8 Haziran 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 8

8 Haziran 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

edilince bir çokları böyle bağırmış! zamanlarda Paris o kadar pisti ki inde bozulurdulı Eski yemekler iki saat iç Bugün bütün dünya şehirlerinde hâkim olan temizlik fikri ancak ge- çen asırda yayılmıya başlamış, olduk- ça yeni bir fikirdir. 15, 16 ve 17 nel asırlarda bilhassa Avrupa şehirleri © kadar berbad, o kadar mülevves idi ki bu yüzden zaman zaman bir çok #algın hastalıklar zuhur etmiş ve bin- lerce insan ölmüştür. Bu asırlarda en büyük şehirlerin sokakları mütemadiyen pis kokular neşreden birer çamur deryası halin- de idi. Halk ev içinde basil olan çöp, süprüntü ve pislikleri kovalar ve lâ- zımlıklarla sokaklara boşaltır, ölüler şehrin içinde kazılan büyük çukurla- ra doldurulurdu. Kral saraylarından en küçük kulü- belere kadar her yerde büytk bir pis- Mik hâkimdi. Nihayet zaman ilerile- dikçe bunun omahzurları görülmüş, caddeler yavaş yavaş kaldırımlanmıya başlamış, pencereden sokaklara çöp dökmek âdeti müteaddid kral emir- namelerile şiddetle menedilmiş, şeh- rin içine ölü gömmek yasak olmuş- tur. Bugün temizliğile meşhur Alman şehirlerinin eski halini tasavvur ede- bilmek için tarihin keydettiği şu sa- tırları okumak kâfidir. Bele kadar çamur! Almanya imparatoru Üçüncü Fre- derik 1485 senesinde Tubingen şehri- ni ziyaret etınek istemişti, Fakat da- ha şehirin içine girerken atile bera- ber, beline kadar çamura gömüldü, Şehrin içindeki caddeler daha pis ok duğundan ziyaretten vazgeçmeyi muvafık bularak geri döndü. O zamanki Alman şehirlerinin s0- kaklarında domuzlar serbesçe gezer- lerdi. Bu hal Berlinde 1681 senesine kadar sürdü ve nihayet yasak edildi, Zaten bu tarih Berlin şehrinde bazı temizlik tedbirleri alırmıya basladığı senelere müsadiftir. Nitekim 1671 se- nesine gelinciye kadar Berline üğri- yan köylüler şehirden çıkarken bir araba çöp yükleyip şehrin harieine götürmeğe mecbur idiler. Ancak bu suretle sokaklara yığıları ve taaffün. eden çöpler azalmıya başlamıştır. 1490 senesinde Nörenberg belediye- si her gün bir hamal vasıtasile sökak- Jardaki ölü domuz, köpek; kedi, ta- vuk ve fareleri toplatmıya karar ves rince şehir halkı çok sevinmiş, hattâ belediyenin akıllara hayret veren bu kararı münasebetile pek neşeli şarkis Jar bestelenmişti. Erfurt şatosunda lAğım büyük top- Jantı salonunun tam altında idi; 1183 Benesinde imparatör Frederik Barba- Tos bu salonda Rayhiştağı toplayincâ kalabalığın fazlalığından salonun dö- şemesi çöktü. Davetliler lAğımın içine yuvarlandılar. Bu bhâdisede sekiz prens, bir çok asılzade ve yüzden faz- Ia şövaliye ölmüş, imparatör kendin! pencereden atarak güçlükle kurtul muştur. Eski Paris Meşhur Paris şehrine gelince; eski devirlerin en pis şehirlerinden biri de budur, 1185 senesinde bir gün Fransa kra- h Pip Oğgüst sarayının penceresinde oturup sokağı seyderken hızla bir araba geçli ve sokağın çamurunu o kadar karştırdı ki Parig şehrinin pis kökulu tebehhuratına hayli alışık olan kfal bayıldı. Bundan sonra bazı mü- him caddelerin kaldırımla döşenmesi- ni emretti, , 1666 senesinde ilk defa Paris sokak- Jarında yaptırılan umumi temizlik © kadar mühim bir hâdise teşkil etti ki bu unutulmaz günü daima yad için yalnız şiirler yazılmakla kalmadı, iki tane de madalyon yaptırıldı. 1697 yılına kadar Paris şehri ahali- si gece ve gündüz pencerelerden soka- ğa her türlü pislik ve süprüntü atar- lardı. Bunu yapmıyanlar, evlerinde | Apteshaneleri bulunan zenginlerdi ve bu apteshane bahçede kazılmış hir “Dalkavuklu 17 nci asırda abdesthane icad Pariste bir zamanlar apteshanesi olmıyan Louvre sarayı Eski Pariste bir sokak çukurdan ibaretti, Pariste on dördüncü Lül zamanın- da hiç kimse sokakta giderken tepe- sinden aşağı pis bir Şey dökülmiyece- ginden emin değildi. Umumi aptesha- , meler olmadığı için sokak köşeleri, sa rayların ve kiliselerin civarı, duvar dipleri bu hizmetleri görmekte idi. Saraylardaki müthiş kokular! Pariste Palais de justicede ve hat- tâ Louvrede sâraylarm Avlusunda güpegündüz bu nevi tabit ihtiyaçla” rın defedildiği görülür, buna kimse ses çikarmazdı, Bu devirde İspanya ve Frânsa kral sarayları bugün alışmamış bir adamı kolaylıkla boğabilecek kadar müthiş kokular neşreder, bol miktarda sar- fedilen güzel kokular bile bunun önüne geçmezdi. Nihayet on yedinci asırda biri 18- zımlığı icad etmiş, bu ihtara ilk defa saraylarda » kabul edilerek pisliğin önü biraz alınmıştır. Dereler halinde akan pislik 1780 senesine kadar Puris sokak- larinii ortasından dereler halinde akan pis suların üzerinden ancak or- ta yere konulan büyük taşlara basa- Tâk karşıya geçmek kabil olurdu. Nihayet bir çok emirler sokakları kirletmemeği tavsiye ettiği için bun- dan sonra pislikler ve çöpler o zaman- ki Parisin pazar meydanı olan Place Muaberte götürülmeye © başlandı. Fakat bir müddet sonra bu pazar meydanınm taaffünü dayanılmaz bir hale gelmiştir. O devirlerde insanlar da şehirler kadar pisti, Meşhur J. J. Rousseau saatlerce lâzımlıkta otururdu. Hattâ Orlean dukası ayni vaziyette ve hiz- metçileri de yanında olduğu halde Noailles dukasını kabul etmiş ve ken- disile uzun müddet görüşmüştür. Aptesanenin icadı Apteshane İngilterede 17 nel asır. z Dünü md da icad edilmişti. On altıncı Lüinin cülüsunda ilk defa olarak kraliçe daj- resinde böyle temiz bir apteshane in- şa edilince o zamanın bilgiç insanları bunu «Dalkavuklüğun son kertesiş diye tavsif ederek Krulın yakınlarına hücum etmişlerdir. Yirminci asır bağlarında İsveç sa- rayında henüz modern bir aptesha- ne olmadığı için herkes, hattâ misa- fir krallar ve prensler bile sikışınca koridordaki bir parâvanın arkasına giderler, orada bulunanların ayakları paravanın alt tarafından görülürdü, Bin sene mütemadiyen içine ölü gömülen Paristeki İnnocents mezarlı- ği o kadar taaffün etmişti ki mezar- lık civarında oturan halk hükümete müracaat ederek şikâyette bulunmuş- lar, mezarlığın neşrettiği şiddetli ko- kular yüzünden yemeklerin iki aaat- te bozulduğunu bildirmişlerdir. 1776 da şehrin içinde, bahçelerde ölü gömmek tamamen menedilmiştir, Temizlik başlıyor İşte böylece aradan asirlar geçtik- ten sonra yavaş yavaş şehirlerin te- mizliğine daha ziyade ehemmiyet ve- rilmeğe başlamış ve Şehir temizliği yirminci asırda en yüksek mertebesi- ne erişmiştir. Artık şehirliler sokaklarda pis ko- küların yükselmesine deği, toza bile tahammül edemiyorlar. Bugün bir evin içi nasıl yıkanıp temizleniyorsa, şehirler dö, geceli gündüzlü, bol sular: la yıkanmakta ve şehri kirletenler ağır cezalara çarptırılmaktadır. Bun- dan başka belediyeler, vazifeleri şeh. Ti temiz tutmaktan ibaret'olan çöp. çülerden mürekkep masşlı küçük or- dular besliyorlar. Adapazarı Halkevi - müsamereleri Adapazarı (Akşam) — Halkevi tem- sil kolu durmadan çalışıyor ve müsa- miöreler tertib ediyor. Temsil kolunun sahneye koyduğu Ana piyesi çok iyi oynandı ve seyircilerin takdirlerini kortesil, Sebillerle meydan 8 Harran 1991. çeşmelerimiz e Eski Türk mahalleleri, şamatası Olmıyan sakin bir muhit ossızlığına karşı dar sokaklıydı. O dar sokaklar içinde bir hayır maksadile yapılmış mahalle mescidi, mahalle mektebi ve mahselle çeşmesi en mühim ihtiyaca karşı koyan mimari eserlerdi, Meselâ İstanbulda «Salmatomruk» adlı bir çeşmeden o mahalle adına Salmatom- rTuk denilmektedir. Ayni zamanda «Sekbanağa mescidi> nin bulunma- sından dolayı sokük ta bu adla ti- mimaktadır. Fatihte «Haydarhane» denilmekle maruf bir semt adı, Fatihin bayrak- tarı Haydar Hüseyin dedenin mekte- bi ile tekkesinin bulunmasından Kal- mıştır, Fatihle beraber İstanbula ilk giren gazilerden Kasım çavuş namına Eyüpte «Keki Yeni» ciyarnda bir mescid olup Kardeşi Ali çavuşun da gene Eyüpte Sofular mahallesinde «Sofular ,mescidi>, Kiremitçi Süley- man Çelebiye ait «Kızıl mescid ma- hallesi ve camii; vardır, Daha böyle, İslâmbey, Nişancı, Babahaydar, Ba- bacafer gibi tarihi ad taşıyan Eyü- bün dar sokaklı semtlerinde sanat örneği çok kıymetli eserlerimiz sak- hdır, İstanbulun son iki müthiş yangınt, Fatih ile Aksaray civarında bulunan Türklüğün eski yuva ve bir çok mu- az7e7 hatırölarını kül etmiştir. İstan- bulu her yerde sevdiren şeylerden bi- ri de tarihi hatıralarıdır. Kazılan top- rakların derinliğinde hürdehaş ol muş Bizans eserlerinin yığıntı moloz- larından ufak bir Şey bulmağa mu- vaffak olmak için görüyoruz ki bir takım müsteşrikler, İstanbula nasıl koşup gelmektedir. Halbuki İstanbul- da, efsanevi bir kurun kapatan, yeni parlak bir kurun açan öz asil mede- niyetimizin bıraktığı mimari orijinal eserler, böyle mahâlle arasında, dar sokaklar içinde bakımsız kalip kendi elimizle kendi haline ve ihmalin Şef- katsiz tahribine pek #avallı olarak terkedilmiş bir haldedir. Dünün kör hatalarına gam duy- muyoruz, Fakat bugün her medeni 'Türk kendi yurdu eşyâsının kendi harsının âşığıdır. Dileğimiz, İstanbulun yeni imar projesi tatbik edilmeğe başlandığı zaman dar sokaklı mahallelerde velev küçük ve harab olsa da maili inhi- dam! Raporile tarihi değeri olan bir eser hemen ortadan Kaldırılmasın, mümkün olduğu kadar korumak şek- Mi düşünülsün. Güzel sanatlarımızdn tezyini bir eser olarak bulunduğu mevkii süsle- yen büyük çeşmelerimiz ile sebilleri- mize gelince; Ayasofya müzesi karşı- sındaki Üçüncü Ahmed çeşmesinin baha biçilmez yüksek kıymeti dolayı- sile memlekete temin ettiği menfaat, inşası masrafından kat kat fazladır. Fihakika inşası tarihindenberi bu çeşmeyi hayran hayran temaşa zey- kine ermek uğurunda yalnız dünya- nin dört bucağından koşup gelen ec- nebi seyyahlarının memlekete birak- tıkları para müazzam bir yekün tu- tar, Üçüncü Ahmedle Birinci Mah- mud devri içindeki Türk mimarlari- nın öz sanat mahsulü olan bü zarif ş (Eski Istanbulun dar sokaklarında mimari yadigârlarımız meydan çeşmeleri, - ayrıca Yenica” mi sebili ve çeşmesi dahil olarak - 7 tane sayılır. Hattâ İstanbulda bun- lara halk arasında 7 kardeş denir. Geçenlerde Toöphanede Kılıç Al paşa camli Karşısında bulunan (hicri 1144 tarihli) Birinci Mahmud devrine ait dört yüzlü meydan çeşmesinin kö- tü bir şekilde tamirine başlanmak Üzere idi İlk iş, iskelesi kurularak kıymetli kitâbelerin eski sabit altın yazıları üzerine derhal «yeşil, mavi> renkte basit bir yağlı boya sürülmek İstenilmişti. Evet, vaktile o kabartma yazılar, oyma işlenmiş çiçekler, nâ- kışlar hiç bir eserde görülmeyin sabit ve nebati renkler terkibile çok sana kârane şekilde boyalıyd:. Yaprık, çi- çek süslerine tabii rengi verilmişti. İstalâktit zinetlere altan yaldiz sürül- müştü, Yoklandığı zaman bunların hafif iz bakiyeleri hâlâ üzerinde belli olmaktadır. Eski tarihi tablolarda hattâ Melleniğin bir eserinde Top- hane çeşmesi Üzerinde yüksek bir kubbe olup ayrıca alçak satıhlarda küçük kubbelerle süs zümreleri teşkil eden ve muhteşem bir sakaf taşıyan örtüsü bulunduğu görülmektedir. Şimdiki şeklinde ise saçak silmeleri ü- zerine sonradan yapılma ve hiç bir mis mariye uygun olmıyan babalar &ıra- landırılmış, aralarına kötü demirler geçirilmiştir. Bu Kere de Terkos suyu isalesi için çeşme yalağı yerine çi- mentodan çirkin ve münasebetsiz bir saat muhafazalığı uydurulmuştur, Tophanenin rıhtım caddesi üzerin- de ve en işlek bir köşede dalma rıh- tımdan çıkan seyyahların ilkin güz“ lerine raslıyan bu değerli yüksek ese- rin restore esaslarına göre tamir ve ihyası, ayni zamanda sanat bakımın- dan hüsusile şehircilik noktasından çok elzemdir. 7 kardeşten diğer biri de, Kabataş iskelesi karşısında sed üzerinde bulu- nan «Hekimoğlu Ali paşa çeşmesi dir. Bu çeşmenin üzeri de Tophane çeşmesi gibi örtüsüz olup muhdes korkuluktudur. Hekimoğlunun aynca İstanbulda Dâvutpaşa civarında o<câmi, türbe, kütüphane, çeşme, sebil» den ibaret umumi plân dahilinde mimari mans zume teşkil etmiş olan eserleri mev- cuddur, 'Türbeşile kütüphanesi, kure şun örtüleri olmadığı için günden güne harab olmaktadır. Sdrazam Hekimoğlu Ali paşa, Türk mimarisinin en son müdaflidir. Onun eserlerinden sonra frenk tesiri Barok, Rokoko tarzı, öz sanatımıza yabanci şekillerini. karıştırmağa başlamıştı, Gene böyle manzume halinde, dahs eski tarihli hicri 1008 de yapılmış olan hassa mimarı Davudun eserles rinden - Fatihte Bozdoğan kemerleri* he bitişik - Gazanfer ağa medresesild sebil ve müştemilâtı vardır, Bunlar da harab bir haldedir. ; Medrese, kütüphane, çeşme misil bu öksüz eserlerin en büyük talihsiz# liği, idarelerinin ayrı ellere veritmesis dir, Bu dağınık şekil terkedilerek ert çok alâkadar bir makamla yalnız bi? elden bakımı ve ihyası biran evvel gereklendirilmelidir. i Mimar: Kemal Altan «

Bu sayıdan diğer sayfalar: