30 Temmuz 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 12

30 Temmuz 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 12
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

YURTTA OLUP BİTENLER sebebi, Başbakanlar bir yerden bir ye- re giderken Devletin bütün yüksek kademesinin işi gücü bırakıp seferber olması, oOhatta halkın derlene- rek operona yerleştirilmesi (o ve alkış tutturması âdetidir. D. P. nin on yılında bu tören, Za- man zaman gösteriş halini de al- mış, istasyonlar donatılmış, ayak basılan yerlerde kurbanlar kesilmiş- tir. Başbakan kendini böyle uğur- latmca, karşı partililer de kendi Ge- nel Başkanları için aynı şeyi yapma- ya başlamışlar, bir yarış açılmış, politikacı taşıyan trenler inanılmaz gürültü arasında gidip gelmeye (o ko- yulmuşlardır. Başbakan İsmet İnönü, İhtilâlden sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gür- selin açtığı yolu devam ettirdi. Nite- kim son hafta içinde çıktığı seyahatte de bilhassa vatandaşların kendisini karşılayıp (o uğurlamalarına mani oldu, buna rağmen orada bu- rada toplananlara hitaben kısa, pek kısa konuşmalar yaparak gönülleri- ni aldı, teşekkür etti..ve işine bak- tı. Bal ık baştan koktuğu için, Cum- hurbaşkanı ve Başbakan bu şekilde Bir takım haberleri, insan gülme- den okuyamıyor. Tıpkı, öküze heveslenen kurbağanın o şişmesine bakarken güldüğü gibi.. Hikâyenin sonu malümdur: Kurbağa çatlar! Bundan murat edilen, boş çal imla- na, bir temele dayanmadı mı, insanı evvelâ gülünç ettiği, sonra da bası- na dert açtığıdır. I4'lerin, bazen kendilerinin Brük- selden, bazen yârân takımının bu- radan gazetelere yazdırdıkları ha- berleri okuyor musunuz? Brüksel Toplantısı başladı, Brüksel Toplan- tısı başlayacak.. Brüksel Toplantıs» nın gündemi tesbit ediliyor.. 14'ler- den Brükselde olanlar dün sabahki toplantıda umumi meseleleri müza- kere ettikten sonra bazı komisyon- lar kurdular; bu komisyonlar kendi aralarında çalıştıktan sonra umu- mi heyet yeniden blraraya gelecek, komisyonların raporlarını o görüşe- cek. l4ler, Brüksel Toplantısının sonunda, Brüksel saatiyle (20'de Türkiyeye ve dünyaya -evet, dün- yaya.- hitaben bir beyanname neş- redecekler.. Propagandanın "söyleye söyle- ye inandırmak" olduğunu bilmeyen yoktur. Galiba daha az bilinen, çok söylemenin ve mübalağaya kaçma- nın, propaganda sadece kum üÜze- rine bina edilmişse geri teptiği ve 12 hareket edince Bakanlar da aynı usulleri benimsemekte ogecikmediler ve özlenen bir demokratik usul şim- dilik yerleşti. (Bir başkası, o dikta- törlük heveslilerinin bu gibi suni yol- lardan prestij sağlama ve seviliyor görünme taktiğine müracaat edin- ceye kadar Türkiyede devlet adam- larının "herkes gibi" seyahat (o ede- cekleri, son misalle daha iyi anla- şıldı Kâh ora, kâh bura İnönü, pek iyi intibalarla bir seya- hatten başkente, haftanın ortasın- da döndü. Döner dönmez de, arka arkaya iki gün Devlet Plânlama Teş- kilâtındaki plân çalışmalarına biz- zat başkanlık etti. Simdi öyle anla- şılmaktadır ki aşbakan, bir aya- ğı başkentte, bir ayağı yurdun bir diğer noktasında olarak çalışmak, milletle bağlarını omuhafaza etmek, yerinde gördüğü lüzumların tatbi- ini nkarada sağlamak istemek- tedir. 78 yaşındaki insanın böyle kesif bir faaliyeti kendisine program yapması, çok kimsede hayranlık u- ndırdı. Buna mukabil İnönü, biz- de alışılmamış bir şey yaptı, bütün ancak kahkahalara yol ( açtığıdır. Evvelâ bir efsane yaratmaya mu- vaffak olan 14'ler, şimdi bu ikinci merhaleye gelmişlerdir. Araların- dan gönderdikleri iki öncünün -Ka- bibayı anladık ama, şu Rifat Bay- kalın işi neydi Allahaşkınıza?- bu- rada uğradığı muhteşem (fiyasko -22 Şubatçılarla onların akıl hocası bir kaç kişinin dışında, herkes du- dak büktü- gözleri açmalıydı. Aç- madıktan başka, hezimeti telâfi için girişilen yeni balon uçurma gayreti, şimdi her balonun bir iğne yemesine yetmiş bulunuyor. Herkesin henüz hatırındadır 14'lerin başını, bu komik megaloma- nileri yemişti. Unutulmaz bir püs- küllü dâhinin en tipik şekilde temsil ettiği bu hastalıktan, iki yıla yakın bir "dış âlemde ikamet"in kendile- rini kurtarmaya yetmemiş olduğu anlaşılıyor. Büyük sözler büyük işler yap- maya yetseydi, her şey çok kolayla- şırdı. Ama dışa vurulan cila, ne ka- dar parlak olursa olsun bir küçük tırnak darbesiyle dökülüveriyor ve altındaki kel hemen ortaya çıkıyor. 14'ler böyle mizansenlere girişecek yerde, Türkiyenin meselelerini gelip Türkiyede görüşselerdi, parti mi kuracaklar, cemiyet mi teşkil ede- cekler, fikir alanında mı çalışacak- medeni âlemde olduğu gibi tatil gün- lerini kendine hasretti. Haftanın altı günü durmamacasına çalışan İnönüyü, haftanın yedinci günü kim- se ele geçiremiyecektir. Başbakan bu suretle, oağır görevinin sağlam bir bünye, israf edilmemiş enerji ve dinlenmiş zihinle üstesinden gelme- ye azimli görünmektedir. İsmet İ- nönü gelecek hafta yeniden İstanbula giderek -hafta içinde gelecek Yunan Dışişleri Bakanını ağırladıktan sonra- ticaret ve işçi çevrelerinde önemli temaslarda o bulunacaktır. Başba- an önümüzdeki ayın ilk haftası sonunda İzmire gidecek, Egede bir kaç gün kalacak, oralarda tetkik- ler yapacaktır. Daha sonra Doğu Karadeniz illeri ile Güneyin Başba- anı kendi arasında görmesi kuvvet- le muhtemeldir. Bu program, Mec- lisin açılışına kadar sürecektir. Hem ziyaret, hem ticaret Da İnönünün geçen haftaki niye- bir günlüğüne İstanbula gidip kızılı ve yeni dünyaya gelen torunu- nu görmek, sonra başkente dön- mekti. Fakat Genel Kurmay Başka- nı, kendisine Deniz Kuvwvetlerinin Heves! lar, niyetleri neyse onu burada tat- bik sahasına, koysalardı, herkes gi- bi olmayı becerselerdi çok daha nor- mal karşılanacaklardı. Türkiyeye ve dünyaya hitaben beyanname! Hey yarabbi.. Türkiye- de herkes işi gücü bıraktı, dünya i- se heyecan içinde gözlerini Brükse- le dikmiş, Brüksel Toplantısının ta- rihi kararlarını bekliyor! Anlayışı bu, idraki bu, realizmi bu, tabiatı hu insanlar Türkiyenin meselelerini halledecekler! Tevekkeli değil, üstadlar bura- dayken, cakalı toplantılarda Profö- sörlere ilim, Yüksek Komutanlara askerlik, Gazetecilere basın, Öğret- menlere eğitim konusunda pek isti- fadeli konferanslar vermeye kalkış- mışlar, Profesörlerle Yüksek Komu- tanlar, Gazetecilerle (Öğretmenler ve kendi arkadaşlarından daha i- zanlı olanları bir araya gelerek bun- ları, kollarından tuttukları gibi ka- pının dışına bırakıvermişlerdi! Ah, ellerine geçen dünya kadar parayı son model amerikan veya alman arabalarına yatıracak yerde kitaba yatırsalardı. Çevrelerinden faydalansalardı, 14 âllâme olarak gittikleri yerlerden, memlekete fay. dalı 14 olgun vatandaş olarak dö- nerlerdi. AKİS, 30 TEMMUZ 1962

Bu sayıdan diğer sayfalar: