2 Temmuz 1966 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 9

2 Temmuz 1966 tarihli Akis Dergisi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İzah ediniz, herkes oyunu versin ! Af Kanununu, bir A.P. takımının, hapishanelerdeki mahkümları affetmek için değil, 27 Mayısın huku- ki tasfiyesinin başlangıcı olarak üşündüğü ortaya çıkmıştır. Bugün hapishanelerde bir tek "27 ayıs ahkümu" yoktur. O bakımdan, "bu zavallıları mâ- sum ailelerine ve çocuklarına kavuşturmak” edebi- yatı işlemez haldedir. Maşallah hepsi dışardadırlar ve en gözdeleri en göz önünde bulunanlardır. Bunla- rın sürdükleri hayat da, doğrusu, yürekleri hiç para- layacak cinsten değildir. Mütevazi geçinenler, sıkın- tıda olanlar ikbal devrinde de aynı hayatı sürenler- dir. İkbal devrinde "sosyetenin gülü" olanlar, hep, sos- yetenin gülüdürler. Bunlar için, düşünülecek bir atıfet vardır. İçlerin- de öyleleri bulunmaktadır ki, bunlar memurdur. Ser- best meslek sahibi olanlar mesleklerini icra ederken, bunlar emeklilik hakkından mahrumdurlar. Hizmet- leri bir kaç yıl eksik diye.. (Emeklilik Kanununda bunu telâfi edecek bir değişikliğe gitmek, atıfet bah- sinde eşitlik sağlayacaktır. Ama, başka af neden? Bunu isteyen takım, affi af olarak istememekte- dir ki.. Bu, onlarca, gasbedilen bir hakkın iadesidir. 27 Mayıszedeler, mağdurdurlar. Suçlu değil. 27 Ma- yısın devirdiği idare, meşruiyetini kaybetmiş bir ida- re değildir. 27 Mayıs, memleketin kardeş kavgasına gideceğini sanmış, belki iyiniyetli, ama mutlaka işgü- zar bir asker grupunun hareketidir. Hareket sonra dejenere edilmiş ve DP.'nin aleyhine çevrilmiştir. Mahkümiyetler bunun neticesidir. Şimdi, bir kanun- la bu haksızlık ortadan kaldırılacaktır. Sonra? Canım, sonra da, elbette ki bu hareketi dejene- re etmiş olanlar M.B.K., CHP., onların asıl kuvveti- ni teşkil etmiş komutanlar, subaylar..- cezalarım göre- ceklerdir. Hiç, bir suç cezasız kalır mı? Mesele böyle alınınca, tabii, Af Kanunu bir şid- detli çarpışmanın sebebi haline gelmektedir. A.P. ta- kımı bunu çıkarabileceğini, hesabını yürüteceğini sa- nıyor. Karşı, taraf, en tabii hakkı olarak bunu kabul etmiyor ve "Hodri meydan!" Mücadelenin müstakbel galibi, doğrusu istenilir- se, pek A.P. takımı olacağa benzememektedir. Zira bunlar, affettirmek istediklerinin hepsi dışarda ve çoğu müreffeh olduğu için bu defa "his İstismarı faktörü"nden mahrumdurlar. Şimdi, düşününüz, devletin örtülü Ödeneğini şahsi masraflarını karşılamak için kullandığından pa- ra cezasına mahküm edilmiş, buna karşılık çiftliği- nin gelirlerine (o çiftliğine değil el konmuş Adnan Menderesin bu borcunun affını isteyecekler. Mende- res, hazin âkibeti dolayısıyla yüreklerde gerçekten eziklik uyandıran, yani hislere hitap edecek olanlar için kullanabilecekleri bir sembol. Peki, buna karşı Mecliste biri çıktı ve diyelim ki şöyle dedi: . . — Bir Başbakan Örtülü Ödenekten şu parayı al- mış, a parayı almış, bunu bilmeyerek yapmış, bunu yanlış yapmış. Örtülü Ödeneğin nasıl sarfedileceği de pek kesin belirtilmemiş o zaman, hatalar olmuş. O- nun için affedelim. Affedelim ve ben de oy vereyim. Ama, biri çıkıp bana şunu izah etsin: Bu Başbakan Örtülü Ödenek ten ne vermiştir, bilir misiniz? Devlete vergisini! E- vet, devlete yergisini Adnan Menderes, Başbakan ola- rak emri altında tuttuğu Örtülü Ödenekten ödetmiş- tir. Biri bana bunun izahını yapsın, oyumu seve seve vereyim.." A.P. milletvekili Yüksel Menderes için, kendisini azıcık terletecek bir görev değil midir bu izahı yap- ma Bakalım, göreceğiz. li şekilde söyleyecek olan İnönüden, bütün Grup işaret beklemektedir. Pek çok kimse bilmektedir ki, Ge- nel Başkan, parti içinde kargaşalı- ga meydan vermeden, her türlü re- vizyonu destekleyecektir. Ama han- gi gruptan gelirse gelsin, parti İ- çinde ikilik yaratacak (meseleleri fikir plâtformundan uzaklaştıracak ve partinin bünyesine zarar vere- cek her türlü davranışa karşı çıka- caktır. Başta Ecevit olmak üzere, CHP'li pek çok milletvekili, o bir prensip ve program değişikliğinden çok, bir metod ve üslüp değişikliği arzulamaktadırlar. Ecevit takımının herhangi bir ard niyeti mevcut de- ğildir. Af İçerdekileri mi, dışardakileri mi? (Kapaktaki o çekişme) Haftanın başında Pazartesi günü, Meclisin ikinci katındaki CHP 2 Temmuz 1966 Grup odasında, beş kişilik bir ko- misyon, sessiz sedasız bir toplantı yaptı. CHP Ordu senatörü Zeki Kumrulunun başkanlığında yapılan toplantının, bundan bir süre önce CHP Ortak Grupunda başlayan, CHP gruplarının Parlâmentoda uy- gulayacakları genel politikanın tes- piti hakkındaki genel (görüşmeyle hiçbir ilgisi yoktu; Toplantı, son günlerde gerek Parlâmentoda, ge- rekse halkoyunda ön plâna çıkan Af Kanunu Tasarısı hakkında CHP'- nin görüşünü tespit amacıyla dü- zenlenmişti. AP, 10 Ekim milletvekili seçim- lerinden önce yayınladığı seçim be- yannamesinde, iktidara (gelirse, memleket gerçeklerine ve ihtiyaçla- rına uygun bir af kanunu çıkaraca- ğını ilân etmiş ve bu vaadle de bin- lerce mahkümun oyunu almayı be- cerebilmişti. AP, gerçekten de, ik- tidara gelir gelmez bir Af Kanunu Tasarısı hazırladı. Fakat, bu tasa- rının gerek seçim beyannamesinde ve gerekse Hükümet Programında belirtilen prensiplerle (o hiçbir ilgisi yoktu. Hükümet, memleket gerçek- lerine ve ihtiyaçlarına uygun bir af kanunu tasarısı yerine, 27 Mayıs İh- tilaliyle tasfiye edilen bir iktidarın mensuplarının ve AP'nin Parlâmen- to Grupu içindeki, sahtekârlık, Ted- birler Kanununa muhalefet, dini si- yasete âlet etmek ve Silâhlı Kuvvet- lere hakaret vs. gibi suçlardan dos- yası bulunan üyelerinin affını he- def tutan bir tasarı o hazırlamıştı. Yani, "içerdekiler"den ziyade "dı- şardakiler" affediliyordu. Bir özel- liğini de Menderesin çiftliğinin ço- cuklarına geri verilmesi teşkil eden tasarı, 10 Ekim 1965 tarihine kadar işlenmiş suçları kapsıyordu. AP İktidarının, kendi kendisini ve DP devri suçlularını affetme a- macını güden tasarısının memleket gerçekleri ve ihiyaçlarıyla bağdaşır yanı bulunmadığının Muhalefet ve kamuoyu tarafından anlaşılması ü- zerine, tasarı bir süre Meclise geti- 9

Bu sayıdan diğer sayfalar: