4 Nisan 1929 Tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 7

4 Nisan 1929 tarihli Servetifunun (Uyanış) Dergisi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

No. 1703—18 larında bin bir dava ve bazısı faca ile netice- lenen nice niza oluyor. Bundan dolayı adliye teşkilâtı vücude getirilmiş, mahkemeler kurul- muş hapishaneler yapılınış. Hasanın cebinden parasını çalan Huseyin, Mehmedin malına göz dikip adamcağızı haklamağa çalışırken yakayı ele veren Ahmet, dostu Aliye varmak için ko- cası Halili zehirlemeğe kalkan Hacer, yumru- klarını sıkıp kalçalarına dayayarak hâkimlere, avokatlara, jandarma ve polislere ve hele ha- pishane gardyanlarına : — Bize hırsız kâtil diyeceğinize kadrimizi bilin! Sizi yaşatan an- cak biziz. Biz olmasak haliniz nice olurdu? diyemi bağıracaklar!? Ve sonra, her eserin doğum sancılarile vücut bulduğu muhakkaksa, ıstırap sancılarile doğmuş olan bu eseri taktirlerle ihata etmemiz neden icap etsin? Fatma kadın üç kol ve tek ayaklı, tek gözü de tepesinde bir ucube doğurursa, bu ucube (oOdoğduktan bir iki saat sonra ölür ölmez, iğrene tiksine toprağa gömülür, yahut ta eczacılara verilerek eczalı su ile dolu kavanoz- larda teşhir olunur. Gebe kaldığı eserler pek kötü zuhur etmiş muharfir ve san'atkârın, ucube doğurmuş losa hanımdan farklı muamele gör- meği istemek hakkı niçin olsun ? Mahaza münekkidin aleyhindeki hücumlarda da haklı şeyler bulunduğunu itiraf etmeli. Bu adanı da bir insandır. Hem de yazılarını neşre- debilmek için gazete sahibinin, tabiin ve hatta onların dostlarının dostluklarını temin ve mu- hafazaya mecbur bir insan. Muharrirler arasında da bir çok sevdiği ve sevmediği bulunan bir insın. Mahmut bey bir kitap yazar, ve bu Mahmut bey kendisinin ve hele patronunun dostu olursa, onu yerlere geçirmeğe münekkit nasıl muktedir olabilir? Ve İbrahim beyle ara- sında ve bahusus patronu arasında bir şey geçmişse, ona haklı olduğu dereceden aşağı bir mertebe vermesi hemen de muhakkak değil midir? Ve nihayet kendisi evliyalar kadar bitaraf olsa bile, acaba methinde de hücumunda da türlü hissü hesaplar aranmıyacak mıdır? Eski edebiyata ait eserler yazılıp muharrirleri de öleli aradan asırlar geçtiği, ve bu eserler belki yüzlerce kalem tarafından tetkik olunarak hüküm ve kanaatlar ilmi ve kat'i şekiller aldığı için, bunları bir daha tetkik edecek olan mu- harrirler, heveslerine ve şŞalısi hesaplarına ramolmaksızın söz söyleyebilir. Yani bu günkü vakâların hararet ve heyecanı içinde bugünün nasıl tarihi yazılamazsa, bugünün edebi eserleri için de daha bugünden kat'i hükümler verilemez. Binaenaleyh, hükümlerinde mutlak surette isabet * edecek ve isabet ettiği de bilâ itiraz kabul olu- UYANIŞ 275 nacak bir münekkit beklemek boş bir hayaldir, ve edebiyatımız ancak böyle bir münekkit saye- sinde inkişaf edebilecekse, edemeyecek demektir. Şu halde..şu halde tenkit makaleleri beyhude bir ' gevezelik mi? Eğer münekkit hiç bir şey okumamınış denecek derecede cahil ve üslubunun kötülüğünden ve heyecansızlığından edebiyat ile alâkasızlığı bariz bir adamsa, böyle olduğunda hiç şüphe yoktur. Fakat haddizatinde, tenkit edebiyat eserleri karşısında duyulan heyecanların ifadesidir. Nasıl kâinatın manzaraşı katşısında teheyyüçlere tutulan büyük ve hiç olma7sa sadece sıcak ruh, düşüncelerile felsefeyi yaratırsa, bir edebi eseri kuvvetle duyan bir adam da o duygularını tahlil ve teşrih ederken tenkidi halketmiş demektir. Yani demek olur ki, tenkit, kusurlarla beraber meziyyetleri de gören ve arıyan, bununla mükellef bulunan bir faaliyeti fikriyedir, ve bu faaliyeti fikriye samimiyetile hürmete layık ve yazanın iktidarı nisbetinde rehberlik etmeğe müstaittir. Bizde dün munekkit hiç yok midi, bu gün varmıdır, ve yarın için bu sahada ümit verenler mevcut mudür? Bunları ilerde araştırmağa çalışa- cağız. Jüpiter Gazinin muazzanı şahsiyetini ne canlı olarak ve bütün ulvi hatlarile çizen bu küçük kitap, 'Üürk edebiyatına onun eşsiz varliğı ve harıkalı eserile ilham etmiş olduğu yazıların en güzel- lerinden biridir. Ilâve etmeli ki, dünyaya bir veya bir kaç asırlık fasılalarla an sak uğrayan ilâhi şahsiyetler, etraflarındaki neslin gözlerile ihata olunamıyorlar, ve Gaziye asıl lâyık olacak büyük san'at eserini yazacak kalem de, belki henuz doğmamıştır. Fakat Jüpiter kitabı, kendini bütün asıl samimiyetini muhafaza ettiği için, mulharriri olan Hasan Cemil beyi telbrik bir vazifedir. Çocukluğumun en uzak senelerinden kendi- sini tanıdığım halde, nefis tercemeler altında imzasını gördükce yabancı bir nazarla baktıkımı Cemil beyin, küçücüklüğümde düğününe götür- dükleri güzel zabit olduğunuda ancak şimdi, bu kitap münasebetile öğrendim. Va çocukluğumun adeta bir enişte gibi gördüğü zabitin, bu âlim ve pürheyecan edip olmasını öğrenmek, bana çok zevk verdi. Ve bu eski rabıtanın verdiği cesaretle şunu da ilâve edeceğim ki, her elde görmek istediği- miz incecik kitabına 50 kuruş fiat akoymakla, Hasan Cemil bey günah işlemiştir ve bunu değiş- tirmesi çok muvafık olacaktır. Mafhit Sızı yazdıran heyecanın

Bu sayıdan diğer sayfalar: