13 Nisan 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 16

13 Nisan 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER arkadaşlarını çağırıyordu. Fakat va- kit az, program genişti. Buna rağ- men Köprülüyle arkadaşları Hürri- yeti ve Demokrasinin hakikaten kalesi haline gelmiş olan ve adeta illerinde fikirlerini İktida- rını değiştirmeğe davet' ettiler. Yeni bir cephe haftanın sonundaaki pazar günü, sabahleyin oGaziantepteki bir kongrede beş bin kişiyi aşkın ka- labalığa Hitap ederken" İstanbuldâ Taşlıkta bir adam nekahât devresi- ne girmiş bulunan İsmet İnönüyü zi- yarete geliyordu: Uzun boylu, dik yürüyüşlü, emekli asker edalı adam D.P. nin eski Bayındırlık Bakanı -bugünkü Tevfik İleridir!- Fahri Be- lendi. Fahri Beleni de, tıpkı Köprülü gibi, 1957 seçimlerinin arifesinde D.P. yi terketmişti. Ama şimdi o da omuzlarına bir vazifenin düştüğünü hissediyordu. C.H.P. yi bütün kalbiy- le, samimiyetiyle ve gayretiyle des- tekleyecekti. Faal vazife almak iste- mediğinden C.H.P. ye girmesi bahis mevzuu değildi. Milletvekilliği de bir madem lışmıştı, şimdi vazifesi onu iktidar- dan çekip almaya yardım etmekti. Aşağı yukarı aynı tarihlerde Güneyi de Köprülü ve İstanbulda Fahri Be- len ortaya yeni bir isim attılar: Mil- li Muhalefet Cephesi! Genç olan, di- namizmini muhafaza eden, faal vazi- fe alacak kabiliyette herkes bu cep- henin büyük kuvveti C.H.P. ye doğ- rudan doğruya katılacaktı. bizzat Köprülünün genç ve (o kabili- yetli oğlu Orhan Köprülü şimdi C. H.P. nin İstanbul İl İdare Kurulun- da çalışıyordu. Buna mukabil politi- kadan çekilmiş bulunan veya çekil- mek niyetinde olan eski Demokrat- lar C.H.P. yi destekleyerek Milli Muhalefet oCephesini ler, vazifelerini tamamlad ra gönül rahatlığı içinde köşelerine çekileceklerdi. Fahri Belen Taşlık- taki evin mütevazi kütüphanesinde kendisini dinleyen gazetecilere bu fikirleri açık ve kesin şekilde anlat- tı. Hiç kimse vazifeden uzak kalma- malıydı. Öyle bir anda bulunuyorduk ki, herkesin elinden geleni yapması- na lüzum vardı. Nitekim işte Fahri Belen, cepheye katılıyordu. Böylece bu haftanın başlarında V.C. ye hiç benzemeyen ve mensup- larma -hem de karşılıksız- külfetten başka şey sağlamayan bir yeni cep- he kurulmuş oldu. Cephenin, hususi - yeti, mesleği politika olmayan veya politikadan uzak kalmayı tercih e- denlerin desteğine malik bulunma- sıydı. Nitekim gene aynı pazar gü- 16 Hadiseli Kayseri seyahatinde yolda durdurulan Moto-Tren seyahat hürriyeti? Hani nü, Etillerde açılan bir C.H.P. oca- ğında "mahallenin bir sakini" ola- rak ve mahallenin fikir haysiyetini ifade etmek üzere konuşan gençli- gin sevgilisi Behçet Kemal Çağlar Milli Muhalefet Cephesi adım telâf- fuz ile kendisini bu cephenin bir eri ilan etti. Hedef ortadaydı: D.P. nin iktidar- dan çekilip alınması, millet mukad- deratının bugün D.P. nin başına ge- çivermiş ekibin elinden kurtarılma- sı! Ortada olan yalnız hedef değildi. Cephede kullanılacak silâh da belli olmuştu: Rey! D.P. reyle iktidara gelmişti, reyle iktidardan gidecekti. Zaten bütün bir memleketin kalbur üstü insanları ve azimli vatandaşla- rı bir müşterek cephede toplanacak- lar da onlara karşı meşhur Çoruh şilebi mürettebatının sembolünü teş- kil ettiği bir başka cephe omukave- met edecek! Haftanın başında, Köp- rülü, Belen gibi sevilen Demokrat- ların, Çağlar gibi geniş tesire sahip şahsiyetlerin ve onların yanında sa- ısız C.H.P. temsilcisinin hafta ta- tilindeki faaliyeti duyulduğunda en imanlı D.P. liler bile partileri için yat borusunun çalmakta olduğunu anlamamazlıktan gelemediler. Hukuk Dizi dizi sanıklar! (Kapaktaki o hayalet) Geçen o haftanın sonundaki gün İs- tanbulda Adliye Sarayının kapı- sından çıkan bir grup genç adama her isim soyleteebilirdi, bir isim müstesna: Selahaddin Çetiner! Se-, lahaddin Çetiner bir binbaşıydı. İnö- nünün maceralı Kayseri seyahati sı- rasında bu binbaşıya vazife (o veril- miş, binbaşı sonradan istifa etmişti. İstifanamesi de gazetelerde yayın- lanmıştı. Hadisenin bu safhasında bir neşir yasağı gelmiş, o andan iti- baren olup bitenleri açıklamak men edilmişti. (o Sadece, neşir (yasağının metninden "Askerleri kanunlara kar- şı itaatsizliğe ve inzibat vazifelerini ihlâle teşvik" suçundan tahkikat a- Gi anlaşılıyordu. ma Adliye Sarayının kapısından huriyetin temsilcisi oradaydı, yetinki, Yeni Sabahınki, Dünyanın- ki, Vatanınki, Tercümanınki, hattâ Gece Postasınınki oradaydı. Adliye Sarayına bir basın toplantısında bu- lunmak için gitmemişlerdi. Savcılık kendilerini davet etmişti. Suçları "Askerleri kanunlara karşı itaatsiz- liğe ve inzibat vazifelerini oihlâle teşvik"ti! Bu vahim suçu oSelahad- din Çetinerin istifanamesini o yayın- lamak suretiyle işlemişlerdi. Kapıdan çıkarken Selahaddin Çetiner ismini ağızlarına dahi almak istememeleri bu yüzdendi. Fakat Selahaddin Çetiner, sadece İstanbul gazetelerinin yazı işleri mü- dürlerine oyun oynamadı. AKİS de, başka bir sebepten, ama Selahaddin. Çetinerle alâkalı olarak bir (takımı çalışmalarının boşa gittiğine an-. mak zorunda kaldı. Neşir yasağı son AKİS, 13 NİSAN 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: