29 Eylül 1956 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 23

29 Eylül 1956 tarihli Akis Dergisi Sayfa 23
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

SİNEMA Filmler "Ölüm Raporu" Teknık yenilikleri bakımından Or- son Welles'in sinema tarihindeki yeri ve tesirleri Griffith yahut Ei- senstein'ınkiler kadar mühimdir. 23 yaşındayken H. G. Welles'in "Dün- yalar Savaşı" adlı eserinden adapte edip radyoda yayınladığı temsil, A- merikayı birbirine katmış, panik ya- ratmıştı. Daha sonra New York'ta Mercury Tiyatrosu'ndaki temsilleri büyük alâka toplamış ve irke- ti tarafından Hollywood'a çağrılmış- tı. 1941'de ilk filmi "Citizen Kane - urttaş Kane" seyircileri şaşkınlık, tenkitçileri hayranlık içinde bırak- mıştı. Hikâyesi meşhur bir gazeteci- nin hayatıyla buyuk benzerlikler gösteren film sinemaya yepyeni ve cüretkâr ifade — şekilleri getiriyordu. Daha sonraki filmlerinde Welles, bu cesur denemelerine devam etti. Ama zamanla filmleri birşey anlatmaktan çok sırf bu teknik gösteriler için ha- zırlanmış intibamı vermeye başladı. Söyliyecek pek fazla şeyi olmaması teknik bakımdan bile kendi kendi- ni tekrar eder hale gelmesi Welles'in prestijini tedricen kaybetmesine se- beb ol: akat tesirleri büyüktü Onun metodlarını kapan sınemacılar eserlerini yepyeni bir ruhla işlemeye koyuldular Yanında çalışan Joseph Mankiewicz ve Robert Wise gibi kımseler kısa zamanda rejisör olarak parlayıp isim yaptılar. Descartes'ın felsefede yaptığını Welles sinemada yapıyordu. Yani, getirdiğini yeni fi- kirler degıl yeni düşünme ve ifade şekilleriydi. Yeni bur metod idi. "Ölüm Raporu" Welles'in bütün hususiyetlerini gösteren bir filmdir. "Lady from Shanghay - Şanghaylı Kadın"daki köpek balığı avı hikâ- yesi gibi, burada da Arkadin'in an- lattığı akrep ile kurbağa — anektodu filmin mevzuu ile allegorik bağlantı- lar kuruyor. Akrep dere kıyısında rastladıgı kurbağaya kendisini karşıya geçir- mesini teklif etmış Kurbaga önce ya- naşmamış, "ya rı yolda beni so- karsan" demiş. Akrep gulmuş "O zaman ben de boğulurum". Böylece ikna olan kurbağa akrebi karşı kıyı- ya geçirmeyi kabul etmiş fakat yarı- yolda akrebin kendisini soktuğunu farketmiş, ölürken, "bogulacagını bi- liyordun, neden boyle yaptın" diye sorunca, akrep, "ne yapayım, huy ca- nın altındadır, kendıme hakını ola- madım", diye cevap vermis. Filmin akrebi Gregory Arkadin, Birinci Dünya Harbinin Basil Zaha- roff'u esrarlı bir şahsiyet, kurbağası Van Stratten ise atak bir macerape- resttir. Van Stratten'in tesadüfen şa- hit olduğu bir cinayet Arkadin'le il- gilenmesine sebeb olur. Önce kızı Ra- ina ile tanışır, onun vasıtasıyla Arka- din'e ulaşmayı başarır. Ispanya deki şatosunda yaşayan bu garip adam o0- na, mazisini öğrenip gizli bir rapor ha zırlamasını teklif eder. Van Stratten, araştırmalarına başlıyarak Arkadin'i tanıyan kimselerle temasa geçer. nun kirli i şler sayesinde yukselen bi- ri olduğunu öğrenir. Konuştuğu kim- selerin — öldürüldüğünü — farketmesi Van Stratten'i dehşete düşürür. Kur bağa, akrebin oyununa gelmektedır Ari Van Satratten yoluyla mazisini bilenleri bulup ortadan kal- dırmakta, cinayet şuphelerının Van Satratten üzerinde t! oplanmasına dik- kat etmektedir. Kendisinin içyüzünü Paola Mori ve Robert Arden "Ölüm Raporu"nda Kurbağa ile akrebin hikâyesi AKİS, 29 EYLÜL 1956 Orson Welles Kendini tekrarlayan dehâ!. bilen son şahıs ta böylece silinip gi- decekti. Ama akrep kurbağa hikâ- yesi bu defa başka neticeyle bi- ter, kurbağa sokmasına fırsat verme- de ebi suyun ortasında sırtından silkip atıverir ve canını kurtarır. Anlaşılacağı gibi buradakı allegorı, “Sanghaylı — Kadın"da irbir! parçalayan köpek balıklarıyla kırlı iş adamlarının kapışmaları arasında kurulan bağlantı kadar açık ve te- sirli değildir. Buna rağmen kıcı lıgı ve hızı karşısında afallayan seyirci kütlelerinin hikâyenin ne ol- duğunu anlamalarına yardım eder. Welles senaryosunu kendisinin meş- hur ettiği "flash-back", yani geçmi- şi hatırlama yahut anlatma tekniğiy- le işliyor. Mazi ile hal arasında gidip gelmeler filmin bir skeçler serisi ol- masına yol açıyor. Senaryonun fazla mekanik olması zaten güç inanılır hikâyeyi büsbütün olaganustu bir macera haline or. Her olayın ayni ölçülerle degerlendırılmesı filmi bir ağırlık merkezinden mahrum kı- 1yor. Orson Welles'in hikâye ve senar- yosundaki bu —aksaklıkları yanında mizansen çalışması tek kelimeyle: Fevkalâde.. Filmin hiçbir plânı stan- dart anlatma usullerine göre tertip- lenmemiş. Kamera süjeye her zaman değişik bir zaviyeden bakıyor, ışıklar sanki aydınlatma değil ifade vasıta- sı olarak kullanılıyor. Welles'in ka- mera hareketlerindeki ustalığı cam- bazlığı aşıp sihirbazlık derecesine va- rıyor. Daima hareket eden süjelerle birlikte her hareketi araştıran, takip eden kamera, gayet akıllıca tertip- lenmiş, şaşırmacalarla dolu taj metodu; büyük bir plâstik duygu- nun mahsulu olan neiîs kadrlar, de- rinlemesine plânlar, "Öl Raporu" nun temelindeki butun kusurları, ak- saklıkları unutturuyor. 23

Bu sayıdan diğer sayfalar: