19 Ekim 1957 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 31

19 Ekim 1957 tarihli Akis Dergisi Sayfa 31
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

TİYA Dormen Tiyatrosu Kırılan ümitler e I stanbul seyircilerinin, bilhassa Ti- yatroseverlerin sabırsızlık ve me- rakla beklediği Dormen Tiyatrosu, ılk temsıllerıne, unce Brandon Tho- n -Charl unt- "Teyzesı ni, da Eu ene O'neill'in "Kara- agaçlar Altında -Desire under the Elms- sını oynıyarak başladı. Beş gün arayla yapılan bu iki açılış Ti- yatroseverler ve Dormenin rejisörlü- ğü hakkında birşeyler bilenler için nahoş bir sürpriz oldu. Dormen, bu iki oyunda da kendi çapının çok ge- risinde hatalara düşmüştü "Teyzesı ni açıkça belirttiği gibi "gişe için" seçmişti. Ama oyun neden bu kadar düzensizdi ? Brandon Thomas'ın bu 0- yunu, Cep Tiyatrosunun pırıl pırıl oyunlarım veren — genç e_ıısor ıçın oyuncak gibi bir işti. Halbuki rollerdekı Erol Gunaydının başarılı una rağmen, piyes sürükleyici guldurucu olamadı. İkinci eserde ti- yatroseverler, O'neill'in tamamen ki- fayetsiz bir ekip elinde ağır, tutuk bir oyun haline geldiğim gördüler. Herkes üzgündü. Biliyorlar ve inanı- yorlardı ki genç Dormen, çok şey, hattâ Türk Tiyatrosu için yeni ümit- ler vaad eden bir rejisördü. Bu iki oyundaki aksaklığın sebeplerini hak- h olarak merak ediyorlar, kurucu- nun en az kendisi kadar üzülüyor- lardı Vakıa, başından beri pek çok ta- lılısızlıkler olmuştu. Haldun Dormen ilk önce ve uzun müddet, Ugo Betti'- nin "Kraliçe ve Asiler"ini hazırla- mıştı. Sonradan baş roldeki aktris i- çin güçlükler çıktı. Tecrübeli bir a- matör olan ilki, kabulü imkansız şartlar öne sürdü, maruf bir profes- yonel olan ikincisi çalıştığı sahne ile kontratım adı. Karar değişti, yerine O'neill ele alındı, hem de eldeki elemanlarla kifayet etmek zorunda kalınarak. Zaman azdı. Prensipleri- ni daima ön plâna almak dürüstlüğü- nü gösteren genç rejisör, bir iki haf- ta basta yatmasına rağmen perdele- rını vaad ettiği zamanda mutlaka aç- mağa karar vermişti. Butun bunlar varid olabilirdi a- ma, seyirciyi ilgilendiren ve hül nü verdiren gördüğü oyun olacakdı Olmuş olanlar değil... Öyle şeyler vardı ki, hiç bir ma- zeret bunlaı'ı affettiremezdi. Evvelâ "Teyzesi"nde bir üslüp birliği yoktu. Charlie rolündeki Metin Serezli sah- neye girmeden evvel "Jaak, _ıaaak' diye fazla Amerikanvari ve müzikal piyeslere yakışır sesler çıkarıyor, iki genç İngiliz hanımı rolündeki aktrisler, Commedia Dell'arte tarzın- a fazla mimikli oynuyor, Altan Er- bulak, Ingılız uşagı karıkaturıze e- derken bir. "Clo makyajı taşı- yordu. İlhan İskender "Teyzesi" E- rol Günaydını tam alaturka mıncık- AKİS, 19 EKİM 1957 T R O lıyordu Butun bunlar Dormenin re- jisörü olduğu bir yakışan şeyler degıldı Yoksa, ilk gecenin he- yecanı ile oyun ve oyuncular Dor- menin ellerinden kurtulmuşlar, mi- zansen alabildiğine bambaşka bir yöne kayıp gitmiş mi idi? Nitekim, Dormenin kendisi, oyununda rahat ve ölçülü idi. Ama küçük bir sesi ol- dugu münakaşa goturmez olan Zer- n Arpad'ı sahne gerisine yürüterek konuşturmak, üstelik sesini sırtında- ki şemsiye ile büsbütün boğmak göz- den kaçacak şey değildi. Yine Cep Tiyatrosunda başarılı oyunlarını gör- düğümüz aynı kal bılıyetlı aktris ro- lunu, -Colette'in Cherie'sindeki Lea' sı-, bir kaç saat alif olmağa karar vermiş zannını n şuh, —mimikli bir kompozısyonla oynuyordu Haldun Dormen — Ümitleri kırdı Bütün oyun boyunca yükü omuz- larında taşıyan, teyze rolündeki E- rol Günaydındı. Bu genç ve başarılı aktör daha iyi şartların içinde ola- bilseydi, Dormenin Branı homas'i ahneye — koyuşundaki on fikir pek âlâ affedilebilir, oyunun iyi tesiri ile münakaşa konusu olmıiyabilirdi. Ingılız sahnelerının buyuk şohret- lerinin, en az bir kere, "şirin teyze" oldukları malumd Buna benzer bir rolü oynadığı ıçın Allec Guines'e çatan bir kritiğe, diğer bir İngiliz otoritesi "Aktörlerin de ıstırahate ih- tiyacı vardır, Allec Guines de, işte şimdi yaptığı gibi bazen terliklerini ve robdöşambrını giyer ve istirahat eder, yani böyle bir eserde oynar" diye cevap veriyordu. Brandon Tho- mas'ın oyununu, bütün gözlerin ne. zamandır üstüne çevrilmiş olduğu Dormen Tıyatrosu ancak böyle ıstırahatte ımış gıbı sahneye koy— aydı, biz de, ği yukarı aynı şey- lerı soylıyebılecektık Ama bu, ti- yatronun ilk oyunu idi ve tiyatrose- verler sahnede soyunmadan evvel, sımsıkı ve dipdiri giyimli bir tutumu özlemişlerdi. Genç amatörlere olan sevgilerine rağmen, henüz sahnede rahat nefes almak alışkanlığına bile erışmemış, tecrubesız bir elemanın, hem de an Akın gibi durmuş o0- turmuş bir ktris'in - refakatinden karşılarına çıkarılmasını haklı ola- rak hüsnüniyetlerinin suiistimali o- larak kabul ettiler. Fiyaskolar festivali uügene O'neill'in "Desire under the Elma" Karaağaçlar Altında isim- li piyesi yüklü, tansiyonlu bır sahne eseridir. O'neill, baba Fre n bü- tün çaprazlıklaıını kullandığı eserın- de, kişilerinin hepsinden keskin çiz- giler, tam etkili bir oyun ıstemıştır Cabot kardeşler üç tanedir, üçün de yaşlı, haşin babanın zoruyla taş toprak ile savaşmaktan sabırları tü- kenmiştir. En küçükleri Aben Cabot, bir başka ananın oğlu, çiftliğin ise yaramazı faydasızıdır. Anası ile kendinin saydıgı çiftliğin sahibi olmak sevdasındadır. Babasını ana- sının katili ve kendi malının gasıbı olarak görür. Ölen anasına karşı t bir Odip kompleksi duygululugunu taşır. İlk perde sonunda, ne zaman- dır aralaı'ında bulunmayan baba Ca- bot'un bir "analık", genç bir zevce ıle dondugunu gören iki büyük kar- deş altın peşınde Kalıfornıyanın yo- lunu tutar rıs, ilk defa kendine aıt b sı, evi olan Abbie Cabot ile baba ogul arasında düğüm- lenmeye başlar. Abbie hırslıdır, ha- şindir, oyunbazdır, aşift 'i kendıne bendeder Çıftlıgıne sahip olmak uğruna Aben'dan edindiği bır oğulu baba Cabot'a maleder. Bü tün çekişmelerinin sonunda Abbıe ye vurulmuş olan genç Cabot, babası- nın ağzından onun kendine bir oyun ettiğini anlayınca, Abbie'den nefret- le uzaklaşmak ister. Aşkının her şe- yin üstünde olduğunu anlayan Abbie, aralarındaki engeli ortadan kaldır- mak umudu ile çocuğunu boğar. A- ben suçlu sevgilisini şerife teslim e- der. Bütün felâketlere rağmen yine birbirlerinden geçemezler ve kaderi beraber karşılamak uzere bırleşırler O'neill'in dram n faz la Aben, Erol Keskın ile Abbıe, Yıl— d Alpar üzerinde idi. Erol Keskin ilk perdeden son perdeye kadar ölçü- süz, rahatsız edici, oynayışını değil kendini göze sokmak istercesine dav- andı. enası, bir Amerikan ak- törünün kötü bir kopyası olarak oy- nadı. Bütün repliklerinin değişmez temposu olarak — kullandığı — işaret parmagı, kâh muhatabma, kâh yere, kâh goge, sağa sola seri, sinirli çiz- giler çizip durdu. Babası ile boğuşur- ken, Abbie ile sevişirken, — kendini başlangıcı ve bitişi olmıyan ölçüler içinde a buraya fırlattı. Bir ke- lime ıle O neıll'ın ve Dormen'in aley-

Bu sayıdan diğer sayfalar: