11 Kasım 1932 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

11 Kasım 1932 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

11 Teşrinisani 1293. Sabite © AKŞAMDAN AKŞAMA Keskin sirke, kabına zararl Kaç ecnebi bilirim: Memleke- imizde senelerce oturmuşlardır da, gene türkçe öğrenmemişlerdir. Fakat, gene kaç ecnebi bilirim: Meselâ, Beyoğlunda — yaşamış, türkçe öğrenmemesine rağmen, #umca öğrenmiştir. Aynı fransız- ların, hattâ Halepte oturarak türk- eyi öğren ca öğrenmeme- Sine öülün var uly kiki, © şehirde türkçe, Istanbul'da rumca nin konuşulduğundan daha fazla konuşulur. Daha fecii var Anası babası, dedesi - belki Kostanteniyenin fet- hinde evvele kadar - Istanbullu olan bir iki sile tanırım, Bunların efradı, ya tek kelime türkçe bilmezler; yabutda türkçeyi: — Ben geldi; sen giderek? « Bu ev sok, boyuk! Bu ev var kusuk! - diye konuşur. Bunun sebebi nedir? Belki on- ların bize temessül etmemek için Şuurlu inatlarıdır. Fakat itiraf etmeli ki, asıl kabahat bizde, Zira, evvelâ, biz, Türk olmayan mubitlerde, türkçenin itibarını sıfıra indiriyoruz. Meselâ, Beyoğlun'da bir dükkâna girersiniz. Türk ol- duğunuzu bile bile, yahut ecne- bi olduğunuza dair biç bir ema- re yokken, tezkâhtarların bozuk bir fransızca hitabına maruz ka- Jirsınız. Bunu tahkir addedip Türk memleketini Fransız müstemlikesi sanan — mütecasiri | terslemek şöyle dursun, bilâkis, ezilip büzü- lür, (iyi bilin, bilmeyin |) fransızca cevap vermeğe kalkışıyorsunuz. (Bu fecaatı muhtelif seferler sütunumuzda yazdık, Lâkin, fecaat devam ettiği müddetçe, her fırsatla tekrarlamaktan geri durmıyacağız!| Sonra: Türkçeyi öğrenmemiş bir adam, dilimizi yanlış konuştuğu takdirde, ona, sözün doğrusunu öğretmek şöyle dorsun; derhal i çıkarıyoruz; ecnebinin givesile sarf ve mahvile cevap veriyoruz: — Yok sen geldi! Ben var gidecek! Milletetimizin direği olan türk- geye biz hürmet etmezsek başkı larından hürmeti, itibarı nat bekliyebiliriz?.. Hüseyin Hilmi paşa merhum, gayet iyi rumca bildiği halde, müfettişi umumi makamında iken, Patrikle konuşmak üzere, tercü- mana müracaat edermiş. — Ne vakur bir hareket. Mahmut Sadık bey de, Alman- yada eczahane arayormuş. Luğate bakmış: “Apotheke,.. Olduğu gibi telaffuz ederek her rastladı- gına sormuş. Almanlar, bu sözden ir şey anlamadıklarını söylemiş- ler. Meğerse, kelimedeki ilk “e, harfini uzatmak lâzımgeldiği hak de, Mahmut Sadık bey, uzatma- dı diye, anlamamışlar. Ibtimal: “ Onlarınki de biraz gabavet?, / diyeceke de ise, keskin zekâ. karşımızdakine temessül 'Keskin sirke kabına zarar... derler. (Vö - Nâj Ferşembe pazarı arabacıları Bir kaç gündenberi Perşembe pazarı ve Kalafat yeri yük ara- bacıları nakliye ücretlerini arttır. maya karar vermişlerdir. Bu ka- rarın tatbiki o civar tüccarın müşkil bir mevkide bırakacaktır. Bütün dünyada olduğu gibi mem- leketimizde de devam eden iktisadi buhranı fazlalaştırmağa sebep olabilen böyle şahsi teşeb- büslerin meni lâzımdır. Bağdat yolu | Semplon ekspres konferansı toplanıyor Yakında şehrimizde Semplon ekspres konferansı toplanacaktır. Konferansta Londra ile Bağdat it altında Londra- dan kalkan bir yolcu, Istanbula trenle geldikten sonra, hiç vakit kaybetmeden Toros ekspresine ir. Şimendifer yolcuları, Nüseybin ile Gergük nda otobüslerle seyahatlerine devam. ediyor Yolcular Kerkükten © sonra, Bağdat demiryollarına biniyorlar. Bütün bu seyahat sekiz gün de- vam etmektedir. Semplon konferansı Kerkük ile Nusaybin arasındaki mesafeyi azaltarak, Londra - Bağdat yolunu 7 güne indirecektir. Yan pencere Belediye bu hususta tebligatta bulundu Son zamanlarda yapılan bazı apartımaz ve evlerin komşunun bahçesine yan pencere açtıkları görülmüştür. Bundan şikâyet eden bazı bina sahibleri Belediyeye üracaat etmişler, bir apartıman ve evin ne suretle yan pencere açacağını sormuşlardır. Belediyenin, noktai nazarına göre bir binanın yan pençere açılması için binanın kendi arsa- sına doğru bir az içeriye çekil. mesi ve bu suretle yan pecerenin bakması lâzımdır. Duvarını geriye gekmiyerek yan pencere mutlaka komşularından müsande alacaklardır. Talebe kahvelere devam etmiyecek Maarif vekâleti talebenin kab- velere gitmemesi için mektep müdürlerine şiddetli emirler ver- mişti, Son günlerde, bazı talebe nin Beyazıt, Şehzadebaşı kahve lerinde bilârdo, kâğıt oynadığı görülmektedir. Kiri Buna karşı tedbirler alınacaktır. | Yeni caddeler Yol proğramının tatbikine çalışılıyor Belediye, bu sene şehir içinde yeniden bir çok yollar yaptıra caktır. Bu yollar için 932 bütçe inde * tahsisat ayrılmıştır. Yeni inşaat proğramı hazırlanmış, bu yollardan bir kısmı ihale edilerek inşaata başlanmıştır Bir kısmının da yakında ihale- leri yapılacaktır. Diğer taraftan mahalle aralarındaki sokakların tamiri için lâzım gelen tahsisat belediye şubelerine taksim edil. miştir. Bütçedeki tahsisat yol programı yapılacak yollar inş gelmiyecektir. Ancak belediye, son senelerde yeni baş- tan yaptırdığı caddelerin inşa pi sahiple bunun tutar bedelile yeniden bazı caddeler yapılacaktır. Bu paranın yüz otuz bin lira tuta cağı tahmin ediliyor. Asabiye ve akliye hastanelerine gönderilen hastalar Asabiye ve akliye hastanelerine gönderilen hastaların avdet har- rahları verilmediği için hasta lerde iyi olan bas ir uzun müddet perişan bir halde kalıyor. Bundan sonra akliye hastanelerine vilâyetlerden gönderilecek hasta- ların avdet harcırahlarının da be- ihbiye vekâ- ABONE Geretleri Türkiye SENELİK 1400 ia AYLIK 780 3” SAYLIK 400 » JAYLIK 150 > a Abone Dereleri doğrudan doğruya AKŞAM idare Dama gönderilmeli. Adres tebdili için yirmi baş ke ruşluk pal göndermek lâzımdır Ecnebi 2700k 1460 800 » Recep 11 — Kasım: $ Tdarenane: Babıdll civarı Acımusluk sokağı 18 No, a Kuduza karşı Ağızlıksız bütün köpekler öldürülecek Memleketin muhtelif yerlerinde | kuduz vakalar görülmektedir. arı dikkata alan Sıhhiye köpekler hakkında umu- 'mücadele açmağa karar. vermiş ve vilâyetlere bir de tamim göndermiştir. Bu tamime göre sahipsiz olan bütün pöpekler itlaf edilecekler, sahipli olan köpeklerin de ısırmı larına mani olacak ağızlarına bir maske konacaktır. Bu nokta belediyelerce şiddetle mürakabe (edilecek, (© maskesiz sahipli köpeklere tesadüf edilirse bunlar da itlâf edilecektir. Köylerdeki — sabipli gündüzleri bir yere bağla ancak Köpeklerin itlâfı için lâzım gelen zehir belediyelerce tedarik edilecekti | Kasım ve havalar Bugünlerde hava tekrar iyileşecekmiş! Bugün kasımın üçüncü günüdür. Eski bazı fikirlere göre kasımın giriş tarzından bu sene havaların 1 gideceği istidlâl etmek bir havayla girmiş, fakat kuvvetli bir fırina ile başlamadığı için bu sene kışın sert geçeceğini fakat fırtma ve ipi olmyacağı iddia edenler vardır. Bundan başka kasımın birinci gününden itibaren on ikinci gü- müne kadar geçen günlerin vazi- yetine de dikkat etmek eski bir âdettir. Bugünlerden her biri senenin bir ayının nasıl geçeceğini göstermekte imi; Kasımın ilk on iki günü, teşri” nisaniden itibaren olan ayların masıl geçeceğini gösterirmiş. Bun- lardan bir kısmı yaza tesadüf den gene bu günlerde has vaların açılacağı da muhakkak Ticaret odası Ticaret odası, Londrada ikti sadıyat tarihi cemiyetine aza mümkündür. Bu sene kasım, poyraz! Bir kaç günden beri havalar soğuduğu için odun kömür alışverişi hararetlenmiştir. Resmimizde bir kömür satışı görülüyor. Esir çarypadisa Iki manzara Bu hafta Beyoğlu sinemaların» dan birinde güzel bir filim var, Paris hayvanat bahçesinde hay. vanların yaşayışlarını, hususiyet- lerini, birbirlerine karşı olan va- ziyetlerini gösteren bir Orada - sözüm meclisten dışarı - bir ayı grüpu nazarı dikkatımı celbetti. Zekâları pek kıt olarak tanılan bu hayvanlar ne marifetler yapmıyorlar, ne marifetler.. Filmi gevirenlerden birinin sesi yükse- liyor: — İhtiyar sakallıların caddeler de Yo- Yo oynaması.. Birde bi kıyorsunuz sakallı bir ayıcık eli deki -Yo- Yo yı mükemmel relte aşağı indirip yukarı çekiyor, bu yeni oyuncaklar sekiz dokuz yapıyor. Bundan sonra gene filimcinin sesi — 95 kiloluk madamların za- yıflamak için sabahları idman yapması İri bir ayı yavrusu öp atlıyor, yerde — yuvarlanıyor. & Korsalar giyiyor. Bu sabne kapanınca yeni bir izahat: — Genç matmazelin kokteyl ip çarliston oynamaları. Bu sefer ince zarif beyaz ayılar çıkıyorlar, bardaklarla bir şeyler içip birbirlerile dansediyorlar. Sonra gene ayni ses: — Bizim “Misin,, Bahri Muküti tayyare ile geçişi Bunları seyrederken aklıma Istanbulda eski mevcut | ayır ların yaptıkları marifetler geldi. Zavallılar bugünkü hemcinslerini nasıl asrileştiklerini zamanın ce-. reyanlarına kendilerini nasıl uydur- duklarını görmüş olsalardı kim bilir ne kedar şaşar, me derece hayret ederler, dillerini nasıl yatarlardı... Hakikaten o zaman kabalık timsali olan ayıları bile o derece değiştirmişki bizim eski ayıcıklar şimdikilerin yanında pek babayani kalıyorlar. Nerede o: Koca koca karının hamamdan dönerken yolda düşüp bayılması Nerede o: Gelinlerin kaynalarile kavğaları. Ve gelin hanımın kına gecesinde köyün ağası... Bütün bunlar kok- teyil içmenin, çarlıston oynamanın, zayıflamak için ekzersizler yapma- nın. Yo - Yo oynamanın, tayyare ile Bahrimubiti yeçmenin yanında insana pek garip geliyor. Artık ayılar bile insan gibi modaya ve asra kendini uyduruyor. Dünya- nın ne derece değiştiğini işte bir misal... Bu hafta içinde bir şey daha gördüm. Bayazıttan Koskaya inerken ihtiyar bir takunyacı tanı rım... Onu kendimi bildim bileli ayn dükkânda elinde keseri, çenesinde uzun sakalı ile takunye yaparken gördüm. Kâh üstü kırmızı kadife kılıflı, kâh tasması yaldızlı ve süslü takunyeler © yapar, dükkânmin önüne sıra sıra malınları dizer ve mütemadiyen tahtaları yontardı. Senelerce bütün değişiklikler bu adama vız geldi. Artık ma- halle aralarında bile takunya tıkır- tıları yavaş yavaş kesildiği, taşları sürtülen nalınların sesi azaldığı halde onu her zaman takunye yapan ken gördüm. Muhakkak ki başka bir iş yapabilirdi. Fakat sanatını değiştirmek | istemiyordu. Dün baktım.. Mucizek Hakikaten mu- cizel, Hacı baba elinde keseri taptaları toparlak toparlak kesiyor. Ye - yo yapıyordu. o Beş kuruşa todtan satmak için ucuz yo-yo... Ve işte o zaman anladımki haki- katen dünya değişiyor. Hikmet Feridan

Bu sayıdan diğer sayfalar: