12 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 28

12 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 28
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Kadının Rolü 950 senesinde Demokrat Par- tiyi iktidara getiren kuvvetler- den birisi de kadındır. İkinci Dün- ya Savaşını takib eden senelerde dünyayı saran demokrasi aşkı, in- haklarına verılen kıymet, sı- nırlarımızı da aşınca, bu yeni fî- kirlerin benımsenmesınde Tü kadınının mühim bir rol oynadığı muhakkaktır. Bu işi, bilfiil siya- setle meşgul kadınlarımız kadar, belki onlardan da — fazla sakin sakin evlerinde oturan ev kadınlarının başardığını da söyle- mek pek hatalı olmaz zannediyo- rum. Yaradılışı itibariyle dalma daha iyi bir hayata meyleden, his- leri itibariyle fazilet ve hak tara- fını tutan, medeni cesareti ve mu- hite tesir faaliyeti fazla olan ka- dın, kalbini o zamanki muhalefet partisine vermekle kalmamış, ko- casını, yakınlarını da bu yola teş- vik etmiş, aile meclislerinde, top- lantılarda hur fikirlerin en ateşli müdafii kesilmişti. Üstelik ev ka- dını, bu yüksek fikirlerin — kendi gündelik hayatı ile olan yakın il- gisini mükemmelen kavramıştı, düzenli bir demokrasi rejiminin ilk meyvelerini hergün çıktığı çarşı- da - pazarda toplayacağına inan- mıştı. Aradan yedi seneden fazla bir zaman geçmiş bulunuyor. Bugün Türk vatandaşı yine aynı dava pe- şindedir ve seçmen kadın, büyük bir ekserıyetı ıle, yine muhalefetı tatmaktadır. m bu, yalnız şe- hirlerimize mahsus degıldır Bu- gün birçok köylerde kadın, tesir- siz oyuna sahip olmak için, erke- ği ile mücadeleye girişmiştir. Seç- men kadının bugün daha tecrübe- li, daha olgun olduğunu kabul et- mek lâzımdır. O gayesi artık bir partıyı ekserıyetle iktidara ge- tirmek değil, siyasi partilerin mu- vazeneli şekilde Mecliste temeli e- dilmesini sağlamaktır. Çünkü re- jimin emniyet süpabı bu muvazene- dir ve Türk vatandaşı bunu artık iyice — kavramıştır. Demokrasi terbıyesı, çocuk yaştan hepimizin içine sindirilmedikçe, büyük — bir mümkündü. Grup halinde çalışma- lar çocuklara yalnız şahısları için değil, bir grup, bir topluluk için ça- İlşmayı öğretebilirdi. - Serbest mü- nakaşaların çocukları düşünmeğe, konuşmaya, cesaretle düşündüğünü söylemeğe alıştıracağı aşikârdı Ser- best münakaşa sayesinde çoc çük yaştan karşı tarafın fıkırlerıne saygı göstermeğe, bu fikirleri ancak ikna yolu ile değiştirebileceğini dü- şünmeğe alışırdı. Sosyal olgunluğa erişmiş bir insan böylece en ciddi, en vahim meselelere cesaretle, müspet 28 Jale CANDAN ekseriyetle iktidara gelen bir par- tinin, hükümet ederken, parti menfaatlerini memleket menfaat- lerine üstün tutması daima müm- kün olacaktır. Her idare icraatını sonuna k dar gotıırmek ıster el- bette ki hü rasi sistemi içinde yaşamaya a- lışmış memleketlerde, idareler bu arzularına nail olmak için ancak ve ancak ikna kabiliyetlerini kul- lanabileceklerini bilirler. Ne mev- zuat, ne de memlekete hakim olan zihniyet — onlara demokratik ka- nunlarla oynama hakkını ver- miyecektir. Bizde de böyle bir de- vir gelecektir: Parlâmento adamı memleket sevgisini partıcıl ğe üs- tün tutacak, halk, İyetsiz ıyı ekmek yenemiyeceğini ıkı kere i dört eder gibi ezberliyecektir.. te o güne kadar da, hangi parti iktidara gelirse gelsin, karşısında kuvvetli bir muhalefet partısı bu- lunması keyfiyeti rejimin emniyet süpabını teşkil edecektir. Yalnız şurasını unutmamak lâ- zımdır ki 950 deki şartlar bugün değişmiştir. O zaman tek bir mu- halefet partisi mevcuttu. Oyumu- zu ona verdik ve meseleyi hallet- tik. Bugün çok düşünerek hisle- rimizle değil kafamızla — hareket etmemiz şarttır. Karşımızda aynı gaye için çalışan üç muhalif parti vardır. Eğer memlekette devamlı bir muhalefet istiyorsak, . rejimi kurtarmak istiyorsak, oylarımızın parçalanmasına meydan vermeme- miz, bölgemizdeki en kuvvetli mu- halif partiyi desteklememiz lâzım unu kolaylıkla yapal)ılece- zannediyorum. Çu nkü bi- eket sevgisi elbet- te ki particiliktten üstündür ve bi- zim için mühim olan yalnızca ne- Eğer bitaraf vatandaşlar bu işi başaramaz ve oylarını kul- lanırken partilerüstü bir yetle hareket edemezlerse, siyasi partılere bütün hayatlarını, emel- lerini ve şahsi menfaatlerini bağ- mış olan kimselerden bunu nasıl bekliyebilirler? bır nıkbınlık ve bir nevi mizah ka- her: larla kaynaşan onları seven bir kim- se olacaktı İkinci guruptaki, karikatürler, sos- yal olgunluğu tam olan çocuğu gös- teriyordu. Çocuk sabah kendi kendi- sine kalkıyor, annesi hiç sahneye çık- madan giyiniyor, kendi kendisine yet- tiği gibi başkalarına da yardımcı 0- luyor, çayı hazırlıyor, odasını temiz- liyordu. Birçok ahbapları, ları ve dostları vardı. neler ikinci tabloyu seyreder- ken yavaş yavaş ferahladıklarını his- settıler Doğru u çocukları, bu ikinci tablodan aZI sahnelerı canlandı- rabilirlerdi ama ilk tablodaki ilk re- simler bir hayli düşündürücü idi. Ço- cuğunun peşinden ceketini taşıyan, sütünü koşturan, hattâ yemeklerini ağzına veren anneler az mıydı?. Halbuki işte bugünkü "çocuk adam- lar" n terbiyesi bu teferruatlardan başlamalıydı. Aslında dünyayı ida- re eden annelerdi ve küçük mesele- ler büyük meseleleri — doğuruyordu. Moda Acaip modeller hristian Dior ve diğer buyuk Pa- İs terzılerının çizdikleri yeni Son- bahar ve kış modası, artık bütün dünyaya yayılmış bulunuyor. Bu mo- dayı şöyle hülâsa etmek mümkün- dür: Etekler kısaltılmıştır, ama mu- ayyen bir ölçüye tabi değildir. Bele fazla ıntıbak etmiyen, kalçalara da- ve bacaklara doğru gittikçe daralan hafif elbiseler, aynı biçim, kısa ceketli tayyörler pek gözdedir. Ama bel hattını gösteren, plilerle ve drapelerle genışlık kazanan, giyimi kolay -elb r de mevcuttur. Yaka elbıselerde oldugu gibi metodlarda da, ğu zaman, yok olmuştur. Bazı modellerde bel duşurulmuştur Man- toların üst kısımları zengin zenginlik ekseri kolların kesılışı ıle elde edilmiştir. "Twe "jarse" en çok kullanılan kumaşlar arasında- dır. Gece için en gözde renk siyah- tın, Şapkalar da elbiseler gibi yumu- şak ve sancıdır. Elbiselere ilâve edi- arkadaş- Kısa ceketli bir tayyör Mevsimin gözdesi AKİS, 12 EKİM 1957

Bu sayıdan diğer sayfalar: