30 Ekim 1965 Tarihli Akis Dergisi Sayfa 7

30 Ekim 1965 tarihli Akis Dergisi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Patlıcanın hizmeti mi, efendinin hizmeti mi? Süleyman Demirelin, Tasarruf. Bo- noları konusunda, AP seçimleri vurduktan sonra söylediği sözleri o- kudunuz mu? AP seçimlere, geniş vatandaş kütlelerini, (bilhassa geliri mahdut sınıfları çok rahatsız eden ve Kemal Kurdaşın icadı olan bu bonoların kesinlikle kaldırılacağı va- adiyle girmiştir. Zafer kazanıldıktan sonra Demirel "ancak bir çare bu- lunduğu takdirde"" Tasarruf Bonola- rının "kaldırılabileceği"ni söylemek- tedir. İktidardaki Demirelin bu sözlerini tefe başına değerlendirmemek lâzım- dır. Demirdin demeci, bir başka de- meçle aynı yöndedir. o Öteki deme- cin sahibi Odalar (Birliği Başkanı Sırrı Enver Baturdur. Özel Sektörün ta resmi temsilcisi, "liberal görüşe sahip bir hükümet"in işbaşına gel- miş olmasından dolayı memnuniyeti- ni ifade etmiş, özel sektörün yeni ik- tidardan isteklerini sıralamış. Servet Beyannamesinin ve vergilerin açık- etti ve şöyle dedi: — Devletin kefaleti altında bulu- nan bu bonoların değerlendirilmesi lâ- zımdır. Halbuki bunlar piyasada, üçte bir fiyata satılmaktadır. Ben bu du- rumda, Bütçede karşılığı bulununcaya kadar bunların okaldırılacağına kani değilim." Bu arzunun doğrudan doğruya Sü- leyman Demirele (o aksettirilmesidir ki AP'nin açık vaadinden geri dönülme- sine yol açmıştır. AP'nin Seçim Beyan namesinde ise, Tasarruf Bonoları ko- nusunda hiç bir ihtirazi kayıt bulun- maksızın, bunların kaldırılacağı mil- lete acık şekilde vaad edilmiştir. Ama emir yüksek yerden gelince, AP Genel Başkanı bir dönüş yapmak- tan geri kalmamıştır. Nitekim, şimdi Demirele yakın çevrelerden ifade edil- ----Şine göre. Hükümetin Programında Tasarruf Bonolarının kaldırılması işi- nin çıkmaz ayın son Çarşambasına bı- rakıldığını imâ edecek bir formül bu- lunacak ve bunlar kalkacak diye AP'ye oy verenler bu formülle nefislerini kö'r- leteceklerdir. Nitekim, bu haftanın başında Ma- liye Bakanı İhsan Gürsan bu formülü bir AKİS mensubuna şöyle ifade etti: — Tasarruf Bonolarının kaldırılıp kaldırılmaması bir hesap meselesidir. Daha doğrusu, bir malt imkân mesele- sidir." AKİS muhabirinin: "— Peki bu. Seçim Beyannamesi 30 Ekim 1965 lanması oprensibinin aleyhinde bu- lunmuş, fakat Tasarruf Bonolarını tutmuştur. O böyle yapınca, aslında geniş halk kütlelerinin değil, özel grup menfaatlerinin savunucusu olan AP Tasarruf oOBonoları konusunda derhal cıvımıştır. Neden? Bunda şaşılacak hiç bir şey yok- tur. Tasarruf Bonoları, eğer bir ver- gi gibi telakki edilecek olursa zengi- ninden ve fakirinden aynı nisbette alınan bir vergidir. Sırrı Enver Ba- tur da yüzde 3 nisbetinde Tasarruf Bonosu bedeli ödemektedir, ayda 30u lira maaşı olan memur veya işçi de.. Eğer Tasarruf Bonosu kalkacak olsa. Hükümet mutlaka onun gelirini baş- ka yerden sağlayacaktır. Bu ise, nis- bei zenginlikle artan bir sistem da- hilinde olacaktır. Ayda 300 lira maa- şı olan memur veya işçi belki o za- man maaşının yüzde I'ini vermek zorunda kalacaktır ama, büyük ka- yazılırken böyle değil iniydi?" sorusu Maliye Bakam tarafından cevapsız bı- rakılmıştır. İkinci talep Özel Sektörün başlıca temsilcisi, Sırrı Enver Batur, bu zümrenin direktif- lerini ilgililere ulaştırmak için derhal koşup Ankaraya gelmiştir ve şu anda bazı ilgi çekici temaslar yapmaktadır. Sırrı Enver Batur, seçimlerden sonra Süleyman Demirele "en candan teb- rikler"ini telgrafla o sunmuştur. Özel Sektör şimdi, Süleyman Demirelden, 18 Kasımda yapılması gereken "İlgili Bakanlar ve özel Sekör Toplantısı"nın daha sonraki bir tarihe bırakılmasını isteyecektir. Zira, Özel Sektör, o tari- he kadar yeni hükümetin .işleri derle- yip toplayamayacağını, yani "nurlu ufuklar"ı plânlayanı ayacağını düşün- mektedir. Bu "nurlu ufuklar"dan ta- bii en büyük hisseyi almak, bilhassa İstanbulun çok zengin iş çevrelerinin hed afidir. Ancak, umumi efkârın yanında AP içindeki Süleyman Demirel muhalifle- ri de, Demirelin bu tehlikeli alâkala- rını kendisine karşı bir hücum vesilesi yapmak için hazırlanmaktadırlar. AP'yi "Tüccar Klübü" ve Demireli "Büyük İş çevrelerinin adamı" diye suçlayan Gökhan Evliyaoğlunun, AP içindeyken Saadettin Bilgiç takımında oynamakta olduğu henüz unutulmamaktadır. Ta- sarruf Bonoları ilk hücum borusu ye- rine geçecektir. zançların sahipleri mutlaka yüzde 3'ün üstünde ödeme yapacaklardır. , Vergi adaleti budur. Sosyal adalet bunu gerektirmektedir .Böyle olduğu içindir ki Odalar Birliği Tasarruf Bo- nolarının kalkmasını istememektedir ve görülecektir, AP bunları kaldırma- yacaktır; buna mukabil Odalar Bir- yannameleriyle (vergilerin (o açıklan- ması prensibini o istememektedir ve görülecektir. AP bunların o kaldırıl- ması için harekete geçecektir. İşte, kütle avlamakta mahir, fa. kat onu bir defa avladıktan sonra asıl bağlantıya (osahip (bölündüğü "mutlu azınhk"ın derhal hizmetine giren AP gerçek hüviyetini göster- meye başlamaktadır. Bunu başka gösterilerin takip (o edeceğinden hiç kimse zerrece 'şüphe etmemelidir. Bekleyen, daha çok şey görecektir. Ama, ne yaparsınız ki kendi dü- şenin, ağlamak hakkı değildir Hükümet Yeni bir rolde Demirel için seçimler o kazanıldıktan sonraki en büyük problem şu oldu : Üzerinde Damoklesin kılıcı sallanmı- yan, dikensiz, rahat bir koltuğa kaza- sız belâsız oturabilmek!.. Elbette ki bunun için izlenecek politika ve benim- senecek üslüp, seçim kazanmak için kullanılana benzemiyecekti. Hattâ bu amaca ulaşmak için yapılacak dönü- şün yüzseksen derecelik bir ölçüyü da- hi bulması gerekiyordu. Çok politikacı için şahsiyet bakımından, prestij ba- kımından mümkün olmıyan bu manev- ra, su gibi şekilsiz, her kabı doldura- bilen Demirci için çok basitti. 10 E- kim 1965'e kadar, seçim O kazanabil- mek için 27 Mayıs düşmanlığının her türlüsünden yararlanan, oDemirkırat ticareti yapan Demirel, bu özellikleri sayesinde 1l Ekim 1965 gününden iti- baren bambaşka bir şahıs hüviyetine bürünebildi. Ne kadar süreceği belli ol- mıyan bu yeni politikanın ilk belirtisi çok kimsenin meçhulü olan bir olaydır. AP seçimleri Okazandıktan sonra kendini "Çankayaya dönüş" rüyaları- na iyice kaptıran Celâl Bayar, bugüne kadar dolaylı yollarla temas kurduğu Demirelle karşı karşıya görüşmenin sa- manının geldiğine hükmetti. Demirel yaz aylarında İstanbula gittiğinde ken- disine Bayarla temas etmesi telkini ya- pılmış, fakat Demirel "zile"den sade- ce Nilüfer Gürsoyla konuşmayı kâfi görmüştü. Bayat, etrafındaki haberci-

Bu sayıdan diğer sayfalar: