22 Mayıs 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 12

22 Mayıs 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ll ilmen $u dina e'lİDR 12 #* TAN “m tefrikası; 30. “ KAV MEIN KAMPF, GAM Hitler'in yazdığı kitab (BU ESERDE İLERİ SÜRÜLEN DÜŞÜNCE VE DUYGULARLA HİÇ BİR BAĞIMIZ YOK. TUR. BU TEFRİKAYI BÜTÜN DUNYADA DE- DİKODU UYANDIR - MIŞ SİYASI BIR VESİ. KA OLARAK NEŞRE- DİYORUZ. Hitler şöyle bir hesap da yapı yor: bir ırktaki bütün maddi ve mânevi düşüklükleri ortadan kal dırmak ve insan neslini tertemiz «bir hale getirmek içinaltı asır kifayet eder , Hitler bu kanaatle ancak te- miz kanlılar arasmda birleşebil- Mmeği meşru görüyor. Doğan bir çocuk için nasıl bakım tedbirleri lâzımsa, Alman toprağında do- Şan bu çocuğa ayrı siyasi hakla tı vermekten de çekinmek lâzım dır, Şimdiki kanunlar (daha doğ rusu kitabın yazıldığı tarihteki kanunlar) memlekette medeni hakları olanlar arasında bir fark gözetmiyor,sadece ecnebiler için bazı kayıtları ihtiva ediyordu. Hitler bu kadarını kâfi görmi « yor . Meselâ bir Alman müstemle- kesinden bir zenci gelsin, Al - man toprağında bu kanunların hükmü dahilinde evlensin, bir de çotuk yapsin. İşte yeni bir Alman vatandaşı daha! Bu zen- ci, pekâlâ bir Yahudi de olabi - lir. Maazallah! Hitler kanunun kabul ettiği bu yeni Alman va - tandaşmı bir â hazmedemi- yor. Bir ecnebinin Alman cemi- yetine girişi, âza çoğaltmak is - teyen bir kulübün haline benzi- yor. Almanyada da bir makam .sahibi el çabukluğu ile, aşağı| ırktan bir yabancıyı bir Alma - na benzetebileceğini zannedi « yor. Hitlere göre, Almanyada otu- ranlar arasında (Üç sintf halk vardir: Doğrudan doğruya yurttaşlar, tâbüyette bulunan - lar, ecnebiler... Bunlardan an « cak yurttaşlar memuriyetlerde bulunabilirler (o ve rey hakkına maliktirler, Tâbiiyette olanların ecn&bilerden ofarkı başka bir memlekete mensup ölmayışla- rından ibarettir, Hiç bir siyasi hakları yoktur. o Buna mukabil vazifeleri vardır; Genç iseler Al- man terbiyesi almak, Alman mektebinde okumak, Alman or- a etmek mecbu - riyı irler, Eğer bu seviye- ye ya eler, ancak O za- man kendilerine yurttaşlık sıfatı Dİ Bu hale göre, tâbii - an adam Al ozi sayılamaz, olsa olsa tectüibeden sonra, Almanlığa ka- Fakat bedenen ve ka bir memleket kralından daha büyük şerefi vardır.,, O kadar O kaymetli olan Al- man vatandaşlığı sıfatına veri - len haklar gözden geğirilirse, neticenin ehemmiyeti o derhal göze çarpar. Çünkü bu adam rey sahibidir, güzel vaatlarla bir çok insanları etrafıma toplaya - bilir, fırka teskil eder ve günün birinde belki de Almanyanın iç ve dış politikasını eline alabilir. Görülüyor ki, (bu vaziyet dahi demokrasi ve parlâmento usül- İerinin sakat taraflarından biri- dir. Halbuki Almanyaya en ya- taşan idare tarzı aristokrasi ve diktatörlüktür. Hitler aristokrasiden asılza - deler sınıfmı ve bir de para sal- tanatinı kasdetmiyor. Diyor ki: “Bir hükümetin en iyi teşek- kül etmis tarzı, omillet fertleri içinde, bü © câmiaya rehber olabilecek en kudretli adamın iş başıma geçmesi demektir.,, Bü neticeye nasıl varılır ? Dik. tatörlük rejiminin o dayantlığı prensipi tatbik etmekle... Cesa- reti ve azmi yerinde olanlar, en ağır mes'uliyetleri üzerlerine al- Mmaktan çekinmezler. Devlet iş- erinin idaresinde olduğu gibi, meselâ bir nahiye işlerinin çev- rilmesinde de ayni prerisip mü - hafaza edilirse, ii nün ne kadar çürük olduğ ı ora- da da göze çarpar. Çünkü mes'- uliyeti üzerine almış olan kafalı ve şuurlu adam, işleri düzgün götürmek salâhiyetini de haiz olduktan sonra, o işlerin düzgün gitmemesine hiç bir sebep yok- tur. Hitler bir zamanlar Prusya Ordusunda tatbik edilen ve bu orduyu yükselten bir pernsibi resmi dairelere de sokmak isti- yor: “Âmir vaziyetinde olan ada mın kendisinden aşağı derecede bulunanı adama karşı kati bir o- toritesi vardır. Bu amir de kendi sinden yüksek olanla. ra karşı ayni suretle mesuldür.,, Millet mümessilleri adı veri - len, bütün kanun lâyihalarını gö rüşen, her sahada bir fikir söy. liyen, hattâ hükümetin dış siya- sasına ait mükarferâtında ekse riya tesirler bırakan salâ - hiyetsiz bir gevezeler meclisi yerine, Hitler bir şefin yanında seçilmiş, mütehassıs, salâhiyet- li müşavirleri tercih ediyor, Me selâ mühtelif müstahsil ve müs tehlik sınıflarının menfaatlerini iyi bilen insanlardan mürekkep bir nevi iktisat parlâmentosu toplanabilir. Fakat bu parlâmen to katiyen rey sahibi olmayacak tır. Ancak herkes kendisinden danışılan mevzu üzerinde fik - Tini söyliyecektir. Hükümet re- İsi, yahut diktatör ortada teba- ruhan sağlam Olması, Alman millet ve devletine sadık kala çağına yemin etmesi i Hitler diyor ki; Mi şarttır, sıfatıyla “Alman vatandaşı süpürücüsünün, baş » bir sokak “TAN "an telrikamrz 28, ————. Edgar Wallace — Konuşmüâzsanız, daha iyi olur zannederim, ledi . İkisi de sustular ve artık kı - mıldanmadılâr. Vakit geliyor - du. Parr saatını çıkardı, masa - nın üstüne koydu. O sırada Yale'in odasından doğru bir gürültü işitildi, Sanki polis hafiyesi kendisini sandal « yasına bırakıvermiş gibi boğuk bir gürültü... Parr ayağa kalktı: — Ne var? Yale cevap verdi: — Hiç bir şey... Ayağım ta - kıldı, Siz miisterih oturun. Beş dakika daha beklediler, Parr tekrar sordu: — Ne oluyoruz? ini tatbik eder, Müşavirlerile Bir kere mükarreratn tatbi « Bisiklet sürat ve mukavemet 934 .935 Türkiye şampiyonu Talât bisikletle Ankaradan İs - tanbula geldi. 16 mayıs sabahı Saat ultıda Ankaradan ayrılan bu şampiyonumüz bir gün iİz- mitte kaldığı ve 20 mayıs günü İstanbula geldiği için Ankara - dan Kadrköyüne kadar olan 458 kilometre üzerinden günde vâsa ti 100 kilometreden biraz fazla almış olmaktadır. Ankara Güvenç Spor kulübü- nün bisiklet kaptanı olan Talâ- tın takip ettiği yol şudur Ankara — Ayaş 55 Km. rüz eden fikirlerden en beğendi | Ayaş — Beypazarı 40, Beypazarı — Çayırhan 35 , Çayırhan — Nallıhan 30 ,, Nallıhan — Göynük o 85 ,, Göynük — Taraklı 28 » Taraklı — Geyve 30 , Geyve — Arifiye 28 , Arifiye — Derbent 29. Derbent — Kocaeli İl Kocaeli — Gebze 40 , Gebze — Kartal lg Kartal — Kadıköy 2 5 Talâtm Ankaradan İstanbu- la gelmesi, yapmak üzere prog- ramını çizdiği 2300 kilometrelik batı Anadolu turunun başlangı- cı sayılabilir. Şampiyon bisiklet çinin Ankara mıntakasından tas dikli muntazam bir defteri var- dir. Talât, her durak veya konak- ta, defterini eğer varsa spor teş kilâtma, yoksa en büyük sivil memuruna imzalatmakta ve mü hürletmektedir. Türkiye şampiyonu İstanbu. ekeni sonra, bu cuma şeh i 1 u kavemet” renmiş ve bu yarışa girmeğe ka- rar rıştan sonra batı Anadolu turu- na çıkacaktır. Bir mukavemet işi olan bu turun bir, bir buçuk ay devam et mesi muhtemeldir, Bisikletçi bu turu bitirdikten sofra temmuz- da Ankarada yapılacak olan An küra bisiklet birinciliklerine iş- tirak edecektir. Şampiyon bundan sonra yap- maği tasarladığı dikakte çok de tasvip etmesi istenebilir. iğ İşçilerin istekleri ve sendikalar Hitler, hükümet mefhumu. na tahsis ettiği fasılda, memle « ketin iktisadi teşkilâtı hakkın - daki fikirlerini apaçık arilatmı - Yor. Viyanada iken, genç yaşm- da içtimai meseleler daha ziya - kine geçildikten sonra icap eder se milletten de bu mükarreratı Cevap yok. O zaman bağırdı: YAL beni duymadın mı? ©€ cevap oalmaymca,arâ kapısına koştu, açtı, Jack ta ar- kasından yaz € girdiler. Gördükleri manzara emniyet müfettişi gibi bu islerde o kadar pişmiş bir adamı bile hayretler içinde bırakacak fevkalâdelik - teydi, Derrick Yale sımsıkı bağ- lanmış, eline kelepçe getirilmiş, yüzüne de bir örtülmüş yerde yatıyordu. Pencere açıktı. Havada kuy - vetli bir eter ve kloroform ko - kusu vardı, Banknot dolu zarf ortada yoktu. Üç saniye sonra, binanın sokak kapısından çanta- st sırtmda bir (o posta müvezzii çıkıyordu. Binayı muhasara al- tinda bulunduran sivil memür - lar, bu adamın çıkıp gidişine s6s bile çıkarmadılar. dan 2İ Dolapta bir kadın Parr hafiyenin yüzünü örten çamaşır parçasını kaldırdı, Yale © zaman gözünü açtı ve şaşkın şaşkın etrafına bakındı. # de dikkatini çekmişti. Parti şefi (Arkası var) Emniyet müfettişi kelepçeyi çözmeğe üğraşırken sordu: « — Ne oldu yahu? Jack da ipleri çözdü. Yale'ı kaldırdılar, bir koltuğa oturttular, Güçlükle nefes alı - yordu. Elini alnına götürdü: — Ne oldu bilmiyorum, dedi. Siz de bir şey anlamadınız mı? Parr sordu: — İyi ama, bu herifler nere - den girdiler? — Bilmiyorum, hiç bir şey ha tarli rum, Köridör kapısı ki © değil miydi? ack kapısna koştu. Pekâlâ kilitliydi, anahtar da ar. ka tarafta Demek ki gelen adam, bu kapıdan girme. ya Fakat pencere açıktı. arr ya kadar öyle tutunacak boru, demir vesaie (gibi hiç bir Şey yoktu, Yale biraz (o kendine gelince anlatmağa başladı: — Hiç bir şey hatırlamıyo - vermiştir. Talât, buya- | Batı Anadolu Turu Ankaradan İstanbula Bisikletle Gelen Şampiyon İleride Balkan Turuna da Çıkacak £ Ni w» g- pi gör ve e > - pi gere” ge çe” gi ie > Gg ye ye ” > Talatın bisikletle Ankaradan Istanbula gelirken takip eftiği yol Batı Anadolu turuna çıkan ğer şey Balkan turudur, İlk de- fa bir Türk bisikletçi Balkan larda böyle bir tur yapmağı dü. şünmektedir. Talât bu turda Yunanistan, Yugoslavya, Ro- manya ve Bulgaristanı dolaşa- râk İstanbula dönecektir. Bisik- letçi, Batı Anadolu turunda ya- pacağı gibi Balkan turunda da muntazam bir defter tutacak ve bü defteri her Yunan, Yugoslav, Romanya, Bulgar şehir ve kasa balarında bu milletlerin spor te- şekküllerine ve resmi müesse- selerine tasdik ettirecektir. Sik- lizm uğrunda çok çalışan genç şampiyonumuzun, bütün bu te - »bbü sanın önünde oturuyordum. Bir den yüzüme bir çamaşır parça- sı atıldı, o Aynı zamanda da iki kuvvetli el omuzlarıma yapıştı. Bir insan elinin bu kadar kuv - vetli olabileceğine ihtimal ver - miyorum. Bağırmağa ve silkin- meğe vakit kalmadan bayılmı- şim. : — Sizi çağırdığımı işittiniz mi? Hafiye menfi tarzda başı sal ladı. Jack izah etti: — Halbuki biz boğuk bir ses işittik. Parr kapmın arkasından size seslendi. Siz de sadece aya- ğınızın takıldığını söylediniz. — Ben öyle bir şey söyleme - dim. Çamaşır yüzüme atıldıktan sonra, şü dakikaya kadar ne o- Tup bittiğini bilmiyorum. Parr tekfar pencerenin yanı- na gitmisti. o Bir kaç defa açtı, kapadı. Sonra dikkatle eşiğe baktı, döndüğü zaman yüzünde geniş bir tebessilm vardı: < ümde ben bu kadar em görmemiştim, de- rum, Hatırlayabildiğim şu: Ma- | O zaman Jack'ın ihtiyar poli- Türkiye şempiyonu Talât Voleybol Maçları İstanbul mntakasr Voleybol heyetinden: 24ve31 mayıs tarihlerinde Galatasaray Jokalinde yapıla « cak Voleybol maçları 24 mayıs, saat 19da Hakem Talât, İstanbulspor — Topkapı 31 mayıs saat 18 de Hakem Talât, Galatasaray — Topkapı İlk maça İştirak etmiyen ta- kım İikten çıkarılır, se karşı olan eski kini uyandı: — Ben bu işi o kadar mâhira- ne bulmuyorum, dedi, herif Yale'i âdeta öldürdü o ve sonra da elini kolunu sallayarak gitti, — Doğrusu bu, pek mâhirane bir darbe oldü. Aşağıya ineyim, bakalım bizimkiler şüpheli bir şeyler görmüşler mi? Gerek aşağıda holde, gerek sokakta bulunan sivil memur - lardan hiç biri | şüphel bir şey görmemişlerdi. Yalnız bir pos - o A le re arr tekrar yü a İ — Para gitti, dedi, ti de gelmiyesiye gitti. Ben de gidip müdürlüğe raporumu < verece- ğim. Yale artık büsbütün iyileş - mişti, yazıhanesine oturmuş, ba. şını ellerinin arasma almış, dü- şünüyordu. — Parr, dedi, bü defa bütün yanlışlık bendedir... Size karşt hiç bir serzeniş olâmaz. Hiç gü- rültüsüz, bu pehcereden nasıl i- çeriye girdiklerine şaşıyorum. pencereye dön - müş oturuyordunuz değil Mi? 22-5 935 Son birleşmeden Sonra Artık hergün, sporumuz için hayırlı ve güzel bir haber ver - ğ Uç gün evvel dört ki güzel anlaşmayı, birgün son- ra sporcüların Atatürk gününü ve o gün yapılacak Fenerbahçe- Galatasaray muhtelitile Beşik - « Güneş muhteliti maçını, dün de İstanbulsporla Güneş ku lüplerinin Güneş adı altında bir- leştiklerini haber verdik. Atatürk gününde dört kulü- bün muhtelitleri arasında Yapı- lacak “kardeşler maçı,, için ta - kımların nasıl yapılması hak - kında dünkü yazımızda, Güneş ve İstanbulsporun birleştikleri- ni, geç vakit öğrendiğimiz için, Beşiktaş - Güneş (o muhtelitini yaparken İstanbulsporun oyun« cularmı hesaba katmamıştık. Fakat bugün Güneş - İstanbul» şüncelerimizi yeniden yazmalı ve bazı değişklikler yapmak doğru olur. Şu halde, bize kalırsa, Ata « türk gününde Fenerbahçe - Ga lâtasaray mühtelitinin karşısına. çıkacak olan Beşiktaş « Güneş muhtelit takmmı'şöyle olmalı « dır. Muhtelitin kalesi için en mü- nasibi, dün de yazdığımız gibi Beşiktaş kalecisi Mehmed Ali- Müdafaa hattında Güneşten Faruk, Beşiktaştan Nuri en kuv vetli bir müdafaa olabilecektir. Muavin hattına gelince, dün- kü şekilde biraz değişiklik yap- mak lâzımdır. . Eski İstanbuls « porlu ve yeni Güneşli Hasan merkez muavin mevkiine alın « malı, sağ tarafa Güneşten Re « şad geçirilmeli, sola da Feyzi « nin Smayaya li RE ne göre Beşiktaşlı Fi alınma lidır. i ş Hücum hattında ise, sol açık- tan başlıyarak, her ikisi de tam idmanlı olmadıkları düşünüle « rek bir devre Rebiinin hir davra de Eşrelin oynatılması; belki muvafık olur. is Sol iç mevkiinde Beşiktaştan Şeref, merkez muhacim mevki « inde Güneşten Rasih tam yerle- rini bulmuş iki futbolcüdür. ” Sağ içte Beşiktaştur Hakkı atak oyunu ve geriye yardım tat zı ile çok faydalı olabilecektir. Bu hücum hattını tamamla» mak için sağ açığa eski İstan « bulsporlu ve yeni Güneşli Sa * lâhaddin en münasib olanıdır, Öyle zannediyoruz ki bu hü - cum hattı Fenerbahçe-Galatasa- ray muhtelitinin çıkaracağı hü- cum hattından belki dadaha kuvvetli olacaktır; Faakt 6 rsuh telitin Yaşar ve Lâtiften mütek keb çok kuvvetli müdafaa hatti- na karşı da böyle bir hücüm hat- tı olmalı ki arada bir tevazün meydana gelsin. Bu (Kardeşler maçı) galiba busene gördüğümüz en güzel maçlardan biri olacak... S.G.S. — Evet, pencereden birisinin gelmesine kat'iyyen ihtimal ver- miyordum, Gözlerim #adece iki kapıya dikilmişti. — Sonra arkanizi şömineve de çevirmiş bulunuyorduntz? -— Oradan giremezler. Ben de öntrüimde böyle bir müamma il hiç karşılaşmamıştım. Şimdi gi" dip zavallı Froyant'a parasının uçtuğunu söylemeli. o Barı he? beraber gitsek, Kim bilir adam cağız ne kadar küplere binecek» Hep beraber | çıktılar. Yale kapıları dikkatle kilitledi ve â * tarları cebine koydu. Hakikaten Froyant'ın küple * te binişi » pek müthiş olmuş” Bar bar bağırıyordu: — Siz bana paramı derhal g€ ti getiteceğinizi vadetmiştini?” Sonra bir haydut hikâyesi ile e” leri boş dönüyorsunuz. Böyle rezalet olur mu? Parr, ya siz 9 zaman neredeydiniz? göm mülfettişi gülümse * 4 (Arkası

Bu sayıdan diğer sayfalar: