8 Eylül 1935 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

8 Eylül 1935 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

8 Eylül ——— — GKLT Matbuatında GÖRDÜKLERİMİZ Bir Diş Çıkarma Ameliyesinin Sonu Amerikanın Teksas vilâyetin- a de, Borger kasa- Gor_mı lk Zd basında — oturan Fetine tek- Joo Lovat ismim rar kavuşan| da bir ihtiyar son ihtiyar yıllar içinde gör- me kuvvetini tedricen kaybetmi- ye başlar, şehre inerek bütün mü- tehassislere birer, birer baş vurur, durumu değişmez, o da çaresiz ka- dere tevekkül etmek zaruretinde Lalr. Fakat geçenlerde bu zatın dişleri ağrır, adam dişçiye gider, dişçi de takma diş yapmak Üzere bütün diş'eri birer birer söker, Amerika gazetelerinin anlattıkla- rına göre bu diş sökme ame- liyesinin — beklenmiyen neticesi, kör — ibtiyarın — tekrar gör- me kuvvetine kavuşmuş olma- şıdır. Mütehassisler bu hâdisenin sebebini henüz izah edememiş- lerdir. * Goçeıı hafta da (Kanada) da bütün memleket gençliği- nin — iştiraki ile tertip edilmiş bir 25) geçiyor| kır eğlencesi var- miş. Bu eğlenceye herkes gibi parlâmento üyeleri de gidecekler- miş. Fakat aksi gibi o gün de mecliste mühim — bir meselenin müzakeresi varmış ve uzadıkça uzuyormuş, Halbuki eğlence saat (5) de başlıyacak, salonun büyük Baatl İse şimdiden 4,5u göste- riyor. Tam bu sırada hükümet Bırasında oturan bakanlardan biri ayağa kalkar: — Sayın başkan, saat 6 yı 25 geçiyor, İçtima müddeti bitti, mesele önemlidir. — Üst tarafını yarın, geniş zamanda tetkik ede- llm, der! Başkan kemâli ciddiyetle saa- te bakar, saat — dört buçuktur Amma onun gözü — nasılsa 6 yı 25 görür, tıpkı bütün salon hak kının gördüğü gibi, ve: — Evet öyle, — celseyi tatil ediyorum, — der ve bütün meclis Üyeleri bir saat sonra kır eğlen- tisinde buluşurlar. Yunanistanda : Kralcılar, Cümhuriyeti Devirecekler Mi ? General Kondilisin! Kabineden Çekile- l ceği Söyleniyor Atina, 8 (Özel) — Burada dünden- beri, kralcıların âni bir darbe ile krallığı İlân etmeye hazırlandıkları ve seki Kral Jorja hemen — tahta geçire- | eckleri hakkında bir gşayla ortaya D atılmıştır. Söylendiğime görü, münevverlerden böüyük bir ekseriyet elmhuriyetçi oldukları için, kraledar önümüzdeki genoyda ekseriyet kazanamıyacaklar- dır. Bu sebeple kralcılar, ctimhuriyeti zorla devirmeye karar vermişlerdir. Koyu kralecı General Kondilisin Iki gün kalmak üzere Speca adasına gitmesi, kralcıların teşebbüsile — ilgili görülüyor. Çünkü Kondills buradaa uzaklaşmış olmakla kralcıların cümbhu- riyeti deviren hareketine İştirak etme- miş olacaktir. Diğer taraftan donanma kuman- dam, vejimi zor ile değiştirmek lsti. yenlerin muvaffak olamıyacağını ve donanmanın kanunsuz — hareketlere kazşı koyacağını söylemiştir. Başbakan Çalderis pazartesi günü buraya dönmüş olacaktır. Çaldarisin gönoyu — derhal yaptıracağı, fakat Kondilisin de kabineden çekileceği söyleniyor. Almanyada: Katoliklerin Yeni Başpapazı Berlin, 7 (A. A.) — Yeni katolik başplakoposu Kont Preysing'in ma- kamına oturması töreni bugün Sent Hedvige kilisesinde, Papu elçisinin ve resmi müme: rin, kilise büyükle- rinla — ve davetlilerin huzuru İle ya- pılmıştir. Tören amrasında büyük bir balk kütlesi, kilise önündeki meydanda Dorhal genoy yaptıracağı söyle- non Yunan Başbakanı Çaldaris Bulgaristanda : Bir Yunanlı Hudu- du Aştı.. Ve Bir Bulgar Köyüne Gi- rerek Bir Türkü Yaraladı Sofya, 8 (Özel) — Evvelki günkü gazetelerin yazdıklarına — göre, bir Yunan köylüsü Bulgar arazisine gire- rek Mesta nehri yamında Nevrekop kazasına bağlı S'omen köyünden İbrabim oğlu İsmall namında bir Türkü ağır surette yaralamıştır. İsmall ümitsiz bir halde Nevrekop hastane- sine kaldırılmıştır. Hâdiae mahallinde Bulgar ve Yu- arasında tahkikat yapılmıştır. Yuna. alstandan verilen lümata — göre, Yunan — zabıitası yaralayanı yakala- moştır. | dinde protesto etmiş | derhal özgür bırakılmalarımı İstemiş- Uzak Şarkta: Sovyetlerin Yeni Bir Protestosu Tokyo, 7 (A. A.) — Sovyet büyük alçisi Jurenev, Sovyet yurtı Mançuko hükümeti tarafından hap- sedilmelerini Japon dış bakanlığı ner- ve bunların tir. Dış bakanı Hırotanın bu protes. toyu kabul etmiyerak Jurenev'e bu- nun Mançukuo makamlarına yayıl- masını tavsiye ettiği söylenmektedir. Amerikada : Bir Hâkim Hitlerci- liğin Şiddetle Aley- hinde Bulundu Neyyork, 7 (AA) — Alman * Bremen ,, gemisinin hareketl oana- sında vukua gelen kargaşalıklardan suçlu olan beş kişi beraet etmiştir. Suçlulardan altıncısı, adam yaralamak ve yasak ellâh taşıma suçlarından dolayı hesap verecektir. Hâkim Brdeki, şiddetli — tedbirler kullanmak — suretile Hitler — rejiml aleyhinde sözler söylemiştir. Tevkif Edilmemiş Vaşlagton, 7 (ALA.) — Uçak yapı» cısı Fokkerin tevkif edildiğine dalr olan haber kesin olarak yalanlanmak- tadır. Fokkerin, gerçin ( tabkikat ) komleyonundaki senato üyeleri tara- fından, silâhlar hakkında sorguya çe- kilmek Üzere, Vaşingtona gelmesi beklenmektedir. Kısa Haberler: Brüksel, 7 — Süecl — manevrulara iştirak eden ve Iki yaralbayın bindiği ugak düşmüş, İçindekiler ölmüştür. $ Marsilya, 7 — Bir vapur, Koral- ka adamı açıklarında kazaya uğrıya. rak imdat iİstemiş ve bir Fransız vapuru kaza yerine doğru yol âlmıştır. $ Vargova, 7 — Yakında yapıla- seçimi dolayısile ko. in dün ilân ettiği ge. m kalmıştır. nel grev FİRE BUGÜN Gelip Giçici Şöhretler Şöhretin bir ölmezi, bir de gelip geçicdal vardır. Ölm bilgi ve iş yapar. B dediğimiz altı parmaklı, irl burunlu, Üç kulaklı o'maktan tutunuz da uzun veya kisa boylü olmu dâr varan anormal — yaradılış! Hele bugünün zevki, © gibi « veya çokluklara pek — fazla değer veriyor. Genel zevke dilmaçlık yapan gezeteler de koydukları resimler, &- raladıkları yazılarla yer yüzündeki anormalları meşhur edip bırakıyor. İşte Kalkütede oturan Şeyh Kulu adlı bir adamın 2,5 kadem boyundaki atı da bu yüzden Ünlenen, sahibini de dünyaya —tamtan — mah'üklardandır. ulusal âlemde şimdi belki birkaç yüz bin kişi, « komşu'arının yüzünü ve adını belkli bilmedikleri halde - bu atı tanıyorlar, Şeyh Kulunun da adım öğrenmiş bulunuyorlar. Eski devirlerde şöhret almak anor- mal insanlar ve hayvan İiçin de bu kadar kolay değildi. Sözgelimi Osman oğullarından Deli İbrahimin bir buçuk kadem boyundaki cücesini İstanbulda bile bilenler azdı. Halbuki bu cüce, tabiatin pek seyrek yarattığı eserler« dendi, koyunda taşınacak kadar — kü. çüktü. Bundan ötürü de Deli İbrahim onu yanındamn ayırmazdı. Bir. gün şaka bilmezlikle tanılmış olan sadra- zem Kara Mustafa Paşa hünkârın yanına geldi, Öönemli işler anlatmıya koyuldu. Cüce, hünkârın koynundaydı, kürkle örlülmüştü. Sözün uzadığını görünce sıkıldı, yavaşça başını uzattı, sadrazama dilini üııuîp güldü. Kara Mustafa dli gösterişi ağır bir hakaret saydı, uzun ve çelik kos lııııı l.l:.khl:ı l:liıııııııdıl&rdı. .;n- ceyi yi gı l reden denize - fırlattı. Zn:.nı üçük, bir mandayı bile top gibi çevirecek kadar güçlü olan o çelik kolun zorll ekiz on takla attıktan #onra denizin kö- pükleri arasında boğulup gitmişti. i İbrahim küplere binmişti, ve- yıp duruyordu. Kara Mus- tafa Paşa sert bir işaretle onu sus- turdu: — O, dedi, benimle alay etti. Ce- zasını verdim. Şimdi siz de ona sevgi- nizin İcap ettirdiği şeyi yaparsınız, beni cezalandırırsınız. Hünkür bu «öz üzerine birden de- Hişti, azarı filan bıraktı: — Dikkat etlim miydi lâla, dedi, kâfir cüce nasil takla atıyordu? O cüce bu ata göre ne kadar talihsiz. M. T. Tan Edebt Tefrika No: 82 8/9 / 85 BARĞaN Hulüsi Beyin çiçeklerini bir çocuk sevinci ile vazolara yerleş- ftirdim. Nekadar olsa bir yurtdaş.. İstediğimiz gibl foya doya türkçe onuşuyoruz, — Hali tavri insana önceden soğuk görünmekle bera- ber nazik bir adam. Ali Saml Bey ona kul köle oluyor. Para kazanmak için mahruml- Yete, ter dökmeye, nasıl anlata- Yım, maddi birçok fedakârlıklara kat'anmayı anlarım. Fakat böyle Para gelecek yere, yahut para kazandırmiya vasıta olacak İnsan- lara dalkavukluk etmeyi hiç ya- Pamam. Ali Sami Bey öyle değil. Flora beni mahcup etmiyecek bir meharetle servis yaptı. Annemin bu hemşeri mlsafir İçla hazırladığı bir iki alaturka Yemek pok makbule geçti. Hulüsi Bey pek memnun kal- Buşti zannederim, Geç vakite hadar memlekotten, — gşuradan, uradan — konuşuldu. Bir aralık kırdı, Jenev konsülümüze geçti. Hulüsi Bey: — Narik bir adam, Hem Metli del SK Dedi, ANASININ ».. KIZI <“ A Ali Sami Beyin gözleri beni aradığını hissettim, Sesinde acı bir tokluk vardı. — Evet, dedi. Iyi adamdır. Kurnazdırda. — Sonra — doğrüdan doğruya bana döndü: — Sen bizlm konsülü gördün değli mi Gülseven? Hiç — kaçınmıyarak — yözüne baktım: — Evet gördüm. Tanırım. Kendi sesimden kendim kork- tüm. Her halde tabil bir cevap vermiş değildim, Fakat © kadar sinirlenmiştim ki biraz daha İleri gidip: — Onuula on beş gün bera- berdin değil mi? Demiş olsa: — Evet, onunla on beş gün beraberdim! Diye haykıracaktım. Hayatım- da büyük bir değişiklik yapmak için sinirlerim gerilmiş. Şu sırada akal bir — hareket bekliyorum. Bu İsyanda Ali Sami Beyin suçu çok. Tesadiüflerin yoluma diktiği bu adamları artık Çiğneyip geçmek, bu sıkıntıdan kurtulmak fstiyorum, Ali Sami Bey önüne kaktı. Hulüsi Bey başka bir lâkırdı açtı. Bana öyle geliyor ki bu küçük kasabada bizim yerli malı dedi- kodu Ali Sami Beyin kulaklarını doldurmuş gibl. Onların Parise gittikleri günün akşamı Eşref Bey telefon etti. Bu defa bir hafta için (Brlüksel)e gideceğini haber verdi, Ali Sami Beyin gitliğini bildiği için bana isterse Belçika seyaha- tine benim de — gelebileceğimi söyledi. — Yalnız mısın! Dedim. Heyetle gidiyor. Fakat orada ayrı bir otele ineceğini söyliye- rek israr eti Doğru bulmadım, Halbuki okadar sinirli idim ki şu sırada böyle bir seyahat çok iyl olacaktı. Şimdi yanlızım. Okuyorum. Her sabah Isketingde bir sa- at idman yapıyorum, Buraya ikinci defa geldiğim zaman ken- dimi çok değişmiş buldum, Artık kafamı kemiren şüphe, ve kıs- kançlık yok, Ali Sami Beyin Pa- ristekl hayatımı gözlerimle görür gibiyim, Fakat hiç müteessir de- ğilim, Şimdi gezdiğim, dolaştığım ve gittiğim yorlerde etrafımla meş- gül olabiliyorum, Bu küçük şehri âdeta ezberledim. Bir gün otomobille yanıma annemi de alarak Fransız hudu- dunu geçlik. (Salev) dağı etek- letinde ne güzel köyler var. Dağ yamaçlarında ağaçlar ara- sında (Alp)ların karlı tepelerine bakan minl mini evler. Burada budut geçerken pasa- port bile sormuyorlar. ; Yalnız halkta değil memurlar- da da balka karşı emniyet var. Söz, her şeyin Üstünde ve her kanundan kuvvetli. Annem İsviçrenin Aşıkı oldu. * Garip bir his. Bu yalnız bir baş ağrımı de- ğil... Annem şüphelendi. Yüzü güldü. Çenemi okşadı, — Ne var anne, Dedim, — Öyle sanıyorum ki gebe- sin ? Yüzüme ateş çıktı, Annemin gözleri par'ıyor. — No oldun, fena mı Gülse- ven. Bilmem kil Fakat. Şey, rahat- gızım anne. Onunla gözgöze gelmekten korkarak odama çekildim. Bu biç hatırıma gelmemişti. Çocuk | Gözlerimin önüne ışıl ışıl mavi gözlü, lüle lüle, kıvır kavır altın saçlı bir bebek geldi. Fakat bu çocuk. Evet bu ço- cuk. Arzmev'udun çocuğu. * Bunun hakikat olduğunu anla- dığım gün düşünüşlerim ve du- yuşlarım bir anda değiştil Ne zamandanberi İçime çöken ümlt- sizlik kayboldu. Aynada o kadar melül ve renksiz gördüğüm göz- Terime ışık geldi, Ne olmuştum. Baş ağrılarım ara sıra gelip gidiyor. Fakat kalbimde bana bu ağrıları duyurmıyan bir ferah- lık, genişlik var. Annem sevinçten deli olacak. Eski mektepli zamanlarımı hatır- hyorum. Bava çocuk gibi bakıyor. Zavallı ancem ! “Brüksel,, den iki dofa tele- fon eden Eşref Bey üçüncü se ferinde boşumu gitmeyen bir haber verdi. Bir ticaret mukavelesi için Amerikaya gidecek Üüç kişilik heyetin başında bulunması emrini almış. İki gün içinde Roterdam- dan harekot edeceğini ve bana talsi âtı mektupla - bildireceğini söyledi. Amerika... Haritalar gözümün önüne ge'dl Mesafeler, atlantıkler ve transat- lantikler... LArkası var|

Bu sayıdan diğer sayfalar: