24 Ekim 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

24 Ekim 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Türkiye serbes güreş birincilikleri Tekirdağlı Hüseyin şampiyonluğu muhafaza etti Eminönü Halkevi tarafından pro fesyonel güreşçiler arasında tertib edilen Türkiye serbes güreş birinci- liklerinin final müsabakaları dün 'Taksim stadında az bir seyirci önün- de yapıldı. Türk tebaası olmadığı cihetle mü- sabakalara alınmıyan Mülâyimin ve kolunun sakatlığını ileri süren Kara Alinin baş pehlivanlıklara iştirak et- memeleri bu karşılaşmaların ehem- miyetini kaybettirmişti. Nitekim dün- kü seyircilerin azlığı da bunu ispa- ta bir delildir. Bundan evvelki sene- lerde yapılan birinciliklerin gördüğü alâka ile bu seneki müsabakalar ara- sında güreş meraklısı halkın alâkası ! bâkimından büyük bir tedenni var- dır, Maamafih bu âzlıkta havaların fena olmasinm da dahlini unutma. | mak lâzımdır. Badema bu gibi mü- ! sabakaların açık sahada en geç ey- Jül ayına kadar yapılabileceğini ter- tib heyetinin nazarı dikkate atması lâzımdır. Başâltı birinciliği: i Bir gün“övvel. rakiplerine mağlüb olan Hilmi ile İbrahim günün ilk karşılasmasını yaptılar. Baştan başa Hilminin hâkimiyeti alında geçen bu karsılaşma nihayet 21 inci daki- kada Iurahimin sırtının yere gelme “sile nihavet buldu. Ve Hilmi başaltı" üçüncüsü oldu. İkinci karşılaşma o başaltı birinci- Tiği için Mehmed Kaynarla İbtahim Güner arasında yapıldı. Bir gün ev- ve! rakiplerini sayı hesabile mağlüb eden bu iki pehlivanın güreşi çok #ewkli oldu, Ve İbralıim 14 üncü da- kikada tusla galib gelerek başaltı birinciliğini kazandı, Mehmed ikinei oldu . Ağır sıklet birinciliği : Baş pehlivanlık müsabakalarının birinci o karşılaşması dün Manisalı Halile mağlüb olan Bübaeskili ile Te- kirdağlıya mağlüb olan Pehlivanköy- Yü Muslufa arasında yapılacaktı. Fa- kat Pehlivanköylü Mustafa gelmedi- inden Babaeskili hükmen galib sa- yılarak başa pehlivanlıkta üçüncü Hân edildi, p Günün son müsabakası Tekirdağlı *ile Manisalı Halil arasında yapıldı. Daha henüz altı ay kadar evvel baş pehlivanlar arasına katılan Halil gençliği dolayısile heyecanlı idi. Final müsabakası olduğu için bir saat olarak ilân edilen karşılaşmanın ilk yarım saati çok sıkı cereyan etti. Muhtelif şekillerde Tekirdağlı Hüse- yini zorliyan Manisalı toyluğu yü- zünden netice alamıyordu. Maama- fih kendisine puan kazandiran bazı oyunlar tatbik etmeğe muvaffak oldu. 15 dakika istirahetten sonra ikin- ci devre için ringe çıkan pehlivanlar çok çetin bir şekilde çalışmağa baş. | MEŞ'UM eş | Bulgar pehlivanı | sahayı terketti Mülâyim pel peklivin hakem kararile galib ilân edildi Ankara 23. — Ankaragücü stadın- da muazzam bir seyirci kütlesi huzu- runda, profesyonel güreş müsabaka. ları yapılmıştır. Bugünkü karşılaşma, Bulgar Kirof ile Mülâyim pehlivan arasında idi. 53 üncü dakikaya kadar Mülâyimin ezici bir hâkimiyeti altında cereyan eden karşılaşma, 53 üncü dakikada | Kiroftun Mülâyimin tatbik ettiği sert oyunlara tahammül edemiyerek sa- hayı terketmesi üzerine Mülâyim peh- livan hakem heyetinin ittifakla ver. diği kararla galib ilân edilmiştir. Ankaradaki maçlar Ankaragücü ve Demirspor galib geldiler Ankara 23 — Lig maçlarına bugün Muhafizgücü stadında çok kalabalık | bir meraklı kütlesi önünde devam Olunmustur. İlk maç, Ankaragücü İle Galatasaray (akımları arasında yâa- pildı. Hakem B. Ömer idi, Birinci devre Galatasarayın 1-0 lehine bitti. İkinci devre çok hara- i retli geçti, Oyun nihayetlerine doğru hakem, sert oyunlarından dolayı Ga- latasaraydan üç ve Ankaragücünden iki oyuncuyu oyun haricine çıkardı. Bundün sonra Galatasaray 8 ve Ankaragücü de 9 kişi ile oynamasına rağmen netlce üzerinde bir değişiklik olmadan maç Ankaragücünün 3-1 galibiyeti ile sona erdi. Bundan sonra Demirsporla Harbi- ye takımları karşılaştılar. Çok zevkli bir oyundan sonra maç 3-2 Demir- porun gâlibiyeti ile bitti, İzmirde İzmir 23 — lg maçlarına bugün devam edildi. İlk maç Ateşle Demisr- sopr takımları arasında yapıldı. Ta- mâmen geçenlerden teşkil edilen Ateş takımı güzel bir oyunla rakibini 4-0 yendi. Bundan sonra Döğansporla Ya- İ manlar karşılaştı. Birinci devresi 0-0 biten bu maçı bire karşı 2 sayı ile Do- ğanspor kazandı. İkinci küme maçları tehir | edildi Süleymaniye stadında yapılacak olan ikinci küme maçları sahanın çök çamurlu olması dolayısile tehir edilmiştir, 200 AAEESERAREEAEEEEE EEE EEAEEEEEEEAEEAANN ladılar, Tekirdağlı Hüseyin işi çabuk bitirmek İçin bütün kuvvetini kulla- nıyordu. Nihayet. 3 üncü dakikada nefis bir kafakol oyunile Manisalının sırtını yere getirmeğe ve bu sene de' Türkiys birincisi olmağa muvaffak oldu. Müsabakalar neticesinde yapı- lan tasnife göre Tekirdağlı Hüseyin baş pehlivan, Manisalı Halil ikinci, Babaeskili İbrahim üçüncü ilân edil diler. KADIN Aşk ve macera romanı Nakleden: (Vâ - Nü) — Tarafımdan sevildiğini zanneden | aptal kadın! Senin acemi buselerin, | ruhsuz okşayışların bir erkeği tatınin | eder mi sanki... Aşk bambaşka birşey! Onda kuvvet, kudret, vahşet var! O, öldürüyormuş hissini vererek insanı yaşatır. Iztırap verirken zevk doğu- Tur... İşte Lemanla ben birbirimizi bu şekilde seviyoruz. Biribirimizin kolları arasında duyduğumuz lezzeti hiç bir şeyle kıyas edemem. Cehennem içinde bir cennet! Ne bahasına olursa olsun ben bundan ayrılamami!... — Sus, susl... Allah aşkına yeterl... Bu sözlerin beni öldürüyor. Memduhun coşkunluğu son radde- sini bulmuştu. Öfke ile devam etti: — Madem ki saadetimi idame ettir. mek için bana lâzım olan parayı dahi | bulmuyorsun, git... Gözümün önünden | yok ol... Nereye istersen oruya... Bir daha seni görmiyeyim... İniltilerini, şi- kâyetlerini işitmiyeyim!... İ Satiye cevap vermeden ayağa Kalk« fı. Dimdik duruyordu. Hiddetine kapi» dip N si 'Tefrika No, 45 eeğini tahmin ediyordu. Fakat erkek insafsızlığı o dereceye vardırmadan çi- kap gitti. Kadın bir koltuğa yığıldı. Yüzü avuç- ları içinde kapalı, uzun bir müddet dur- | liğini muhafaza etmektedir. du. Başı dönüyordu... Hiç birşey düşü. nemiyor, şimdi oracıkta sanki öleceği- ni sanıyordu. Sonra göğsünü yırtan acı bir hıçkırık bütün vücudünü sarstı, “Uzun uzun ağladı, inledi. Biraz sükün bulduğu vakit kati kararını vermişti. Yerinden kalktı. Çekmesini çekti, bir kâğıd alarak İsmall Kenanın annesi- ne mektup yazmağa başladı, İşi bittikten sonra giyindi. Sakin adımlarla merdivenden inip bahçeye çıktı. Ağaçların arasında kaybolarak büyük havuzun olduğu tarafa ilerledi. Esen tatlı yaz rüzgüri suyu hafif hafif kırıştırıyordu. Burası oldukça de- rin bir yerdi. Genç kadın etrafına bak- tı. Kimseler yok. Iztırabına cenabıhak- kı şahid tutuyor. Ondan af diliyormuş gibi geni semaya kaldırdı. Sonra Polonya “Çekoslovakya meselesi çabuk halledil- meli, fazla bekliyemeyiz,, diyor (Baş tarafı 1 inci sahifede) Çekoslovakyanın mukabil teklifleri Budapeşte 23 — Çekoslovakya hü- kümeti mukabil tekliflerini dün Maâ- caristanın Prag sefirine vermiştir. Bu teklif dördüncüdür. Zannedildiğine güre, Çekoslovakya, Macaristan tara- fından istenilen 12,940 kilömetre mu- rabba araziye mukabil 10 bin kilo- muktezi olmadığı ilâve olunmaktadır. Şu halde Macaristanın isteği ile Çe- koslovâkyanın teklifi biribirine yak- laşmaktadır, Şimdiki halde baslıca ihtilâf bir iki kasabaya aittir, Müşterek Macar - Leh hududuna ge- lince, Budapeşte, bu hususta nikbin- Geçmiş e iie İkinci Abdülhamid ve Ecnebi matbuatı Abdülhamidds ecnebi gazetelerinin bize dair ne yazdıklarını bilmek, şah- sının ve hükümetinin aleyhindeki neş- Tiyatın-kimler tarafından tertib edil- diğini öğrenmek merakı vardı. Sefa- retlerimiz gazetelerde görülen o tür- lü makaleleri. ve haberleri, kesip he- | men Hariciye Nezaretine göndetmek- le mükelleftiler. Bunların, ivabına gö“ re, aynen ve yahut hülâsatei tercü- meleri yapılıp saraya takdim olunur» | du, Padişah bu yazıların bazılarına ehemmiyet verir ve kimleri eseri olup, kimlerin güzetelere hastırdığı- nın tahkikini emrederdi, Aleyhimizde- Kİ neşriyatın hepsine yakırı çoğunun failleri İse, Abdülhamidi endişelendir- mak ve korkutmak istiyen ve sonra bunları yazanları iskât ile aleyhimiz- Diğer taraftan bu meselenin acele halli muktezi olmadığı ilâve olunmaktadır. Teklif, anlaşma zemini teşkil etmiyecek - Budapeşte 23 (A.A) — İyi haber alan Macar inahfillerinden bildirildi- ğe göre, Hüzün öğleden sonr top- lanan nazırlar meclisinde tedkik olu- nan Çekoslovak teklifleri, bugünkü şeklinde bir anlaşma zemini teşkil edemiyecek mahiyettedir. Ğ B. de Künya, bir mukabil proje hazırlamıştır. Bu mukabil proje, pek yakında Prağa bildirilecektir. Şimdiki halde he Çekoslovak tek- lifleri ne de Macer mukabil teklifle- ri hakkında hiç bir sarih malümat verilmemektedir. . Macaristan taleplerinin isafını istiyor Budapeşte 23 (AA.) — İyi haber alan mahfiller aşağıdaki malümatı vermektedir: Macar hükümetinin mukabil tek- Jifleri bu gece Prâğa gönderilecektir. Çek tekliflerinin ümümi hatları ile ve büyük Macar şehirlerinin istisna- $1 İle etnik konunlara tevafuk elmek- t6 bulunduğu kaydedilebilir, Verilen cevapda Macaristanın etnik bakım- dan hiç bir fedakârlık tebarüz ettirilmektedir. Bilhassa Ma- caristan, tarihi hududlar prensibin- den vaz geçmekle esasen büyük 'fe- dakârlık yapmış bulunmaktadır. Ma- car hükümeti etnik prensipin istisna- $ız ve kayıdsız ve şartsız kabulünü ve diplomatik müzakerelerin çabuk ni- hâayete erdirilerek Macâristanın hak- kaniyete dayanan taleblerinin isafını istemektedir, Macar Başvekilinin bir makalesi Budapeşte 23 — Başvekli B. İmredy, Fuggetlenseg gazetesinde neşrettiği bir makalede Macaristanın iç ve dış po- Yitikasının başlıca hatlarını çizmekte- dir. B. İmredy diyor ki: «Macaristan askerlik bakımından kuvvetli olmalı ve içtima! ve zirai 15- hâleler... Ve gene sakinleşen havuzun üstünde güneş ışıkları parlamağa bas- ladı, » Safiye hanımın cesedini ertesi gün bahçıvan buldu. Bu hâdise bütün da- vetlilerin neşesini kaçırdı. Hazırlanan eğlenceler, zevkler akim kalacaktı. He- Je Leman fena halde sinirlendi. Şimdi bu yeni ölüm vakası yüzünden kimbi- lir ne dedikodular olacak, hakkında ne- ler söylenecekti! Ne yapacağını bilmi- yordu. Kendisine en ufak maddi yardı. mı sırasında temin edemiyen Memduh- tan da adamakıllı bıkmıştı. Etrafına öfke ve hiddet saçıyordu. Hükümet, tahkikatını yaptı. İntihar mu? Kaza mı? Suikasd mı? Gazeteler uzun uzun bahsetti. Bütün vakalar Le. manı pek üzüyordu. Genç kadın üzül- “dükçe de sebep olan Memduha kızıyor- du. Bu kadar sıkıntı hep onun yüzün- den! AHfedilir iş değil! Delikanlıdan ayrılmağa karar verdi. Zaten Memduh sersemlemiş bir hal de idi. Karısının cesedi karşısında ap- tal aptal gülerek «Mirasa konuyor mis yım? Karımın iradı bana kaldıysa der- hal terhin muamelesini yaptırabili- rim» diye söylenmişti. Bu sözler o &nde alçaklığına atfedilse de ileride çılgınlı- ğının başlangıcı olduğu anlaşıldı. Bursadan İzmire otomobille gelen İs- edemiyeceği | de bulunmamalarını temin ederiz di- yerek, para çekmeği kendilerine sanat ittihaz edenlerdi. Bu tarzda dolandı- rıcılık ile padişahtan bol bol etiye alanların içinde ecnebiler veya tathsu frengi.dediğimiz Beyoğlu “kurnazları” da vardı ve kendilerina mühim Avru- pa matbuatı sahiplerine yeya muhar- ritlerine Mersubiyet süsünü vermeği biliyorlardı. - En ustaları, padişahın devlet erkâ- nından ve sair tanınmış şahsiyetler- den kimlerden şüphesi varsa, padişah aleyhine beş para etmez paçavra ma- kulesi bir gazeteye ufak bir makale bastırıp, sonra bunu yazdıranı bulu- rüz, diyerek, masraf namile mümkün oldüğu kadar para koparrlar ve ni- hayet roman gibi bir jurmal yapıp padişahın çekindiği şahsiyetlerden bi- rine kabahati yükletirlerdi. Hattü bu jJurnalcılar bir defasında Tazul sadrâzamlardan Said paşa İle Kâmil paşanın - ki biribirlerini çeke- mezlerdi - Beyoğlunda sapa bir sokak- ta yerlilerden ve ecnebilerden bir ta- kım kimselerin girip çıktıkları bir ev- de arasıra gizlice birleşip bazı kimse- lerle beraber aleyhteki gazete maka lelerini yazdıklarını ve birkaç elçi ile buluştuklarını bildirmişlerdi. Fakat tahkikata girişildikte, dedikleri evin polisin malümu olan randevu . evle- rinden biri olduğu tebeyyün etmişti ve paşaların gelip gittiklerinin aslı ol- madığı anlaşılmıştı. Suretâ memleketimizde hürriyet ile beraber kanunuesasiyi . ilân etmek propagandası yapmak ve hakikatte GETEVEYEEEYEAE REPERTUAR EREN eş) lahat yapılmalıdır, Macar hükümeti Almanya, İtalya ve Polonyaya istinad etmelidir.» Başvekil makalesinde Yahudiler aley- hinde bir şey söylememiştir. Bu nok- ta dikkati çekmiştir. Diğer taraftan yalnız üç büyük dost memleketle bir- likte hareket etmekten bahsedilmesi de ehemmiyetle karşılanmıştır. Kabi- nenin iki veya üç ay için geniş salâhi- yet istiyeceği söyleniyor. mak üzere iken içeri girerek: — Hayır! dedi. - Burada gömülmiye- cektir. Onu alıp İstanbula götürece- ğim. Bizim mezarlığa defnettireceğim. Leman hanımın birinci kurbanı olan oğlumun yanına!... Herkes süküt ediyordu. İhtiyar an- ne, Memduha döndü: — Karınızın son arzusuna ıhâni Ol- mazsınız zannederim. O bana ölmez- den evvel mektup yazmıştı. Erkek yumruklarını salıyarak vak- tile bir anne gibi hürmet ettiği kadı- nın üstüne yürümek istedi. Birkaç ki- şi etrafını sardı. İşte o zaman müthiş | bir kahkaha, ancak delilerin atabile. | ceği canhıraş, feci bir kahkaha herkesi ürküttü. Memduh, gözleri fırlamış, gör- düğü bir hayali itmek istiyormuş gibi kollarını uzatmış, çırpınıyordu. "Leman dehşet içinde odasına kaç. mak istediği sırada İsmail Kenanın annesile gözgöze geldi. İhtiyar kadın bakışlarile ona Jânetler savuruyordu. #se Cenanın hayaleti, uzun bir ıztırap- tu. Feridun bey, onu gitgide daha fazla seviyor ve şimdi artık karısının, hisle- rinde kendisine tamamile mukabele et- tiğini bildiği için o delice kıskançlıkla» mall Kenanın annesi cenaze gününe “zetesini çıkarmağa devam ei Abdülhamidi ürkütüp para çekmek garezile elli sene kadar evvel Londra- da neşrolunan türkçe bir gazeteyi ka- patmak ve aleyhteki gazeteleri ka- 'zanihak Üzere Suriyeli kurnazlardan biri saray erkünından elde ettiği ba- zıları vasıtasile kendisini padişaha İn- giltere ve Fransada nüfuz * ve itibar sahibi /'olarak tanıtmiş ve Abdülha- midden değerli bir liman imtiyazı ala- Tâk ve bu imtiyazı bir şirkete satarak ele geçirdiği külliyetli paranın bir miktarını Londradaki gazete sahibi- ne verip gazeteyi kapatmış ve sonra bakiyesile zenginler * arasında geçip - müreffehen bir müddet yaşamıştı, Benim elçiliğim esnasında Paris- te birkaç defa Abdülkamid aleyhinde gazete çıkaranlar oldu ise de bunlar ümid ettikleri gibi padişahtan para çarpamamışlardı, Başka suretle pa- ya bulup matbaa masrafını da ödeye- mediklerinden, gazetelerini yaşatama- mişlardı. Yalnız Ahmed Riza bey ga- üşnek yo- Junu “Bulmuştu ve padişahtan: para “almak için ri&şriyat yapmıyordu. Sabık Fransa Hariciye Nazırı M. Hanoto, Bördo'da çıkan bir gazeteye İtalyanın Trablusgarpte gözü olduğu- na ve bu emeline göre politika takib ettiğini tabii görerek Fransanın bu arzuya müsaid bulunduğuna dair bir makale yazmıştı. Abdülhamid bundan müteessir olarak, Hanoto'dan izahat istemekliğimi emretmişti. Gidip Ha- noto'yu buldum ve kendisinden İza- hat vermesini rica ettim, Cevaben ba- nd dedi ki: «Hariciye Nezaretinden çekileli beri ne hükümetle ve ne par- Jâmento ile münasbetim kalmamıştır. Müelliflik ve muharrirlik “ile meşgu- Tüm, Maişetimi temin için gazetelere edebiyata, siyasiyata ve hariciye ah- valine dair betrdler yazıyorum. Fakat hükümetle alâkam olmadığından, makalelerime esas ölan malümatı an- cak gazetelerden iktibas ediyorum. Böyle esasları itibarile, sıhhatleri meş- kük rivayetlere müstenid olan bend- lerin ahkâmı her zaman hakikate te- vafuk etmez v& bunlara ehemmiyet vermek lâzım gelmez, Hem de benim gibi bir memuriyette olmıyan ve siyasi ahvali herkes gibi uzaktan görüp ga- zetelere makale yazanların resmi bir memuriyete geçince başka türlü lisan kullandıkları ve başka fikirlere hiz- met etiklerti de derhatır olunmak ik- tiza eder, Hasılı Borda gazetesile neş- redilen makaleyi devletiniz hakkında fena bir fikirle yazmadım, Fransa ve İtalyanın Trablusgarp hakkındaki si- yasi nazariyalına dair ecnebi gazete- lerinde gördüğüm rivayetler üzerine alelâcele kaleme almış idim. Ehemmi- yet verilecek bir şey değildir.» Salih Münir Mütekaid büyük elçi elle sarılmış, bütün samimiyet ve sa- dâkatile ona bağlanmıştı. Yalnız ko- Ccası için yaşıyordu. Ancak, kızının derdi, onu mütema- diyen üzüyordu. Türkiyede kaldığı kısa müddetler zarfında yavrusunu bulmak için bin bir tehlikeyi göze alarak yaptığı araştır- arayıp bulmasını tenbih etmişti. Fakat ses sada çıkmamıştı. Şimdi zavallı an- ne, yavrusunun öldüğüne kani idi. Aradan on beş sene geçmişti. Bu müddet zarfında eğer kızı sağ olsaydı ona bakanlar elbette bir iş için nüfus dairesine müracaat ederlerdi. Doğurduğu ve ancak birkaç gün se- vebildiği bu yavrucağın biç olmazsa öldüğüne kani olmak istiyordu.“ Feri- dun beyse artık günden güne işten çe kilmek, İstanbula dönüp rahat etmek hevesine düşmüştü. Cenan, kocasının bu arzusunu bildiği için seviniyor: «— Vatanımıza yerleştiğimiz zaman kızımı kendim ararım...» diye düşünür yordu. Halbuki bu sıralarda Şermin sağdi ve güzelleşerek büyüyordu. Mili zaferden sonra Malik amca İZ

Bu sayıdan diğer sayfalar: