19 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 25

19 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 25
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

daima sathi kalır. Bunlar öğrendikle. rine birşeyler ilâve edemezler, hâttâ öğrendiklerini hayatta — tatbik dahi edemezler. Mükemmel cemiyetlerde, demokrasilerde, insanın mesut yaşa- dığı bütün topluluklarda düşünebilen insanların miktarı daima fazladır. Müsbet ve verimli sahalarda işletil- meyen düşünce kabiliyetine gelince, bu daima menfi şekillerde çalışır ve iptidai cemiyetlerde mebzulen görü- lür. Annelerin ve öğretmenlerin ço- cuklarına ve mensup oldukları cemi- yetlere yapabıleceklerı en güzel şey a , körpe dimağları düşün- ce ışığı ıle aydınlatmaktır. Moda Yeni hava Gıy imde daima “fanteziye" kaç- mak tehlikelidir. İnsan hiç far- kında olmadan hududu aşabılır, goze çarpayım, yeni havaya uyayım der ken kolayca gülünç olabılır fakat şık olmak için bir nebze “fantezi" de şarttır: Modada fantezının oynad 1 rolü, yemekteki tuzla mukaye ede- biliriz; fazlası fazladır ama yoklıığıı da tatsızlıktır. Her m m başı, ye- ni modellerle beraber ortaya atılan birkaç fantezi notu yeni modanın ha- vasını yaratır. Bunların hepsini bir- den tatbik etmek lâzım değildir a- ma, pratik olanları denemek te fay- dalıdır. En garantili yol gardrobun esasını teşkil eden esas kıyafetleri. Şık bir akşam kıyafeti Meyil sadeliğe AKİS, 19 EKİM 1957 Kadın Partisi G azetelerden öğrendiğimize gü- re, İstanbulda "Kadınları Ko- ruma Dernegı bir siyasi partı kurmağa karar vermiş ve bu ka- dın partisinin kuruluş sebebini i- zah etmek için de bir basın top- lantısı tertip etmiş. Güzel. Tam zamanında ve yerinde bir hareket. Hattâ bu kadın partisi için der- hal bir afiş tahayyül ettim: İnce, zarif bir kadın eli uzanmış. "Ar- tık yeter, biraz da işleri bize bı- rakın" diyor. Doğrusu pek de bana atılacak bir fikir değil. Er- kekler bu işi başaramadılar biraz da kadınlar deneseler acaba nasıl olur? Ev idare etmek küçük çap- ta memleket idare etmeye ben- zer. Eh kadınların bu hususta a- sırlara dayanan bir tecrubelerı var: Hele şu son senelerde, Tü kıyemızde ev kadınının bu bap a, in- sanüstü başarılar kazanmış olduğu muhakkak. Maeseleyi önce iktisadi cepheden ele alarak meselâ ayda altı yüz lira vasati geliri olan bir aile- de, ev kadınının durumunu gözden geçirelim. Eğer şanslı ise, ikiyüz lira mukabilinde köşede bucakta kalmışı, yeraltı veya tavan ka- tında iki odacık bulup başını so- kabılmıştır Eğer çok — becerikli, çalışkan, kalorileri hesaplıyacak bütçe defterleri tutabilecek kadar bılgılı ıse, bir kuyruktan diğerine girmesini, biraz itip kakmasını bi- liyorsa, tabana kuvvet, o çarşı se- nin, şu çarşı benim, şu pazar yeri senin, bu pazar yeri benim, dola- şıp pazarlık etmesini beceı'ıyorsa, ü al şeraitine — göre mesela etin koru fasulyeden veya pırasadan, tereyağının zeytinden daha ucuza geldiğini hesaplıyacak kadar basirete ve suplese sahip- se, aklıevvelse, gününün büyük bir kısmını bu hesaplara hasredebılıyor- sa belki ayda 300 lira sarfedere ev halkını ayakta tutabılecek bir gıda temin edebilir. Geriye kalan 100 lira ise zaten ay başında, he- nüz çantasına gırmeden, elektrik, havagazı, su, odun, kömür ve saire masrafı olarak çı ıp — gitmiştir. Şimdi bu ailenin yetişkin bir ço- cukları bulunduğunu — farzedelim. Bir ayakkabı 80 liradır. En adi paltoluk kumaşın metresi 40 lira- dan başlar. Bir defter ikibuçuk li- radır vesaire.. Hem unutmamalı ki bu ailenin bir ıçtımaı mevkn de vardır, gıyınm de gün gonın- mek hesap dahılındedır Işte bü- tün hu şartlara rağmen "evini gül fantezıye kaçmadan seçmek ve te- ferruat üzerinde oynamaktır. Böy- lece teferruatları değiştirip, esası u- zun zaman muhafaza etmek müm- kün olur. Gine böylece birkaç tefer- Jale CANDAN gibi geçindiren" bir ev kadınından ala maliye bakanı tasavvur ede- bilir misiniz? İnsan tatbikatta bu kadar başarı kazanırsa, kâğıt ü- zerinde ne mucizeler — yaratmaz. Kadınlardan teşekkül edecek bir kabinede dış ve iç siyaseti idare edecek olanların da maliye baka- nından daha az başarı kazan-mı yacağı muhakkaktır: Kadının öm- rü, asırlar boyunca hep idare ile geçmemış mi. Kocayı idare, orta- ğı idare, çocuğu idare, konu kom- şuyu, eşi dostu, akrabayı, büyüğü ve küçüğü idare, hatâ bazı ka- din mecmualarına göre, bugün bi- le, kocanın flörtünü idare hep ve hep kadının başının borcudur. Bu- nun bir insana verdiği tecrübeyi, olgunluğa düşünün! Böylece ikti- sadiyatı, iç ve dış siyaseti mü- kemmel işleyen bir kabinede diğer bakanlıkların sözü mü olar? Ka- dın doğuştan müşfik bir hemşiredir. Onun idaresinde hastahaneler, sos- yal yardım müesseseleri tıkır tıkır ışleyecektır Kadın doğuştan — gü- zel şeye âşıktır: Memlek t — kal- kınması, imar elinde — hart mevsim değişen moda gibi yeni- likler arzedecektir. e Kadın Partisini kur- mak ısteyen sayın hanımlarımız nedense bu esbabı mucize üzerin- ' de durmamışlar Gayelerı kadın haklarını karamak.. Bugün Türk kadınıma kanunen bütün hakla- rına sahip olduğunu zannediyoruz. Bütün siyasi partiler de kapılarını kadınlarımıza açmışlar. Bizim ka- dınlık bakımından halledeceğimiz dava daha ziyade içtimaidir. Sa- hip olduğumuz hakları bütün ce- miyetimize ve her kademeye İyice sindirebiliyor muyuz? — Bugünkü durumları ile bizdeki kadın der- nekleri mevzıı birer yardım kolu olmaktan ileri bir mana taşıma- maktadırlar. Devlet babaya balo biletleri satarak fakir — çocukları gıydırmekten ziyade kadının fikri kalkınması üzerinde, bütün Ana- doluyu içine alan bir teşkilât halinde çalışmamız lâzımdır. Bu- nu aşırı bir "fenimizm" ile değil, feragatli ve basıretlı bir çalışma sistemine kavuşmakla elde edebi- liriz. Türk erkeği bu yolda yürü- yecek olan Türk kadınına daima yardımcı olacaktır. Mücadelemiz ona karşı değil, kökleşmiş bazı fena âdetlere, kadını küçük gören bir zihniyete karşı olma ruat ilâvesi ile eskiyi yenileştirmek te kabildir Yeni teferruatlar B u sene mantolarda, tayyörlerde ve elbiselerde değişik, kıymetli, 25

Bu sayıdan diğer sayfalar: