9 Haziran 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 22

9 Haziran 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 22
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

22 Kahramanlar İster asker olsun, ister olmasın kiminle konuşursanız konusun, 27 Mayısta bağlayan büyük milli inkılâp Marictirii merkezi Harb Okuludur. Gerçekten de Harb Okulu, 136 yıllık tarihine yaraşır bir asalet ve ve- kar içinde milli inkılâp hareketinin beşiği olmuştur. İnkılap hareketinden hemen sonra ordu saflarında şe- refli vazifelerini alan genç teğmenlerle hâlen Okulun talebesi olan genç Harbiyeliler hem Okullarının tarihi- ne, hem de Türk tarihine şeref ve gurur veren yeni say- falar ilâve etmişlerdir. Harekâtın plânlayıcıları da bu- günün genç Harbiyelilerinin ağabeyleri değil midir? Onlar da o İrfan yuvasından feyz almamışlar mıdır? Marşlarında da belirttikleri gibi "kanla, irfanla kur- dukları" bu Cumhuriyeti dışardan gelecek düşmana kar- şı olduğu kadar içerden, bu Cumhuriyetin devamına ve milletin şeref ve haysiyetine tecavüz edenlere karşı da orumak andı içmemişler inidir? İşte, en genç Harbiye- lisinden en yüksek rütbeli Harbiyelisine kadar bütün bir kadro bu içtikleri andı yerine getirmişlerdir. Bu kahramanlar yuvasının tarihini şöyle bir aralamak faydasız olmasa gerektir. Harbiyenin tarihini özet ola- rak bilmek, milli İnkılâp hareketinin manasını daha iyi kavramaya herhalde yardımcı olacaktır. Osmanlı Ordusu teşkilatını Avrupa Orduları teş- kilâtına benzetmek, Avrupada olduğu gibi orduya subay yetiştiren askeri okullar açmak fikir ve teşebbüsü IH. Selim zamanında başlıyor. Orduyu teşkil eden Yeniçe- rilerin siyasi ve içtimai cereyanlar, iç savaşlar yüzün- den intizam ve inzibatını kaybetmesi, devlet ve memle- ket için bir kuvvet olmaktan çıkmasına ve hattâ mil- letin başına bir büyük gaile teşkil etmesine sebep ol- muştu. III Selimden önce m padişahların askeri okullar açarak bilgili subaylar yetiştirme gayreti, Yeni- çerilerin şiddetli muhalefetiyle karşılaşmış, beklen neticeyi verememişti. 1. Mahmudun okur yazar ve bilgili subaylar yetişti- rilmesi maksadiyle 1731 de Üsküdarda Toptaşında aç- tırdığı "Humbarahane" ve "Mühendishane" adlı okul- lar, ıslah ve devrim kabul etmez Yeniçerilerin ayaklan- ması üzerine kapatılmak zorunda kalınmış ve böylece bu ilk teşebbüste istenilen netice elde edilememişti. “TII. Selim zamanında "hesap, hikmet, coğrafya fen- lerinin intişarı ve harp sanayiinin gelişmeli maksadiy- le t nenin im ve mühendis subay yetiştirilme - sine" karar verilmişti. Bu karar üzerine, III. Selimin “bahariye sayflyesi"nde "Mühendishane-i Sultani" adıyla bir mühendis okulu açıldı. Yıl 1792. İki yıl sonra yeni yapılan bir yi taşınan ve teşkilatı genişletilen bu okul 1794 de "Mühendishane-i Berri-i ümayun" adını aldı. İsveç ve Fransadan mütehassıs subaylar öğ- retmen olarak getirildi. TI. Mahmut zamanımla 1825 yılında artık bir fesat ocağı haline gelen, milletin kuvvetini değil zaafını teş- kil eden "Yeniçeri Ocağı" lâğvedildi. Bu, gerçekten bü- yük bir temizlikti. Bu ocağın yerine "Asakiri Mansu- re-i Muhammedi" adı verilen bir ordu kuruldu. Ne var ki, kurulan bu ordunun talim ve terbiyesini idare edebilecek işe yarar unsurlar yoktu. Hattâ "asakiri mansure"nin hesap ve yazı işlerini yürütebilecek ele- man bulmakta zorluk çekiliyordu. Yeni teşkil edilen ordunun subay ihtiyacı her gün biraz daha kendini his- settiriyordu. O sırada İstanbulda incelemeler yapmakta olan meşhur Moltke, H. Mahmuda orduya subay yetiş- tirmek için Avrupaya öğrenci gönderilmesi tavsiyesin- de bulunmuştu. Bu tavsiye yerindeydi ama koca bir or- dunun bütün subay kadrosunu, Avrupaya gönderilerek yetiştirilecek ( öğrencilerle doldurabilmek (İmkânsızdı. ahmud, bu acil ihtiyacı karşılamak için İstanbul- da bir okul açılmasını düşünüyordu. Bu işin gerçekleş- mesi için Avrupada uzun müddet kalmış "fahri yave- randan hassa Miralayı Namık Bey"in fikir ve görgüle- rinden istifadeyi uygun buldu. Ayrıca hassa Müşiri Ah- met Fevzi Paşa da bu hususta gerekli yardımlarda bu- lundu ve 1834 yılında Selimiye Kışlasında "Sübyan Bö- lükleri" adıyla bir okul açıldı. Bu suretle bugünkü Harb Okulunun ilk temeli. Selimiye Kışlasında açılan "Sübyan ölükleri" ile atılmış oluyordu. Harb Okulunun ilk şek- li, ilkokul öğretimi seviyesini geçmemekteydi. Maçka Kışlasında ayrıca açılan ve bugünkü ortaokula tekabül eden ikinci bir okula, sekiz yıllık "Sübyan Bölüklerini" bitirenlerden zeki ve çalışkan yüz öğrenci seçilerek gön- deriliyordu. Gelişen Okul Harb Okulunun İlk nâzın Serezli Kaymakam Mazhar Beydir, İkinci nazır, Hassa or- dusu, birinci liva, birinci alay kaymakamı Azmi Bey ol- muştur. Okulun başına getirilen üçüncü nazır Selim Satıh Paşa okulun teşkilâtında, Öğretim hayatındı meydana getirdiği yenilik ve değişikliklerle Harb Okulu tarihinde önemli bir yer işgal etmektedir. Yusuf Paşazade 1834 yılından 1845 yılı Martına kadar Harb Okulu- nun, durumu ve öğretim şekli, bütün gayretlere rağmen henüz iptidai bir mahiyet gösteriyordu. Buraya gelen öğrenciler alfabeden başlıyarak uzun yıllar Arabi ve Farisi dersleri almakla vakit geçiriyor, mesleki öğreti- min tatbikine önem verilmiyordu. Harb Okulunun Av- rupadaki benzerleri haline sokulması zarureti 1844 yı- lında iyiden iyiye hissedildi. Yapılacak ıslahatın esas- larını tesbit etmek üzere de sadrı esbak Fuad Paşa, Şeyhülislâm Arif Hikmet bey ve Okul Nâzırı Emin Pa- şadan müteşekkil bir heyet kuruldu. 1845 yılında heyet Harb Okulunun bünyesini ve öğretim şeklini temelden değiştiren ıslahat kararlan aldı. Bu kararlar arasında Harb Okulunun İstanbul, Buna, Edirne ve Manastırda olmak üzere dört yerde açılması, dört sınıflı olması, ög- AKİS, 9 HAZİRAN 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: