16 Temmuz 1936 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7

16 Temmuz 1936 tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Joe Louis - Şmel_ıpg maçında on bir kişi heyecandan ölmüş? Zenci ancak bir hafta sonra kendini toplıyabildi, Nevyork, Temmuz (Hususti) — Joe Louis - Sehmeling maçı elup biteli bir hayli zaman geçti. Fakat maçın dedikodusu- nun hâlâ ardı arkası alnamadı. Öyle ya, bütün boks ülemine korku salan arabı yere sermek bir hayli hayret verici bir hâdise idi. Joc Lowis bu dehşetli şöhreti bilhassa Max Baer'i yendikten sonra kazanmışlır. Amerika, zehir gibi yumruk yağı dıran kiymetli boksörlerinin yenildiğini, feci bir eurette yenildiğini gördükten son- ra zenci boksöre çok büyük bir kıymet vermiştir. Yeni bir Dempsey'in doğduğu, arabın yıkılmaz bir dev olduğu ilân edilmiştir. Max Baer, zenciye yenildikten sonra: «Ben bir kişi Ile değil bir arap or- dusu ile dövüştüm, her baktığım — tarafta bir Joe gördüm, her döndüğüm — taraftan gekiç gibi yumruklar yedim.v demişti. — Sehmeling'i, yere sererek yenen, Bucrin bu feci âkıbeti üzerina, herkes — Almanın Zavallılığına acıdı. Gazetelerin bütlün spor muharrirleri, Almana bir tek şans daki vermediler. Hep- * uzun hesaplarla kaçıncı ravunda kadar a- yak üzerinde kalabileceğini ölçtüler, biçti- ler. Hattâ bazıları, fazla dayanabilmek i- Çin tavsiyelerde bulundular, metodlar gös- terdiler. ef Bir kısmı maçtan evvel Schmeling in Yüzünün muhtelif resimlerini bastılar «bu gehre acaba'ne hale gelecek?n diye alay ettiler. Hesabını bilenlar (1) Almanın - leyhinde bire on bahse girdiler. Fakat koca Schmeling bunlara aldırma- di. Hattâ alay etti. p Ve Bilhakika bir İspanyol asılzadesi is- Mine benzeyen Mazimilien Adolf Anton Otto Sehmeling irmini temize çıkardı. Arabın karşısına çıkan herkes, Balkan olimpiyatlarında Çobanın karşısındaki gü- Teşçiler gibi titriyordu. Hattâ dünya şam- Piyonu Braddock bile araptan çekiniyor. Tançı arabın kazanacağıma emin olduğu için talihine küsüyordu. Fakat Sehmeling. — çe- kinmedi, gizlice geceleri çalıştı, kendi tara- fimı tutan yegâne yazıyı gene kendisi yazdı: «Gayet güzel bir karım, temiz — bir yu- Yam, dostlarım ve bir hayli de param var- Bötün bunları bırakarak Amerikaya, tah- Min edildiği gibi feci bir dayak yemeğe Eelmediğim aşikârdır. kazanacağım. Ve “ Şmeling ile tekrar döğüş: eceğim ! ” dîyor Kazandıkltan sonra Şeling'in bali kuock - cul'la kazanacağım. Joe'yi serecek olan yemruk önun dehi ğu arasından çenesine B eeeT ema Kdir. Fakat daha müpledi bir amatör ha- lindedir. Pek çok hataları vardır. Ve pro- fesyonelliğin tecrübelerine sahip değildir. Maçımız, Joe için unutulmıyacak — bir dere olacaktır.» Bu satırlar maçtan bir hafta evvel bir Amerikan mecmuasında — çıkmıştır. Maç Sehmeling'in hakikaten m söyledikle- rini ispat etmiştir. Dördüncü vı vuündda nras bın çenesine yerleştirdiği mütbiş bir yum- rukla arabı yere sermiş, ve Joe çabuk a- yağa kalkmakla beraber, sing - üzerindeki uykusuna kavuşana kadar bir daha kendi- sine gelememiş, gayri şuuri, reflere — dö- vüşmüşlür. Sehmeling'e gelince onun da- ba ilk dakikalarda, arabın şiddetli sol yum- ruğu altında bir gözü kapanmış, — ve tek gözle dövüşmüştür. i Joe iki defa da aşağı yurarük :ıımm. fakat Sehmoling. bunlara tahammül ?dç. rek, 12 inci ravundda arabı yere sermiştir. Jor, maçtan sonra, uzun mlüddeı ken- dine gelememiştir. Sehmeling ine odasına ileret "h:[ı'î:iz: lîld ğum bir neticeye ulaştım. Joe'nin bana iki defa aşağı yumruk — vur. 'SON 'POSTA DÜN ve F3 Yerli mallar sergisini gezerken: Üstad Ahmet Rasim Y mallar sergisini gezerken, ini asırların — yetiştirebilece - gi büyük muharrir Ahmet Rasimi 8- radım: Yerli Mallar Sergi - Panayırını üstadın zarif dilinden ve ince üslübun- dan dinlemeli idik. Ahmet Rasimin menşurundan geçerken, bu Sergi - Pa- nayır, bizim göremediğimiz cenkleri, hususiyetleri, hareketleri, sahneleri ve argosu ile tarihin malı olacaktı. On yedinci asrın büyük Türk muharriri ve artisti Evliya Çelebi'den sonra, Ahmet Ra- sim, yaşadığı devri yazılarında en canli çiz- gileri, renk ve kokuları, s6s ve bareketleri ile ortaya koyan eşsiz büyük yazıcılardan bi - vidir Ahmet Rasim hakkındaki notları - mı, vesikalarımı ve bunların mahsulü olan fikirlerimi bir gün Son Posta'da yazacağım, Bugün Ahmet Rasimi, Yer- li Mallar Sergisi'ni gezerken hatırla - dım? Yerli Mallar Sergisinde İnhisarlar paviyonunu gezerken de — üstadın bir fıkrası halırıma geldi. Ahmet Rasim! Yaşadığın devri ya- şatan ve öldükten sonra da yaşatan b yük adamsın! Üstadı bir öğle yemeğ ne davet etmişler. Çorba gelmiş. Ah - met Rasim elleri: guşturmuş: — Çorbaylal... demiş... Pek seve- riml... z Cümlesini tamamlamadan ev sahibi işaret etmiş. Üstada bir kadeh gelmiş. Çorbayı bir et yemeği takip etmiş. Ahmet Rasim, zarif ve rind: — E ile!.. demiş... Bayılırım!.. Etten sonra sebze, sebzeden sonra| börek gelmiş, ve Ahmet Rasim: erli “Savfa 7 Tenezzüh treni değil, fırsatlar katarı! ' İstanbul- Adapazarı hattı güzergâhında pazar gün- lerine mahsus yeni birticaret peyda oldu, bilet ticareti! Yazanı Naci Sadullah Gebzeden Tren yollarımızda mevcut köprülerin, ve tünellerin en uzunu Gebze - Dil iskele- «i arasındadır. Tuzla içmeleri, Yanmea bağlan, Sa- panca gölü, ve Sapanca meyvalıkları, ta- biatin bu bahtiyar yurda bağışladığı cen- net nümunelerindendir. Günün en aydınlık saatinde ön on beş |Jsaniye süren zifiri bir geceye dahp çıkma- nın keyfine doyum olmaz. 'Tünelden çıktıktan sonra, baş döndü- rücü bir uçurum üstüne kurulmuş muazzam köprüden, içine korku katılmamış bir heyecan duyarak geçmek, kolay kolay ka- nilir bir zevk değildir. Tuzla içmelerindeki, Yarımca bağların- daki, Sapanca gölündeki ve Sapanea may- valıklarındaki rengârenk manzaraların seyri, şehirlerin kasvetiyle kararmış gözle- re çekilebilecek ziyafetlerin en zenginidir! Ve bütün bu zavkleri toptan tatmak i- çin, her pazar Haydarpaşadan Sapancaya giden trene binmek kâfidir. Ona herkes «tenezzüh Halbuki ben «fırsat katarı» aha yerinde buluyorum. trenin — diyor. denilmesini — Et ilel demiş, n — Börek ilel demiş... Bayılırım!.. HBaklava gelmiş, Ahmet Resim, pür neş'e, pür heyecan: — Baklava ilel.. demiş, bayılırım!.. Dayanamamışlar: — Üstad! demişler! Ne ile rakı iç - mezsiniz kil.. — Su ilel..demiş.. su ile!... Büyük Ahmet Rasim, Ölüm şarabı- ni da susuz içti. Hayatın meraretini tatmış bütün insanlar gibi... eşad Ekrem KOÇU — rikada bir daha yere serilerek maç kazan- mak istemiyorumu (*) demiştir. Dünya şampiyonu Braddock — maçtan sonra büyük bir sevinçle halâskârının (1) boynuna sarılmış ve usülen defiye atmiştir. Braddock, Şehmeling'i kolayca hakla. yacağı kanaatindedir. Acaba? Bu da eylülde belli olacak. Joe, maçtan ancak bir hafta sonra ağzıs ni açabilmiştir. Verdiği beyanatta: Bokstan çekilmek niyetinde değilim. Kısa bir istirahatten eonra tekrar çalışacak ve dövüşeceğim. demişlir. Herkesten çok Şehmeling'le dövüşmek istiyorum, Bir kere daha karşılaşmadan Tahat edemiyeceğim. — Korkmuyor musun? — Bilâkiz. Bana hakikaten çok kıymetli bir ders verdi. Fakat gelin görün ki, bu katarın istek. Kilere her hafta sudan ucuza mal ettiği fır- satı bile akla gelmedik svüstimallere &let (edenler var. Eakiden Sapanca istasayonunda armut, elma, fındık, ayran satılirdı. Şimdi orada fırsat düşkünleri taralın- dan icat olunan bir yeni Hcaret, armut, el- yma, findık, ayran satışına hayli kesat ver- miş. Ve şimdi Sapanca istasyonünda tren- yden iner inmez karşınıza, elleri sepetli, n- yakları çıplak köy çocuklarının saf yüzleri yerine, almış yürümüş bir suüsümalin hile- kâr bakışlı kahramanları çıkıyor. — Dönüş bileti satılık mi bayım? — Biletini bana sat bayıml Onlardan yakamı güç halle — kurtanp ikondüktöre sokuluyorum. Ve muhatap ol- ğum ip taleplerin mahiyetini soruyo- Tum. Gülüyor ve: üşte anlarsınız... diyor.. Çünkü bir manzara Bilinem, Devlet Demiryolları — idaresi, bu işde yiğitliği üzerine alsa, ve trenlerinin ucuzluğunu daimileştirerek bu suüstimalle- te meydan vermese ne küybeder? x Bu sulistimalin en büyük azabı bittabi Sapancaya eğlenmek için gidip gelenlerin başlarında patlryor: Pazar günü sabahı erkenden evinizder. gıkip tramvaya biniyorsunuz: — Tramvay, Floryaya, yalovaya, Adalara, Modalara gi- decek yolcularla doludur: Ve bittabi otu- rTacak yer bulmanıza imkân yoktur. Kadıköy vapuru, Sapancaya, Adapaza. rına, Sundiyeye, Erenköyüne, Pendiğe, 'Tuzlaya, Kayışdağına gidecek — yolcularla dolüdür. Bittabi oturacak yer bulmanıza imkârz yoktur. Trende yer bulmak ise ancak Hay: darpaşaya geceden geçmiş açıkgözlere nas sip olmuştur: Ve siz, Sapancaya kadar di- kilmek mecburiyetindesiniz. Sapancada henüz oturulacak yer yapıle mamıştır. Orada su kenarında birer sandal- ye bulabilenler parmakla gösterilmektedir. işte vaziyetin değişmediğini söyle. meğe lüzüum yoktur sanınm: Trende gene ayakta, vapurda gene a- yakta, tramvayda gene ayaktasınız. Ve evinize bittabi, tenezzühten — dön- müş bir insan keyfiyle değil, kavgadan güç halle sağ kurtulmuş bir gazi — bitkinliğiyle giriyorsunuz. Vâkiâ bir millet ayakta olmakla Ökür nür. Fakat bana öyle gelir ki, sayakta du- ran bir millete — demek, oturmayan bir millet demek değildir. Devlet Demiryolları — erkânından zat: — Bu kalabalık, dediğiniz gibi, yapılan bilet suüstimalindendir. Fakat sorarımı si- zet Biz bu işi nasıl kontrol edebiliriz? di. yor, Devlet Demiryolları, buna gelinceye Ka: dar daha nice çıkmazlardan — kurtulmanın yolunu bulmuştur. Ve ben sanırım ki, mevzuu bahsolan kontrol, hiç de çaresi bulunmaz — bir dert bir göreceksiniz ki tren ayni derecede, hattâ | “tüildir. belki daha fazla kalabalık olacak. Fakat dönen yolcular içinde sabahleyin gidenlerin pek azına rastlayacaksınız. Çünkü daimi tarife ile Sapancadan İs- (tanbula gelip dönmek yirmi liradan paha- hya mal olur. Halbaki, tenezzüh — trenlerinin — gidip gelme biletleri birer Hraya, birer buçuk li- raya sütılmaktadır. Fakat o biletler, yalnız o gün muteber- dir. Halbuki o trenlere gönü birliğine gidip Bu dersten istifade edeceğim, Onunla gelmek niyetiyle binenler yok denecek ka- Braddock maçından evvel terdim. Fakat hazır bir lokmayı kaybetmek dövüşmek is- dar azdır, İstanbuldan buraya gelince, biletlerini, istemiyeceği muhakkaktır. Hoş, ben de o-|gördüğünüz komisyoncular vasıtasile satı- mun yerinde olsam, evvelâ Braddock'la | yorler. Ve buralarda gönüllerinin dilediği, ucunda dövüşürdüm. İşin var.p x Maçtan sonra bir gazete maçın bilân-|lardan gene ayni komisyoncular çorunu yapıyor! İki boksörün 300 - biner|aldıkları biletlerle tıkır tıkır dö dolar hisae alacakları tahmin edilirken, ha- şampiyonluk | işlerinin icap ettirdiği kadar kalıyorlar, Ondan sonra da, gene bir pazar günü, gelip de, kendileri gibi dönmeyecek olan- tasile yi 'arlar! Şimdi firsat katarından ne şekilde müs- yanın bozukluğu ve Joe'nin kolayca kaza-|tefit olduğunu anlıyormunuz ya? nacağı kansati sahaya, tahmin edilen mik- ların ancak yarısı kadar g tır, 39,872 kişi. Bunun haricinde «5000» de dedavacı vaydı. pent almışlardıt: Maç münasebetiyle ölen- (*) Sehmeling bununla Sharkey ile o- lan şampiyonluk maçını kastediyor. —Al- man bu maçı aşağı bir yumruk — yiyerek | koca K. O olduktan sonra bakem kararlle — ka- Hastalananlar, ması, netiçeyi tesri etmiştir. Çünkü Ame- ' zanmıştı, -— — Vazgeçtim Fazlasından: Koca yataki bağlarile ve denk denk eşyalarile treno bis nen yolcuların, akşama dönülecek kısa bir gezintiye çıkmadıklarından daha aşikât ne olabilir ki? 4 Gebzeye yaklaştığımız srada trenin içi: ni altüst eden bir şayia çıktı: — Ön tarafdaki vagonlardan — birinde, memnü mıntakanın resimleriri çekmek e- teyen iki casus yakalanmış. Hem de en ehemmiyetli bir noktanın resimlerini çekmek Üzereymişler! Fakat Haydarpaşada tabkikata girişir girişmez anladım ki, casus olrmasından şüp- helenilen zati, Osmanlı Bankasının — ikinci direktörile zevcesidir. Ve tarihi bir harabenin resmiyle beraber, açık göz bir kondüktörün şüphe- sini çekmişler! Vapura binerken güldüm ve; — Muübareğin, dedim, şüphesi varmış? ne fotojenik Naci Sadullah irci toplamış- | lerin ve hasta olanların listesi şudur: lenler: Mrsyu, 2 — Ring civarı seyircilerinden — birl, | — Radyoda maçı dinlerken üç kana- | daha iyi görebilmek için sandalyesine çık« Boksörlerin her biri 140,979 dolar 14 | dah, heyecandan. 2 — Beşi beyaz üçü arap 8 Amerikalı, ayni sebeple. 3 — Bir arap hamal, lokantada, biftek yerken, neticeyi duymuş va © heyecanla biftek parçasını yutarak ölmüştür. - imak istemiş, fokat heyecandan ayakta duramıyarak düşüp ayağını kırmıştır. 3 — Sehmeling'in lehine bahse — girişe miş bir arap, paralarını toplamak İsteyince buna içerleyen diğer arap arkadaşları tara-

Bu sayıdan diğer sayfalar: