23 Ağustos 1936 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4

23 Ağustos 1936 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 4
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

4 BÜYÜK TURK LİN No. 22 Bu zafer neş'esi tebliğlerin neşrinede sebep vermişti Hieretin 726 mcı ve Milâdın 1325 inci senelerinde Osmanlılar birinci padişahı tarafından (Elen evlâtları) ndan alman Bursa şehri; tam (610) sene Osmanlı hâkimiyeti altında kal- dıktan sonra, Osmanlıların son padi- gahı olan Vahdettinin ihanet yüzün-| den, tekrar (Elen evlâtları) nin eli- ne geçmişti. Fakat ne kadar hazin ve ne kadar acı bir hakikattir ki: Bur- sayı işgal eden Elen evlâtlarından| genç bir zabit, Osmanlılarm birinei| hükümdarı ve Bursanm fatihi olan (Osman) ın türbesine girmiş, kılıcı. nı çekmiş ve ölünün başındaki kavu- ğa dayıyarak: — Ey Osman!... Nihayet sana, ve senin saltanatına muzaffer olduk. Demişti. Bu sözler, hiç şüphe etmemelidir ki, oradaki musanna sandukanın al- tında yatan (Osman) m ruhunu reh-! cide etmişti. Fakat o anda Yıldız sarayında oturan (Osmanın son ha- fidil bu acıklı vakayı haber aldığı zaman, acaba vicdan ıstırabınn Önü ne nâsi geçebilmişti?... (1) Şimalde (Bursa) nın işgalini; şark cephesinde (Uşak) m ve cenüp cep- hesinde de (Nazilli) nin işgali takip etmisti... Bunun üzerine bir Yunan resmi tebliği neşredilmiş: (Yunanistan hükümetine tevdi e dilen vazife hitam bulmuştur. Yunan ordusu, hedeflerine vâsıl olmuştur. | Mustafa Kemal kuvvetleri, darma. dâğm edilmiş; artık Anadolunun gar- bmda, kuvayı milliye denilen unsur, kümilen ortadan silinmiştir.) Denilmişti. (Elen dimağları), böyle bir hayal kurmiya müsaitti, Ve bilhassa, kaza- nılan muvaffakıyetin sarhoşluğu, bu hayale parlak bir cilâ verecek kadar mühimdi, Halbuki; Haziranm 22 inci günü umumi taarruza kalkan (tam; yüz yirmi bin tüfekten mürekkep olan Yunan ordusu); (ancak: on yedi.bin tüfekten ibaret olan Türk müdafaa (3) Mülarekenin ilk gününden itibaren ili (Esaliyet) e başlıyan, (Mustafa Kemal Paşa) sm ilk irşat ve emrine canla, başla sarılan ve (milli mücadele) tarihinde de çok mühim ve kıwmetli vazife' fak olan (Bursa) Bm (milli tarik) imizce ii Dershde ettiğim vazifeler dolaymile, başm- dan sonuna kadar içinde yajıcığım bu aa- disatı — bütün vesalki İle — tesbit ettim. Birçok acı ve tatlı hatirattan mürekkep 0- lan bu eseri de yakmda meşredeceğim. Bu- gün cümhuriyet neslinin, yarın da terkin İbret mazarlarma arseyliyeceğim. — 2, Ş. zim parayla & kuruş 30 paradır. Sa- nırım, bir saatlik de bir İtibarı var, İnip işinizi görür, tekrar başka bir arabaya binebilirsiniz. Bir de — eski veziri azamlar gibi — arabadan inin. ee ömrü tükenen biletler vardır, on- lar da beş kuruşa, Tramvaylarda birinci ve ikinel di. ye bir tefrik yok. Yalnız tütün içilir ve içilmez diye bir ayrılık var. Vi- yanada kadmlar erkeklerden fazla tütün içer, Hattâ çalışırken içer. Gerçi Viyanada iş az. Lâkin gündüz kahveler bombos. Geceleri de ekseri senebiler var. Viyanaya en çok İtalyanlar geli- yor. Çünkü Triyeste ile Viyananm a- rast İstanballa Ankaradan daha kı- sa, Tren var, güzel bir de şose var, Viyanada ummadığım halde birçok Fransiz gördüm. Amerikalı da çok. Viyanada bir polisle fransızca gö- rüştüm. Bütün lokantalarda ve yüz- de doksan mağazalarda ecnebi dil bi- liyorlar. Yiyanada sokak kılığı biraz ciddi - yetini kaybetmiş. İmparator Franso- | va dozefi görmüş olanların paçaları tirfillenmiş bile olsa pantalonları ü- tülü, yakalarında kolalı bir yakalık| var. Yeni nesil ise bağrımı açmıs.| Çoğu kısa Tirol külotu ve yeşil ya-| kalı Tirol ceketi giyiyor: dizleri çıp- lak. Bilmem bu bana biraz aykırı geldi, Bunlarda da galiba siyasi aki- delerini fırka kostümü ile izhar et- mek merakı başlamış olacak. Viyanada (Viyana kahvesi) içilir sanırdım, Gerçi o da var. Lâkin çok defa bizim Türk kahvesi — maalesef köpüksüz ve şekersiz olarak sunulu- yor. İsterseniz «iz şeker koyuyorsu- nuz, Zaten — bilmem neden — orta Avrupada şekerin yalnız adı var; ta- dei 2“! 7 R FELEK AcıHakikatler Yazan : Ziya Şakir bir takım garip kuvveti) ile muhtelif yerlerde (22 büyük ve kanlı harp) verdikten, ve| bir hayli de genç ve güzide zabitleri- ni kaybettikten sonra, ancak 170 - 180 kilometrodan ibaret bir tul üze- rinde ilerliyebilmişti. Yunanistan hükümetinin bunu bir zafer olarak telâkki etmesi, ve bunu büyük bir sevinç vesilesi addeyleme- si pek tabil idi. Çünkü, Yunanistan hükümeti tarihine (zafer) kelimesi, ilk defa olarak kaydedilmekteydi. Bu zaferin neşesi, birtakım garip (tebilğ) lerin neşrinede sebebiyet vermişti. Her şeye, (megalo) tarı fından bakan Yunan gazeteleri, (res- mi) veyahut, (harbiye nezaretinden alman malümata göre) kaydiyle ver- dikleri malümatta; bu (megalo 24- | : fer) neticesinde alınan esir ve gani- metin miktarmı şu surette mektelerdi: 17870 nefer esir71., kaydet. Sağlık | Öğütler! || Bacak bacak üstüne Bayanlarda ayak bilekleri ince, üst i tarafı da muntazam ve hafifce dol - gun olanlar için, böyle bacağını ba- cağının üstüne atarak çoraplarının geffaflığın: daha iyi göstermek belki oazılarının hoşuna gider, Fakat ter- biye bakımından hiçbir yerde ne ka- dınlar için; ne de erkekler için, boş görülmez. Ziyade hürmet ettiğiniz bir büyüğünüzün karşısında bu vazi- yette oturamazşınız. Mahkemelerde de böyle oturmuya müsaade etmezler. Şâyet dinleyicilerden biri unutun *9 böyle yaparsa mübaşir hemen gelir, ihtar eder, Vapurlarda bile böyle o- | turmak hiç olmazsa karşısmdakini İ rahatsız eder, Terbiye bakımından hoş görülmi- yen bu vaziyetin hekimlikte ehem- miyetli bir mânası vardır. Bir hekim © vaziyette oturan bir kimseyi görün- ce hemen ona acır. Çünkü bacak ba cak üstüne atarak oturmak sinirle rin zayıfığma delâlet eder. Adale - lerin dalma yorgun olduklarını, tem bellik etmek istediklerini gösterir. Bundan başka inşanm kendi. #ihni- yetile kendi vücudunu kontrol ede mediğini ifade eder. Sözün kısası, bacak bacak Üstüne atarak oturen adamin bütün adaleleri, sinirleri gevşek demektir. Bliylik miktarda tüfek ve cepha- NE. Henüz tadadı hitam bulmıyan da- ha birçok malzemeli harbiye.. Ve saire... Ve saire... Bu ganimet listesi arasmda — hiç olmazsa — 50 tank ile 35 tayyare, beş on bin askeri otomobil ve'kam - yon ve bir miktar da zırhlı otomobil. den bahsedilmemesine hayret etme lidir. Sırası gelmişten şu hakikati söyli- yelim ki; zaten bütün cephelerdeki müdafilerin miktarı, yukarda bâhse- dilen (üsera) adedinden ibaretti. Hattâ, tâm adet olarak hakikati söy- lemek lâztmgelirse, Türk milli müda- İza kuvvetinin adedi, (on altı dört yüzü) geçmemekteydi. Hiç süp- hesiz ki bu kuvvetin dörtte biri, ya- pılan kanlı müdafaada erimiş; — bilhassa muntazam zabıt ve rabıt al. tında bulunan nizamiye kuvvetle ri de geriye çekilmişti. Buna binaen, neşriyatın bu kısmı, çok mübaliğa- diydi. Hele, harp ganimetleri arasında gösterilen top ve mitralyozların mik- “İtarma hayret etmemek mümkün de- gildi... Türk müdafaa cephesinde en noksan olan bir şey varsa, o da top ve mitralyozdan ibaretti, Bizzat şa- hit olduğumuz bir misali arzederek — cidden iftihar ve gurura şayan — şu hakikati zikreyliyelim ki; (Soma) harbini mütçakip İleri doğru hareks- te geçen Yunan fırkaları, tam 8e- kiz saat (Giresun) ovasında tevkif eden Türk müdafaa kuvvetleri, an- cak (bir tek) beş buçukluk topa ma- likti, Bu bir tek topun — ismi, aklımda iyi kalmadı. Zannederim ki — (Mü- lâzim Hikmet bey) ismindeki genç zabiti, o gün topçulukta cidden bir harika göstermiş.. Bu bir tek topu, bir batarya top gibi kullanarak va- zifesini pek şerefli bir surette ifa ey- lemişti. Zaferin neşesiyle yapılan neşriyat; yalnız böyle mübaliğılı (adetler söylemekten ibaret değildi. Bu mü- balâğalı neşriyat arasmda, gayet gü- Münç birtakım havadislere de tesadüf edilmekteydi. Meselâ; o tarihte İs- tanbulun en mühim ecneb: gazetele- rinden olan ve tabiidir ki, (Yunan ta raftarı) bulunan (Bosfor) gazetesi; hangi membadan sızdığı belli olmı- yan bir havadis neşretmişti. İşin asıl garip ve hayrete gayan ola ciheti şu- rasıdır ki, o devrin en mühim bir Türk gazetesi de'bu havadisi aynen şu şekilde siltunlarma geçirmişti. (Arkası var) Bütün vücutteki adalelerin gövşek Tiğini, zaten, oturuşta bacaklardan başka taraflardaki adalelerin vaziye- ti de gösterir. Bacak ilstüne oturmuş adamın vücudü de dik duramaz: Bel kemiği bükülür, başı omuzlarından birinin üzerine düşer. Başı tutmak İçin onu çenesine dayar. Bütün vücu- dü oturmuş değil, âdeta bir tarafa y Zılmıştır. Bu vaziyetin güzel olamıyacağı da şüphesizdir. Eski zaman heykel ai tistleri güzel vaziyetlerin herbirini mermerle tasvir ettikleri halde, on- lardan hiçbiri bu vaziyeti gösterme miştir. Bunun sinirlerin zayıflığı lâmeti olmasından dolayı, eski za - manlarda sinir zayıflığı yoktu da o nun için göstermemişlerdir, diyeme- yiz. Sinirlerin zayıflığı her devirde vardı. "Terbiye bakımdan hoş görülmi. yen, güzellik bakımından tasvir edile- miyen, heykelcilik buktmından da bir hastalık alâmeti olan bacak bacak üs- tüne atarak oturma vaziyetinin en büyük fenalığı o vaziyete alışıklık de- vam ettikçe hastalığın iyi olamıyaca- ğını göstermesidir. Adalelerin yor- | gunluğunu ve fikrin gevşekliğini an- latan bu vaziyet iradenin de zayıflı Zını gösterir. İrade zayıf kaldıkça du sinir hastalığı iyi edilemez. Sinirlerinin zayıflığından, fikrinin gevşekliğinden kurtulmak istiyen bir adam ilkin kendi iradesine hâkim ol- miya çalışmalıdır. Bir sinir hastası iradesine hâkim oluncaya kadar iyi olmüş sayılamaz. İradenin kuvvetli olduğunu gösterecek şey de, bir yere üstüne atmak temayülünden Kurtu- larak dik oturmasını bilmektir. Dik olurmak hem güzellik, hem sağlık, hem de kuvvet ifade eder. Her kesin karşısında güzel görünmek İs- terseniz, sinirlerinizinZayıf, iradeni- zin gevşek olduğunu göstermek iste- , İmezseniz, bacak bacak üstüne otur- mıya alışmaymız, her yerde daima dik oturmıya çalışmız. Lokman HEKİM m İstanbul 4 üncü fera Memurlu - Zundan: Satılmasını” karar verilen hali, konsol, oda takımı, gramofon, rad- yo ve saire 28--036 cuma günü sa- at ondan itibaren Bebek, küçük Be- bekte No. 89 evde birinci açık artır ma ile satılacağından İstiyenlerin gösterilen gün ve saatte mahâllinde bulunmaları 35/248 sayılı dosya ile (ilân olunur. (25124) TEKMİ L SİNEMA SAHİPLERİNE Türkiye sinemacılığı tarihinde 21 senelik parlak ve temiz bir maziye RKO iğ malik olan firmamız bu sene (WARNER - FİRST NATIONAL) ve (R.K. O, RADİO) gibi dünyanm en büyük eserlerini yaratan evlerin eşsiz filmlerinin monopolunu alarak bugünden itibaren: (Beyoğlu Istiklâl Caddesi 158 İstiklâl apartımanı 2 numara) LALE FİLMER namile faaliyete başlamıştır. Yazihanemiz bizi tanıyanların taktir. terine dayanmakta alikalarma güvenmektedir. LALE FILMER CEMİL ve TEVFİK TAN oturuner hemen bir bacağını ötekinin | Son günlerde şehrimizdeki * san'at hareketlerinde bir isim göze çarpı yor: Mola... na Konser veriliyor: Korrodina Mola tarafından., Resim sergisi açılıyor; Natalya Mola'nın, İki hemşire, iki san'atkâr... Musiki ve resim gibi Iki san'at ha» reketini bir isim altında toptyan bU iki kiz kardeşi Londra otelinin salo- nunda gördüm. İkiside çok tatlı bir şive ile güzel bir İlalyanca konuşu yorlar. Natalya Molayz: — Madam; dedim. İstanbulumuza epeyce zamandanberi gelmiş bulun- duğunuzu işittim. Hattâ kermeste Kızılaya bir p a v y 0 n dolusu İs- tanbul manzaralarını havi tablo ver- migsiniz. Şimdi az, çok şehrimizi ta- nıyorsunuz demektir. Müsaade eder- seniz şiği gazete okuyucularına da tanrttrralım. Ressam madam nazik bir sümle; — Hayhây, dedi. Vakıâ ( sehrinizi lâyıkile gezip tetkik etmeme * henliz vakit bulamadım, İstanbulda bulun- duğum bir buçuk aydanberi hep Te sim yapmakla meşgul bulundum. Dü şünün bir kere: Bir buçuk ay içinde yirmiye yakm tablo yapmak. Hem de ne şerait tahtında. Kâh yağmur | yağar, başladığım marizarayı yarım | bırakardım. Kâh hava bululu olur İkâfi ziya bulmak için beklerdim. Rumelihisarmın sandaldan (resmini yaparken nasıl fırtmaya tutulduğu- mu hiç unutmuyacağım. Bir kere şehriniz bir harika dene- cek kadar güzel. İtalyanın o emsal- siz manzaralarma alışmış olan ben Boğaziçinin ve Marmaranm ilâhi gü- zelliği karşısında mestoluyorum. Mu- tedil bir hava içindeki Boğuzm gö- nülleri çeken sahilleri, koruları, koy. larile bunlardaki derin renk güzelli- gi, bilhasna İstanbulun dünyada bir misli bulunmayan guruptaki Silüeti: Bu derece muhtelif, zengin bir man- zara arzeden bir tabiat. Abhalinizin hassas, İnce ve heye- canir olmasında belki bünun büyük tesiri Vardır, Sonra İnsan buraya geldikten sonra Türk san'atmın gü- zelliğini daha iyi idrak ediyor. Bu nefis tabii dekor içinde, bol güneş al- tende kubbelerin tatlı mavimsi rengi, tepelerindeki hilâllerin yaldızlı parıl- ları, minarelerin ince beyazlıkları bilmezsiniz bir yabancıya ne mühte- şem bir görünüş arzediyor. Madâm Mola san'atinin o verdiği tebes- — | büyük bir coşkunlukla konuşuyor ve pencereden Halicin binbir gölgeli manzarasını gözüyle içerek anlatı- yordu. — Şimdiye kadar hangi memleket- leri gezdiniz. dedim. — Pek çok yerleri bütün İtalya başta olmak üzere Fransa, Belçika, Afrika, Irak hattâ Bağdada Okadar gittim, Fakat İstanbulu pek çok sev- dim. Tekrar gelip görmek arzusunu dalma gönlümde taşıyacağım bir se- hir. — Ialyada çok çalışır mısınız? — Pek çok. Biri Milânoda, biride Romada iki âtelyem vardır. Şimdiye kadar birçok sergilere iştirak ( etti- Natalya ve Korrodina Molla'nın Türkiye ve san'ata dar fikirleri Madam Nataiya Molu'nın bir tablosu HAYAT IÇIND İki artist kız kardeş ğim gibi dünyanm meşhur simaların- İdan bazılarının de resimlerini #yap- “maya muvaffak oldum. Hicaz Kralı, İ İspanya Kralı On üçüncü Alfons, Pa- tlala mihracesi, Mösyö Laval gibi. Dünyadaki büyük arzılarımdan biri de büyük rehberinizin bir gün resmi. ni yapabilmek saadetidir. —Sehrimizin içtimai hayatı, ka- dınlarımızi Yileri seviyeleri hakkın- da fikirlerinizi sorabilir miyim? — Bakınız bu çok mühim:Biz İs- tanbula geldikten sonra en şayani hayret bulduğumuz şey kadmlarını- zn kültür kudretidir. Çok zeki, gok kültürlü, münevver Türk kadınlarile tanıştım. Ve bunlar bana bir gün Türk kadının dünya kadınlık Alemi. nin önünde geleceği kanaatini verdi. Hattâ erkekleriniz bana gücenmesin- ler, Belki kendilerinin bayanlar tara- fından geride bırakılacakları da Ya- ki olabilir. Evet kadınlarımız çok ze ki ve çok münevver, İtalyada ksdım- lara henüz intihap hakkı bile (veril memiş Bu esnada otel müstahdemininden biri gelip kendisinin telefonla aranür- dğmı söyledi. O, uzaklaşırken kız. kardeşi Korrodina Mola ile konüş- maya başladı 74 .N-Wiöb (223 | © Askerlik şeri | Tam ehliyetnamı Fatih Askerlik şubesi başkanlığın- dan: Şubemize mensup 331 doğumlular ile muameleye tâbi ve tam ehliyetna- melilerin 1 eylül 986 da hazırlık krt'- asına sevkedileceklerinden ağustosun 31 inci. günü şubede hazır bulunma- ları ilân olunur. i * Kartal As, Şubesinden: Şubemizde kayıtlı olup 938 yokla- masına gelmiyen aşağıda isimleri ya» ulı yedek subayların 986 ağustos ni- hayetine kadar İstanbulda bulunan larm (bizzat) taşrada bulunanların da mektupla şubeye müracaat etme- dikleri takdirde haklarında 1076 sa - yılı kanunun 10 uncu maddesi ahkâ- mi tatbik edileceği ilân olunur. Yedek piyade asteğmen Rahmi oğ. Hüseyin Avni 307 İstanbul (14038), Yedek muhabere asteğmen Muam- mer oğ, Fuat, 321 İzmir (32282), Yedek piyade ssteğmen Süleyman oğ. Hüseyin Azmi 315 İstanbul (28109), Yedek baytar yarsubay M. Salt oğ. İbrahim Saffet 311 İstanbul (532 128), Yedek piyade yarsubay Sürey“ ya oğ. M. Hilmi 315 Edirne (19513), Yedek 7 sınıf J. hesap Me. Rıra oğ. 305 Aksaray (1. 1852), yade asteğmen Cemal oğ. ; Bitlis (41704), Yedek 8 sınıf hesap MeFeref oğ. Mustafa Nail, 302 Kartal (33204). Bebek sergisi uzatılıyor Beynelmilel bebek sergisine halkın gösterdiği büyü kalâka nazara almür rak sergi 31 ağustos akşamma kadar temdit edilmistir. 31 Ağustos saat 20,30 da merasim- Te--kapanacıktır. Sergiye Fransa, Litvanya, Almanya, İspanyadan ge" len birçok bebekler de ilâve edilmiş” tir, Faydalı adresler ve telefon numaraları İtfaiye telefonları Ustanbal Htrmiyesi Kadıköy İtiatyesi Yeşilköy Bakırköy. Büyükdere Üsküdar Tttaiyesi Beyoğlu itfaiyesi i Bürüksda. Heybeli Burgaz Kamalı mf takaları için telelon santralmdaki memurf gsm deme! fidir. / Hastane telefonları Zerarhpaşa bastanesi Gureba hastanesi Yenibihçe .23017 Haseki isdınlar bastânesi 24353 vi f 24228 71093 — Konserlerinizde bulundum, de- dim. En güç bestekârların eserlerini gayet tatlı bir sühuletle çalıyorsu- nuz. Bu tekniği elde etmek için kaç senedenberi musiki ile meşgulsünüz? — Çok küçük yaşımdanberi.. Kon- | servatuvarı bitirdiktenberi de bep | konser veriyorum, Ve bütün Avrupa İ şehirlerini dolaşıyotum. Tabi bu konserlere çıkabilmem için günde İasguri dört saat klavsen çalarım. Babası bir General olan bu san'at- kâr kızm çaldığı ölet, piyanonun yüz elti, (ki yüz sene evvelki ecdadı- dır. Memleketimizde hemen, hemen hiç bulunmıyan ve çalınması pek zor olan klavsen denilen bu musiki âleti hakkında uzun izahat veren bu İtal- yan kızı: — Ah bilseniz, dedi. Bu âlet ş* hirden şehire taşımak nekadar zor 0- luyor. Nereye gitsem onu da beraber götürüyorum. Klavsenim büyük bir musikişinasınkinin on sekizinci asır modeli Üzerine sureti mahsusada yaptırıldığı için onun üzerinde — etüt yapmak ve konser vermek mecburi» Zeynep Kümü hastanesi Üsküdar 60179 Kudus hastanesi Çapa 22148 Beyoğlu Zökür hastanesi 43341 Gülhane hastamesi Gülhane Haydarpaşa Nürmüne bastanesi 60107 Etfa) hastanesi Şişli “ai Bakırköy Akıl hastanesi Müracaat yerleri Deniz yolları acentesi Telefon 42368 Akay (Kadıköy iskelesi) 43732 Şark Demiryolları Sirkeci 23079 De “miryofları Haydarmasa 4214$ Çabuk sıhhi yardım teşkilâtı Bu numaradan imdat teme bili İstenir . » » * Taksim Bahçesinde: Halk Opereti Vö akşam 21,45 te (Şirin Teyze), opeffe 2 perde 3 tablo, Yarım akşam Kadüköf Süreyya Bahçesinde (Şirin Teyze). 44099 yetindeyim. Siz onu gördünüz değil mi? Ne ince ve narin yapılıdır. >. Matmazel Mola'nın yüzünde saf” atine âşık kimselerin hayranlık 8 desi okunuyordu. | ausiki hakkımda derin bir ve? İ içinde izahat veren bu san'atkârı ©” lişmasından, klavseninden daha fi mahrum etmeye hakkım yoktu, İ tam, men sal Berlin Oli sinemamızda ve bir Bu muazzam spor ve sine GÖSTEREN OLİM gösterileceği tarih ayrıca Pek Yakında SARAY Sinemasında 3000 metrelik ve İri saatlik olan 'bu büyük ve tam film YALNIZ mpiyadları programda gösterilecektir. i ma dünya havadislerini PİYAD FİLMİNİN gazetelerle ilin edilecektir

Bu sayıdan diğer sayfalar: