27 Ekim 1934 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9

27 Ekim 1934 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 9
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ü _f’î:şlincl teşrim 6 inci kısım No. 100 Her hakkı mahfuzdur. Ziya Şakir £T7 - 10- 934 SON POSTA Sayfa 9 p İTTİHAT »» TERAKKI Nasılt Doğdu?.. Nasıl Yaşadı?.. Nasıl Ölda? Kuvvetli Bir Emir, Kaçan Askeri Süngü Muharebesine Çevirttirmişti.. Genç kumandanın — önünde, şimdi birdenbire enteresan bir harp sahnesi açılmıştı. Lâkin bu sahnenin manzarası, çok dikkat ve ehemiyete şayan bir vaziyet a mıştı. Conkbayırınm cenubundak! akımlı tepeden, Conkbayırı: na doj yor; g ge kaçıyordu. Mustafa Kemal Bey, derhal bu askerin önüne atıldı. Kaçan- lardan birkaç tanesini yakaladı. İsticvaba başladı. — Çocuklar!., yorsunuz?.. r müfrerzeleri koşu- nazaran — bunlar Nereye kaçı- — Efendim.. Düşman... — Noerede?.. Askerler, 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. Mustafa Kemal Bayin vaziyeti, ciddi bir tehlikeye girmişti. Çün- kü, şu anda düşman, kendi as- | kerlerinden ziyade onun yakininde | idi. Ani bir hücumla etrafı çevrile bilirdi. O zaman, - bu vaziyetten haberdar olmuyan - alayının, pek fena bir akibete uğraması muh- temeldi.. Hâlin bu kadar- vahim olmasina rağmen, Mustafa Kemal Bey, soğukkanlılığını biran - bile kaybetmedi. Gözüne ilişen firar! efradı derhal etrafına topladı, Uç beş kelimeden mürekkep sözle onlara Türk askerinin düşmandan kaçmıyacağımı anlattı. Askerin biri, ağlamak derecesinde bir teessür ve hicapla: — Efendim, kaçmazdık amma, cephanemiz kalmamıştı. Diye mınldandı. O Mustafa Kemal Eey: — Askerin son silâhı, süngü- südür. Cepaneniz yoksa, süngünüz var... Asker |.. Süngü tak.. Yere yat. Diye bağardı. Bir dakika ev- vel, şuursuzlukla vazifesini unutan asker, şimdi yalçın birer kaya parçası gibi yere yatarak düş- manı beklemiye başlamıştı. zaman Bu emir tam zamanında ve- rilmişti. Çiünkü birdenbire mey- dana >çıkan düşman — askerleri, bu derme çatma kuvvetin yere yattığını görür görmez, onlar da korkularından derhal yerlere ya- tivermişlerdi. Düşman, bir an için sarsılmıştı. İşte bu, (bir an) is- tikbalin en büyük kumandanına, ebedi bir şöhret kazandırmıştı. Cepaneden tamamen mahrum Türk neforleri, süngülerile düş- mana atılnak için emir bekliyor.. Karşısında büyük bir tuzak ku- rolduğunu — zanneden düşman kuvvetleri de, ileri atılmakta ve ateş açmakta tereddüt ediyordu. Çanakkalenin, Istanbulun.. belki de koca bir memleketin ve büyük harbin mukadderatı, - her biri bir yı) kadar kiymettar olan - çu sa- niyelere merbut bulunuyordu, Ve takdir eden Mustafa Kemal yeyi boş geçirmi- emir zabitine: , marş marşla Emrini vermiş.. ve sonra; ara- Ziyi, düşmanın vaziyetini, gelecek | askeri, bunları nerelere — yerleşti- receğini.. ve nihayet, düşmanı ne- reden gökdürerek sürebileceğini zihnen hesap et- mişti. Bu müddet tarfında da alayın kol başında bulunan bölük yetişmişti. Mustafa Kemal reddüt etmeden nereye kadar Bey, hiç te- k kumanda- nına İlk emrinl verdi: — Yerde yatan şu bölüğü gö- rüyor musunuz?, Tamamen cepha- nesizdir. Derhal bu bölüğü tak- viye ediniz. Düşmana ateş açınız. Bu uırada nefes nefese yeti- şen tabur — kumandanlarından yüzbaşı Ata Beye de ikinci em- rini verdi: — Bütün taburunuzla bu bö- | lüğü takviye ediniz. 261 rakımlı tepe Üzerinden düşmana taarruza geçiniz. Mustafa Kemal vaziyete hâkimdi... Evvelâ bir bölüğün ve sonra onu takviye eden bir taburun kesif ateşi, düş- manın kirpi gibi yere yapıştığı Bey, artık mıntakayı bir anda mermi selleri- ne garketmişti. Yattıkları yerden başlarını bile kaldırmıya imkân bulamıyan düşman bölükleri, ken- dilerini cehennemt bir dil gibi yalayan bu kahir ateşin alteşin altında birer birer eriyor.. bu ölüm borasından kurtulabilenler, manialarından — istifade rdu.. Bu sıra» arazinin ederek geri ç da, cebel bataryası da yetişmişti. Genç kumandan, üçüncü emrini verdi: — ( Suyatağı) nda mevzl alı- nız, düşman piyadesi Üzerine gid- detli ateş açınız. Batarya, yerleşerek düşman piyadesi Üze- rine ateş açtığı zaman, henüz harp hattına giren yeni bir. düş- man piyade taburunu yakaladı. Ve bunun Üzerine ateş etmiye başladı. Tabur, derhal perişan bir halde dağıldı. İik ilerleyen düş- man kuvvetleri, artık iki atep arasında kalmıştı. ( Arkası var ) ——— derhal eu yatağına | Öndülâsybndah Hanım- ların Saçları Dökülüyor ( Baştarafı 1 inci yüzde ) lüyor.. Bu meseleyi yazınız.. Ha- nunlarımızı bu - tehlikeye karşı ikaz ediniz ! Doktora verdim: derhal — cevabımı — İşte bunu yaz-mam doktor! 6 aylık ondülâsyon aleyhinde böyle müthiş bir müjdeyi Hanım- larımıza verebilmek için kabadayı olmal. Bu moda ortalığı kırıp geçiriyor. Saçı kıvırcık olmadık Hanım parmakla gösterilecek, her Hanım birinci nevi kavırcık gö- Ve hakikaten de rına G aylık ondülâsyon yap- tırmamış biz Hanım İnsata artık bir nevi dağlıç gibi görünüyor. Moda bu kadar almış yürümlüş.. Kadınlar için bütün medeniyet dünyasında alafranga (permenan) denilen bu 8 aylık ondülüsyondan daha mühim bir şey keşfedilme- miştir. Bir saat kadar, bazan ikl saat kadar - göz kapayıp açacak bir müddet! - makinenin önüne otu- ruyorsunuz, Saçlarınızın her tuta- mına halka halka bir elektrik prizl takılıyor, başa koca madeni bir tas geçiriyor. Ondan sonra ver müthiş bir elektrik cereyanım! Kafanın derisini yakmamak için daima doğuk hava makinesi de işliyor. Buna rağmen yanan kafalar, aa a— “BiRiİKTİREN RAHAT-EDER | çıkıyor. Saçları haşlanan deriler, tutamtutam ko- ı pan saçlar az değil. Hanımefendi bu elektrik ce- henneminden bitap bir halde kırk yıllık - (So- matra)lı bir zenci gibi tepesinde diken diken.. Aynada kendini ilk | defa bu halde gören Hanım kendi- kendine kahkahalarla gülüyor ! Fakat eziyeti bu kadar - ve | 10-12 papellik hediyesi de var- okadarcık ! Ondan s#onra bu gümrah kı- her gün bir defa ulamak, su İle ıslatıp istediğini ak, kıvırcık, lülelüle verdikten sonra kendi haline ku»e rumiya bırakmak kâfi, ıslak saç- ların böyle kendikendine kuruması yüzünden soğuk almak, nezlo, hattâ ağır soğuk algınlıkları teh« Tikesi hiçbir Hanımı korkutmamış- ken bile bir gazeteci medeniyetin bu en yüksek icadına nasıl hü- cuma cesaret eder? (Permenan) lı hanımlar hergün saçlarına böyle saatlerce uğraş- tıkları halde yine adı (altı aylık ondülâsyon)! Kıymetli doktor hiç kadınlardan korkmuyor. eniyetin en büyük keşfine öyle müthiş hücum ettiki artık dile gelen feoni de susdurmayı yapamadım: — Vakıa elektrik saçlar için faydalıdır. Nitekim bizim mesle- ğimizde elektrikle tedavi mühim bir yer tutar. Çünkü elektrik, hüceyrelerimizin hayatiyetini art- tırır. Onları şiddetle ve sür'atle nümalandırır. Fakat biz bu teda- vide daima tedrice riayet ederiz. Halbuki bunda böyle olmuyor. Saçlara müthiş bir elektrik bir defada veriliyor. Ve tabiidir ki saçların hayatiyeti — birdenbire fevkalâde artıyor. Saçlar ondan dolayı kıvırcıklanıyorlar, Nitekim Afrikanın şiddetli güneşlerinde yaşayan vabşilerin saçları haya-s tiyetlerinin daima fevkalâüde olma- sından kıvırcıktırlar. Fakat tıpkı alkol gibi, diğer bütün zehirler miktarı hayatiyeti tenbih ettiği için fay- dalı birdenbire fevkalâde verilirse — zararlı olup saçların hayatiyetini bitiri- yor. Saçları hafif düşürüyor. Bun- dan dolayı dökülmiye başlıyorlar. Bu (6) aylık ondülâsyon bir- kaç defe yapılacağına göre ha- nımlarımizin saçları kâmllen dö- külecektir. O vakit, şimdi erkeke lerde olduğu gibi cascavlak kafa- lar kadınlarda da mecburi mada olacaktır! Güzellik müesseseleri denilen sıhhat mezbehalarından bu maki- ne nasıl oldu da dışarı çıktı ve harcıâğlem oldu, şaşıyorum.. Eyvah, gözü önüne caddelerde, balolarda, sergilerde eascavlak kafalı şık hanımların dolaştıkları geliyor.. Feci akibet doğrusu! Fakat doktor birdenbire hiç umulmadık bir yeisle: — Akibet feci fakat... Fakat ne y boşuna çene — yoruyorur.. hanımlarımıza bunu dinletmek güç! Aklıma hanımlarımızın. moda düşkünlük hakkındaki mülâkatıme da Biçki yurdu reisi Behiye Hakkı Hanımefendinin aöylediği «sözler geldi: — Ucunda ölüm de olsa ka- dınları güzel görünmek arzula- rindan menetmek kabil değildir. LM vırcık saçları gibi az olan — elektrik, çok insan n Dedi. ıpsak boştar!

Bu sayıdan diğer sayfalar: