2 Mayıs 1937 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5

2 Mayıs 1937 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

—RGDonaıı yapan: : Süleyman Çapan C ! kğüden Beçiyorum. z ©3 bir burgu gibi, mes İty hıı— r işliyor. Hafif bir mel- B pi " Yök havada. O kadi W © Bün.. Temmuz gibi bir ha- 7 a %Aı,?:"_kşlıhı ımlar o kadar qd% h İhsana, pamuk döşeli bil Tiyp © Yürüyormuş hissini ve - küçük bir camekân ta - çocuk, gözlerinin bir dürbün ayar ed Wdesini arkasını, Köprünün baş kontrol ediyor. Memuru arıyor.. Ve ya- TUT U $ ta, belediy » bazan haykırıyor: M, Mis kokulu kurabiye... Ve Tiyiğle memüurü gö- $, bazan tiz A Ya bir tane! Memur gördüğü zaman, th"üı kedi gibi, sümsük süm- Sezak Tklıkların — kenarında, Nh'.'ınnhd.n uzaklaşmıya ı?m.: &I:ı:*nı; kaçar gibi kaçıyor!.. »i Yüzüne baktım. Ne me- : kh“n bir bakışı vardı. Ren- İği k:m"' Çukura batmıştı. Bel- AYRĞİ Boasızlık onu harap et - de ince hastalık yaman Nm"'m Zayıf çiğerlerine aşı- lı.% KaSI: Nr"' De senin? Nerede oturu- Yaşındasın? Vaç Tmedi. Yüzünde korku "fh,,:'“l Zavallının.. - Elimdeki E:y" ı:eni kazanç memuru, bir ki, lMem nesi zannetmiş 0- ’;"auı:nme cevap vermek S u, e Memur değilim.. Seninle halinden eser kalmadı. üm sarı dudakların: cevap verdi: Orhan, 14 yaşındayım. li mahallesinde o- ğ /* ? - Ş Anee : ::._:ı:ın var mı senin? Bj gitmiyorsun? kötürüm gibi bir şey. hl:llkumyor. Anam ka- TF İf . t aldığı para otuz ku- * :ş%“"f günde.. Ben çalışıp © AŞ üdeşldrum. Bunun için mek- W. Mektebe git - fakat, mektebe gi- ö Ev geçindiren Yavrular Günde 45 kuruşla üç kişi geçindi- ren 12 yaşındaki çocuk Orhan diyor ki: Okumak istiyorum. Fakat, ben Çalışmazsam, kötürüm Ze eçi der ve çalışmazsam kötürüm ba « bamla, anama kim bakacak? — Ne kazanıyorsun günde? — 30 - 40 kuruş.. Balıkpazarındayım. Ka ., ayvan satıcı sesleri, ku- a bozuk ahenklerle dü « — 'Taze yerli bakla, çift okka on iki buçuk.. — Çiçeği burnunda kabak!. — Beş okka yedi buçuğa soğan.. — Haniya verelim, 60 kaşe Elinde demet demet sâlata, turp taşıyan ihtiyar bir kadın yanıma sokuldu: — Salâta istemez misin oğlum! — BHayır ninet.. Parlatılmış şişelerde berrak zey- tinyağım teşhir eden genç - irisi, baygın mavi gözlü bir delikanlı, önünden geçen dolgun - vücutlu, müştehi kalçalı bir kadına: — Şerbet gibi, şeker gibi.. Zey- tinyağı!,. Diye bağırıyor.. Bazan bir karambol, bir kol çarp- ması, arkasından şu sesler: — Önüne bak yahul.. — Kör müsün diyeceğim amma, cürmü meşhut var, yıldırım mah- kemesi var, belki tahkir sayılır. Ve bütün gelen giden, bir dük » kândan ötekine girip çıkan, bir ser- giden ötekine atlıyanların orta » sında, çıplak ayaklı, elbiseleri par- ça parça olmuş, sarı yüzlü, cılız çocuklar dolaşıyor, çıplak, nasirli, patlak ayaklarile, sanki sert ha - hlar üzerinde yürüyorlarmış gibi, pervasızca taşlara basarak, arka- larında küfelerile insana yaklaşı- yorlar: — Küfe lJüzim mı bayım!.. Bakıyroum: Dokuz, on yaşında tahmin edilen iri yüzlü, bir yayru onlardan biri... Soruyorum... — Nasil iş var mı? kazandın mı bugün?. — Ne gezer? Herkes ellerine ba- Çok para babam aç kalır Sakat vücudile müvezzilik eden Safer de günde kazandığı 20 kuruşla ana ve baba besliyor Küfecilik bu yaşta iyi.. | fakat sonra ne olaca- ğım.. Orasını, bilmiyo- — Senin anan baban var mı? | — Babam yok.. ben küçükken ölmüş. — Sen her zaman çalışır mısin; yoksa mektepler ta mu çalışıyorsun? — Ben mektebe hiç gitmedim. Bir senedenberi çalışıyorum. — Çocuk mektebe gilmet olur mu, küfecilik etme de — mektebe gil! Çocuk içinden, lâhavle okur gibi ters ters yüzüme baktı: — Sen okumasını sevmiyorsun galiba? Yeşil bir ışıkla yanan yeşil göz- lerini bir isyan mânâsı hplıdıx: Gazete satarak - babasını ve anasını geçindiren Safer — Hiç insan okumaşını, sevmoez Mi, istemez mi, bay amca!. — O hâlde niçin mektebe git - miyorsun? — Mektebe gidince, evde ne yl- yip, içeceğiz? — Senin annen var ya, o çalış- sın! — Annem boş durmuyor ki,. re- jide çalışıyor. Fakat aldığı yevmi- ye 35 kuruş, bu para bana, erkek kardeşime, kendisine yeter mi? Ev kirası var, ekmek var, yemek var! Annem ev kirası verir, benden bi- raz büyük olan erkek kardeşimle ben de külecilik yaparak nafakamı- zı tedarik ederiz.. Sen oku diyor- lik ağı gibi torba taşımıya başlıyalı,| SUN, iyi, güzel amma, mektebe baş- bizim de işlerimiz bozuldu. Zaten Pazarda da iş yok. — Kuç para kazanırsın sen, gün: de,.. — Bazan S0, bazan 45.. Bazı pa- zarlarda altmış kuruşa kadar ka » zandığım olur. — Sen hep pazarlarda mı ha » mallık yaparsın? — Evet, İstanbulun her som * tinde her gün bir pazar kurulur, bütün buraları dolaşırım.. Kasım- paşaya, Beşiktaşa, Toöphaneye gi- derim, ladığımız gün evde hepimizi aç kaldık demektir. Otuz kuruş kime yeter? — Senin adın ne? Kaç yaşında- sın? — Osman.. 11 yaşındayım.. — Küfecilik bu yaşta yapılır, da- ha büyüyünce yapılmaz ki.. O za- man ne olacak? — Ben her günkü nafakamızı te- gdarik edeyim diye, bir usta yanına bedava çırak girip bir san'at öğ- renemiyorum ki? Sonumuz ne o « Tacak? Bön de bilmiyorum. Ve bir aile geçindirmek gaile - sinin büyük yükünü arkasına yüke lenmiş olan bu çalışkan çocuk bas şını önüne eğdi, istikbalinden düy- duğu endişe ile yaşlanan gözlerini, ayaklarının baş parmaklarından çı- kıp dağılan tozlara dikerek, dal- gın d uzaklaştı. ... M kapısında bir arka » daş borulaştım: Mü « WEZZİ | 1 dostlar, küçük, 2nini mıni bir!nin etrafını almış « lar, askerlik oyunu oynuyorlardı. Bu mini mini, sırtında ve ö » (Devamı oltıncı sayfada) S-SONTELGRAF — 2 Mayıs 1937 — DN Z İşte üç yıldız ki, Holitvudun altınt üstüne getirmeğe kâfidir İum Benikou'anb. 'Holivutta suvareye sarhoş ge- len artistlerin rezaletleri soke z Arftistlerin kocalarından boşanmalarıile evlenme leri kergün görülen tabit hâdiselerdendir; oli dız, baloların veya süvarelerin ; en tanınmış bir yıl - | birisinde yere düşecek kadar sar - ; boş ve lâübali görülebilir. Mahkemede maznun mevkiinde durabilir. Gazetelere aksedecek ve herke- I | sin nefretini uyandıracak hareket- | terde tulunabilir!.. Bizce ayıp ölan bütün bu suçlara Holivut halkı aldırmaz, soğuk bir tebessümle karşılar, Fakat.. diğer taraftan (Kleopat- Ta) filminin mübdiesi ilâhi ba - | kışlı (Klodet Kolber) le (Norman Foster)in merasimsiz, basit evlen- melerini büyük günahlardan, affe- dilmez suçlardan biri sayar. Güzel yıldız Klodet; kimseye ha- ber vermeden, kimsenin ummiya- cağı bir zamanda (Norman Foster) le sıkı fiki görüşmesi, ve nihayet onunla evli olduğunu ortaya atma- sı, bütün Holivut halkının hem hey- retini, hem de hiddetini mücip öl- muştür. Bu husüsta Klodet diyor ki: «Holivudüun nazârinda benimle Normanın alâkası gâyri tabil görü- nüyor, halbuki, ben başkaları gibi Normanı sırf âşık olarâak kabul t seydim buna kimse bir şey diye - mezdi.. Holıyut halkı, - Normanla evli olduğum hâlde ayrı ayrı evde neden oturduğumuza — şaşıyor. ve bu çeşit evlenmeyi örf ve âdatına aykırı görüyor!., Bu yüzden en ya- kın dostlarımdan işittiğim telmih- Ji sözler, ve arkamda yapılan dedi- kodular beni çok rahatsız ediyor..» ... Holivudun efkârı umumiyesi na- zarında suçlu ve haksız tanınanlar- dan biri de meşhur Tarzan filmi - vin kahramanı (Coni Vaysmuller) dir. Buna sebep de: (Coni) nin genç karısı (Bobi Ernst) ten ayrılması- dır. Gerçi Holivutta boşanmak tabit Sevmenin, plâtonik aş- kın ayıp sa- yıldığı diyar I şeylerdendir. Fakat (Coni) ile (Bo- bi) nin ayrılması bambaşka bir se- bepledir ki bunda Coni çok hak - gızdı, Bobi Ernst); (Com) nın uğ- runda (Brodvey) tiyatrosundaki meşhur mevkiüni terketmiş ve ona sayısız fedakârlıklarda bulunmuş- tu Holivudda bu kadın gibi kocasına muti, onun kalasına uygün bir ev- ce yektur. İşte bunun için sinema — kâb: Holivudun halkı (Bobi) yi çok se- ver, hürmet eder ve (Coni) ye bu kadından ayrılmak için bir behane bir suç bulamıyor. ... Holivut taklidden çok nefret e- der. Bakınız, Greta Garbonun mün- zevi hayatını, garip etvarını hoş görüyor, fakat (Anna Harding) ve (Isnet Gaynor) un Gretayi takli- den kimseyi kabul etmemeleri, yal- mız evlerinin içine mahsus telefon kultanmalarımı aykırı görüyor ve dedikodusunu yapıyor. Bucunla beraber bu iki yıldız bu huylarından vazgeçerek eskisi gibi kapılarını gazetecilere ve herkese açlılar. Holivudda tam bir aile hayatı ya- şamak istiyenler tenkitten, dedi- kodudan yakayı kurtaramazlar. Holivudun kendisine mahsus bir geriati vardır ki, bunda aile hayatı her iki tam serbestisini ver- mektedir. ü "MUMMHM—»M»M&."W koca değiştirmek, gömlek değiştirmek gibidir Ayni zamanda çıldırasıya seviş- i Plâtonik bir aşka tutulmayı 1 kebairden sayar: (Cin Reymond) ile (Bari 'udda gözden düş- 4 biribirlerini tam bir aşkla sevdiklerinden ileri gelmiştir. Holivutta, her yıldız hususi ha- yatını arkadaşlarından gizlemez, bu- nu yapmıya teşebbüs etti mi, ba- şına belâyı alır. İkin gün kirli çamaşırı meyda - ha çıkarılır. Bu yüzden (Dik Bartelms) gibi bir çok artistlerin aile bayatları dağılmıştır. İşte Holivüdun kendine mahsus olan bu âdetleri, yer yüzünde baş- ka bir yerde yoktur.Bu sinema şeh- rine yeni düşen yıldızlar bu hayata ve âdetlere alışıncıya kadar çok müşkülât çekerler, Bununla beraber Holivutta sami- miyet ve işde ciddiyet herkeste mevcuttur. Bu ikl meziyet olma- saydı, sihesinde binlerce genç ve güzel kız ve delikanlıyı toplıyan bu şehir, dünyanın en büyük bir sefahat beldesi olurdu. . Klodet Kolber Yaralandı Klodet Kolber'in — Hulivoitan Fransaya döndüğü söyleniyordu, Halbuki bu maruf sinema artisti Hulivntta geçirdiği bir. otomobil kazası yüzünden şimdi hastahanede yatmaktadır. Klodet Hulivuttaki Vilşayr bulvarında otomobilini sür. atle sürdüğü bir mrada, yağmure dan ıslanmış olan şosada tekerleke ler kayınış ve Klodet vites kolunu yanlış idare ederek, demirin baca. Bi nmasına sebep olmuştur. Hemen bastahaneye kaldırılan are Üstin bacak kemiklerine bir şey olmadığı anlaşılmıştır. Klodet bir ay kadar yatakta kalmak mecbu- Tiyelindedir. İyileştikten sonra “Mavi sakalın sekizinci karısı, ismindeki filmi çevireceklir.

Bu sayıdan diğer sayfalar: