12 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 20

12 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 20
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ÇALIŞMA İşçiler İşçiler ve seçim ürk işçisinin ekonomik ve sosyal bakımdan ne gibi şartlar altında çalışıp yaşadığı, kmsenın meçhulü, değildi. Fakat — kimsenin işçiyi dü- şündüğü de yoktu. Bereket seçimler icad edilmişti de, işçiler birşeye kavuşmasalar bi- le vaadleri dinlemek zevkini tatmış- lardı. Gerçekten her seçimde bütün partiler işçilere büyük — ehemmiyet verdiklerini, dertlerine çare bulacak- larını etraflı olarak anlatıyorlar ve hele hatipler bir saat için olsa da "işçi" kesiliyorlardı. Fakat seçimler geçtikten ve oylar alındıktan sonra, yapılacak işler a- rasında işçilerinkiler tamamen unu- tuluyordu. Bu hem iktidar, hem mu- halefet partileri için aynı idi. Hele odern cemiyette sebep olmuştur. başkasına ait istihsal mayan fabrikalarda, üzerinde tihsalin mahıyetıne ve mikta açıkça görülmektedir. Bu milletlerin kendi hakkında kendilerinin karar mesi prensıbı, her tında en maktadı Fabrika, yaçlarına göre değil, kendi maksat ve kânına sahip bulunmaktadırlar. hale göre ıstıhsalde gözönünde tu- tulan nokta, müstahsil ve müsteh- İhtiyaçlarından ziya- Baş- vasıtaları sahipleri müstehliklerin insan o onların satınalma kabiliyetlerini hesap ede- ayarlamaktadırlar. lik sınıfların de satınalmak kabiliyetleridir. ka bir ifade ile istihsal rak ihtiyaçlarını değil, rek istihsali 20 İşçi adayları, ister iktidar, ister mu- halefet saflarında olsun, herşeyden önce işçilikle ilgilerini kesıyorlar ve tabıatıyle işçi dâvalarını — unutuyor-. lar . M. M. ne işçi adayı olarak gırıp de sonunda zenginleşmeden, ev apartman yapmadan dönen görül- memişti. Birçokları fabrika ve atöl- ye sahibi bile olmuşlar, ticarete atıl- mışlardı Bunlar arasında aday İiste- sinde yerini sağlamladıktan — sonra, seçim mücadelesini bir yana bıra- kıp, ticari işleri için kredi peşinde koşanlara bile rastlamak mümkün- Tabiatiyle bu şartlar altında işçi adaylarının B.M.M. de veya dışında işçilere değil, kendilerine faydalı ol- mağa çalıştıkları gorulmuştu lşin asıl acı tarafı sadece işçi olm çi meselelerinin nasıl halledılecegını insanlar ara- sındaki bir kısım farklar, huku- ken kalkmışsa da, bilhassa ekono- mik bakımdan aynı cemiyetin fert- leri arasındaki ayrılıklar ister iste- mez yeni farklar doğurmuş ve yeni sosyal sınıfların meydana gelmesine Bu suretle bir yan- da istihsal vasıtalarına sahip olan mahdut bir zümre ile, obur yanda vasıtalarını kullanan işçi sınıfı teşekkül etmiş- tir. Hakikaten ekonomik hayatın yalandan incelenmesi sonunda mil- yonlarca insanın, kendisine alt ol- tezgâhlarda, gemilerde, atolyelerde ve topraklar çalıştığı ve binnetice is- arına İs- tikamet verici bir raileri olmadığı suretle mukadderatları milletin haya- önemli yeri işgal etmekte olan istihsal alanında birçok mem- lekette gerçekleştirilememiş bulun- dır. toprak ve sair istihsal vasıtalarına sahip olanlar müstahsil ve müstehlik sınıfların arzu ve ihti- şahsi emellerine uygun duşe— cek şekilde istihsali ayarlamak im- bilmek için yeter bir şart sanılma- sıydı. İŞÇİLER VE Meselâ, ayakkabı imâlinde ayakka- bı fabrikatör ve imalcilerinin, bü- tün nüfusun ayakkabıya olan ihti- yacına göre değil fakat bu nüfus içinden ayakkabı alacak parası o- lanların sayısına göre istihsali a- yarladıkları bir hakikattir. Diğer taraftan başka bir şah- sa alt toprakta veya fabrikada ça- lışan insanların ekonomik hürriyet- leri olamayacağından diğer hürri- yetleri de kâğıt üzerinde kalmakta- dır. Bunun en güzel misali bilhassa doğu 1llerımızdekı koylulerın oyla- rını büyük çiftlik ve arazi sahiple- rinin arzularına göre kullanmaları— dır. Tabiatile, kanunen her vatan- daş oyunu dıledıgı partiye — veya şahsa vermekte hürdür. Fakat köy- lümüzün çoğu topraksız ve başka- sının toprağında çalışmak suretile hayatını kazanmak zorunda oldu- ğundan, bu ekonomik baskı sebebi ile siyasi hurrıyetını de toprak sa- hibi lehine feda etmek mecburiye- tinde kalmaktadır Bu misal de göstermektedir ki, ekonomik bakımdan bir insanın di- ğer insana bu derece bağlı olması onun yâlnız ekonomik değil fakat diğer, hürriyetlerini de son derece kısmakta veya tamamen ortadan kaldırmaktadır. Başka bir deyişle, siyasi demokrasi kendi başına kal- dığı ve iktisadi demokrasi ile des- teklenmediği takdirde gayesine u- laşamamakta ve hürriyetlerin ço- ğu bir şekil ve lâftan ibaret kal- maktadır Bu sebeple birçok memleketler toprak reformları ve millileştirme yolunu tutmuşlar ve bu suretle sos- lyal sınıflar arasında uçurumlar a- Nitekim bugüne kadar B.M.M. ndeki işçi milletvekillerinin işçiler le- hine bir teşebbüste bulundukları, faydalı işler yaptıkları görülmemiş- ti İzmir işçileri geçen devre millet- vekilleri Ankaraya giderken kendi- lerine ekmekle soğan — vermişlerdi. Işçıler bu suretle nasıl geçindikleri- ni anlatıyorlardı. Fakat işçi millet- vekilleri ekmekle soğanı — çoktan u- nutmuşlardı ve ister iktidar parti- sine, ister muhalefet partısıne men- sup olsunlar, D. P. refah ve kal- kınma edebıyatına ıtıraz edebilecek halleri yoktu. klaşan seçimler karşısında siyasi partilerin işçilere karşı tu- tumlarında hiçbir değişiklik olmadı- ğı da anlaşılıyordu. Muhalefet yılla- rında her mağduru koruyor görün- mek, siyasi partilerin prensibi hali- ne gelmişti. C.H.P. nin gerek muhalefet yıl- larında, gerekse son günlerde Genel Sekreterinin ağzıyla işçi meseleleri- ne büyük önem verdiği ve askıda İSTİHSAL çan ekonomik eşitsizliği gidermeğe ve binnetice gerçek bir demokra- sinin kurulmasına çalışmışlardır. Toprak reformu ve — millileştirme hareketleri memleketimizde sosyal ilerleme için zaman zaman başvu- rulan yollardandır. Bilhassa mem- leketin, — yabancıların — işgalinden kurtarılması sonunda en hayati o- lan istihsal ve ulaştırma vasıta- larının millileştirme zaruretini tak- dir eden Atatürkün isabetli poli- tikası sayesindedir ki, Türkiye bi- razcık olsun ekonomik bir kalkın- ma yapmak imkânını bulabilmiş- tir. Diğer taraftan istihsali tarıma dayanan bir memleket olarak çift- çiyi topraklandırma yolunda atılan adımlar da son derece önemli ol- makla beraber maalesef işin — sağ- lam tutulmaması sebebi ile başarı elde edilmemiştir. Bizde durumun böyle olmasına karşılık, İngiltere, Fransa, İtalya ve İskandinav mem- leketlerinde millileştirme ve toprak reformu hareketleri bir hayli iler- lemiştir. İngiltere Lord'ların elle- rinde bulunan ve çoğu — bakımsız bırakılan büyük arazileri — toprak kımından fakir bir memleket olan İtalya da, bilhassa güneydeki sefa- leti gidermek için köylüyü toprak- landırma yolunda geniş bir prog- ram hazırlamıştır. Ekonomisi en- düstri ve dayanan İtalya, endüstri faaliyetlerinin yarısından fazlasını da millileştirmiş demokrat bir memlekettir. İngilterede ise bu millileştirme daha geniş ölçüde ya- pılmış ve millileştirme hareketinin aleyhinde olan muhafazakârlar da- hi iktidarda oldukları halde, bugü- AKİS, 12 EKİM 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: