5 Nisan 1958 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 18

5 Nisan 1958 tarihli Akis Dergisi Sayfa 18
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

” hatırlatarak bu husustaki "Şüp- he lere son veriyordu. AKİS'i hükü- meti yanıltmakla itham eden gayret- keş asa acaba Ticaret Bakanını da tekzip etmey, kalkışacak mıydı? Hele Ankara mılletvekılı Ahmet Üs- tün" büyük iddialı şirket için pek zâ- limdi: Fabrikanın yaptığı işi, bir kaç işçinin becerebileceğini — söylüyordu.. Montaj işi için 2-5 bin lira arasında çok yüksek ücretle yabancı personel istihdamına lüzum yoktu. rahhas azanın takıldıgı nok- talardan sonuncusu da şirketin şeri- ki Minneapolis Moline Company'nın Amerikada esamisinin okunup okun- madığıydı. Şirketin Amerikadaki ye- kün zirait makine istihsalindeki his- sesinin nisbeti bildirilseydi, dev arka- daşlarının yanında şirketin boyunu ölçme imkün olacaktı. İşin daha fenası şerik şirket, Ankaradaki 20 milyon sermayeli ortaklıktan hisse- sine düşen 6 milyonu da ödememişti. Bu parayı patent hakkı diye muhafa- za etmişti. Demek ki bu müstesna Mınnepolıs Moline ismini taşıyabil- mek için 6 milyon lira yüz görümlüğü ödenmişti. Eh bu mânâda şirketin e- samisinin hakikaten okunduğunu ka- bul etmek lâzımdı. Dış Ticaret Serbest pazar hikâyesi ecen haftanın sonunda yakışıldı Dışişleri Bakanımız şu meşhur serbest pazar işini halletmek için ne ilk, ne de son defa olarak Paris'e ha- reket ediyordu. Avrupa İktisadi İş- birliği Teşkilâtının sinesinde devam eden görüşmeler bir arpa boyu yol al- madığına göre, seyahattan yılmayan Dışişleri Bakanı, Ankara-Paris arasın da daha uzun müddet mekik dokuya- caktı Artık rutin haline gelen bu se- yah'atlar sırasında, Fatin Rüştü Zor- lu kendisine has bır iki kelimelik çok iyimser beyanlarla — basını aydınlat- mayı da ihmal etmiyordu. Yaz orta- sında serbest pazara katılacagımızı serbest pazarın fırtınalarına göğüs gerebılmemız için imtiyazlı muamele göreceğimizi, bir vrupa — yatırım bankasından buyuk kredilerin temin edileceğini v.s.. yi ondan — öğreniyor- duk. Eh, bütün bunlar yürek ferahla- tıcı haberlerdı Kabul etmek lâzımdı ki şu Avrupalılar cömert insanlardı. Kısa vadeli menfaatlarını unutarak,, uzun vadeli menfaatlarını düşünüyor- lar ve bunun için de fedakârlıklara katlanmayı göze alıyorlardı. Sadece Pariste cereyan edenlere biraz kulak verenler, hâdiselerin bu iyimser ifadelerin tam aksı istikamet- te yürüdüğünü biliyorlardı. Esasen ortada daha ne fol, ne de yumurta vardı. Serbest pazar, yatırım banka- sı, büyük krediler v.s.. henüz tatlı bır rüyaydı. Rüyada yaşamakta ve dereyi görmeden paçaları sıvamakta elbette bir fayda yoktu. Sonra Avrupa memleketleri — birbirlerinden — taviz kopartmak, fakat asla taviz verme- AKİS, 5 NİSAN 1958 Ticaret Bakanlığı İşleri tedvir eden kim? mek için yarışa girmişlerdi. Hiç cö- mert davranacağa — benzemiyorlardı. Çetin pazarlıklar | ransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksenburg olmak üzere altı Avrupa memleketi, rındaki gümrük duvarlarını tedricen kaldırmak için Müşterek Pazar adı verilen bir anlaşma imzalamışlardı. Muşterek Pazarın gerçekleşmesi on- beş sene kadar sürecekti. Üye mem- leketlerin istihsal kollarının hımaye— sinin kaldırılmasından göreceği za- rarları önlemek için, bu müddet uzun seçilmişti Diğer taraftan âni şokla- a karşı bir sürü amortisör icad edil- mıştı Müşterek Pazar, dış memleket- lere karşı müşterek bir gümrük siya- seti takip edecekti. Yani dışardaki bir üyeye nazaran handikaplı bir.du- rumda bulunacaktı. Biri çok az .güm- rük öderken, dıgerımn ihracat malla- rının fiatları ağır gümrük tarifeleri dolayısıyla çok yükselecekti. Böyle HERKES O KUYOR İKTİSADİ VE MALİ SAHADA bir ihtimal ihracatının yüzde yirmi kadarını müşterek pazar memleket- lerine yapan İngiltereyi korkutuyor du. Batı Avrupa pazarının kapılarını açık tutmak için serbest pazar fikri- ni ortaya atmıştı. Serbest pazar mem- leketlerine de müşterek pazar üyele- rıne tanınan haklar teşmil edılecek" Yalnız İngiltere serbest pazarın sahasını sadece sanayi mamullerine inhisar ettirmek istiyordu. Zirai mad. delerde Commonwealth memleketleri- ne tanıdığı imtiyazları, Avrupalı arka daşında da bahşetmeye yanaşmıyordu. Böyle bir serbest pazara katılmakta Türkiyenin hiç bir menfaati olmadığı ilk nazarda gözükmekteydi. Sanayi mamullerine kapılarımızı açacaktık, ama Avrupa memleketleri zirai mah- sullere kapılarım istedikleri gibi ka- pıyacaklardı eşhur liberasyon siya- setinin şam u — Dışişleri Bakam Zorlu bile herhalde böyle bir anlaşma- ya imzasını koymayı reddetmekte en ufak bir tereddüt göstermiyecekti. Sermaye hareketleri bakımından da durum parlak değildi. İngiltere sermayesini müstemlekelerinde — ve Commonwealth memleketlerinde ya- tırmaya azimliydi. Esasen bu mem- leketlerin ihtiyaçlarına cevap veremi- yordu. Avrupa İktisadi İşbirliği Teş- kilâtı üyelerinin imdadına yetişmesi imkânsızdı. Birlikte — diğer üyelere kredi açabilecek tek memleket Al- manyaydı. Ama Almanyanın sanıl- dığından daha az cömert olduğunu, savın Dışişleri Bakanı herhalde tec- rübeyle öğrenmişti. Sonra Müşterek Pazar ve Kömür Çelik Birliği dolayı- sıyla sıkı işbirliği yapan Fransa, zen- gin komşusunu Afrikadaki müstemle- kelerde yatırım yapmaya teşvik edi- yordu. Afrikadaki hudutsuz yatırım imkânları zengin Almanyanın takati- ni bile asacak genişlikteydi. Bu se- beble serbest pazar dünyaya gelirse, geniş krediler elde edılecegı hususun- da da hayale kapılmamalıydı. Şımdılık Ingılızlerın serbest pa- r projesi. Müşter Pazar memle- ketlerı tarafından reddedılmıştı İngil- tere, "Altılarr'ın mukabil teklifler yapmasını bekliyor Ama İngiltere mühim tavizler vermedikçe, bir an- laşma imkânı oldukça zayıf görünü- yordu. Hele Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilâtının az gelişmiş uyelerıne ta- nınacak imtiyazların lâfı edilmi- yordu. İleri memleketler sadece kendi avantajlarını düşünmekle — meşguldü- ler. Bir yatırım bankası kurulsa bile bunu kendi kısa vadeli menfaatlerine çalıştırmanın yollarını arıyacakları muhakkaktı. Ancak Sam Amca, Av- rupa İktisadi İşbirliği kuruldugu Za- man yaptığı gibi kesenin 'ağzını açar- sa, yabrım bankası prOJesının az çok bır mâna kazanması mümkündü. A- ma Sam Amca da hiç oralı gozukmu— yordu. Serbest pazar hikâyesi — kısaca bundan ibaretti ve Zorlunun bir iki kelimelik beyanlar ndan çıkan ay- dınlık istikbal rüyasına hiç benzemi- yordu. 19

Bu sayıdan diğer sayfalar: