27 Kasım 1954 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 6

27 Kasım 1954 tarihli Akis Dergisi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER Ağaoğlu totalıterlıkle Terfîk İleri ba- san komüni: n faşistlikle, Sey- fi Kurtbek ise 1şlerı berbat etmiş olmak- la suçlandırılıyordu. Hele Samet Ağa- alamıyan Vatan geliyor- okrat Partiye hakıkaten te- cavüz edıyorlardı Halbuki o sıralarda iktidar, icraatının başında bulunuyordu ve doğrusu i gıb hüc stenilirse bu lar partiye zarar veriyor Evet, basın ne Samt Ağaoğlunu, ne Tevfik İleriyi, ne de Seyfi Kurtbekı tutmuştu. Ama o sıralarda Zafer gaze- esinin, Pazar günü gosterdıgı celâdetin onda birini dahı g termediği, vekilleri bu derece ateşle, derece aşkla, bu derece şıddetle mudafaa etmediği he- nüz unutulmamıştı. Halbuk Pazar günü... İşte üç oku- yucu sekiz utunluk başlıklara o 72 puntoluk harflere ba r da, en ziya- de bunu düşünerek şaştılar Üstelik, basının şimdi tutmadığı vekil fikirlerin- den, temayüllerinden dolayı itham al- tında değildi. Kabinede bulunduguna e fikir ve temayülleri Demokrat Pa tının fikir ve temayülleri olarak alına— bilir, bu yüzden yapılan hücumlar şid- detle cevaplandırılabilirdi. Demokrat Parti, parti olarak, ik- tidar olarak niçin varlığım ortaya at- mıştı; niçin, Samet Ağaoğlu gibi De- arti dâvasına belki de kurucu- lardan sonra en fazla hizmet eden bir adam bu şekilde müdafaa edilmemişti? Niçin o zaman, yeni ve çok sert tedbir- lerin alınacağı sekiz sütunluk başlıklar— la ilân edilmemiş, niçin o yola sapılma- mıştı? Cuma günkü Meclis U suallere cevap verebilmek iç; Cuma günü toplanan Meclisten bazı manzaraları hatırlamak icap eder. O ün, hemen bütün mebusların elmde bir «Dünya» vardı. Hem bu gazeteler, Pazartesi günü yapılacağı veçhile sıra- ların uzerıne evvelden yerleştirilmemiş- (Pazartesi günü salona girenler, sı- ralarının üzerine, içinde İsmet İnönü aleyhinde bir yazı bulunan «Medeni- yet»> adlı gazetenin konulmuş olduğu- nu gördüler. Bu gazete Fevzi Boztepe adlı bir Demokrat mebusa aittir). Her- kes, tayyareyle gelen «Dünya» yı satın almıştı ve Bedii Faik'in verdiği uzun cevabı.. okumakla — meşguldü, — Hattâ koridorda, — mebuslar kümeletiyor ve bir tanesi yüksek sesle — okuyor, di- ğerleri dinliyordu. Bunlar Demokrat Partili mebuslardı. Kas Küfrevi yazıyı türlü nuktelerle suslemekten ge- ri kalmıyorı Meclis belki Partinin neşriyatı gu- tas- ek , hattâ denilebilir ld ekserıyetı iki gün soma Zafer gaze- tesinin göstereceği Treaksiyonu göster- ekten çok uzaktı. Bahis mevzuu vekilin D.P. Mec- lis gurubu tarafından tutulmadığı hiç kimsenin meçhu egılı Nite kım AKİS, bundan alt evvel, daha sayısında kabineye aıt kuruluş tahmın— lerini verirken bu noktaya işaret etmiş, hattâ vaktiyle — aynı mevzuda cereyan MÜDAFAADAN EVVEL D mokrasi — sistemleri bizleri im- rendirecek kadar iyi işleyen batı memleketlerinin hiç birinde — müfte rilerin, — muhterislerin, yalancıların Ötü lu insanların bu zannedenler yandırlar bu neviden kimselerin içinde lem tutanlar vardır. Oralarda da bir kısım basının böyle kalemler yüzün- den şereflerle, haysiyetlerle oynadığı vâkidir. Şantaj bir frenkçe kelimedir ve etimolojisi kadar mahiyeti itiba- riyle de frenktir. O kadar uzağa gitmeğe hacet yok. İtalyada ve Fransada bir ekal- liyet ekseriyete tahakküm için açık- ça teşkilâtlanmıştır.. Komünistler iş başında olanları lekelemek, yıprat- mak suretile rejimi devirm çalış rla silâhları ıftıradır maktadı ve tezvirdir, yalandır, isnattır. İsimleri başka olmakla beraber İngilterede rikada da iktidar denilen suça köşke durmadan taş, onun sa- kinlerine durmadan çamur atanlar asla eksik değildir. «Bıkmadan ifti- et, ne kadar inanılmayacak iftira olsa gene iz bırakır» prensibi bun- ların yolunu aydınlatan ışıktır. Hatta o memleketlerde bir mu- ayyen basın, ekmeğini sadece bun- dan kazanır, gıdası bundan ibaret- tir. Türlü tertiplerle skandaller icat eder, bunları işler; bazen gayesi si- yasidir, iktidarı yıpratmak ister, ba- zen gayesi maddidir, ya sürümden, ya şantajdan menfaat teminine çalı- : Evet bütün bunları, bırakınız işitilmeyi, görülmemiş şeyler değil- dir. Müşahede etmek için oralar basınını gozden geçirmek — kâfidir. Bu bir keşif de olmayacaktır basın tarihine ait bir kaç kitap karıştırı- lırsa bunun hikâyesi, doğurduğu meseleler kolayca bulun Ama o memleketlerde demok- rasi sistemi gene de bizleri imrendi- recek kadar iyi işlemektedir.. De- mek ki, aksaklık oradan gelmiyor. a nereden gelıyor" Basit: orada hiç bir hükümet sözcüsünün ha- tır ve hayaline şaşaalı tında «Bugün Devlet Vekiline tev- cih edilen iftira oklarının, yarın ki- me karşı atılacağı kestirilemez. Bu hücumlarla, bu isnatlarla takip et- tikleri tek hedef bir çok vatandaşla- rı, belki günün birinde bizim de eden müzakereleri nakletmişti. O za- manlar Başvekil Adnan Menderes, kan- dilini vekıl yapmak — niyetinde olma— dığım söylemişti; gurup ©o suretle tat- min edilmişti. Bundan başka, Gurup başkanı Hu- uzaktı. lerine ıştırak etmiyor, türlü görüyor ve doğru istenilirse hakikaten tuttuğu başvekilin son şiddet hareketleri karşısında endişe duyuyor- du. Bunun sebebi basitti: Mebuslar çok kimseyle temas ettiklerinden dolayı ha- kikatleri daha iyi görebiliyorlardı. Bu- na mukabil Başvekilin etrafını sanki bir duvar çevirmişti. Kendisine mütemadi- yen denılıyordu ki: Her tenkid, ne de- rece haklı gorunurse gorunsun sinsi bir plânın icabıdır; aman kanmay z! Bu fikri, Türk Sesi gazetesı biç çekınme— den —ve doğrusu istenilirse hiç sıkılma- dan— yazıp duruyordu. İşte bütün sinirlilik buradan ileri geliyordu. Zafer'in Pazar günü göster- diği celâdet bunun neticesiydi. aferin söylediği yeni — tedbirler neler olabılırdı9 Elbette eldeki sert ba- sın kanunu bir kat daha sertleştirile- cekti Türk Sesi'nin tezi ürk Sesi gazetesinin fikri şu — idi: emokrat Partiyi tutan lstanbulba sım» politikası artık iflâs etmiştir. P kendi organlarına guvenmelıdır lşte Ankarada Zafer var; İstanbulda da bu işi Türk Sesi yapar. İstanbul gazeteci- TAHKİK LAZIMDI namusumuza, haysiyetimize — taarruz ederler endışesı altında sındırmektır muz şılmaktadır» deyip hakiki — tedhişçi- liğin en mükemmel örneğini vermek gelmez. Evvelâ yapılması lâzım — gelen husus ileriye sürülen iddia ve isnat- ların . Zafer'in tabırıle okların — ne dereceye kadar ru bu lundugunu usulü dairesinde tahkık edip umumi efkâra hiç bir şüpheye mahal kalma- yacak şekilde izah etmektir. Umumi efkâr nihayet gazetelere körü körü- ne inanacak değildir. Eğer vekil sa- vunmasını yapar ve ikna ederse o ithamları yapanlar yerin — dibine gi- rerler. Bu kadarı da onlar için el- bette ki, kâfi değildir. En şiddetli cezayı görmeliler, hapse —mahkum edilmeliler, para cezası odemelıdır— ler. Ama efkân umumiye o yönden tatmin edilmeden hükümetın organı ifade etmek isteriz. Biraz daha bek- AKİS, 27 KASIM 1954

Bu sayıdan diğer sayfalar: