4 Mayıs 1937 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6

4 Mayıs 1937 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Bu korsan kimdi?.. alâkası mı vardı?. Kalbinde, henüz doğmuş bir — aşkın verdiği tatlı bir saadet, — bir rüzgâr fısıltısı vardı, —— Allahım -diye tekrarladı- “pnu düşmanlarından esirge!.. Ona, büyük kalbi gibi saadet B veri.. Mektubu. saklamıştı. - Altın çekici aldı ve gene konsolun kenarında sarkan altın, yuvar- lak, yassı bir cisme vurdu. Rozita girdi. Hizmetçi kız, onun yüzünde, bütün bir kalb — heyecanını görmüştü.. — Emredin Sinorina!.. — Bütün bunları, senin na- musuna tevdi ediyorum, sen iyi bir kızsın Rozita!, Beni fe- na mevkide bırakmal. Hizmetçi kız, diz çöktü ve stavroz çıkardı: — Allah şahidim olsun Si- norina!.. Hatta ölüm karşısında kalsam bile, bana, bunları faşettiremezler.. — İtimat ederim Rozital.. Bu faziletini bir bediye veya kiymetli bir şeyle satın almak istemem. Seni de kendim gibi düşüneceğim.. — Eminim güzel Sinorinaml Zaten benim hiç bir ihtiyacım yok.. İltifatınızdan başka, esa- sen beş hizmetçi mgaaşı alıyo- rum ve ayrıca hediyelerinizle gn bügnlrryam Renim,..biri sayenizde refah içindedir. Emir buyurursanız - kahvaltınızı bu- raya getireyim.. — Getir, buraya getir!. Dı- şarıya çıkmak — istemiyorum.. Bugün, odamda yapayalnız kalmak ihtiyacındayım.. Ziya- retçi gelirse, her kim olursa olsun, hasta olduğumu ve hiç bir kimseyi kabul edemiyece- ğimi söylersin.. — Peki Sinorinal.. Kiyara, kahvaltıdan sonra yalnız kalmıştı. Artık aşkı an- hyordu. Kahramanlar sevmek te ayrı bir şeydi.. Kalbinde, itimât, gurur, haz ve aşk, elele vermişlerdi.. Fakat bunun olabilirdi!. Meçhul korsan, hem Türktü, hem de Müslüman!. neticesi ne Bundan başka, kendisi nişanlı| diresine' idi ve, sevdiği erkek te, Ve- nediğin düşman tanıdığı bir insandı. Binaenaleyh, aşkı, da- ha ilk ağızda bir takım müş- küllerle, hatta imkânsızlıklarla karşılaşıyor, demekti.. İçine, garip bir kırıklık düş- müştü. Saatler geçiyordu. Yu- muşak, geniş karyolasının ve kuştüyü —yatağının — üstünde, uyuşmuş gibi uzanıyordu. Birdenbire kendi kendine sordu: — O, annesinin Venedikli bir kadın olduğunu, ayrı bir ; — babadan doğan kız kardeşi- — min de Osmanlı saltanatında — ol oyniyan bir kadın olduğu- “pu söylüyor.. Bu, kim olabilir! irmi sene evel, evet, bir Va- linin kızı olan Bafoyu Türk korsanları ele geçirmiş ve Os- manlı padişahı sarayına götür- müşlerdi. Onun şimdi, bir pa- dişah karısı olduğunu da bili- Safiye imiş. « « - ANADOLU Yazan: M. Ayhan Acaba Safiye sultanla bir ——— v a— bu kadar fevkalâde bir hâdise yaratmak iktidarında mıdır. Hayır, — zannetmiyorum.. Şu halde kim olabilir?. Bu sualin de cevabı yoktu. Meçhul Korsan gittikçe, göz- lerinde esrarlaşıyor ve kalın bir perdenin arkasına düşü- yordu: Ne yapacaktı, neve karar verecekti?.. Ve birdenbire ona itimat edebilir mi idi? İstikbalin neler hazırladığını nereden bilecekti? Kalbinde ona karşı duyduğu itimat ve gururun kendisine bir felâkete mal olması muh- temel değil mi idi? Hayat ih- timallerle dolu bir şeydi. Öl- çüp biçmek lâzım geldiğini © da anlıyordu. Fakat kalbi, böyle bir şey dinlemek iste- miyordu. Bugün için yapabileceği şey, ancak süküt ve intizar olabi- lirdi. — Evet, ileri gitmeğe gek mezi, Heyecanım geçsin de ondan sonral... Yerinden dağruldu ve pen- cereye yaklaştı. Tam bu sırada Dokanın mükellef Gondolunun sahil kapısındaki merdivenlere dayandığını gördü ve geri çekildi. — İstemiyorum -diye mırıl- lerimden heyecan 'damlıyor.. Ve her şeyi, bağırarak - itiraf edeceğim. Kendisini karyolasına attı ve uzandı.. Doka gelmiş ve saray mü- diresi, Sinorinanın kimseyi kabul edemiyeceğini, istirahat- te bulunduğunu — söylemişti. Doka asabileşmiş, fakat ses çıkarmamıştı. O gittikten sonra göründü: — Bir saniye için rahatsız ediyorum güzel Sinorinaml. Doka geldi ve gitti.. — Çok güzel!, Vakit öğle oldu galiba!. — Evet, yemeğinizi nerede yiyeceksiniz Sinorina? — Bahçeye nazır salonda.. Perdeleri açınız ve saray mü- söyleyiniz, sofrada bulunsun, kendisi ile konuşa- cağım.. . — Emredersiniz Sinorinal Yemekte, dilber Venedik kızı, müdireden bir takım he- saplar sordu ve bu sualler, sanki bir ayrılığı, bir tanışmayı hatırlatıyordu. Odasına henüz taşınmıştı ki, nişanlısı Dük Françeskonun sesini duyar gibi oldu ve titredi: — Kahkahası bile sahtelikle dolu! Diye mırıldandı.. Galiba müdire ile konuşuyordu. Fil- hakika Dük, nişanlısının ken- disini kabul etmesi için rica ediyor. Müdire; — Aldığım emirden başka- sını yapamam muhterem Dük! Nişanlınız bilâ kaydüşart bu emri vermiştir. Hatta, Doka hazretleri de aynı cevabı al- — Diyo Rozita Fakati;ne münasebet?İ; rif ettiler? — Evet asil Dükl, Dük, bir kahkaha attı: — Şu halde nişanlım, müs- takbel saadetimizi - tahayyül etmek için yalnız kalmak isti- yor demektir. Onu rahat bi- rakmak isterim. Kendisine hür- metlerimi söylersiniz. — Emredersiniz efendimiz! O gider gitmez, Rozita gene geldi: — Sinorinam, Dük te geldi gitti. — Ne dedi?. — Müstakbel — saadetimizi tahayyül etmek için.. Kiyara derhal yüzünü bu- ruüştüurdü: — Yeter Rozita, sus kızım!. — Peki Sinorinal.. Sevmemek, içte bir ıstırap ükdesi gibi mütemadi bir nef- ret taşımak ve buna mukabil, merasimin ve sureti zahirenin icaplarına uymak, ne zor şeydi? Hizmetçi kız çıkmıştı.. Kütüp- hanesine yaklaştı. Bir Lâtin şairinin eski ve güzel bir ese- rini indirdi. Bu manzum eser, sadece aşkı anlatıyordu.. — Sonu var — <—. - Karal yolile Moskovaya gelen vapurlar Moskova, 3 (Radyo) — Halk maikavlya küzük kanaldan purları, parlak merasimle kar- şılamış, büyük tezahürat ya- pılmıştır. Bayraklarla süslen- miş olan Stalin, Voroşilof ve Kalenin adlarını taşıyan üç vapur Moskova şimal limanına girmiş ve yeni istasyon önün- demirlemiştir. Kanal işçilerile vapurları yapan müessesenin işçileri merasimde hazır bulun- muşlardır. lera komitesi reisi ile diğer birçok erkân, bu ka- nalın büyük ehemmiyeti hak- kında nutuklar irad etmişler- dir. Brükselde nümayiş Brüksel, 3 (Radyo) — Dün Brükselde büyük bir nümayiş yapılmıştır. Sabık muharipler- den mürekkep 10,000 kişiden mürekkep bir kalabalık umu- mi affın bazı ahkâminı pro- testo etmişlerdir. İtalyan Alman sanayii Berlin, 3 (Radyo) İtal. yan sanayi müesseseleri komi: tesi, Kont Volisinin riyasetin- de ve Alman sanayi erbabile bir konferans akd ve iki dev- let sanayi müesseselerinin biri birini — takviyesini müzakere ve tedkik etmiştir. 15 Temmuzda aynı esas dahiliude, Venedikte ikl taraf murahhasları bir - konferans daha aktedeceklerdir. İngiltere kupasının Ffinal maçı Londra, 2 (A.A.) — Venb- lay stadında 92000 seyirci hu- zurunda — İngiltere kupasının final maçı — Sunderland.. ile Preston Nordhund arasında yapılmış ve Sunderlanc 3—1 kazanarak İngiltere futbol kı Karşıyakakonserleri Geçen Cumartesi akşamı Müzik Severler Sosyetesinin bu seneki konserlerinin altın: cısı Karşıyaka kulübü salonun- da mümtaz bir dinleyici kitlesi önünde verilmiştir. Konsere fülüt, viyola ve piyanonun çal- dığı Leclan triyosile başlandı. Zevkle dinlenen triyodan sonra Celâl Candaş refakatile Bellininin La Somnambulenini fülütle parlak bir şekilde çaldı. Konserin üçüncü numarasını Ferid Hilminin Bay Rozati ta: rafından çalınan piyano Sonatı teşkil ediyordu. Ferid Hilmi- nin bu çok beğendiğimiz ve cidden takdire değer bir kud- retle kompoze ettiği Sonatı san'atkâr piyano hocası tara- fından mükemmel bir tarzda çalındı ve çok alkışlandı. Konserlerimizde genç kom- pozitörlerimizin kıymetli cser- lerinin de yer almağa başla: ması memleket namına cidden iltihar edilecek bir hâdisedir. Konserin ikinci kısmında Bayan Mihter Çelebi, Mozarın ikinci fantazisile Humelin Ran- dosunu kendisine has anlayışlı ve Santimantal çalışısile bize dinletti ve çok takdir edildi. Hamdi Akayın kemanla ve piyanoda Rozatinin refakatile güzel bir şekilde çaldığı Drd- lonun serenadiı. ve Dvorakın Hümorosguenden sonra - iki piyano ile Bayan Kasano ve Mihter Çelebi tarafından icra edilen Veberin Konzertstüchü dinleyicilerin çok - alkışlarını topladı. Bu güzel eserin bıraktığı iyi tesirlerle dinleyiciler ku- lüp salonundan ayrılırken her- Yııı'm hu gibi konserlerin da- a çok olmasını temenni et- tiği hissolunuyordu. Bize te- miz, güzel konserler dinleme- ge hrsat veren Müzik Severler Sosyetesini tebrik eder ve bu yolda daha çok muvalfakıyet- ler kazanmalarını dileriz. Onural B. Baldvin 28 Mayısta çekiliyor Londra, 3 (Radyo) — Man- çester Gardiyan — gâzetesine göre, Baldvin hükümeti 28 mayısa doğru istifa edecektir. Yeni kabinenin Nevil Çem- berlayn tarafından tesis edile- ceği kuvvetle söylenmektedir. Mareşal Blumberg Romaya 25 Mayısta gidecektir. Belgrad, 3 (Radyo) — İste- fani Ajansının tebliğine göre, Almanya Milli Müdafaa Ba- kanı Mareşal Blumberg, 25 Mayısta Romayı zıyaret ede- cektir. Dr. Şaht 20 Mayıs- ta Parise gidiyor. Paris, 3 (Radyo) — Paris sergisindeki Alman paviyonu- nunun küşad merasiminde ha- zır bulunmak — üzere İktısad Nazırı ve Rayişbank umum müdürü B. Halmar Şaht, 20 Mayısta Parise gidecektir. Sefirler ava gittiler Belgrad, 3 (Radyo) — Yu- goslavyanın en yüksek dağı olan Vendiğe Yugoslavya or- man ve Maadin Nazırı Bay Pankoviç tarafından tertip edi- len ava Türkiye, Romanya ve Yunanistan büyük elçileri işti- rak etmişler, çok güzel vakit geçirmişler ve gördükleri fev- kalâde lâtif manzaraları be- İzmir sporunda son vaziyet! Son Ankaragücü maçları, birincisi İzmir spor mehafilini, ikincisi matbuatı, üçüncüsü de halkı olmak üzere bir. takım mevzular, hem de teessür uyan- dırıcı hâdiseler karşısında br raktı, 1 — Federasyon Tiyaseti, geçen haftalara aid maç ha- sılatı üzerinde bir takım dü- şüncelerle, mıntaka heyetine verilmiş olan saha idare key- fiyetini kendi üstüne aldı. Hat- ta reis bay Sedad Rıza bu iş için İzmire kadar geldi. Her ne suretle olursa olsun mim- taka heyetine karşı bir takım menfi manalar taşıyan bu ha- reket, heyeti umumiyesi itiba- rile, bütün İzmir spor muhitini de rencide edebilir. Bölgenin başında, doktor Hüseyin Hul- ki gibi, bu memleketin cidden faziletli, temiz, sevilmiş ve kendisine her zaman, her sa- hada güvenilebilecek bir ar- kadaş vardır. Bu iş, ya doğ- rudan doğruya federasyon ta- rafından, yahud da miıntaka tarafından idare edilirdi. Bunun hem böylesi, hem şöylesi ola- maz. Çünkü dayandığı kapı, itimadsızlık yollarına çıkar ki, hakikaten, müsamaha ile kar- şılıyamaz. 2 — Gazetelerin serbest du- huliye hakları da bir lâübali- liğe uğradı. Kendi bünyesinin taşıdığı olgun haysiyeti ve iz- zeti nefsi bilen matbuat da onlarca malüm ve yazmak is- temediğimiz mukabelesini yap- t. Hatta, maçlara tesir ya- baçak kadar.. — Halk ogün Alsancak sahasında, sivil giyinmiş be- lediye memurları da görerek hayretten hayrete düşüyordu. Hangi sebeb ve keyfiyetin bunu tevlid ettiğini sorup araş- tırmıyacağız. Fakat belediye memurlarının kişeye konması, hataların en büyüğüdür. Bu ciheti de doktor Behçet Sa- lih Uz araştırmalıdır. Diğer bir nokta da şura- dadır: İzmir spor idare teşkilâtında bazı değişiklikler - olacakmış.. Muhtemeldir, onu bilâhare dü- şüneceğiz. Fakat şayed futbol ajanlığı da buna dahilse, he- men söyliyelim ki, günde as- gari 5-6 saal etüd, çalışma ve konuşma istiyen bu işi, İzmirde başaracak tek kimse yoktur. Her kim çıkarsa çık- sın, netice bugünkü veya dün- kü olacaktır. İzmir münevver- dir, idarecileri vardır. Fakat hepimizin birer — hususiyeti, alâkası, hatta sempati veya antipatisi de, keza hep bera- ber itiraf edelim, vardır. Sa- niyen bu ajanlık fazla alâka, fazla çalışma, fazla zaman is- tiyen bir teşekküldür. Buna hahiş — gösterenler — olabilir. Fakat ne hüsnüniyet, ne de böyle bir şiddetli arzu mak- sadı temin edemez. Bize öyle geliyor ki, spor teşkilâtımıza hâkim olan ama- törlüğe tağmen, buraya mu- allim diyerek maaşlı ve - işin tekniğini bilir, yani ibtisasını yapmış insan getirilmelidir. Yoksa, kim gelirse gelsin ve nasıl çalışırsa çalışsın, husu- * Mayıs 930 K Doğanspor 3.2 mağlüp oldu Ankaragücü, pazar günü Dağansporla oynadı ve 3-2 galip geldi. Doğanspor, bu netice ile herkesi hayrete dü- şürdü, denilse yeridir. Çünkü Üçokspora nazaran kısmen daha incisamlı olduğu için başka netice bekleniyordu. Halbuki bilhassa defans, bilâ: - kis berbat bir oyun çıkardı, —— Muavin hattı hiçbir isabetli geniş, tutuş veya vuruş yapa: madı. Muhacim hattı da, bi: rinci haftayımda sırtısıra gelen bir yığıa — fırsatları, çember altına aldığı Ankara kalesi dibinde öldürdü. Ankara ise bir gün evelkine nispetle da- ha iyi, daha canlı oynadı ve hiç yorulmadı. Bu son kısım, ğ bilhassa kayda değer. Doğansporun gollerini biri birinci, diğeri ikinci devrede olmak üzere Hakkı çıkardı. Misafir takımın ikinci golü ofsayttandı. Bunu, hakem Bay Said Selâheddin görmedi ve oyunu tam bir ahenk ve sa- mimiyet içinde idare etti. İze mir halkı da, takımı mağlüp vaziyete düşüren bu gole rağ- men, hakemin dürüstlüğünden, isabetli kararlarından ve bunu görmediğinden emin olarak kendisini alkışladı. Son at yarışları Çok alâkalı oldu Muhasebeihususiyenin yıllık bahar at yarışları pazar günü Kızılçollu koşu sahasında ya* ilmiş ve bu suüretle İzmi Eıhır koşuları sona ermiştir" Koşu sahası, çok kalabalıktı Seyirciler arasında Vali Bay Fazlı Güleç ile müstahkem mevki kumandanı — Generâl Cürhanddin'de bulunuyorlard Tay deneme koşusu - olal birinci koşuya yerli, saf ve yarımkan Arab taylar! girdi. 600 lira ikramiyesi bu lunan bu koşuda - birincili; Uysal, ikinciliği Dicle, üçün cülüğü Banan kazandı. İkinci koşu ilkbahar koşus! idi ve handikaptı. İkramiyesi 500 lira olan bu koşuya dört ve daha yukarı yaştaki yerli saf kan Arap ve yarım kaf Arap alları girdi. Necip bi' rinci, Öncü ikinci ve Ben Boz üçüncü geldi. İzmir büyük koşusu üçünü koşu idi, halis kan İngilif atlarına mahsus - olan bu kü şunun ikramiyesi 1200 li idi. Tomru birinci, Kazbada! ya ikinci ve Restoaka üçün geldi. İ Dördüncü koşu Buca koş! su adını taşıyor ve handikap 500 lira ikramiyesi bulunâ bu koşu yerli yarım kan İngili at ve kısraklarına mahsu:! Ceylân birinci, Bayburt ikin ve Alemdar üçüncü geldi. Yerli yarım kan İngiliz larına mahsus beşinci ko 9 Eylül koşusu ve ikramiy 600 lira idi. Şengün birint liği, Sevin ikinciliği, Şim$? üçüncülüğü aldı. A Sipahi ocağı koşusu olf altıncı koşu yerli saf kan © giliz taylarına mahsus ve ” siyetlerini yakından bildiğimiz bu muhitte, gene eski — şart- larla çalışacaktır. Alâkadarların bu cihet üze- ramiyesi 600 lira idi. Tasf nar birinci, Boylan ikinci Girgin üçüncü geldi. Halk, rinde _çlıîı;ıniyule_nm_gı dik- G © ağ K k 4 İbederiz.

Bu sayıdan diğer sayfalar: