29 Eylül 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 16

29 Eylül 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 16
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

DÜNYADA OLUP BİTENLER inin de desteğiyle, Kanaldan fay- dalanan devletler arasında Mısır'la işbirliği yapmak için bütün uygun çareleri arayacaktı. Planı açıklayan Eden'e göre, Bir- liğin görevi Kanaldan geçen gemi- lere kılavuz kaptanlar vermek — ve geçiş ücretlerini toplamak olacak- tı. Bu ücretlerin hak ve nısfet ka- idelerine göre kararlaştırılacak — bir smı, Kanalın bakım masraflarına ve transit işlerinde göstereceği ko- laylığa karşılık, Mısır'a bırakılacak- tı. Bundan başka, Birlik, her Dev- letin iştirakine açık olacaktı. Ancak, her Devletin iştirakine a- çık olacağı söylenen Birliğin Lond- ra'da geçen sefer Kanalını milletler- arası bir idare altına — konulmasını kararlaştıran on sekiz devleti bile heyecanlandırdığı söylenemezdi. İn- giltere ve Fransa tarafından he- men kurulacağı sanılan Birlik ida- re komitesi, kanalı kullanan devletler böyle birliğe katılma yolunda a- çık isteklerini belirtmekte aceleci davranmadıkları için, bir türlü ku- rulamıyordu. Her iki Devlet de, başlangıçta, hiç olmazsa ilk dra Konferansında kendilerinden ya— na çıkan on sekiz Devletin bir ham- lede bu Birliğe katılmalarını bekle- mışlerdı i işler umdukları gibi çıkmamış, — proje daha ortaya suruldugu ilk günden birtakım — ih- azi kayıtlarla karşılanmıştı. ta Pakıstan geçen haftalar ıçınde vuku bulan kabine — değişikliğinden sonra, açıkça Mısır'ı desteklediğini söylüyordu. İran'ın durumu da Pa- kıstan ınkinden daha ümit verici de- ildi mdan, geçen Çar- şamba günü çalışmalarına başlayıp Cumartesi günü sona eren ikinci Londra konferansının tam bir başa- rıya ulaşması, esasen beklenemezdi. Heyecansız Konferans öyle bir hava içersinde toplanan konferansın daha i , ka- lan Devletlerin tutumu bellı olmuş- Koferansın toplanmasından ön- ce kulaktan kulağa dolaşan söylen- -ilerin aksine, eri Birleşik Devletleri İngiltere ve Fransa'yı des- tekliyordu. Hatta Kanaldan — Fay- dalananlar Bırlıgı plânını konferan- rika Dışişleri Ba- kanı Foster Sıllıes olmuştu. Dulles tarafından sunulan plân, Eden ve Mollet'nin tasavvurlarına uygun ola- aşlıca altı prensibe dayanı- yordu. - Süveyş anlaşmazlığını barış- -i yollarla çözmek amacıyla, bir "Sü- veyş Kanalından Faydalananlar Bir- liği - C. A S.U." kurulacaktı, u birliğin kurulması geçen Lo Konferansında kararlaştırı- lan mılletlerarası, idare — prensibine halel getirmeyecekti 3 - Gemilerin seyruseferını lamak içip hemen ufak bir Komitesi kurulacak ve bu — Komite Mısır makamlarıyla gerekli temas- larda bulunacaktı. 4 - Kanaldan geçiş imkânsızlaştığı 16 sağ- id: takdirde süpertankerlerin inşası ye- ni petrol borularının döşenmesi gibi tedbirleri alacak bir İcra Komitesi tayin edilecekti. Birliğe katılan Devletler Ka- naldan geçmek için mutlaka Birliğin hizmetinden faydalanmaya — zorlan- mayaca 6 - Bırlıge bir bütçe tanzim et- mek için üye olmak isteyen Devlet- lerden avans alınacaktı. Konferansa iştirak eden — diğer Devletler bu plâna kesin olarak "E- vet" "Hayır demiyorlardı. Bunların endişesi Nâsır'ın böyle bir olup bitti karşısında kalınca Kanalı bu Devletlerin gemilerine kapamak kararını almasıydı. Açığa vuruldu- ğu ilk günden Nasır tarafından bir harp tahriki olarak karşılanan bu plân, kabul edilirse Nasır elleri bağ- h mı duracaktı? - Mısır diktatörü el- bette karşı tedbirler alacak ve — bü- yük bir ihtimalle, kanalı, Birliğe ka- tılan Devletlere kapaya caktı. O za- man bu Devletler Süveyş Kanalın- dan geçirdikleri gemilerini, bu yol- dan getırttıklerı petrollerini nereden geçirip, getirteceklerdi? Gerçi Kon- feransın toplanmasına takaddum e- den günlerde Nâsır'ın böyle bir ted- bire başvurması halinde Birleşik A- merikanın bu Devletlerin gemilerini mit Burnundan geçirmek için ge- reklı parayı vermeye hazır olduğu söyleniyordu ama, Foster Dulles bu soylentılerı daha ndra hava ala- nına iner inmez yalanlamıştı. n başka, ikinci Londra kon- feransına katılan temsilcilerin — bü- yük bir kısmı, kendilerinde. — Dev- letlerı adına bu Birliğin üyeliğini ka- bul etmek yetkisini göremiyorlardı. Danımarka temsilcisi Hansen'in de açıkça söylediği gibi. Birliğin —ü- yeliğine giden yol, Konferanstan de- ğil, her Devletin kendi Parlamen- tosundan geçerdi. Diğer bir kısım temsilciler de meselenin — doğrudan doğruya Birleşmiş Milletler tarafın- dan halledilmesine taraftardılar. Konferansta beliren gö- rüş ayrılıklarının esastan ziyade şek- le taallük ettiğine de şüphe yoktu. Bir önceki toplantılarında alelacele bir görüş birliğine varan on sekiz Devlet temsilcileri, bu sefer, meseleyi gerçekten halledebılecek gerçeklere uygun bir hal tarzına varmak için, karşılarında muhasım bir blokun yokluğundan da faydalanarak, a- çıkça görüşlerini belirtmek zorunu duyuyorlardı. On sekizlerin büyük çoğunluğu bir Birlik fikrine itiraz etmiyorlardı, — Birlik — kurulmasına karşı seslerini çıkarmıyorlardı. An- cak bu Birlik ne kadar ömürlü 0- lur, ne derece başarılı sonuçlara u- laşırdı? Mesele buradaydı. Uç Batılı Devletin temsilcilerine gore, Birliğin başarılı olmaması i- çin hıçbır sebep mevcut değildi. Plân, Nâsır'ın üzerinde titizlikle durduğu Mısır ın hükümranlığına halel getir- miyordu. — Diğer temsilcilerin bu Birliğe katılmadan önce Parlamen- tolarının tasvibini almak endişeleri kolayca anlaşılıyordu. Ancak anla- şılamayan, — Birleşmiş — Milletler'in u anlaşm çaresi bulabileceği idi. sasen, şimdiye — kadar sarfettikleri gayretlerle Birleşmiş Milletler amaç- arına hizmet etmekten, dünyayı a- teşe atabilecek bir anlaşmazlığı ba- rış yollarıyla çözmeye çalışmaktan başka birşey yapmıyorlardı. Şimdi ortaya atılan Birlik fikri de ı ça- lışmaların bir devamından ibaretti Eğer mesele dan a Bir- leşmiş Mılletler kanalıyla halledılmek isteniyorsa, -ki Uç Batılılar bu re hiçbir zaman karşı degıldıler— bu yol, Nüâsır'la Birlik mevzuunda da görüşmeler yapıldıktan sonra ihtiyar edilmeliydi. Mısır'ın tutumu ir yandan Kanal Kumpanyası kı- lavuz kaptanlarını geri eker- ken ve Londra'da toplanan on sekiz- ler bir görüş birliğine varmaya ça- lışırlarken, Kahire'de de, hararet- li bir diplomatik faaliyet göze — çar- pıyo! İ k ere Mısır, herşeyden önce, kılavuz kaptanlar meselesini — hal- letmek zorundaydı. İngiliz ve Fran- sız kaptanlarının yeni. Kanal, idare- siyle iş birliği yapmayı reddedip, va- tanlarına dönmesi üzerine, — kanal- daki trafik tehlikeye düşüyordu. Ye- ni idare ile iş birliği yapmayı kabul eden kılavuz kaptanların sayısı tra- figı güvenle devam ettirmeye — ye- cek kadar değildi. Bundan başka, aynı günlerde Ka- hire'yi Kri: Menon ziyaret etmek- teydi. Hındıstanlı barış elçisi, Mısır başşehrine, — barışçı bir hal yolu bulmak için gelmişti. O sıralarda Kanaldan Faydalananlar Birliğinin bir harp tahrikinden başka birşey olmadığını söyleyen Nasır demeçlerin- de, Mısır milletinin harbe hazır oldu- ğunu belirtiyordu. Bu durum, dünya- yı devamlı bir barış cenneti olarak gör mekten başka irşey düşünmeyen Menon için hiç de iç açıcı sayılmaz- dı. Gerçi Menon da bu meselede Mı- sır'dan yana bulunuyordu ama ne de olsa. bir anlaşma yolu bulmak için. Mısırın da gayret sarf etmesi gerekti. Menon'un bu — sözlerini, aradan birkaç gün bile geçmeden, Nasır'a, Ammanda buluştuğu Suriye ve Suu- di Arabistan devlet adamları da tek- rarlıyacaktı. Nasır, Ammana ken- disinden yana olduğunu sandığı A- rap liderleriyle goruşmeler yapmak üzere gitmişti. u görüşme- lerın sonunda liderlerin sanıldığı ka- r Nâsır'dan yana olmadıkları an- laşılıyordu Suudi Arabıstan, Kanal anlaşmazlığının sürüp gitmesi — ha- linde.. Birleşik Amerika ile girişmiş olduğu ve herşeyden fazla petrol en- düstrisine bağlı ticari münasebetle- rin tehlikeye — düşmesinden korku- rdu- Nihayet İngiltere ve Fransa, müt- tefikleri Amerikanın tavsiyesine u- yarak harp çığlıkları atmaktan vaz geçtiler ve bir defa da —Güvenlik AKİS, 29 EYLÜL 1956

Bu sayıdan diğer sayfalar: