17 Ekim 1960 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 23

17 Ekim 1960 tarihli Akis Dergisi Sayfa 23
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

cereyan etti. Gene kanun icabı, nö- betçiler en ufak bir müdahalede bu- lunmadılar. Sirk usullerine heves ncak Apaydın, dadanı İstanbula döner dönmez ilk i rak mute- ber Yeni Sabah LE e "bir beya- nat verdi. Perşembe günü bu yatla demeç gazetede, Menderesin "tam bir muhakeme kudretiyle hâdiselerin üzerinde durduğu"nu bilhassa belir- ten bir oaşlık altında neşredildi. A- paydın , Menderesin eski ideal arka- daşı Safa Kılıçlıoğlunun gazetesine Söyle diyordu: "— Adnan Menderesle, koridorun giriş mahalli olan küçük antrede gö- rüştüm. Karşılaştığımız vakit el sı- Mak ve sarılıp öpüştük. Görüşme- , dö subayın nezareti altında in eti, Karşılıklı oturarak, ko- Berrin Menderese kocasının durumu hakkında bilgi (o vermişti. e Apaydın EZEİEY şöyle dedi: Berrin Menderes (o kocasının skinile olduğunu öğrenince mem- nun kaldı." Demeç derin bir hayret uyandır- dı. Avukatların vazifesi müvekkille- rini mahkemede savunmaktı ama, hele ihtilal sonralarında bunların propagandalarını gazete sütunların- da yapmalarının âdet olduğu bilin- Nitekim aynı perşembe günü, Üstadın yazıhanesine vaki bir telefon İrtibat i. Büroda Apaydınla bizzat Orhan Erkanlı ko- nuştu. Avukatların gazetelere beya- nat vermeleri, tasvip edilen bir hare- ket tarzı değildi v ve bunun hukuk il- Düşük kadın milletvekilleri yatakhanede Kocaların günahı nuşmamız kısa bir müddet hal hatır sormakla geçti. Sonra, mevzua gir- dik. Kararnamelerde, isnad edilen suçların mahiyetleri üzerinde görüş- tük. Kendisi tam bir muhakeme kud- reti ile mevzuubahis edilen hâdiseler üzerinde, durdu ve bunların tahlilleri- ni yapt Ayka, daha sonra nin, durumunu anlatıyordu: — Yenice sigarası içiyordu. Ü- zerinde kahverengi bir elbise, beyaz gömlek ve çizgili kravat vardı. Hâ- diselerin vermiş olduğu fiziki bir te- sir müşahede edilmekle beraber mo- rali ve sıhhati yerinde idi." Apaydının izahları bu kadarla da kalmıyordu. Bildirildiğine göre Yas- sıadadan hususi bir motörle İstanbu- la dönüşünü müteakip düşük Başba- kanın eşi kendisini aramıştı. Avukat, müvekkili- AKİS, 17 EKİM 1960 miyle münasebetini Ookeşfetmek de kolay olmayacaktı. İşin daha vahi- mi, milletçe nefret edilen bir kimse lehinde bu neviden propagandalara girişmek genç avukatın başına dert getirebilirdi. Milli Birlik oKomitesi- nin Genel Sekreteri: "— Burhan bey, dedi. Hareketle- rinize dikkat ediniz. Aksi halde em- niyetinizi sağlayamayız". Ateşli avukat, evvelâ işi dema- gojiye Ele istedi. — B u dâvayı, Ordunun a, aldım hkemede savunma gaprmikla vazifeli avukatlar umumi efkârı ters yollara sevketmek için mahkeme dı- şında propagandalara ( girişirlerse şerefli Türk Ordusunun elinden faz- la bir şey gelmeyeceğini anlamak o kadar zor değildi. Nitekim Orhan Türk YURTTA OLUP BİTENLER Erkanlı mantığın gerektirdiği ceva- bı esirgemedi — Biz, herkesin başına bir asker koyamayız! akşam, saat yedi buçuk sula- ---da Dolmabahçeden dönen avuka- tın suratı pek parlak değildi. Haklı ihtar maneviyatını hayli osarsmış, müvekkilini savunmak için (hukuk ilminden, hak ve adaletten başka şeye güvenmemesi, teşebbüs etme- mesi kati olarak istenmişti. Hukuk imi hakkin ve adaletin Mende- esi kurtarm ması ise, suçlar torbadan boşal gibi boşalırken pek kolay ol- mayacaktı. Bütün meslek hayatında avukatlık vazifesini bir belirli şekil- de anlamış olan Apaydın perşembe akşamı o yolun artık tıkanmış bulun- duğunu acı acı idrak etti. Şaşkın bir adam Ü“telik, çarşamba günkü mülakat Burhan Apaydının Yeni Sabah gazetesine anlattığı gibi de cereyan etmedi, İki avukat düşük Başbaka- nı hakikaten koridorun giriş mahal- li olan küçük antrede gördüler. Men- deres yanlarına geldiğinde Burhan i Talât siyakların ve âdetlerin ne derece kuv vetle benliklere yapıştığı düşük Baş- bakanın bir tutumuyla ortaya çıktı. Menderes Talât Asalın elini sıkar- ken: ra Burhan Apaydının ilân ettiğinin ak- sine görüşmenin ilk on dakikasında şaşkın haldeydi, âdeta söz söyleye- miyordu. Ancak on dakikanın so- nunda kendine geldi ve insicamlı sa- yılabilecek sözler o sarfetti. "Benim ları kendisine, görüşlerine göre me- selenin mahiyetini anlattılar. Men- deres, verdiği ifadelerde bütün o hu- susların üzerinde durduğunu bildir- i. Burhan Apaydın ve Talât Asal Menderesle okonuşurken başka bir Apaydın başka bir düşükle görüşü- yordu. Bu, meşhur Refik Koraltan- dı. Büyük Millet Meclisinin, kendi- sinden ancak "Allah selâmet versin" diye bahsedilen Allahlık eski Başka- nı hâlâ nutuk peşindeydi. Kırk sene- lik politika hayatıma hikâyesini, tu- tukluğundan m almıştı. Bunu Orhan Apaydına ver- mek istedi. Fakat alâkalılar mâni ol- dular. Adadan bu nevi yazılar çıkar-. mak, hele bunları bir hususi şahsa 23

Bu sayıdan diğer sayfalar: