17 Ağustos 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 10

17 Ağustos 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 10
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER Aksalı da gördüm. Ona fikirlerimden, niyetlerimden bahsettim. Eğer Me cli- se dönerlerse kürsüye çıkacak ve ta- yapacaktım. verdim. Fakat Aksaldan hiç bir ses çıkmadı. C.H.P. milletvekilleri de münasip bir celsede Meclise girmediler. Bu arada vaziyet biraz duruldu. Nümayişlerin arasına fasıla girmişti. Gerçi memnunsuzluk devam ediyordu ama, vaziyette bir âcil husus yoktu. Kalktım İstanbula döndüm, İstanbul- da Harbiyelilerin meşhur Ankara yü- rüyüşünü haber aldım. Derhal o za- manki Örfi İdare Komutam Orgene- ral Fahri Özdileki Ziyaret ettim ve bilgi sordum, Özdilek Harbiyelilerin hareketini bütün tafsilatıyla anlat- tı. Vaziyet ortadaydı. Hayale kapıl- manın alemi yoktu. Hareket bence son derece mühim, aynı nisbette va- himdi. Tek çâre Ankaraya hareket etmemdeydi. Nitekim sak lerinin kendi Gruplarını toplantıya çağırdıklarım öğrendim. Doğrusu is- tenilirse, bu beni ümitlendirdi. Mil- letvekillerinin toplantısına o basiretin hakim olacağım sanıyordum. Kendi çapımda bazı temaslar ihmal etmedim. Milli misyonundaki General milletvekille- . Mendere- sin istifasını istemelerini tavsiye et- tim. Bunda başarı kazanırlarsa bü- yük felaketi önleyebileceklerdi. O gün akşam üzeri. Grup toplan- tısı sona erdiğinde D.P. milletvekil- lerinden hiç bir şeye karar vereme- diklerini .Başbakanın istifa etmediği- ni, bilâkis kendilerinin tatile sokuldu- gunu 'öğrendim. Bu benim için büyük Ur hayal sukutu oldu. Üstelik bazı Ordu mensuplarıyla temas etmiş ve Başbakan Menderesten hoşnut olma- dıkları intihamı edinmiştim. Her şey bir ihtilâlin eşiğinde olduğumuzu gösteriyordu. Cumhurbaşkanıyla ye- niden görüşmek lüzumunu hissettim. Perşembe günü saat 18 de Köşke git- tim. Yani, ihtilâlden on saat önce Bayarla beraberdim. Cumhurbaşka- nına Harbiyelilerin yaptıkları yürü- yüşün manasım ve ehemmiyetini an- lattım. Hükümette hâlâ bir değişik- lik yapmak niyetinde değil omiydi? Bayara Menderesin istifasını mutla- ka sağlaması lüzumunu hatırlattım. Aksi takdirde» karışıklıkla başa çık- mak imkânı yoktu. Bayar benimle aynı fikirde değildi, Önde iki seya- hat vardı. Menderes önce Eskişehire, arkadan Konyaya gidecekti. beklemek lâzımdı. Yeni o gelişmeler vukua gelebilirdi. İstifa meselesi an- cak onlardan sonra düşünülebilirdi. Ben, düşünülecek artık bir şey kal- madığını söyledim. Zaman geçmişti. Derhal harekete geçmek lâzımdı. Ba- yar, o kendisine has süküneti içinde bana "Siz, bir kaç gün -İstanbula git- meyin. Olmaz mı?" dedi. Kendisine Ankarada kalabileceğimi Oo söyledim. Elbette ki başkentten ayrılmayacak- tım. Madem ki bana ihtiyaç hasıl ola- bilirdi.. Fakat ertesi sabah uyandığımda idare Silâhlı Kuvvetlerin eline geç- mişti" Rauf Orbay Yedek kuvvet Bir büyük mazeret AKİS muhabiri bu açıklama üzerine Ali Fuat Cebesoya şu suali sordu: — Düdükleri ikaz ettiğinize, on- lara doğru yolu gösterdiğinize inanıyo ruz. Ama, bunu yapacak yerde niçin Meclis kürsüsüne çıkıp onları gerek- tiği gibi suçlamadınız, onlarla sa- vaşmadınız?. Zira, biliyorsunuz, siz susarken sizden çok daha az emin vaziyette bulunanlar, kelle koltukta Bayar - Menderes rejimine karşı sa- yaşıyorlardı. Cebesoy bir defa daha açık kalp- li davrandı. — Benim kanaatimce o şekilde- ki mücadelenin bir faydası (o yoktu. Zira D.P. Meclis Grubunu ve Ba- yarla Menderesi öyle kazanmanın imkânı yoktu. Meclis kürsüsünde iyi- niyetim boğulacaktı ve ondan sonra sözlerimin hepsi tesirsiz o kalacaktı. Ben 1945 ten itibaren onlara çok tel- kinde bulundum. Tehlikeli yol tut- tuklarını, iflah olmayacaklarını söy- ledim. Aralarında çok kıymetli genç- ler vardı. Fakat dayanamadılar ve gemiyi terkettiler. Eğer kalsalardı ve mücadele etselerdi D.P. nin sonu bu olmazdı. Ben Hür. P. hareketini as- la tasvip etmedim. Ayrılacak ne var- dı? ei iş, D.P. de kalıp mü- cadele etmekti u kadar nezaket KİS “muhabiri de nâzik karşısında A- davranmak dı.- Hususi sohbetlerdeki ikazları din- liyorlar -Kendi adamları Ord. Prof. Ali Fuat Başgili bizzat çağırmışlar- dı-, fikir e umumi efkâr kar- sısında hücu geçmeyen herkesi baş tacı olara Bütün marifetle- ri bir takım manevralar çevirmekten ibaretti. Başka bir tekzip * Ali Fuat Cebesoyun yeni bir parti- nin kurulması hususunda aktif bir rol oynadığını tekzip ettiği saat- Hamidiye .kah- ramanı kendisine bir partinin başına geçmesi hususunda teklif vâki ol- madığını gayet açık şekilde bildirdi. Zaten politikaya atılmak niyetinde de değildi. Hayır, bu neviden hiç bir niyeti yoktu ve AKİS bunu umumi fkâra duyurursa sâdece memnunluk hissedecekti. Aslına bakılırsa, çok partili sis- teme geçtiğimizden bu yana yeni bir partinin kurulacağı rivayetleri ne Zza- man çıksa Rauf Orbayın adı ortaya atılıyordu. Bunun sebebi, bütün pasif siyasi durumuna rağmen eski Başba- kanın temiz bir şöhreti muhafaza et- miş bulunmasıydı. Her türlü politika muhterisinin veya amatörünün gözü önce Rauf Orbaya takılıyor, ondan bir istifade peşinde koşuluyordu. Ni- tekim düşükler bile o yola sapmışlar, bilhassa Celâl Bayar Rauf Orbayı sık sık davet etmiş, onu alıp bilhassa as- kerlerin arasına götürmüştü. Hatta bir defasında, dünyanın en temiz in-, sanlarından biri olan Orbay "Milli AKİS, 17 AĞUSTOS 1960

Bu sayıdan diğer sayfalar: