9 Mart 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 18

9 Mart 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 18
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

GENÇLİK Ankara Tekniker Okulu Çiğnenen haklardır Protestolar Hak verilmez, alınır.. Gçrıde bıraktığımız haftanın son günü, saz benizli, çehresinde çok çekmişlerin izlerini taşıyan bir genç, Milli Eğitim — Bakanlığına dört başı mamur bir ültimatom çekti. Büyük bir şecaat ve cesaretle, "Haklarımız iki ay zarfında iade edilmezse, Tekni- ker Okullarına devamdan vazgeçece- ğiz!" diye sesini yükseltti. Gencin a- dı, titriyle birliktte Ankara Akşam Tekniker Okulu Talebe Derneği Baş- kanı Yalçın Tokyürekti. Konuşması- nı da, Ankarada, Kızılayda, muazzam bir adanın büyücek bir kısmını teşkıl eden İşçi Sigortaları Kurumu nındaki Sanat Okulları Mezunlaı Kooperatifi Lokalinin sıkıntılı havalı ve basit döşeli bir odasında tertiple- diği basın toplantısında — yapıyordu. Ankara Gündüz Tekniker Okulu Ta- lebe Derneği Başkanı Gürel Canse- verle beraber, 1000 küsur öğrencinin hissiyatını dile getirdiğini ileri sürü- yordu. Ültimatom aynı zamanda, kol- tuğu boş İmar ve İskân Bakanlığının 6785 sayılı kanunun 14 üncü madde- sine dayanarak hazırlattığı talimat- name dolayısıyla patlak veren ve kı- sa zamanda Vatan sathına dağılıve- ren ihtilâfın patırtılı safhasının mu- vakkat bir devre için tatil edildiğinin ilanı mânasına da geliyordu. Bahis konusu mahut talimatname, yapılan yüzde 300 zamla fiatı 5 ku- ruştan 15 e yükseltilen resmi gazete- nin | mart 1960 tarihini taşıyan 10,455 inci sayısında intişar etmiş ve yürürlüğe girmişti. —Yüksek mimar, yüksek mühendis, mimar ile mühen- AKİS, 9 MART 1960 dislerden gayrı fen adamlarının yet- kilerini büsbütün — daraltıyor, istik- ballerini karartıyor, hattâ yok edi- yordu. Teknikerler, ancak, ilâve ve tadiller harıç her türlü yapıların ta- mir ve sürveyan işlerini yapabilecek- lerdi. Tekniker Okulundan mezun ol- duktan iki sene sonra -bu müddet zar- fında inşaat işlerinde çalışmak şart- tır-, mimari, statik, plân, proje, resim ve hesapları yüksek mimar, yüksek mühendis, mimar ile mühendisler ta- rafından tanzim edilmiş yığma bina- lardan bodrum ile birlikte 5 katı ve bütün katların inşaat sahası toplamı 1000 metre kareyi geçmiyenlerin in- şaatlarının tatbikatına selâhiyetli kı- lınıyorlardı. Binanın bulunduğu Be- lediye sınırı içerisinde yüksek mühendis, i , İ mar ile bulunmadığı taktirde, bodrum ile birlikte 3 katı ve bütün katların inşaat sahası 300 metre kareyi geçmiyen basit binala- rın da resim ve hesaplarını yapmağa yetkılerı oluyordu. Ilk Teknıker Okulu, 6 yıl önce An- karada kurulmuştu. Maksat, mü- hendis ile Sanat Enstitüsü mezunla- rı arasındaki boşluğu — doldurmaktı. Menderes Hükümetleri, iş sahaları- nın Türkiyede 1950 den sonra bilhas- sa geliştiği ve teknik elemana ihtiya- cın fevkalâde arttığı — mülahazasıyla

Tekniker Okullarının adedini 22 ye çıkarmıştı. Yapılan hesaplara göre, Türkiyede 22,000 teknikere ihtiyaç vardır. Bir öğrenci, lise muadili Sa- nat Enstitüsünden mezun olduktan sonra, akşamcı ise 3, gündüzcü ise 2 yıl daha tahsile devam edip tekniker olabilmektedir. Halen 5,000 - kadar öğrencisi olan Tekniker Okullarının Makine, İnşaat ve Elektrik olmak üzere başlıca 3 bölümü vardır. An- cak, Makine veya Elektrik Bölümle- rinden mezun olanların yetkilerini tesbit eden bir talimatname yoktur. Meşhur talimatnamenin çıkması, teknikerlere kaplumbağanın — şarkı söylemesi kadar garip gelmiş ve bir şok tesiri yaratmıştı. İlk Tekniker Okulları açıldığı zaman ne büyük ve parlak istikbal vaadedilmişti. Tekni- kerler, mühendis ve mimarlarınkine hayli yakın cazip yetkiler elde ede- ceklerdi. Ne var ki, teknikerler Dim- yata pirince giderlerken, evdeki bul- gurdan da olmuşlardı. Gene 6785 sa- yılı kanunun 14 üncü maddesine göre Milli Eğitim ve Bayındırlık Bakanlık- larınca hazırlanan, 13 haziran 1957 tarihini taşıyan 9637 sayılı resmi ga- zetede intişar eden ve teknikerlerin yetkilerini tahsil ve bilgi dereceleri- nin çok altında tesbit eden talimat- namenin, Devlet Şürası kanalıyla ip- taline muvaffak olunabilinmişti. Hal- buki, şimdi, sonradan gelen gideni a- ratıyordu. Yeni kararname tekniker- leri, bir anda pratikten yetişmiş bir ameleden çok az farklı bir usta veya kalfa seviyesine indiriveriyordu. Us- ta veya kalfa olmak, zaten inşaat iş- lerinde hem de yevmiye alarak ça- lışmak suretiyle pekâlâ mümkündü. Türlü masraf ve fedakârlıklara, bin- bir meşakkate katlanarak boşuna dirsek çürütmeğe ve kafa patlatmağa ne lüzum vardı? Yeni talimatname, teknikeri bir nezaretçi mahiyetine bürüdükten ve bir Sanat Enstitüsü kumanın faydası kalmıyor, kıymet ifade etmiyordu Manalı süküt hiçbir Haklarının ancak amansız mücade- e ile sağlanabileceğine kanaat ge- tiren teknikerler, şayanı hayret bir tesanüt göstererek hep birlikte ayak- landılar ve geride bıraktığımız haf- tanın başından itibaren haksızlığı protesto etmeğe başladılar. Evvelâ başkentte kendini gösteren hareket, sırasıyla İstanbul, Adana, Bursa ve İzmite de sirayet etti. Teknikerler, öyle alâyişli olanlarını bir kenara ite- rek, protesto nevılerınden şaşkınlık şaşıran insanlar Ç sayılabılecek sessiz yürüyüşe . Ruhi eziklikten çehreleri abus ve başları öne eğikti. Zaman zaman da dersleri boykot ettiler. Tabii ki, müdaheleci Türk Polisi ile gençler arasında hadi- seler oldu. Göz yaşartıcı bombalarla mücehhez polislerin copları çalıştı. İtiş - kakış — arasında tartaklanan, hattâ daha ileri gidilerek dayak yi- yen öğrenciler oldu, Yüzden fazla tekniker nezaret altına alınıp saatler- 19

Bu sayıdan diğer sayfalar: