3 Mayıs 1937 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10

3 Mayıs 1937 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Adını Osman Göküterdilini çocuğun annesi bana fısıldadı: “ Bu oğlanın senin oğlun olması çok muhtemeldir! ,, G kasmların hülâi Dördüncü Murat, annesinin el fuzunu kırmak üzere, hemşiresinin kocası öldürmek üzere, cellâtlarımı| yollamıştır. ... Cellât Kara Ali yaklaştığı sırada, Zevce Sultan bayıldı. Baldız Sultan, gözlerini kapadı. Yalnız Kösem, kaş- larını çatmış, kollarını göğsü üzerinde! kavuşturmuş, zihninde bir sürü plân. Jar yâratarak, öylece duruyordu: — Mustafa! , diye haykırmak ce- saretini gösterdi. . seni kurtaramıyo- rum... Ölüyorsun... Fakat emin ol ki intikamın: alacağım... Sebep olanlar, bana hesap verecektir Paşa: — Sebep olanm kim olduğunu bil miyorum... - deği, - Bu, yalnız Padiga- hımizın iradesi değilmidir. Kösem, dalğın ve mütenettir — Padişah... , diye mırtldandı. Cellât Kara Ali, Paşanın seccadesi. ne yaklaştı. Onun önünde elpençe di. van durdu. Paşa, başlin, bir daha: “.— Haydi!, işareti yaptı ve şaha- det getirdi. Ben, bu korkünç manzarayı, dişle- rim biribirine vurarak seyrediyordum. Cellât, Paşanm dizini öptü. Sonra kocaman sarığını çıkararak kendi ba. şma koydu ve İpi boynuna geçirdi. Pa- şanın omuzunu Öptü. Sonra bu öptüğü omuza dizini dayadr. Arkadan, yamak. da yetişti, Hepsi birden asıldılar. kısmi da damadın ellerini ayakla- rni “dt Tepterimesine mani oldu. Daha birkaç saat evvel, devletin en sarstİmaz, en nafiz rikünlerinderi biri sayılan, dediğini dedik, ettiğini ettik olan koskoca damat Mustafa Paşa, simdi artık yerde upuzun yatan bir ee- setten başka bir şey değildi. Cellâtlar, işlerini tamamladıktan sonra, ellerini açarak, sevgili bir insa. nın cenazesi huzurunda dua #den peri- şan akraba gibi, avuçlarını semaya aç. tılar. Üç ihlâs bir fatiha okudular, Di- ğer hazirun da onları taklit etti, Valde Sultan, bana hitaben; — Seni buraya zevk için şarkı söy. iyesin diye getirmiştim, o Hafız,bak nasip neymiş... Haydi hatim'e başla! - dedi, Büyük bir teessürle okumağa bağ- ladım... Birkaç saat sonra, diğer ha. flar da yanıma geldiler... Diğer cüz leri okumasmı onlara biraktım... Gös. terilen bir odaya çekildim. Kâbuslu bir uykuya daldım. Paşanm cenazesi muhteşem bir surette kaldırıldı. Ben de onun din! merasimini icra edenler, ebedi medfenine kadar refakat eden- ler arasına katıldım. Sonradan haber aldım ki, Paşanın bütün emvali, nakdi, padişah tarafından müsadere edilmiş, Anadoludaki isyan hareketlerinin bastırılması için sarfo - lunmuş. Beni serbest bırakmadılar. Sa- ray erkânı saraya giderlerken götürdü. Ter, Bir müddet daha sarayda bana tah - sis edilen'odada oturdum. Arada sırada Sünbül ağa, beni o çağırıyordu. Es kisi gibi büyük âlemler yapmıyordu. O. muzumu okşayarak; — Ah dertliyim, çocuk.. Eski yıldı - şim söndü mü, nedir? Bana bir şarkı söyle! - diyordu. Bü şarkıyı bir odada söylerken, o be. ni yalnız bırakıyor, başka odaya çeki « Viyordu. Orada ne yapıyordu. bilmiyo - Tüm, Yinebir gün. sabaha karşı beni ya « tağımdan kaldırddar. Bu çeşit âlemler. den birine iştirak ettisileceğimi san - Örn. Halbuki, sarayın bilmediğim da,! ireişrine doğru götürüldüm. Gayet süs! Id. bir odaya sokuldum. Burada, geniş bir yatağın içinde bir kadın yatıyordu. Henüz yüzünü görmemiştim. Fakat ye! nında bir besik olduğumu öeinde da kü-! ) şük bir çocuk yattığını gördüğüm için lohusa olduğunu anlamakta güçlük çek- medim, Esasen odada ebeler, kundak ve banyo hazırlıyan hizmetkârlar da do j laşıyordu, Çocuğu göstererek: — Kulağıma ezan okuyacaksm.. İs - mini İsoyacaksın, hafız! . dediler. Çocuğu aldım. — İsmi ne olacak? - diye sordum. — Osman! . dediler, Ben de ezanımı okudum. İsmi koy - dum. Sonra, nevzadr annesine göster - mek için yatağa uzattım. Kadın, Başını bemden tarafa çevir - di, Soluk benzini görünce, âdeta bayı - lacak gibi oldum. — Ayşe! » diye mırıldandım. — Evet... Benim... Tebdili Rıyafetçi âlim ! AZI an Lavel Finley adında Amerikalı bir âlimin “otu- zuncu yılı,, büyük bir merasimle tesit edilmiştir. Bu âlim ilminden ziyade bilhassa “dünyanın en iyi tebdili kıyafet eden adamı,, olmakla şöhret kazanmıştır. Sakın bu işi fena bir maksatla, yani adam soymak Gangeterlik ve enire #gibi ve yahutdarsirkte şaklabımlık etmek için Yaptığın zannetmeyin.. Hayir Sırf ilmi tetkiklerde bulunmak için tebdili kıyafet ediyor. Finley hayatını, hayvanların ve kuşların tetkikine hasretmiştir. O- tuz sencdenberi hayvanlara ait 80 bin resim çekmiş ve 30 bin metre u- zunluğunda bir film çevirmiştir. Bütün bunlara, sırf tebdili kıyafet sayesinde muvaffak olmuştur. Kâh frenk inciri ağacı, kâh ayı olmuş ve böylece hayvanların yanma sokule- bilmiştir. Şu Amerikalıların âlimleri bile pek orijinal kimseler değil mi? Namuslu sahtekâr UNDAN bir müddet evvel, Bükreşte çok garip bir hadise cereyan etmiştir. Hadisenin gaya nı dikkat olan diğer bir ciheti de kah ramanımın Halid Gaffur adında bir türk oluşudur. Halit zeki, çalışkan bir adam ok masına rağmen işsiz kalmış ve sefa- lete düşmüştür. Düşünmüş taşınmış ve nihayet işi sahtekârlığa dökmeğe karar vermiştir. Halit uzun müd det uğraşmış ve günün birinde Ros manya paralarmı mükemmelen tak lit etmeğe muvaffak olmuştur. Hem de öyle taklit ki, asıllarından farkı yok. Artık milyoner olması işten bile değildir. Fakat tam faaliyete geçe- ceği zaman Halidin Türklük damarı kabarmış ve bundan sarfanazar ede rek Maliye nazırma bir mektup yaz mış ve yaptığı sahte paralardan bir kaçmı da göndermiştir. Halit bu mektubunda, dört çocuğu ve kar” siyle beraber düştüğü elim sefaleti anlatmış vicdan azabı duyduğunu ve sahtekârlıktan vazgeçtiğini ilâ ve etmiştir. Asil Türkün bu hareketinden son derece mütehassis olan nazır derhal Halide bir iş bulmuştur. Ramanyada birçok sahtekârlar bulunduğu — için, Halide, bunları | meydana cıkarmak vazifesi tevdi e dilmiş ve kendisine dolgunca bir ma | bağlanmıstır. AP zip Glgpeeeii — Bu çocuk.. O» — Benim çocuğum... Mırıldandı: — Belki de bizim çocuğumuz.. Bel « ki de senin ve benim... — Yine ne yalan söylüyorsun, Ay - Şe... — Evet... Büyük bir ihtimalle senin ve benim... Çünkü Galata hödisesinin üzerinden tam dokuz ay geçmişti. — Dokuz ay... — Evet. dokuz ay, on gün... Çocuğa baktım, Çok esmerdi... Fakat yeni doğmuş gocüğun esmerliği, beyazlığı belli olur mu? Londra kuyumcuları İngiliz kraliçe- sinin tac giyme merasiminde başına koyacağı tacın taşlarını ve bazılarını da değiştirmektedir. İşte burada kraliçenin tacı, yan tarafta gör- düğünüz makbul ve resmi modele göre tertip edilmektedir. Deli değil amma... İYANA mahkemesi, Valdemar Boden adında bir muallimi “talebelerine karşı zulüm,. ünden dolayı iki ay hapse mahküm etmiş" tir. Bu muallim. talabelerini kır baçlıyor ve onları, bu kırbaçları te: bessüüm ve neşeyle karşılamağa ic bar ediyordu. Bundan başka, garip müsabakalarda (tertip ediyordu; “Çivi yatmak imüsabakası,, gibi... Şampiyon olmak © hevesine düşen betbaht bir genç tam on iki çivi yutmuş ve ölümden zor kurtulmuş tur, Evvelâ, muallimin deli olduğu Zannedilmiş, fakat muayene netices sinde kendisinde böyle bir hastalık teşhis edilemem$ştir. Bu adam deli değil, lâkin hararetli bir Hitlercidir. Talebeleri “hayatım güçlüklerine a- lıştırmak ve onlara “Kahramanlık,, aşılamak için hareket ettiği anlaşıl mıştır. Maamafih mahkeme mua'- limin bu “yüksek!,, maksatlarını hazara almamış ve kendisini mah» küm etm” temizlemekte | 3 MAYIS — 1937 .. 'azanlar; 1 çerterien — 2 Sayarı — BAğnta Krisi — 4, Vils Kirofte — 5. Vaytçörç Z 6. Henri Ved — 7. C. D. H, ve M Ki — # Milvari Kenneği — 9, Con Meyd — 10 R Aknoks — 11 Edgar Jepsom — A2 Klemana Dan — 13. Aton Berkeley. Çeviren: fa. Mister Dakers yutkundu. — Şey... dedi, pek tabii mirasa kon. mak ihtimeli kalmaz. Zira, kanun, bir caniğe, cinayetten istifade (ettirmez. Fakat böyle bir şey varit değildir zanne derim. — Bende öyle sanıyorum. Öğrenmek İstediğim bir nokta (olduğu için sor. muştum. Bence, madam Holland mira- sını almalıdır. — Temenni edeyim ki mahkemede öyle karar versin. Asıl müşkül Elmanın bu kadar çabuk ve cinayetin akabinde evlenmiş olmasındadır. Bence yapıla- cak bir şey var. Madam Hölland mah. kemede, evlenmek için dayısından mü- #aade istemek niyetinde olduğunu, fa- kat dayısının ani ölümü dolayısile mü- Saadeyi istihsal edemediğini iddi etme. lidir. Hoş, hakikat te bu merkezdedir. Dayısından evlenmek için birkaç defa müsaade istemişti. — - — Olabilir. Fakat acaba bu müsaade- yi almak ihtimali var mıydı? Ben, ami- ralin bu müsaadeyi vermek istemediği- ne dair şehadet edecek üç kişi tanıyo- rum. — Evet. Amiral vakin pek râzı de- Zildi. Bu itibarla Elmanm vaziyeti bir hayli müşküldür. Hem çabucak evlen- mesi, dayımın ölümü ile büyük bir manianın ortadan kalkınış olmasını ifa- di.eder. Şüphesiz mahkeme bunu böy. le düşünecektir. — Bu takdirde, amiralir o ölümünün de pek tesadüfi olmadığı akla gelmez. mi? — Böyle bir itham yapılacak olursa haksızirk edilmiş olur. Zira Elma böyle bir hareket yapamaz. Hem © sksini de düşünelim, Biran için böyle bir tasav- « Yuru olduğunu kabul bile etsek, derhal evlenmek gibi bir tedbirsizlik yaparmıy- di? a gisi ğ Yapi: iye biliriz bili) ya ka, nunu bilmiyorduysa? — Başka bir şey daha var, Şunu da |- iddia edebiliriz ki, izdivaç, amiralin ölü- münden evvel kararlaştrılmıştı. Zira, bu kadar kısa bir zamanda evlenme mü- #aadesi alma imkânı yoktur ki.. Bu esnada dışardan bir otomobil gü- rültüsü duyuldu ve bir takım sesler işi, tildi. Sonra odanın küpısr açıldı ve İçeri Holland ile karıst girdiler. Holland: — Mister Rac, dedi, (evvelâ sizden alelâcele ayrıldığımız için affınızı dile. riz, Fakat çek acele işimiz vardı. Holland Mister Dakerse döndü: — Zannedersem, dedi, siz mister De, iniz. Mektubunuzu aldık ve der craket ettik, Mister Dakers; — Teşekkür ederim, dedi, Elma, mi- şin bu kadar'acele evlendiniz. Allah ve. rede bu hareketinizden pişman olmasa- niz, Elma güldü. Alelekser solgun olan yüzünde hafi! bir kırmızılık vardı. — Mister Dakers, dedi, ( aldanıyor- sunuz. Ben pişmen olacak hiçbir hare- kette bulunmadım. Ve çantasından bir kâğıt | çıkararak ona uzttı. Mister Dakers o gözlüğünü taktı ve kâğıdı o okudu bir taraftan da diye mırıldanıyordu. Sonra, kö. ı müfettişe vererek; — Mister Rac, dedi, zannedersem bu meseleyi kökünden halledecek mahiyet tedir, Kâğıdın üzerinde makine ile şunlar yazılıydı? © » “Yeğenim Elma Fitzgeraldin Arthur Holland ile evlenmesine muvafakatimi bildiriyorum.,, - r . Hk Peniston Muvafakatnamenin tarihi 9 ağustos idi. Müfettiş Hollanda döndü: Sordü: — Mister Holland bu kâğıdı ne za- man elinize aldınız? — Karım bana bu sabah verdi. Düz akşam ümiralin kendisinden almış. — Saat kaçta'aldınız madam? Genç kadın, gayet sakin bir sesle ct- vap verdi; — Gezeyarısından biraz sonra? — Gece, su? Dayın | buki buradaydım. Tefrika numarası — 31 — 71, geceyarısından sonra giri olurak gesi dünüz mü? il Söze Holland Kizi; — Tabii, dedi, ben de gördüm. Bili” 1 yorum, niçin daha evvel söylemedim di yeceksiniz. Fakat benim o dakikada bus © radan gitmeme müsaade © etmiyecektis niz. Halbuki mühim çok mühim işleri. miz vardı. Artık şimdi ne isterseniz söy Eyebilirim. Evet. o Amirali, dün gece, geceyansından yarım saat kadar sonra, burada yaz;hanesinde gözlerimle gör“ düm. SEKİZİNCİ KISIM Yasan: R. A, Kroks OTUZ DOKUZ ŞÜPHELİ NOKTA Bir polis hafiyesinin hayatında, şüp- hesiz birçok şaşırtıcı vakalar, hâdiseler, vardır. Rac müfettiş rütbesini elde ede- bilmek için bu tarzda bir çok : — * **, hâdiselerle © karşılaşmıştı. Lâkin Hol © lann sözleri karşısında az kalsın 59 ğuk kanlılığını kaybedecekti, O kadi? © Şaşırdı. Nasil olur? Cesedi muayene & | den doktor, cinayetin evvel yapıldığını kat'iyetle tesbit etmişs ti. Hem Rac birçok tetkikatta bulun. müş, amiralin Vinmuta gittiği ihtimalini kurçalamış, cinayet gecesi, (o esraren” giz bir otomobilin mevcudiyetini tesbit etmiş, meddi cezirin saatlerini öğren“ miş, kendine göre bir izah o bulmuştu. Yoksa Holland yalan m (söylüyordu? Bu pekâlâ olabilirdi. Fakat ne diye ya" lan söylesin. Cinayet gecesi, herkes ve birçok şahitler, onun lord Marshall ote. linde bulunduğunu söylemişti. o Dışarı çuktığını gören bir tek kimse bile yoktu. Ne diye bu mükemmel vaziyeti birakem da, maktulü en son gören adam sidüğüz nu iddiz eğerek Üzerine esm? sın? İnsanın suçlu olduğu takdirde, böy le bir şey yapabilmesi için aptal veya ds li olması lâzrmgelmez miydi? Müfettiş, ciddiyetini ve vekarın: kay» betmeden uzun müddet böyle düşünüp suşamazdi. Hollanda döndü ve: — Mister Holland, * dedi, size şunu söyliyeyim ki İfade verip vermemekt€ serbestsiniz. Eğer arzu ediyorsanız, re$ men tahkikat başladığı zaman... Holland hafif bir ittihza ile müfetti. in sözünü tamamladı? —.. kendimi müdafaa edebilirim de* Zil mi? Çok naziksiniz. Fakat düşünün bir kere, size güzel ve mükemmel Pir b'kâye hazırladım. Herhalde ne diyec& ğimi pek merak ediyorsunuz © sanırmi Hem sözlerimi, şehit © huzurunda dahi dinlemek istemediğinize emizim. — Nasıl Isterseniz. Zannedersem mf dam Hollandın mevcudiyeti... “ —— Evet, evet anlıyorum. Benim söy? lediklerimi dinleyip, size ayni şekilde ifade vermesinden çekiniyorsunuz. Va” kia bu şüphe bir insan için oldukça ağı. dır ama, eğer Elma müsaade ederse. Karı koca gözgöze © gelmişlerdi. B$ bakışta biribirlerine karşı © emniyet V€ muhabbet vardı, Mister Dakers müeke kilesine döndü, kendisile mühim bir şef görüşmek istediğ'ni söyyliyerek onu a” dı ve beraberce çıktılar. Rac, Holland # le yalnız kalınca derhal hücuma geğti — Mister Holland, sizi | gördüğü” zaman bana anlattıklarınız şimdi söyl” diklerinizle tamamen tezat vw ediyo buna nedersiniz? — Evet biliyorum, Size, pr get si otelde olduğumu söylemiştim. — Affedersiniz bir noktayı şimdi” tavzih etmek istiyorum. Bana söyledi” © lerinizin hepsi yalan mıydı? Meselâ #* at onbirden sonra sizi kimse göl diye defterime not almıştım. Bu - ısrar ediyor musunuz? Belki > i i görmüştür? Buraya rek mi geldiniz yoksa omnibüse Mi ii diniz.? Devamı var, geceyarısından 1

Bu sayıdan diğer sayfalar: