14 Ocak 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5

14 Ocak 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

POLİTİKA B. Rooseveltin politikası tasvip edilecek mi? Bütün dünya politikası ile alâkadar olarak biri Avrupada Romada ve diğeri Amerikada Vaşingtonda büyük siyasi faaliyet vardır. Româda İngil- tere hükümeti İtalya ve Almanya ile demokrasi rejimine taraftar devlet- leri ve bahusus Fransayı uzlaştırmağa ve işbirliği yapmağa o sevketmeğe çalışıyor, Vaşingtonda ise Amerikanın devlet şefi ve Kabinesi demokrasi men- subu olan devletleri Almanya ile İtalyanın aleyhine getirmeğe ve müzaheret vaidi ile kendilerini teşele çalışıyor. İngiltere hükümeti son konferanslar ve anlaşmalarla harpten uzaklaşıldığı kanaatindedir. Halbuki Amerika hükümeti erkânı Almanyanın Büyük Ukraynayı yaratmak ve İtalyada Fransayı Tunustan uzaklaştırmak teşebbüsünde bulunacaklarını omuhak- kak addederek yeni bir harbin umumi mahiyette olarak çıkacağını tah- min etmektedir. İngiltere hükümetinin bütün gayesi beynelmilel vaziyeti salâha eriş- tirip biran evvel silâhlanmak yarışmı durdurmak ve azaltmak olduğu halde Amerika hükümeti bütün gayreti ile Amerikayı mümkün mertebe silâhlandırmağa ve bütün dünyaya meydan okuyacak bir hale getirmeğe çalışıyor. İngiliz Başvei ı yukarda bahsedilen politikasınm arkasında büt İngiliz milleti ve cihanın dörtte birini kaplayan İngiliz imparator. luğu bulunuyor, Lâkin Rooseveltin politikasının arkasında 130 milyon tu- tan Amerikan halkının ekseriyeti bulunup bulunmadığı henüz belli değildir. Bunun belli olması şimdi toplanan Amerikan parlâmentosunun verece- ceği kararlara bağlıdır. Amerikan milletinin herhangi bir harbe sürüklen- memesi için galip ve mağlüp, mülecaviz ve mağdur herhangi devlete silâh ve levazım verilmemesini temin eden bitaraflık kanununun mağdur larafa yardır edilmesi şeklinde tadil edilmesini Amerika hükümeti istemiştir. Eğer tadil edilecek olursa Amerikan efkârnumumiyesi arkasında demek- tir. Aksi takdirde İngiliz politikasının isabeti Amerikahlar tarafından da tasdik edilmiş olacaktır. Sümüklüböcek ihracatı Macaristanda Giyor şehrinde son ramanlarda göze çarpan bir bolluk var: Sümüklüböcek bolluğu... Filvaki bağlarda, bahçelerde sümüklü böcek- ten geçilmez olmuştur. Bunu haber alan Macar ihracatçı- iiyora gelmişler ve köylülere tek- lif etmişlerdir: aydi sümüklü böcekleri topla Bu teklif karkısında köylü omuz sil- Ekmek yiyenler Yeni bir istatistik çıktı. Bu istatis- fiğe göre yeryüzünde en çok ekmek yiyen millet Fransızlardır. Fransada adam başına senede 220 kilo buğday istihlâk edilir. Belçikada 19 terede 153, Almanyada 73 kilo İst edilir, En az ekmek yiyen millet de bu is- tatistiğe göre Danimarkalılardır. Danimarkada bir senede adam ba- şına istihlâk edilen buğday miktarı ancak 41 kilodur.. Acaba orada buğday mu çok dersiniz, Herhalde patates çok bitiyordur. , İtalyada 162, İngil- ihlâk mı az açlar AKŞAM kip gülümsemiştir: — Bizimle alay mı ediyorsunuz? Fakat ihracat tacirleri sümüklübö- ğe on para vereceklerini söyleyince iş değişmiş ve köylü kolları paçaları sıvı- yarak sümüklü böcekleri toplamağa başlamıştır. Bir ay zarfında İtalya ile Fransaya dört beş vagon sümüklüböcek ihraç edilmiştir. Balık güreşi Güreşen yalnız insanlar, yalnız de- veler, yalnız horozlar değildir. Balık- lar da güreşir. Japon sularında yaşıyan bir nevi balık vardır ki, bulunduğu kavanozu bir aynanın önüne koyarsanız, ayna- da aksini gören bâlık derhal hücum eder, Bn balıkların güreşi ölesiyedir. Bu cins iki balığı'bir büyük kavanoza ko- yarlar, sonra kavanozun etrafına top- larıp güreşi seyrederler, Nihayet ba- lıklardan biri ölür, suyun üstüne s6- rilir... Bu da böyle bir eğlence!... Fakirlere yardım Topkapı fıkaraperver cemiyeti 250 fakire yiyecek dağıttı Fakirlere yiye cek dağılıyor İstanbulun en İyi çalışan ve en iyi İş gören hayır cemiyetlerinden biri de Topkapı Fikaraperver cemiyetidir. Bu cemiyet pek &z v yük işler görmektedi Topkapı oFikaraperver cemiyeti, müessisi Dr, B. Galib Hakkının ölü- münün yıldönümü münasebetile dün bir ihtifal yapmıştır. İhtifal merasi- mini müteakip cemiyet târafından 250 fakire pirinç, şeker, yağ, fasulye, i makama ve patates dağıtılmıştır. cek başına bir para, on sümüklüböce. | Fotografçılığın yüzüncü yil dönümü Pariste Reisicümhu- run huzuriyle kutlandı 1939 senesi fo toğrafçılığın yü - züncü yıldönümü dür. Çünkü güneş vasıtasile resim Çi- karmanın imkânı- ni biribirlerinden haberleri olmaksı. zın Fransız Lowiz Daguerre ile İngiliz Foks Talbot 1839 senesinde keşfetmiş. lerdir. -* Daguerre'in keşfinin yıldönümü Sor. bon üniversitesinde, Fransız Cümhur- reisi Lebrun hazır bulunduğu halde büyük rüerasim ile kutlanmıştır. İngilteredeki keşfi yapan Talbot ha- tıralafında demistir ki: «Bence modem fotoğrafçılığın do. ğumunun hakiki tarihi 1839 yılıdır.» O senenin ağustosunda Fransa hü- kümetinin teşebbüsü ile fotoğrafçılık. taki Daguerreotype muamelesinin te t atı bütün dünyaya ilân edil tir, Bu tarihe tekaddüm eden 400 sene içinde vakit vakit iki muhtelif kanal da fotoğrafçılık de alâkâdar birçok teşebbüsler yapılmış, adese ve hücre ve ziyanın kir maddeler üzerin- deki tesirleri vasitası İle resim çıka- rümasına çalışılmıştır. 1839 senesi kâflunusanisinde Foks Talbol krallık enstitüsünde okuduğu bir raporda hassas kâğıdı fotoğraf ma kinesinde ziyaya maruz bırakarak (Fotojenik) adını verdiği resimleri çi- karmağa muvaffak olduğunu bildir. mişti. Bu resimler fotoğ kâğıdın- doğrudan doğruya ziyanın tesiri ile rengini de- giştirmesinin bir eseri idi, Eğer keşif bundan ibaret kalsaydı fotoğrafçılık gene fenni bir tuhaflık mahiyetinde kalış olurdu. Çünkü maruz bulundurma dakikalarca sürüyordu. Lâkin Daguerre başka bir keşif yaparak fotoğrafçılığı tekemmül ettirmiştir. Bu keşif de ziyaya karşı hassas olan satıh üzerindeki tebeddü- lâtın gözle görülmiyecek derecede pek küçük olup ancak daha sonra yapılan muamele ile meri ve görülen bir hayal halini almasıdır. Otelleri ıslâh | Otelciler cemiyeti yeni bir proje verdi Clelciler cemiyeti otellerin ıslahı için yeni bir proje hazırlıyarak Bele- diyeye vermiştir. Bu proje iktisad mü- dürlüğünce tedkik edilmiştir. Otelci- Ter cemiyeti idare heyeti bu hafta Belediye iktisad müdürlüğile temas öderek proje etrafımda izahat vere cektir, Belediye otelcilerle yapacağı mü- zâkereden Sonra otellerin ıslahı için bir proje hazırlıyacak ve İktisad Ve- kâleti turizm müdürlüğüne gönde- recektir. Kütahya valisi şehrimize geldi Kocaeli valiliğinden Kütahya vali- liğine tayin edilen B. Hâmid Oskay dün şehrimize gelmiştir. B. Hâmid Oskay bir imüddet mezuniyet almış- tır. Mezuniyetini bitirir bitirmez Kü- tahyaya giderek yeni vazifesine baş- | uyacaktır. NOVOTNİ LOKANTA ve BİRAHANESİ Mayestro MEHMED ZORLU ide- resinde ve Mâcar KADIN san'atkârlarından mürekkep HALASZ Orkestrası Resim çekme usulü 1839 senesinde bir Fransız ve bir İngiliz tarafından keşfedilmiştir. İptida bu iş çok zor ve karışıktı. Sonraları basitleşmiştir. Fotografçı- lığın askerlikte ve kozmografyada hizmetleri vardır Louis Dagurre Foks Talbot 1839 senesinde modern fotoğrafçılığı kuran iki kâşif Daguerre'in kullandığı hassas mad- de gümüş iyodüründen ince bir filim ile kaplı bakır plâklardır. Bu zattan evvel fotoğrafçılık sahasında çalışmış olanlar plâkları fotoğraf makinesinde birçok saatler bırakarak görülebilen hayal elde edebiliyorlardı. Daguerre bir gün böyle bir plâkı kâfi derecede maruz birakılmadığından bozulmuş farzederek bir dolabın içine bırakmış- tır. Birkaç gün sonra dolabı karıştırır- ken plâkın üzerinde mükemmel bir resim çıkmış olduğunu görerek hay- retler içinde kalmıştır. Bunun sebeplerini araştırdığı sıra- da dolapta tıkalı olmıyan bir civa şişesi bulunduğunu görmüştür. Üze- rinde resim çıktığı görünmiyen plâkı civa buharına tutarak muamele edi- lip developman ettirildiği zaman res- min mükemmel meydana çıktığını öğ- renmiştir. Bu sirada fotoğraf makinesinde re simleri tabelmek usulünü Niepce bul- müştu. Bu zat ile orta kolan Daguerre buldukları usullerden ticari sahada istifade etmek teşebbüsünde bulun- dular. Fakat ikis de bu ticari teşeb. büste muvaffak olamıyarak mali zor- luklar karşısında kaldılar. Maahaza Fransa hükümeti her iki fen adamı- nın keşif hizmetle. rini takdir ettiğin. den 1839 senesi Kâ» nunusanisinde Da- guerre için kaydı hayat şartile 6000 frank ve Niepce için * de 4000 frank te kaüd muaşı bağlamıştır. Yalnız ihti- ra hakkı istememelerini ve bütün ilim ve fen âleminin Fransaya şeref veren bu keşiften istediği gibi istifade eyle- mesini şart koşmuştur Bu mühim keşifden yani 1839 sene- sinden sonra modern fotoğrafçılık hiç Gurmaksızın mütemadiyen terakki et» miştir, Daguerreotype muamele usulüon beş sene devam ettikten sonra bunun yerini Foks Talbot'un 1840 ta bulduğu Calotype tutmuştur. Kimyevi olarak Iâtan bir hayal negatife develope et- mek ve sonradan pozitif bir resmi ne- gatiften kâğıd üzerine basmak sure- tile bugün cari olan usul ilk defa Ca- lotype de kullanılmıştır. Fotoğrafçılığın zamanımızda ne ka- dar ilerlemiş olduğu hakkında bir fi- kir edinmek için yalnız İngilterede 5,000,000 kişinin fotoğraf makinesi kullanmakta olduğunu kaydetmek kâ- fidir. Amerikada ise yirmi beş milyon insan fotoğraf kullanıyor. İngilterede kullanılan beş milyon fotoğraf makinesinden 250,000 sayısı gayet sıhhat üzere çalışan lüks nevi- den olup her birinin değeri 30 ilâ 100 İngiliz lirasıdır. İki buçuk milyon f0- toğraf makinesi, kiymetleri birkaç şi- Yin olan ucuz nevidendir. Alelümum halk fotoğraftan sokak- larda yahud fotoğrafhanelerde alelâ- cele alınan fotoğrafları ve güzete ve kitaplardaki fonograf resimlerini an- lar. Fakat fotoğrafçılığın kozmogtaf- ya gibi yüksek ilimlerde ve askerlikte ve fevkalâde kıymet ve hizmeti oldu- ğunu ancak ihtisas erbabı takdir et» mektedir. Kâlnatın sahası günden güne ge nişlemektedir. Bunu ancak fotoğraf plâklarının oOgözümüze (görünmez tesbiti sayesinde öğreniyoruz, Fotoğ- rafçılığın Okeşfedilmesi bize tek- nik ve ilim sahalarında hâlâ sonu gel- miyen gayet kıymettar diğer keşiflere yol açmıştır. — F. GÜNÜN ANSİKLOPEDİSİ Radyoda daima eserlerini dinlediğimiz bir musiki üstadı: Dede Efendi Mean md... yoda «Deda ? efendi » nin müusi- ki parçalarını din- liyoruz. OITM ile 1845 seneleri ara- sında yaşıyan bü büyük üstad Süley- | man ağa isimli Ma- nastırıı (Kisriyeli) bir zatla İstanbul. da aldığı Rukiye hanımın oğludur. “8 Dede efendi kurban * bayramının birinci günü doğduğu için kendisine (o İsmail adı konmuştur. Ba- bası evvelâ o Şehzadebaşındaki Acemoğlu hamamının, sonra da ( Altamermerdeki Çavuş hamamının sahibi olduğundan, lâ- kabı da «Hamamizade» idi. Hekimoğlu Ali paşa camisine bitişik #Çamaşircis isimli fik mektebde okuduğu sırada sesinin güzelliği ile dikkati celbet- miş, arkadaşları arasında İlâhicibaşılık yapmıştır. Mekteb eiyarında konağı olan zamanın musiki üstadlarından Anadolu kesedarı Uncuzade Seyyid Mehmed efon- di küçük İsmailin istidâdını anlıyarak ona Uk musiki dersini vermiştir. Delikanlı, KANSIZLI Yenikapı Mevlevihanesinde şeyh Ali Nut- ki dededen de musiki dersi almıştır. Bu sırada tarikate heves ederek bir kaç sene evvel tayin edildiği başmuhasebe kale- mindeki memuriyetini bırakarak 1001 gün çilekeş olmuştur. Aynı zamanda eserleri iştihar ediyordu. «Zülfündeki bahtı 3i- yahım, bestesi zamanın padişahı üçüncü Belimin hoşuna gitmiş, İsmaili huruzuna çağırarak iltifat ve ihsanda bulunmuş; sonra da Dede efendiyi müsahibliğine, nihayet baş müezzinliğine almıştır. İsmail Dede, bir saraylı ile evlenmiş, iki oğlu, üş kızı dünyaya gelmiş, fakat üçüncü Seli- min Ölümü sıralarında bir çok aile felâ- ketlerine uğriyarak annesini ve İki oğlu nu kaybetmiştir. İkinci Mahmud ile Ab- dülmecid de Dede efendiyi baş müexin yapmışlardır. Üstad, 1845 de Hücaza giderek orada vefat etti. Dede efendi yüksek bestekâr olduğu gibi ney çalmakta da meharetliydi. Na- zımdan anlardı. Bestelerinin güftesi ken- dinindir. Şark musikisinin hemen her şu- besinde mevcudiyet göstermiştir. Esil Kaldelere rlayetkâr olmakla beraber nağ- meleri itibarile yeni ve mülterakki eserle yaratmıştır. Rauf Yekta merhumun Dede efendiye dair 1925 de basılmış bir risalesi vardır. ERER BESASESABEURAESA SAA SASANAAZ Nörasteni, zaliyet ve Chlorose aralı terüpeliişin SİROP DESCHLENS, PARIS

Bu sayıdan diğer sayfalar: