30 Temmuz 1962 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 5

30 Temmuz 1962 tarihli Akis Dergisi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Haftanın İçinden 27 Mayısdenen meçhul Nihayet eksik halka da yerine geldi ve zincir tamam- lan Mayısın henüz hedefine varmadığını id- dia eden bunca İhtilâl Kahramanından sonra, 1950 - 57 Meclislerinin unutulmaz gülü ve bugünkü Parlamen- tonun müstesna şahsiyeti Ahmet Gürkan da bu fikre katıldığına göre artık hiç kimsenin şüphesi bulunma- mak gerekir» 27 Mayıs, hedefine varmamıştır. Ahmet Parlamentoda temsilcisi olduğu A. P. adına, bir A. P. kongresinde ilân etti: "Bu hedefi biz gerçek- leştireceğiz!" Eminsuların 14'lerle, 14'lerin kendileri- ni kovalayanlardan bazılarıyla, bu bazıların 22 Şubatçı- larla, 22 Şubatçıların Menderesçi Basınla, Menderesçi Basının ültra devrimcilerle sarmaş dolaş oldukları bir ortamda, gözler şimdiye kadar hep Ahmet Gürkanı arıyordu. Dideler ruşen!. Aslına bakılırsa, 27 Mayısı hemen takip eden haf talardan itibaren, derece derece, bir takım kimseler için ve bir takım zümrelerin nazarında 27 Mayısın he define varmamış buluğa zaten bilinen bir husustu. Böyle düşünenler hep, kendilerine ohaksızlık edildiği fikrini benimser benimsemez İhtilâle izafe ettikleri Mukaddes Hedefi bizzat gerçekleştirmek ( için kollar sıvamışlar, bu uğurda şeytanın ta kendisiyle ittifak akdinden bile oçekinmemişlerdir. . Bugün demokratik sistemin karşısında yer alan ve herşeyden çok bir çor bayı andıran cephenin kuruluşu böyle olmuştur. Bu su retle mağdurlarla kendilerini mağdur edenler, mazlum larla kendilerine zulüm yapanlar elele vermişler, 27 Mayısın varılmış olan asil hedefini osoysuzlaştırmak için feryat etmektedirler. Büyük şöhret Ahmet Gür kanın orkestraya katılması, koparılan gürültüye za man zaman kapılmaktan kendilerini kurtaramayan ba zı iyiniyet erbabının gözünün açılmasını kolaylaştıra caktır. 27 Mayısın hedefine varmamış olduğunu söy leyenler, kendi hedeflerini 27 Mayısın hedefiyle bira fazla karıştırmaktadırlar. 27 Mayıstan önceki günler, hafızalar biraz yokla nırsa kolay hatırlanır. 27 Mayısa sebebiyet veren zih- niyet, D. P. nin 1957 seçimleri dolayısıyla yayınladığı meşhur Kalafat Beyannamesinde, beyaz üstüne siyah harflerle, açık şekilde yazılıdır. Menderes ve arkada ları, Türk milletini Demokrasiye lâyık bulmadıklarını ilân etmişler, bu kadar derdi ve meselesi olan bir mem leketin oBatıdaki usullerle kalkınamıyacağını bildir mişler, bizim kendimize göre bir sistemimiz bulunma sı gerektiğini savunmuşlar, zaten asıl Demokrasini' de bir takım aydınların ve devrin Muhalefetinin şam piyonluğunu yaptığı soyut demokrasi olmadığını belirt- mişlerdir. 1954ten yıkıldığı güne kadar Menderesin ve arkadaşlarının tezi bu olmuştur. Odunu aday gösterse onun bu millet tarafından seçileceğine emin Menderes eklınca böyle vatandaşlara lâyık idareyi kurma yolun da sonuna kadar gitmiş ve 27 Mayın, karşısında öyle bulmuştur. Pimdi, 27 Mayıs gerçekleştikten ve aradan iki yı- ın üstünde zaman geçtikten sonra sadece Kalafat Be- yannamesinin zihniyetine karşı savaşmış olanlar ara sından değil, o beyannameyle Türk milletinin karşıısı- na çıkmış ve kaybetmiş bulunan -zaten kazansalardı, AKİS, 30 TEMMUZ 1962 Metin TOKER bugün Parlamentoda değil, muhtemelen Kayseride ika- met buyuracaklardı- kimselerden de bazıları kendileri- ne aynı felsefeyi bayrak yapmışlardır. Memleket dert- lidir, memleketin dünya kadar meselesi vardır, bu mil- let geridir, bu millet kolay kandırılmaktadır. O hal- de, Soyut Demokrasiye -ötekiler, İnce Demokrasi der- lerdi- paydos deyip kendimize has bir sistemi kurma- mız ve işletmemiz lâzımdır- Ortaklar, buraya kadar kendi aralarında mutabık- tırlar da, işler bundan sonra çatallaşmaktadır. Soyut Demokrasiye paydos dedikten sonra ipleri kim ele ala- caktır? Herkes, kudret mevkiine, tabii kendini aday görmektedir- (o 14'ler için bir başka alternatifi düşün- mek bile abestir. 22 Şubatçılar ise, kafa yapılarının ideal yapı olduğuna samimiyetle kanidirler. Menderes- çi Basını yönetip İhtilâlin ırkçı grubuyla işbirliği oha- lindeki zümre, Türkiyeyi bir Nasyonal Sosyalist reji- min paklayacağından emindir ve şeflerini bulmuştur. Bir başka grup ihtilalci, elinden kudreti gaflete kapı- larak kaçırdığı inancı içinde ve komplekslere kapıl- ım halde "iade-i kudret" peşindedir. Şimdi görülü- yorki, Ahmet Gürkan da çevresini Menderesin ideal- lerini tahakkuk ettirme savaşında şanslı saymaktadır. Her diktatörlük heveslisi, kendinden evvel felâkete uğramış diktatörün "bir küçük hata" dolayısıyla bat- ---ına ve kendisi o hatayı yapmayacağına göre istik- lalinin emin, kaderinin parlak olduğuna can-ı gönül- deninanır, Faruk düştüğü zaman Nuri Sait, Nuri Sa- itdüştüğü zaman Syngman Rhee, Syngman Rhee düş- tüğü zaman Menderes kendilerini hep bu inançla avut- muşlardır. Hiçbiri, o "bir küçük hata"nın şahısların leğil, rejimin tabiatının neticesi olduğunu görmemiş ve selâmet yolunun, toplumun seviyesine uygun idare- yi kurup yürütmekten ibaret bulunduğunu anlamamış- tır. Eğer Menderes 1946 ile 1950, hattâ 1952 - 53 ara- ---da savunduğu prensipleri kendi iktidarının temel Felsefesi yapsaydı one hazin akıbetine uğrardı, ne de memleketi obir büyük karışıklığın (o kurbanı yapardı. 1960'ın arefesinde savundukları o prensibleri bugün elinin tersiyle iten, onları reddeden, sadece kudret mev- kiine oturamadıklarından dolayı başka sistemlerin has- retini çekmeye başlayanları gördükçe talihsiz Mende- resi ve ondan evvel aynı kayaya başını vurmuş kapalı rejim heveslilerini hatırlamamak mümkün mü? Bu- günkü Türk toplumunda inanmak ve inandırmak sure- tiyle yapılamayacak bir tek reform yoktur. Yapılama- yacak olan, inandırmadan, en parlak fikirleri dahi ger- çekleştirebilmektedir. Beğenilmeyen Türk milletine, kim bir iyi, dürüst, başarılı idare vermiştir de Türk mil- leti onu bağrına basmamış, seçimlerde batıda uygula- nan ölçülerin dışında ölçü kullanmıştır? Türkiyede ih- tilâl, bu yolla artık iktidarda kalamayacaklarını anla- yanlar seçim yolunu kapamaya kalkıştıklarında vuku bulmuştur. Aynı sebebin, aynı şartlar altında aynı neticeyi do- guracağını kavramak için öyle fazla ilme, irfana, hele dehaya lüzum yoktur. Biraz tarih mefhumuyla, biraz mantık kafidir Bari Gm çıkışı, rasa! bu gerçeği hatırlatmaya ya-

Bu sayıdan diğer sayfalar: