27 Şubat 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5

27 Şubat 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

POLİTİKA Amerika ile Japonya arasında ibtilâfli bir nokta İngiltere pariâmentosunda olduğu gibi Amerika müttehid hükümetleri sümhuriyeti kongresinde de son haftalardn müdafaa bütçeleri ve fevkalâde hava ve deniz ve kura tahsisutı müzakere edilmekte idi. Bu münakaşalara umumi teslihat yarışı ve İanliyeti ve bundan müteessir olarak cihan pollti. kasının gerginleşmesi noktasından büyük küçük her millet alâkadar bulu- muyor. Fakat Japonya kendi adalarının emniyet ve selâmeti ile yakından nlâkadar hususi bir meseleden dolayı bu münakaşaları dikkatle takib ediyordu, < Mesele Büyük Okyanusun sahillerinde ve adalarında Amerikanın yeni müstahkem mevkiler, hava ve deniz üssülharekeleri vücude getirmeğe hizum görmesinden ileri gelmiştir. Reisicümhur Kooseveltin Kabinesi Amerika kı- tasının şimalindeki alaskada ve Büyük Okyanusun Şark ve orta kısımların- . da yeni hava üsleri için elli milyon dolara yakın fevkalâde tahsisat istemişti, Bu yeni üsler Amerikanın denizdeki Japonyaya karşı müdafaa hattını Bü- yük Okyanusun ortasına kadar genişletmekte idi. Amerikalıların Japon donanmasını Amerika kıtası sahillerine gelmezden . evvel karşılamak gayesile vücude getirmek istedikleri bu yeni deniz müdafaa hattına Japonya ses çıkarmumıştır. Fakat Amerika umumi erkâmharbiyesi Japonya adalarına çok yakın olan Guam adasında da büyük bir hava üssü vücude getirilmesi için tahsisat istediği zaman Japonlar bunu kendi kalp- , gühlarına havale edilecek bir taarruz silâhı olarak karşilamışlardır. Japonya Bahriye Nazırı, Guam adasında böyle bir hava üssünün tesis edilmesini husumet sayacağını açiklan açığa söylemiştir. Tehlikeli vaziyeti gören Amerika mebusan meclisi Guam adasına aid tahsisatı tayetmiş ve bu suretle bir harb tehlikesinin önü almmıştır. Fakat Amerika umumi erkânı- harbiyesi bu adanın tahkimi ve burada bir büyük hava üssünün yapılması fikrinden hâlâ feragat etmemiştir. Bunların kanaatine göre böyle bir üssün yapılmasına vaktile karar verilmiş olsaydı Japonya şimdi Şanghaydaki Amerika imtiyazlı mıntakasını kaldırmak için teşebbüs etmeğç cesaret ede- mezdi. Amerikadaki askeri makamların son ümidi âyan meclisinin bu tah- sisata dair vereceği karardadır. Amerikanın Amarillo şehrinde çi- kan «News Glebes gazetesi sahibi Howe kaynanalar hakkında esilâh- bedest orduz tabirini kullandığı için ması için mahalli kaynanaların bir | Araya gelerek bir kulüp kurmaları İçin propaganda yapmasından iba- retti, Howe bunu yaptı ve kaynana İar bir klüp kurdular, Bu klüp her martın beşinde kuruluşunun yıldö- mhümünü tesid etmektedir. O gün bütün iyi kaynanalar çocuklarının kocülarından veya karılarından: «En a mu süne Kaynanalar klübü iyi kaynanas olduklarma dair bir tasdikname almaktadır. Böyle bir tasdikname alan bir kaynana ogün mağazalardan omeccanen alışveriş “yapmakta ve onların şerefine ziya- fetler verilmektedir. 1935 martında yapılan kaynanalar merasimine İyi kaynanalar geçid Tesmi ile nihayet verilmiştir. Ondan sonra bir harb rümiş ve kaynanalarla kaymbaba- Jar halkalar teşkil ederek danslar hürreisinin karısı bayan Ruzvelt ile bir çök valiler de iştirak etmişlerüir. 25 senelik bir dinamit tehlikesi Geçen gün Pragda Ceza müzesin- de, içinde 15 kilo dinamit bulunan bir #andik meydana çikarılmıştır. Bu sandık, müzenin yeni dosya memuru demirbaş eşyayı kaydederken bulun- muştur. Bu sandığın taşla dolu oldu- Ku zannediliyordu. Fakat içi açıldığı gaman sandığın dinamitle dolu oldu- Ku görülmüştür. Filvaki dinamit mü- furu zamanla rütübet kapmıştı, Fa- kat şayet bu nemli dinamit bir dona maruz kalsaydı, taze dinamitten da- ha müthiş bir surette Infilâk ederdi. Demek soğuk kış mevsimlerinde mü- ze dalma berhava olmak tehlikesine maruzdu, Yapılan tahkikat neticesin- de dinamitin umumi harp başlangı- emdn. Praga getirildiği anlaşıldığın- dan, bu müthiş tehlike yirmi beş sene devam edip durmuştur, Amerika hapishaneleri dolu Birleşik Amerika zabıtası reisi Vi. Bonun bir raporuna nazaran son ay- far zarfında Amerikada cürümlerin ade- di artmıştır. Çek sahtekârleklarının, suüstimallerin ve dolandırıcılıkların haddi, hesabı yoktur. Bir taraftan mah kemeler bu ceza davalarına bakmak Sinema filmi çalan iki kardeş | Ali ve Yaşar isimlerinde iki kardeş gvvelki gece İstiklâl caddesina çıka- rak Alkazar sinemasına girmişlerdir. Ali ile Yaşar, sinemanın makine da“ iresi yakınında oturarak oynanan fil- mi seyretmişlerdir. Sinema paydos ol- duktan sonra makinist te bulunduğu yerin kapısını açarak bir aralık dışarı çıkmış, bu esnada iki kardeş, kapı #ralığından gözlerine görünen bir fil- Yaptıkları işi etrafa hissettirmişler, polis marifetile yakalanarak üzerlert aranınca 250 metre uzunluğundaki aşırılmış filim meydana çıkmıştır. Zabıta, bu filim meraklısı iki kar eş hakkında lâzımgelen kanuni ta» kibatta bulunmaktadır, d İki baca tutuştu Taksimde Talimhane meydanında 'Dr. B, Kâmilin apartımanınıh, Hahcı- Oğlunda bayan Vedianın evinin beca- ları tutuşmruşsa da derhal yetişen it- aiye tarafından söndürülmüştür, Bir coğrafya kitabındaki hatalar İlkokulların dördüncü sınıfında okutulan bir coğrafya kitabında bazi yanlışlara tesadüf edildiğinden, Maa- dıkları coğrafya kitabında bulunma» dığı bildirilmektedir. Çocuk bahçeleri Şehrin muhtelif yerlerinde yapıla- cak olan Çocuk bahçelerinden bir kısmı, elde bulunan bütçe ile tesis edi- leceğinden yerleri tesbit edilen ve plân- ları hazıflanan bahçelerin tesisine he- men başlanacak vebunlar nihayet hazirana kadar ikmal edilecektir. Diğer bahçeler için de 939 biltçesi- ne tahsisat konacaktır. Belediye, mt!- yaç görülen bütün bahçeleri nihayet bir senede Ikmal edeceğinden, 939 bütçesine konacak tahsisat buna gö- re olacaktır. Amerika milli bünyesini nasıl kuvvetlendirdi ? Fena kaynakları kurutmak için teşhir yolundan istifade edildi I Yazan: Ahmed Emin Yalman) ği vazifesini tam bir surette yapıyor- Jar mı? Hatır ve gönüle güz yumuyor. Jar mı? Umumü hayatın zararına olâ- rak eş, dost ve akrabaları kayırmağa çalışıyorlar mı? Bu sahadaki ahlâki disiplin yarım bir surette kurulamaz. «Ya hep, ya hiçi.. Esasına göre yürümek lâzım- dır. 'Tam hızla, devamlı bir surette yürümeğe karar vermedikten sonra muvakkat gayretler ve yarım tedbir- ler neticesiz kalır, Asırlardanberi ecnebiler tarafından Türklere dair yazılan kitaplar göz- Jerden geçirilirse hepsinde şu kanaa- ta tesadüf edilir; Türkler ruh bakımından dünyanın en temiz, dürüst, namuslu İnsanları. Ğır. Ancak saray idareleri, hulüskâr, riyalı, ahlâkça zayıf unsurlarla İş görmeği tercih ettiği için küçük fası- Talaria hükümetin başına dalma kö- tü unsurlar toplanmış, bunlar muvak- kat maddi zevkleri ve debdebeleri için bütün halkın varlığile, sağlığile, mem- leketin inkişaf imkânlarile oynamış- lardır. Bu. gidişe karşı bir isyan hareketi diye başlayan İttihad ve Terakki, ah- kın bir mertebeye çikarmak ve umu- mi hayatta emniyet ve saygı kurmak işten bile değildir. Herkesin fırsat ve imkân bakımın- dan müsavi bir mevkide bulunduğu, ancak çalışmak, üstün meziyet sahibi olmak, umum hesâbına yüksek kıy- metler temin etmek yolile ileri gidile- ceği kati bir esas diye kabul edilecek olursa bu vasıflardaki tiplerin az Zü» manda çokluk tipi haline geleceğin. sıkı ve menfi tedbirlerle ve hudutsuz kırtasi usullerle delikleri tıkamak de- ğildir. Fena niyet sahipleri bu usul. lerin girintileri ve çıkıntıları arasında, gemilerini kım ölü hareketler içinde bocalar ka- bır. Biricik verimli yol, unsurları iyi seçmek, emniyete Jâyik olmadıkları sabit oluncaya kadar kendilerine tam şılığı olarak kendi sahalarında tam hareket salâhiyeli vermektir. Kendile- rine emanet edilen umum kıymetleri çalanlar, Türklük topluluğundan ha- rice atılacak şeklide muamele görme- 4, hursızlığın ve cinayetin en adi, en lekeli şeklini işledikleri hem kendile. rine, hem de bütün muhite duyurul. malıdır, “Tüccar adı altında açık alınla orta- ya çıkarak ölçülü bir şekilde hususi menfaat aramak, cemiyet içinde fay- dek bir vazife görmektir. Fakat umu- mi menfaat maskesi altında, siyasi bir nüfuzu kendi hesabına veya hima. ye edilecek dostlar hesabına kullana. rak menfaat temin etmenin ve İtiraf olunamsyacak işlere âlet ve vasıta olmanın memlekete ihanet manasına geldiği kanaati iyice zihinlere yayıl. malıdır, Kirli işler ancak karanlıkta çevrile- bilir. Umumi nüfuzu hususi maksad. Jar için kullanmak istidatlarına karşı en tesirli vasıta teşhirdir. Bu yollara gidenlerin manevi varlığı teşhir yo- Ye idam edilmelidir. Eskiden bizde bir kanaat vardı: Çirkin bir şeyi teşhir etmek, cemiye- tin itibarını küçültür... Hakikat bu- nun aksinedir, Yolsuzluk insan tabi- atında vardır. Hiçbir memleketin bünyesinde buna karşı tam müdafaa imkânı yoktur. Üstün cemiyetler, yol. suzluğa tesadüf ettikçe açığa vuran- lar ve fena unsurları atarak ve iyileri üstün tutarak gitgide iylleşenlerdir. Anglo - Sakson memleketlerinin üstünlüğü işte bu noktadadır. Ameri. kada gün olmaz ki gazetelerde bir re- zalete dair ifşalara tesadüf edilmesin, Sen Lüide çıkan Post - Dispeç gibi yol. #uzluklara karşı mücadeleyi iş edinen ve her gün yeni bir yolsuzluğu açığa vuran güzeleler vardır. Bu gazetenin altmışıncı yıldönümü münasebetile Cümhurrelsinden başlayarak birçok yüksek ve bilgili adamların yazdıkları yanlarda, gazete neşriyatının cemiyet içindeki en tesirli tasfiye cihazı oldu. (Devamı 6 ncı sâhifede) Ahmed Emin Yalman 25 nci yıldönümü kutlanan Büyük mütefekkir MONTESKİÖ ii Orateryenlerin mektebinde “yetiştikten sonra, bâkimliği askerliğe tercih etmiş; Bordo Parlimentosuna 1711 de âza olmuş, beş sene sonra #7 yaşındayken de mahke- me relsliğine yükselmiyse de, alelide bir bâkim olmak seviyesinde kaldığını bizmi söyler, 1725 da bu vazifeden ayrıldı; kendini büsbütün İlme verdi, Zaten tarihi tabii ve fizik sahasında ça- ışıyordn. Senra ahlâk, siyaset ve tarihle alâkadar olmuşku Bu arada, bambaşka mahiyette bir de kitap meşretti: İsmi <Leltros Persaness olan; <İran mektupla- rw manasına gelmekle beraber, seyahat- name filân olmayıp, zamanın âdet ve mi- esseselerine ince istihzalarla hücum eden bu bayali ever ik geniş şöhreti ka- Asil şaheseri olan «Esprit des İeise ya- ni vkanunların ruhüe, 1748 de çıktı, Mü- tefekkir, ömrünün son senelerinde, kendi- ni büsbütün ilme verdi; ve kâh Parisde, kâh Bred şalesunda yaşadı, Vefatından sonra ailesi, mütebaki yazı- larını da bastırmıştır. iü Monteskiö'nün şaheseri Kanunların ruhu 1748 de Cenevreğe imzasız olarak İk Oğüst Kont'un dediği gibi, bu mütalea- Monteskiö'yü içtimai ilimlerin banisi 2 bütün mile tin iştirakile ise <demokratik., bir xümre- ye .caristekratik» olur. tan vazgeçilmesini İleri sürmekle beşeri yete ettiği bizmetier şükranla anılmağa lâyıktır, Mantetkiğ, sosyolojinin mübeşşiri, Hibe ral rejimin banisi ve mazariyecisidir, (V.) ——— NOT: Selâniğin şimdiki nüfusu 270,000 oldu- Yu halde, dünkü nüshamızda, bir tertib yanlışı olarak, başdeki (2) unutulmuştur. Atinar ederiz

Bu sayıdan diğer sayfalar: