25 Kasım 1937 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 10

25 Kasım 1937 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Yıldızdan San Remoya mamesemaesesee YAZAN: 5.S. Mustafa Natık Paşa Kendini Kaybetmişti!.. Eğer bu da nız, Cclâlet #afirleri fi me: i kabul buyurursa - Hazretlerinin mi- sizi Omiiref- mükerre - göndereceğim. ekilde Mekkeyi yuracaksınız. Ve orada, maap Hazretlerinin misafi olacaksmız.. Elimizdeki Bist zaran, burada bulun Muhteremenizin (ade ye baliğ oluyor. raz da yor, zev, lesi, gelmek istemezler, Sizler, aranızda görüşünüz, Kim - İer arzu buyururlarsa, isimlerini ve hüviyetlerini tespit buyurun. Biz de ona göre hareket edelim, Mustafa Natık Paşa, sersemle mişti, Hicaz Kralının sarayında, i- pek sayebanlar altında, aç kulmak korkusundan emin.. korkusuz, me suliyetsiz.. sadece bir misafir sıfa- tile şöylece yangelip yatmak... Şim- di bütün bunlar, gözlerinin önünde canlanır canlanmaz; sabık Istanbul muhafızı âdeta kendinden geçmiş- ti. Az kalsm, mest ve mâhmur bir sesle: — Allahümme yessirlena... A- man Şu iş çabuk olup bitsin. Zira burada sefalet ve hakaret, canımı za tak dedi, Diye bağırıverecekti... Fakat gö zü, hocalara ilişmişti... Bu, anadan doğma aktörler, bütün bu sözleri, büyük bir sükünetle dinlemekte. hislerini, hayrete şayan bir ketu- miyetle saklıyarak ginsilikteki ma haretlerini göstermektelerdi. Za ten, sabık Şeyhulislâm varken söz disine düşmezdi. tok kedi gibi ağır başlılıklarını muhafaza etmişler. Cabir Efendinin söyledikler runa kadar dinlemişlerdi. sıfaüle muazzezen Ciddeye Oradan da ayni teşrif en, yüz Hattâ bi- Belki bu m irkaç saniye, ve hattâ daki- ka; güküt ile geçmişti. Ho «&uabri Efendi,.büyükbir soğuk kanlılıkla dile gelmişti: — Celâdetmaap Melik Hazretleri 'nin.. izhar buyurdukları eltafı mü- lükâneden.. mütehassis olmamak mümkün değil... Herşeyden evvel... gerek şahsım. ve gerek rüfekayi ki ramım namına... zatı mülükâneleri ne arzı mahmedet.. ve arzı ubudiyet “etmeyi, halisane bir vazife telâkki ederim. Hicazı mağfiret tıraza &- 3imet bahsine gelince, böyle bir da veti, canü dilden kabul etmiyecek biç bir mümin ve müvehhit tasav- vur edilemez... Alelhusus bu davet, Celâdetmaap Hazretleri gibi bir za- tr âlüi kadir tarafından vuku bulur- ga... Amma ve lâkin, malümu seni yeleridir ki.. bizlerin burada vazife lerimiz, bir zamanı muvakkat için- dir.. Elhamdülilâb, zatı âlileri de ehli islimm serefraslarmdan oldu- ğunuz için mahremane ârzederim ki, bizler burada yine mehammı u- mur ile meşgulüz.. Halifei müsli. min, Sultan Vahdettin Hazretleri- nin, yakmda vuku bulacak bazı te şebbüsatma zemin hazırlamıya me müruz...Celâdetmaap Melik hazretle Ti tarafmdan vuku bulan bu tekli- fi kendilerine arzederiz. Iradei se niyeleri, ne suretle gerefsadir olur sa, o suretle harket eyleriz. Sureti hususiyede şunu da arzedeyim ki... Celâdetmaap Melik hazretlerinin ha Kipayi mülükânelerine yüzstirmek ve bu vesile fle Haç farzı şerifini ye Tine getirmek dâinizin en büyük © melimdir. Bilmem, rüfekayi kiram De buyururlar? Deyip kesmişti. Zeynelâbidin Hoca da, vakur bir sesle: — Diniz de, tamamen beyanatı Alinize iştirak ederim. Demişti. — Ya, zatı âliniz. Paşa Hazretle 'a Natık Paşa da, kalın ve pürüzlü sesile derhal cevap vermiş ti: — Pendeniz de efendim., tabii. bir adam olan ii Efendi, sevin di. Cünkü, her birini tarta tarta söylediği rin, Cabir Efen di üzerinde husule getirdiği tesiri ...eseresseseesese,i : 4 - : :; ; ; No, 65 tamamile onun çehresinden hisset mişti. Hicaz mümessilinin kâtibi (Halifei Müslimin, Sultan Vahdet- tin...) ve (yakmda vuku bulacak bazı teşcobüsat...) gözlerini işittiği saman, ne kadar pirelenmiş ise; Ho canm hususi bir arzu ile Celâlet- maap Melik Hazretlerinin hakipa- yine yüz sürmeyi emel edindiği de o derecede sevinmiş. Bu bahis, böylece pamuk ii le bağlanarak; başka sözler işti. Afaki birtakım bahsedilmişti. Iki saat kada, mülâkattan sonra; Malta ile muba- bereyi müteakıp, derhal davete ce- vap verilmek kaydı ile, mülâkat hi tama ermişti. Cabir Beyle Halit Beyin merüi - venleri gıcırdatan ayak sesleri bir az uzaklaşır uzaklaşmaz, Mustafa Natık Paşa hemen yerinden fırla- | miş: — Ver hocam şu elini öpeyim, 'Alimallah, sen bir dâhisin, Herifle | ri, öyle bir kafese koydun ki... A- | man efendim, aman.. O ne nazâr. O ne istiğna idi. O ne lisandı. E, diplomatlık olursa, bu kadar olur. Diye bağırmıştı. Zeynelâbidin Hoca bile dayana- mamış: | — Elhak, öyle... Aferin hocam. Vaziyeti, iyi kurtardm. | Diye mırıldanmıştı. ! Mustafa Natık Paşa, sabırsızlık i | çinde idi. Artık canına tak dedir. | ten sefaletten bir an evvel Kurtul. | mak için: l - E, ne yapacağız şimdi? Demişti. (Arkası var) mia. Öyle tuhaf | Bir memleket ki! (Bası 7 incide) labilirsiniz. Hiç bir garsonun, hiç bir memurun ruhu bile duymadan otelin herhangi bir odasında bir ka. til vakasi olabilir. Nevyorkta, belki de dünyanın en büyük otellerinden biri olan bir o- telden her sene otuz, otuz beş bin dolarlık çatal, bıçak kaybolurm Ve bunları çalanlar - yahut otele nin tefsirine göre - imrenerek slan lar, hep oraya gelen kibar müşteri- lermiş, Çocuğunuz kapının önünde oynar ken, mektebe gidip gelirken, hat- tâ evinizin odasmda mışıl mışıl u- yurken emniyette değildir. Belki si zin çocuğunuza da göz koyan ol. muştur. Belki onu da kaçırma pi ları hazırlanmıştır. Yeraltı istasyonlarında abdesihâ neye gitmek için büyük cesaret is- ter. Tik geleni öldürmek, yahut Oy mak üzere birinin bekleyip beklme- diğini kestiremezsiniz. Yeraltı trenlerinde yalnız başımı za bir vagonda, yahut ta vagonun bir ucunda bir yolcu ile yalnız kal- maktan korkarsınız. Çünkü vağo- nun öteki tarafında trenin gürültü ve sarsımtısile sağırlaşan yolcular hiç duymadan bu yolcunun size yan tarafından gizlice rovelverini göste- rip cüzdanmızı boşaltmıyacağı De malüm ? Tren ilk istasyonda durur durmaz, siz kendinizi toplayıncaya kadar yanınızdaki sıvışır, gider. A- ra da bul. ükkünmizda, büronuzda işi- D nizin başında iken göğsünü ze silâh dayayıp ceplerinizi boşal- tabilirler, Ne hâcet, binbir kişinin durma dan girip çıktığı, yemek yediği !0- kantada kesadarlık bile tehlikelidir. Hırsız o kadar cesurdur ki o bin bir kişinin arasma katılır, ve o bia bir kişi karnını doyurmakla meşgul iken o, yavaşça kasuya yaklaşır, zavallı kasadar bin bir kişiden bir kişiye işaret bile veremeden, bir ki- $i imdadına koşmıya vakit kalma- dan gülümsemiye mecbur edilerek çekmecesini teslim eder... Şu Ame- rika emniyetsiztikle emniyetin çar- paştığı müthiş bir yerdir vesselâm. BULMACA $ Dünkü bulmacanm hal edilmiş şekli 13 6189 1 345 İİMOTOMOİB'İ'L! BULMACA sa 789 18 BUGUNEU 23 4 © SOLDAN SAG 1 — İstanbulda bir semt 2 — Su akar — Bayan adı 3 — Kabul et! — Pokerde paradır 4 — Cephe — Sinirli 5 — Kuşlarda bulunur — Vilâyet 6 — Berberlerin sanati — S8 7 — Cömert 8 — Nota — Sevilen bir muharrir 9 — Arapça su — Fazla geven 10 — Adam — İleri © YUKARDAN AŞAĞI: 1 — Seciye 2 — Fusıla ver — Erkek ismi 3 — Akmtı — Yemek 4 — Zorlukla 5 — Başa giyilir 6 — Silâh — Yük vapuru 7 — Bize en çok hizmet eden hay- an — Nota 8 — Şifa verir — Ulu 9 — Çirkin şey — Düşmek 10 — Kapı önü — Derhal AS emin olmak için lütfen kasına dil Nafıa Vekâletinden: Diyarbekirden itibaren Irak ve İrsn hudutlarma kadar yapılacak de- miryolunun Diyarbekirden itibaren şaatı ile Fay ferşiyatı kapalı zarf usulile eksiltmeye konulmuştur. 1— Eksiltme 6—11-—037 tarihine tesadüf öden Cumartesi günü saat on birde Vekiletimiz. Demiryollar İnşsat Dairesindeki Eksiltme Komis- yonu odasında yapılacaktır. 2 — Bu işlerin muhammen bedeli sekiz yüz bin liradır. 3 — Muvakkat teminatı 35750 liradır. 4 — Mukayele projesi, takeometre plân ve profili, fenni şartname 91. B No, lu malzeme tipi, Bayındırlık tı şartnamesi, ferşiyat talimatnamesi, vahidi kıyasii fiat cetveli ve çi- hormundan mürekkep bir takım münakasa evrakı kırk Hira mu- kabilinde Demiryolları İnşaat dairesinden verilmektedir. 5 — Bu münakasaya girmek isteyenler 2490 No, lu arttırma, eksilt- mento me ve ihale kanunu mucibince ibra vesaiki ve bilümum nafla İşlerini veya demiryol inşaat işlerini yapabi. leceklerine dair Nafıa Vekâletinden verilmiş 987 muteber müteahhitlik vesikelarını mezkür kanunun tarifatma göre hazırlıyarak 6—11—037 tarihine tesa- 48f eden Cumartesi günü snat ona kadar Demiryollar inşast dalresinde- ki komisyona makbuz mukabilinde vermis olmaları lâzımdır. (3944) (7150) N denberi her türlü soğukal- gınlıklarına ve ağrılara karşı tesiri şaşmaz bir ilâç olduğunu isbat etmiştir. Günün Progra Özü SENFONILER 16,15 Roma kısa dalgasr: Seni ser (Ferrari, Wagner v.s.) 20,31 Graz: Senfonik konser.. 20,30 Bükreş: fonilk danslar (Plâk İle). 21,50 Prag, Brü- Do: Senfonik Çek musikisi. 22,55 Varşo- va: Fitelberg idaresinde senfoni (Beetbo- | ven, R. Strauss). * l HAFIF KONSERLER 8.45 Parin kısa dalgası: Pik musikisi;| 7.10 Berlin kısa dalgasi; Hafif musiki (8- | 15: Devamı). 9.30 Prag ka daygası: Slâv | danaları, 9,20 Pari kma dalgası, Plâk. | 9.30 Berlin ksa dalgası: Çocuk programı 945 Paris kısa dalgası; Bir saztlik sür- prizli program. 10.40 Prag kısa dalgası: Askeri bando. 12 Berlin kısa dalgası: Mu sikili çocuk hikâyeleri, 13 Püris kısa dal- #ası: Plök (14.13; Komser nakli). 13 Ber lin kasa dalgası: Hafif wasiki (14,15: De vamı). 13,10 Bükreş: Nottara'nım idare- sinde orkestra, 15 Paris kma dalgası: kon #er.. 15.25 Berlin kma dalgası: Musikili konuşmalar. 15.35 Roma kısa dalgası: İ- talyan bestekârlarının eserlerinden kon- ser. 16.30: Pariş kısa dalgası: Hafif mu- siki, şarkı. 16,45 Berlin kısa dalgası: Or- kestra konseri. 18 Peşte, Çiyan orkestrası 13,02 Bükreş: Eğlenceli piğklar. 18,35 Ro ma kısa dalgası: Orkestra. 19,20 Lâypsig: Şarkılı konser. 20 Milâne, Flora rıyik musikl, 20 Berlin kına dalgası ni Alman hafif musikisi, 20,10 Lâyprlg Sopran, Bariton, bas, çift piyano, koro, tenlonik orkestra. 21 Varşova; Karışık masiki (operet ve fantaziler). 2i,40 Şia N Talya postaları: Karışık musiki, 2140 | | Prag kısa dalgası: Halk musikisi (Dvo- rak , Krejci). 22.15 Viyana: Radyo orkes tras. 2245 Bükreş: Splendit - Park lo- | kantasından musiki, 23,10 Roma, Bari: Bando muzika, ODA MUSIKISI 19,15 Bükreş: Teodoserku kuarteti (Be ehoven). 20,35 Prag, Brüno: Sesli ku. artet konseri MUHTELİF 19,30 Roma kısa dalgası: rumca mu Arapça ve dll ve sözlü program, İÇARPINTINHAFAKANII Bulantı ve baş dönmesi hırçın. lık ve neşesizlik, sinir ve yarım baş ağrılarmı KARDOL tedavi MR zi Çünkü ASPİRİN seneler- PİRİ Nin tesirinden A hate) mar- kkat ediniz. o 7 ilk yirmi kilometrelik kısmının in- işleri genel şartnamesi, telgraf hat- zına mecbur bulundukları evrak ve takvim senesi ve fiat tekliflerini içinde havi zarflarını Nazmi Ziya 25.10-987 Ressamlığı Nasıl gördü? (Bası 5 incide) Maamafih bunda en az müzheze ©- | bir sanatkâr varsa o da | dilei sensin. Memleketin ne güneşine, ne venklerine yabancı bir şey katmı- yorsun, O sa . ne yazık ki, numara- smi ka im - hür ve müs takil bir üslüpla meram anlatan ta 76 renkli bir tuval gözüme ilişti. Gösterdim: — Şu tuvalde yepyeni bir üstüç apüryan bir samimiyet var. Hatır- larsm ya. ilk tanıştığımız gün “re- simde yekil, cinsiyet değil, meal &. ranılır,, demiştin. Işte bu tuvalde © sözün mânasını, müeddasımı bulu | yorum. İstanbulun tam kendi mea- Dini, şuhluğunu seziyorum. Cidden gok güzel. Çocuk gibi sevindi. — “Ne iyi tesadüf. Mösyö Levi ile bir noktada birleştiniz. O da ba- n4 ayni tavsiyede bulundu. Ben de bu üslübu hepsinden fazla beğeni- yorum. Bu tarzı takibe karar vere- ceğim galiba, Dedi, Ve anlatmıya b: lattı, anlattı, Besi o kadar canlı, kadar genç, âti hakkındaki tasav. vurları © kadar genişti ki, gıpta st tim. — Nazmi, hâlâ yeni bir hevesli- ye benziyorsun, dedim. Yerinden fırladı. — “İçimde yalazlanan ateşi sana nasıl anlatayım,” dedi; “Omrüm kı saldıkça aşkım artıyor. Ah ömrüm vefa etse de istediğim tuvali boya- yabilsem. “İşte ancak bunu yapmak adar Üslüp tecrübe ettim, bez boyadım.” diye avaz avaz bağıraca azmi Ziyan en hususi kıy- meti işte bu noktada top- lanır, Sanâtin$ahsen ve müsteki'- len bir zaviyesine mazhar olabil- mek için daha birçok seneler çalış- geldiğini biliyordu. Hiç aha geniş bir yol, daha cazip bir üslüp azıyordu. Ben ce, eserlerini beğenen ve onlarla ö- vünen sanatkâr, kabiliyetinin son damlasını da sarfetmiş, tabiatin şehametli enginine karşı scaini tas- dik etmiş sayılır. Nazmi Ziya İse elli yaşını çoktan geçmiş, fani ül kenin hudut taşma yaslanmış ba- lunduğu halde bile henüz yorulma» mış bir irade ile tabinte bakıyordu. O gün ayrılırken: — Senin evde yer var mı: Be- nim şimdi en büyük derdim, bu re- simler, Satılamıyacaklarmı anla- fikirleri o | ye kaldıracağım? Onu dü şünüyorum. Hem bu hafta beni bek le. Senin evin civarda bir yi Çok hoş. Gelip onun resmini yapa- Zavallı Nazmicik. Bana gelemedi O bahtsız resimleri de kendi kadir dan ellerile kaldıramadı, vadinden tam yirmi dört sazt sonra ölümü haberini aldım. Inanmiya İna cenazesine müş tabut musallaya koyd Beş on dostu el bağladık, namazmı kıldık. Kendisine Tanrı ret yalvardık. N götürüp ra toprağa gömdük. Bazı delikanlı lar; — “Famiden göçtü amma, tarib- te yaşıyacak!” diye konuştular. nik bağırma beş on damla teselli akıttılar. akikat, tarihte yaşayacak H mı? Yoksa, onu gömdüğü- müz yer uçsuz bucaksız nisyan ün manı mıdır? bilmiyorum. Muhak- kak olarak bildiğim birşey varsa, o da Nazmi Ziya, Hikmet, Çelik, Şevket, Fehiman, ve daha bazı arkı daşları emsalsiz bir feragati nefis ile çalıştılar, çabaladılar, ve hattâ vahşi taassubu (yıktılar, OKi- rizme oOolmamış ham O topra- ğa benziyen verimsiz kabi - liyeti özlendirdiler, feyizlendirdi. ler, sanati köklendirdiler, filizlen « dirdiler. Kırk elli senedir multasü akan bu selsebil himmetle sulana sulana nihayet sanatin meyvesi ol rak bugün memleketimizde frenkle re gezdirebileceğimiz bir Akademi; çekinme! sixin gösterebilceğimiz beş on tuval var. Dahilde, hariçte ser- giler açabiliyoruz. Ağyara, ves#eni ve bedil bir hüviyet gösterebiliyo- ruz. Bir yudum ömre malik naçiz bir faniden daha ne bekliyebiliriz? Onlarm en büyük ve en kıymeti eserleri işte budur. Unutmıyalım 4 bu elli yrl içinde bir jarnala, bir al- kışa çeşit çeşit in'amlar, ikballer yağma edildiği devirler oldu. Hiç bir yağmadan bu delikanlılar mal kapmadılar, Ag kaldılar, fakat yin ne çalıştılar, Ya anların bir tuvali, ve yahut yine kendi eserleri olan a keademiden çıkacak daha kuvvetli bir eserdir ki, medeni milletler ara ında Türkün bedii rengini temsil edecek. | Bu da onları tarihte yaşatamaz' sa: “Bu memleketin tarihinde sanat faslı yoktur.” demek iktiza etmez mi? Şimdi size görüyorum: — Bu nankör mahrumiyeti mi tasdik edersiniz? Yoksa, Nazmi Zi yanm başma tarihe rehber olacak kadirdan bir taş mi dikersiniz?.. İeasur memelerinin ANTİVİRİŞ ie tedavisi İç ve dış basur memelerinde, basur memelerinin her türlü iltihaplarmda, cerahatlenmiş fistüllerde, kanayan basur me- melerinin tedavisinde daima muvaffakıyetle şifayı temin eder. ŞARK İSPENÇİYARI LABORATUVARI, İSTANBUL VELİYE BAL ? EZA EY YİYİM EY. İZİN. ll YY TAİL İTİN TY PAYİZ MİZE da Sa Uk de,

Bu sayıdan diğer sayfalar: