6 Temmuz 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 30

6 Temmuz 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 30
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

CEMİYET Esmer kıvırcık saçlı adam, bir or- kestra idare eder gibi hareketler- le konuşmasını bağladı: "Yalnız siz- lerden bir ricamız var. Bu basın top- lantısını lütfen bir kişiye yani ben konuştuğuma göre bana mal etme- yin. Bu bakımdan ismimim yazılma- sını istemiyorum". Kıvırcık saçlı ada- ma bir gazeteci cevap verdi: "Milli Birlik Komitesi azalarının Basın top- lantısına çevirdiniz toplantıyı Hik- met Kıvırcık saçlı adam gülümsedi ve ricasını tekrarladı. Hâdise geçen haftanın başında Sanatseverler Klü- bilnün zevkle döşenmiş salonunda cereyan ediyordu. Basın toplantısını Cumhurbaşkanlığı Flarmoni Orkest- rası şef muavini Hikmet Şimşek yap- maktaydı. Ancak (Şimşekin hakkı vardı. Kendisi sadece iyi bir teşebbü- se geçmiş olan Konservatuar Talebe Cemiyetinin sözcülüğünü yapmak- taydı. Tasavvur edilen şey, Gençlik ve Ordu günleriydi. Buna ilk olarak Erdek Festivalinden başlanacak da- ha sonra yurdun muhtelif yerlerine gidilecekti. Gaye, gençliğin ve ordu- nun Milli İnkılâp hareketini duyur- mak, vatandaşa bunun manasını an- latmak ve bu arada küçük müzik zi- yafetleri çekmekti. * Geçen haftanın içinde Ulus mensup- ları gazetelerini ellerine aldıkla- rında gözlerine ilişen bir habere inan- mak istemediler. Haber genç yazı iş- leri müdürü Ülkü Armanın nişanlan- dığına dairdi Birbirlerine işin doğru olup olmadığını sordular ve haberin sıhhatini tahkike karar verdiler. Bu- na sebep Ülkü Armanın gazete sahi- -elerinde bundan evvel birkaç kere nişanlanmasıydı. Hele birisinde Ar- man arkadaşlarının fena kurbanı ol- muş ve haberi tekzip de edememişti. Gerçi hadise Milli İnkılâp hareketin- den evvel cereyan etmişti ve tekzip müessesesi maşallah dikiş makinesi gibi işliyordu. Ama Ülkünün nişanı Kurban Bayramında Gazeteciler Ce- miyeti tarafından çıkarılan Bayram Gazetesinde yazılmıştı. Üstelik ilâ- nın çıktığı gün bayramın son günüy- dü. Ama bu defa Ülkü Arman Sevinç Ulaşmanla Hakikaten nişanlanmıştı. 27 Mayıs inkılâbını takiben ihtilâlin tatbikçileri (oOordu mensuplarının alyanslarını vermek suretiyle aç- tıkları hazineye yardım kampan- yası geçen haftanın başında bir- den bire bir iş adamının yaptığı ba- ğışla yükseliverdi. Tanınmış iş ada- mı Vehbi Koç şahsi tasarrufu 26 kg. 30 külçe altını hazineye bağışladı. Bu bağışın 390 bin 500 lira 25 kuruşa te- kabül eden maddi kıymeti yanında daha büyük ve manalı bir cephesi vardı. Demek ki namuslu iş adamları isterlerse mahdut gelirli subay ailele- rinin alyanslarını vererek açtıkları yardım kampanyasına katılabilirler ve pekâlâ da takdir ve saygıya hak kazanırlardı. Ne çare ki göbeği şiş- kin ağzı purolu sonradan görme sö- züm ona iş adamlarının suratına inen Vehbi Koç şamarı pek kar etmemiş olacak ki haftanın sonunda Koçun bağışına yakın bir bağış haberine gazetelerde rastlanmadı. Tabii iş a- damı olmak -hele sakıt iktidar dev- rinde- kolaydı. Kolay olmayan para- cıkları gözden çıkarmaktı. Tunus Büyük Elçisinin geçen haf- tanın ortasında şirin evinde ver- diği yemeğin mühim ve mühim oldu- ğu kadar da enteresan bir misafiri vardı. Bu ziyadesiyle mütevazi açık sözlü misafirin adı Cemal Madanoğ- luydu. Ankara kumandanı Madanoğ- lu ilk defa âdeti hilâfına toplu bir yerde gözüküyordu. -General kala- balığı pek sevmez-. Onun içindir ki davetin yapıldığı salonu dolduran za- rif hanımefendiler bu pek sakin ya- radılışlı gözüken barut generalin et- rafını aldılar ve ihtilal hakkında su- aller sormak için âdeta birbirleriyle yarış ettiler. Madanoğlu, nevi şahsı- na münhasır asker edasıyla suallere cevap yetiştirmekten yoruldu. Mönüsü bir hayli zengin olan da- vetin en enteresan tarafı misafirlere kuskus, balık, tavuk ve pilâvın bir arada ve diğer davetlere nazaran bolca sunulmasıydı, İçki olarak bol miktarda şampanya istimal edildi. Ne var ki gerek general Madanoğlu gerekse İç İşleri Bakanı general Mu- harrem Kızıloğlu bu ziyafetin yemek faslından pek' müstefit olamadılar. Zira onların ağızları yalnız suallere cevap yetiştirebilmek için açılıyordu. bu tip suallere muhatap olan yalnız Madanoğlu ve Kızıloğlu olmadı. CENTO'nun 6 aylık çalışma- sının şerefine Amerikan generali Ro- gers tarafından Amerikan klübünün Ankaraya nazır restoranında Türk subaylarına verilen yemekte de Türk subayları "nazik ihtilâl" i Amerikan subaylarına anlatmak mecburiyetini hissettiler. Bu arada bilhassa Kara Kuvvetleri (oOKumandanı Orgeneral Cevdet Sunay ve Genel Kurmay Baş- kanı Ragıp Gümüşpala bir hayli ter- lediler. Zira Amerikan subaylarının aklı bir türlü bu işi almiyor- du. Nasıl olurda hiç kan dö- Ülkü Arman nişanlanıyor Açlık grevi aşkı besledi külmeden idare ihtilâl yoluyla el de- giştirirdi? Geç saatlere kadar süren davetin sonunda Amerikan subayları vaziyeti çakmış olacaklar ki mevzu başka cephelere intikal etti. Memleketimizin tanınmış ressamla- rından Bedri Rahmi Eyüpoğlu son çalışmalarıyla 1958 Brüksel, 1960 Paris Nato Sarayı pano eskizlerini Milar galerisinde teşhir edecek. Bir hafta devam edecek olan bu sergiden sonra da sanatçı Rookfeller bursun- dan faydalanıp bir yıllık bir dünya gezisine çıkacak. Bedri Rahmi son yıllarını dışardan aldığı işleri bitirmek için Paris ile Brüksel arasında mekik dokumakla geçirdi. Bu yüzden ne devlet sergile- rine katılabildi, ne de özel bir sergi açabildi Brüksel sergisindeki Türk pavyonu için yaptığı 50 metrelik mu- azzam mozaik pano sanat çevrelerin- de büyük bir alâkayla karşılanmıştı. Ne yazık ki devr-i istibdatın malüm müstebitleri yüzünden bu sanat eseri başkenti süsleyemedi. Halbuki pano Ankarada monte edilecekti. Düşük Menderesin emriyle panonun Anka- rayı değil de İstanbulu şenlendirmesi karar altına alınınca olanlar Bedri Rahmi ile zavallı panosuna oldu. Pa- no sakıtların har icraatı gibi ihmale uğradı, sanatkâr Bedri Rahmi ise unutuldu İşte Milar galerisinde açılacak olan sergi bunun için anın SO- nunda sanatsever çevrede alâkayla karşılandı. AKİS, 7 T EMMUZ 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: