memleketlerde dernek- ler kurulmakta, kadınların siyaset- le meşgul olmalarını sağlamak için türlü gayretler sarf edilmektedir. Bizim bir de köy dâvamız var: Belki Ayşe oyunu, Mehmedin ar- zusuna göre kullanıyor ama, Meh- medin siyasi kanaati köy ağasının sıyası kanaatine bağlı olduğuna göre, köyde bu konuda bambaşka faktorlerın rol oynadığını düşüne- biliriz. 1957 seçimleri, köylü kadının oyunu kullanma hususunda bir hayli terakki ettiğini — göstermiş- tir. Inkılaplarımızın bu sahaya ge- tirdiği müsavat fikri bizce en çok hazmedilen inkılâp hamlelerinden biri olmuştur. Bundan sonra yapı- lacak sey, kadınlarımızı memleket meseleleri ile ilgilenmeye, memle- ket menfaatlerini tıpkı evlerinin menfaati gibi düşünmeye teşvik etmektir ki, bunun en tabit bir te- zahürü siyasetle ilgilenmek, si- yasi —görüşlere sahip — olmaktır. Kadının siyasi kanaat sahibi olma- nın, evde erkeğin aile reıslıgını haleldar edebılecegını zannetmiyo- . Kadından beklenen yumuşak lık ve anlayış aile münasebetlerini tanzim hususundadır, esasa değil, Usule aittir. Şahsiyetini muhafaza eden kanaat sahibi kadın, hem ko- cası tarafından, hem cemiyet ta- rafından daha Ççok takdir edilir. Memleketimizin ileri ve geri ham- leler arasında bocaladığı bır devir- de, kadın haklarının kullanılması konusunda en ha zleri dahi faydalı bulmak mumkun değildir. tirilmiş şekerle beraber çarpılmış yu- murta akı ile yapmıştı Böylece ma- liyet çok düşüyordu. Perihan Uzel de bir elektrikli ıskara kazandı. İmtiha- na girmiş gibi heyecan duyduğunu söyleyen İltekin Birol mikrofon başı- na çağırıldığı zaman çocuk gibi se- vinmişti.. Kazandığı beyaz — bluzluk nefisti ama, doğrusu — "kazanmak" hepsinden hoştu. Espriler yaparak, hediyeleri veren Nazlı Tlabar tesel- AKİS, 19 NİSAN 1958

Bu sayıdan diğer sayfalar: