3 Şubat 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 8

3 Şubat 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

yanındaki yer transfer Atıf Topal- oğluya tahsis olunmuştu. Başbakan nutukları alâkasız bir eda içinde din- Ekşi bakanlar eledıyeden çıktığında, — Menderesi Bkapı büyük bir kalabalık bekli- yordu. Başbakan doğruca otomobili- ne bindi ve elini otomobilin kapısın- dan dışarı, uzattı. Başbakanın elini öpemeyenler ellerini o mübarek ele dokunduruyorlar, sonra kendi elleri- ni öpüyorlardı. Menderes bu hava i- çinde Öğretmenler lokaline kahve iç- meye gitti. Etrafa halılar konmuştu. Başbakan "Bir de nargile olsa tam olacak" diye takıldı. Sonra, ne kadar keyifli olduğunu ispat — maksadıyla gazete fotoğrafcılarıyla şakalaştı: "Ben de bir makine alıp sizin resmi- nizi çekeceğim". Öğretmenler loka- linden Terme hamamına, oradan da Belediyeye gidildi. Muteakıben tek- rar vilâyete dönüldü. Vilayette Başbakanı valinin — baş- kanlığında bir Niğde heyeti bekliyor- du. Menderes heyet azalarının elleri- ni sıktıktan sonra bir köşede duran gçnç bir adama baktı. Genç adam, el- leri cebinde Başbakanı seyrediyordu, Menderes "Sen nerelisin?" diye sor- du. Genç adam Niğdeli olduğunu söyledi. Fakat vilâyette gazeteci sı- fatıyla bulunuyordu. Dünya gazetesi- nin Ankara muhabirlerinden Selçuk Altandı. Başkaban oldukça sinirli bir tarzda "Ne yapıyorsun?" dedi. Sel- çuk Altan not tuttuğunu söyledi. Menderes itiraz etti: "Ellerin cebin- deydi. Oyle not tutulur mu?" Sonra, hışımla "Neden bana ekşi ekşi bakı- yorsun? Halkın sevincine iştirak e- demez misin?" diye sordu. Genç ga- zeteci şaşırdı. Başbakan da yürüye- rek yandaki odaya geçti. akat Kalkınma nutku pek uğurlu Fgelmedi. Zira saat tam 18.05 idi ki Kırşehirin elektrikleri birdenbire sönüverdi. Halbuki Menderes, vilâye- tin balkonundan tam on yıldır büyük işler başardıklarını, eski — iktidarın yapamadıklarını yaptıklarını söyle- yerek övünmüş, kendi idaresini met- hetmişti. Hattâ "İstekleriniz mi v Siz onu bana bırakın. Bakın, ben na- sıl her şeyi hallederim" diye edebiyatında şimdiye kadar memiş bir itimat talebinde muştu. Cereyanların kesilmesi en ziyade Vali ve Belediye Başkanı telaşa düştüler. Böyle bir arızanın, da, hani tam sırasıydı! Allahtan yir- mi dakika içinde şehire yeniden cere- yan vermek imkânı bulundu da her- kes rahat etti. Aynı gün radyolar Menderesin nut- kunu kelimelerin üzerinde dura dura okudular. Bu sırada İsmet İnönü 8 karşısında Monolog Sevdası Tcaret Bakanı Hayreddin Erkmen, C.H.P. milletvekilleri ziyor. rimiz" talebi bulunan başka bir tekrar tekrar, tarafından hakkında verilen Meclis Tahkikatı talebine fena halde kızmışa ben- "Radyomuz" pek yakışıksız kelimeler ihtiva eden beyanatını okudular. Giresunun bu sinirli milletvekilinin "Gazetele- de aynı metni kelimesi kelimesine yayınladılar. Doğrusu iste- nilirse Giresunun, sinirli milletvekilinin -hakkında Meclis Tahkikatı D. P. büyüğünün, Samed Ağaoğlunun bacana- ğıdır- başkalarına reva gördüğü hücumların onda biri, yüzde, biri, bin- de biri bir İktidar mensubuna reva görülseydi, Türkiyenin bütün sav- cıları harekete geçer, böyle bir cüreti gösteren yaka paça bir hapis- hanede ikamete sevkedilirdi. Nihayet teşrii vazifelerini yapan ve Ba- kanlar hakkında daima Meclis Tahkikatı isteme hakları Anayasa ta- rafından kabul edilen milletvekillerinin şantajcılıkla, hattâ namussuz- lukla suçlandırılmaları galiba Türkiyede ilk defa vuku bulmaktadır. Giresun seçimleri vesilesiyle umumi efkârın Mecliste bu seçimlerden çeken Ticaret Bakanı -İnönü dikkatini esaslı şekilde bahsederken Hayreddin Erkmen bir cümleyi tamamiyle ters mânâda anlayarak na- sırına basılmış gibi yerinden fırlamış, haykırmaya başlamış, sonra, tebessümler arasında tekrar yerine oturmuştu- böylece bir defa daha "Günün Adamı" haline gelmektedir. Hakşinas olmak gerekirse, her hangi bir kimsenin kendisine ağır ithamlar yöneltildiğinde —memnun Tahkikatının mevzuu, kabul etmek lâzımdır. Meclis kalmasına imkân bulunmadığını Ticaret Bakanı Hayreddin Erkmenin usulsüz olarak birtakım kimselere menfaat sağ- ladığıdır. Bunun ağır bir itham olduğunda da zerrece şüphe yoktur. Ancak, Giresunun sinirli milletvekili eğer kendisini se" sanıyorsa fena halde yanılıyor demektir. "her hangi bir kim- Politikaya atılan ve hü- kümette vazife kabul eden kimseler başkalarını sinirlendiren, hiddet- lendiren hususlarda örnek bir soğukkanlılığa sahip olmak zorundadır- lar. Zira bu gibi şahısların elinde kendilerini savunmak için -eğer hak- lıysalar- hususi imkânlar vardır. Tıpkı Samed Ağaoğlu gibi Hayred- din Erkmen de mensubu bulunduğu İktidar nezdinde ısrar eder, Tah- kikat Talebi önergesinin Meclis gündemine zamanında alınmasını sağ- lar, Meclis kürsüsünde dosya açılır ve umumi efkarın önünde iddiacı da, davalı da vaziyetlerini izah ederler, delillerini ortaya koyarlar, kim haklıysa o galip gelir, öteki perişan hale düşer, mahcup olur. dar basit bir hal çâresi varken Ticaret "Rad Bu ka- Bakanının günde iki posta omuz" da nutuklar okutturmasının manasını anlamak kolay de- ir. Yok, eğer Hayreddin Erkmen muhalif milletvekili arkadaşlarına bir monolog şeklinde reva gördüğü hakaretlerin kendisini temize çı- kardığı kanaatindeyse o başka! Ama Giresunun sinirli milletvekili bil- melidir ki şimdiye kadar monolog hiç kimseyi haklı çıkarmamıştır. unun en güzel delili, derinin hali değil midir? C.H.P. Genel Sekreteri İsmail Rüş- tü Aksalın evinde, Genel Merkez aza- larıyla birlikte çalışıyordu. Radyoyu dinleyenler liderlerine — Menderesin konuşmasını kısaca naklettiler. İnö- nü gülümsedi! "Pek ihtiyatlı olmuş.. İnönü - Menderes düellosunda Erkmenin li- Benden, gene bir sözümü geri alma- mı filan talep etmiyor mu?" Son düello Başbakanın İnönüden Said-i Nursiyle alakalı bir sözünü geri al- masını talep etmesiyle başlamış ve bilinen neticeyi vermişti. AKİS, 3 ŞUBAT 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: