12 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 22

12 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

DÜNYADA OLUP BİTENLER masasının arkasında değil, odada bulunan iki kişilik koltuğun üzerin- d ve — ziyaretçisiyle — yanyanadır. Fransız Devlet Başkanı, bu şekilde görüşmenin daha samimi ve yapıcı bir hava içinde geçeceğine ve bugün değilse bile yarın, bu ziyaretçilerden birini kabineyi kurmaya daha kolay ikna — edebileceğine — inanmaktadır. Zira Fransa şu sırada hâlâ yeni bir Başbakan adayı bulamamıştır ve bu vazifeye davet edilen bütün parti ileri gelenleri kendilerine yapılan reddetmekte israr etmekte- teklifi irler Çıkmaz üstüne çıkmaz ( !ezayır için hazırladığı kanun projesinin Fransız Meclisindeki müzakereleri — sırasında güven oyu alamayan Bourges - Maunoury'nin geçen hafta başında istifasını verme- sinden sonra Fransa, gerçekten güç bir duruma duşmuş ulunuyordu. Bourges - Maunoury'yi düşünenler, yani merkez sağcılarla — bağımsızlar hazırlanan projede yer alan Cezayir otorite — taraftarı olmayan - Yeni gelecek Başbakanın, n bahsinden vazgeç- mesi, sonra da Meclisin en istikrarlı topluluğu olan Sosyalistlerle bir kı- sım Radikallerin desteğini kazan- ması gerekiyordu. İşte bütün güçlük u iki unsuru birbiriyle telif etmek- te ortaya çıkıyordu, zira Sosyalist- lerle Radikallerin büyük çoğunluğu merkezi otoriteden vazgeçecek bir Başbakan adayını desteklemeyecek- lerini açıkça belirtmişlerdi. Şimdi merkezi otorite taraftarı olmayan bir kimsenin -meselâ Soustelle, Pflimlin veya Edgar Faure'un aday- lığı bahis konusu olunca Sosyalist- ler ile Radikaller itiraz seslerini yük- seltiyorlar, onlardan birinin . mese- lâ Mollet ve Mitterand'ın. Başbakan- lığa getirileceği söylenince de mer- kez sağcılarla bağımsızlar feryadı basıyorlardı. Şu satırların — makine- ye verıldıgı sırada, tek ümit olarak, Pleven'in başkanlıgında merkez sağ- dan merkez sola kadar uzanan bir koa lisyon kabinesi kurmak — kalmıştı. Bu halde dahi, Cezayir meselesinin nasıl bir hal tarzına bağlanacağı bel- li değildi. Yugoslavya "Yeni sınıf "ın gazabı eçen hafta Polonya'da hükü met söz ve basın hürriyeti ıste— yen talebelerin — çıkardığı ayaklan- mayı bastırmaya uğraşırken, goslavya'da are organı karşısın— da istiklâl ve tarafsızlıgı Batı demok- rasilerince — çok üpheli görülecek bir mahkeme de, tek suçu düşünce ve tecrübelerini açıklamak için çok okunan bir kitap yazmak olan bir adamı yedi yıl hapse mahkum edi- yordu. Adamın adı Milovan Djilas, yazdığı kitabın ki ise "Yeni Sınıftı. 22 Yugoslav hâdiselerini yakından takip edenler, Milovan Djilas ismi- ni kolaylıkla hatırlıyacaklardı Bir zamanlar Mare ito'nun en ya- kın mesai ve ıde arkadaşlarından ve akıl hocalarından olan Djilas'ın başına ne geldiyse hep dili belâsın- dan gelmişti. — Yugoslavya'nın eski başkan yardımcısı, komünizmin ak- taraflarına —işaret eden bir m serisi. kaleme aldığı için 1954 yılında Parti Merkez Komite- sinden ihraç edilmiş, 1955 Ocağında da yabancı basın mensuplarına mem- leketin itibarım — düşürücü beyanlar verdiği iddiasıyla Uç yıllık bir hapis cezasına çarpılmıştı. Cezası tecil e- dildiği 1ç1n bu seferlik hapse atılma- yan Djilas emir parmaklıkların arkasına gırmek şerefı ılk defa 1956 Aralığında nasib olm u tari te yedıgı cezanın suresı de -bu de— Milovan Dijilas Suçu: Düşündüklerini yazmak fa tecilsiz -üç yıldı ve buna sebep o- a Macar ihtilâlini vesile bile- rek New Lider adlı bir Amerikan dergisine yazdığı bir makalede Yu- goslav siyasetine dil uzatması gös- teriliyordu. Belgrat'tan 70 kilometre uzakta ki Sremska-Mitrovitza mahkemesi- nin geçen Cumartesi günü verdiği yeni bir kararla yedi senelik üçüncü bir hapis cezasına çarpılan Milovan Djilas'ın bu seferki suçu ise, bu ka- rardan anlaşıldığına — göre, yabancı memleketlerde komünizm ve Yugos- lav hükümeti aleyhinde düşmanca propaganda yapmaktı. Bundan baş- ka, Djilas gene aynı kararda belir- tildiğine göre, Yugoslav ordusuna if- tira ile Yugoslavya savunma kudre- tini baltalamaya da teşebbüs etmiş, bütün bunlar yetişmiyormuş gibi sosyalizm fikrini kasden lekele- meğe ve işçi hareketini tehlikeye okmağa da çalışmıştı. Djilas bütün bu suçları nasıl işle- mişti? Gayet basit: "Teni Sınıf” is- mini taşıyan bir kitap yazarak.. Yu- goslav hâkimleri bu kitapta bu suç- ların bütün unsurlarını büyük bir kolaylıkla bulabiliyorlardı. Oysa Dji- las, Yugoslavya'dan iki partide A- merika'ya kaçırtarak orada bastır- maya muvaffak olduğu bu kitapta, görgü —ve denemelerine dayanarak bu suçların bütün unsurlarım büyük bir kolaylıkla bulabiliyorlardı. Oysa Djilas, — Yugoslavya'dan iki partide Amerika'ya kaçırtarak oradan bas- tırmaya muvaffak olduğu bu kitap- komünizm rejiminde — zamanla yeni bir istismarcılar sınıfı yarattığını söylemekten başka — birşey — yapmış değildi. Kapitalist rejimlerde bu sı- nıfı sermaye sahıplerı teşkil edıyor— sa, Djilas'a göre, komünist rejim- lerde de onların yerini toplum adına kollektif mülkiyeti elinde bulunduran idareciler alıyordu. Demokratik idare altında bulunan ülkelerde bütün bunları söylemek suç sayılmaz, hatta yazarına ilim çevrelerinde az veya çok bir itibar bile kazandırırdı ama Yugoslavya— da böyle şeyden bahsetmek için ger- çek bir medeni cesaret isterdi. Bir diktatörün idaresi altında bulunan ülkelerde, konuşmak, herşeyden ön- ce şahsi bir feragat — meselesi olu- yordu. Nitekim, Djilas da, kitabı- nın New York'ta naşirine, -Frederick A. Praeger yayınevine, yolladığı bir mektupta, kitabın basımından dola- yı başına pek çok şeyler geleceğini itiraf etmiyor değildi. Ancak gene aynı mektupta, bu başına gelecekler ne olursa olsun kitabın — basımının durduramamasını istemeyi de unut- mamıştı. Zira söylediklerine inanan bir insan için hakkın galebesi kadar zevkli hiçbir şey olamazdı ve hak- kın galebe edeceği günler, kendi görmese de, bu uğurda mücadele e- denler mevcut oldukça — uzak sayıl- mamalıydı. Sovyet Rusya Yeni bir peyk eçen haftanın sonlarına doğru. Doğu âlemi, yeni bir Sovyet peyki daha kazandı. Bu peykin yer- yüzünün hangi köşesinde bulunduğu- nu arayanlar boşuna zaman kaybe- deceklerdi, çünkü — varlığı ilk defa Moskova radyosunun geçen Cuma gecesi yaptığı bir yayından lan bu peyk yeryüzünde değil, yüzündeydi ve ismi de henüz mamıştı Sovyet Tadyosunun bıldırdıgıne göre, gökyüzüne fırlatılan ilk sun peyk olmak — şerefim — kazanan bu peyk, 4 Ekimde ve yerden 900 kilo- metre yükseklikte dünya etrafında dönmeye başlamıştı. Çapı 58 santim- lik bir küre seklındeydı ve saatte 28.800 kilometre atle dünyanın etrafım 95 dakıkada bır defa dönü- AKİS, 12 EKİM 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: