2 Mayıs 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6

2 Mayıs 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 6
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

- Mahkemelerin Aşinası yaman bir kadın Hangi gün adliyeye uğrasanız ce- ga mahkemesi koridorlarında mutla- ka onunla karşılaşırsınız. Koltuğun- da, tıklım tıklım dolu, kapağı açık bir çanta, sırtında kahve rengi, omu- zündan göğsüne doğru kuşak gibi bir kürk parçası sarkmış, buruşuk bir manto, ayaklarında siyah, çar- pık ökçeli iskarpinler, elinde dalma bir sigara.. silâhlı jandarmaların ara- gında kalın kaşlarını çatarak, sürme- Mi gözlerini açıp kapıyarak asabi ta- virlarla konuşur, ismi Hayriyedir. Do- Yandırıcılık, yankesicilik, manitacılık gibi muhtelif suçlardan bir çok sa- bıkaları vardır. Senenin dörtte üçü- nü polis karakollarında, tevkifhanede ve hapishanede geçirir. Dışarıda ser- best kaldığı kısa zaman zarfında da bir dakika boş durmaz, bir kaç zaval- anın canını yakar. Polisler ve kendi- sini tanıyanlar arasında Arap Hay- riye lâkabile anılır, Geçenlerde gene bir kaç suç işledikten sonra yakayı ele vermiş ve birinci ceza mahkeme- sinde mevkufen muhakeme altına alınmış. Samatyada bayan Efroz adında, beş çocuklu, ihtiyar biz kadını da soy- muş soğana çevirmiş, Mahkemede bu- nun hesabını veriyor. Davacının anlattıklarına ve tahki- kat evrakına nazaran vaka şöyle ol- müş: Samatyada Yalı kenarında oturan bayan Efroza ölen babasından miras olarak harab bir ev kalmıştır. Bayan Efroz bu evin intikal musmelesini yaptırıp tapusunu almak için bir hayli uğraşmış fakat bir türlü başa çıkamamıştır, Bir gün bayan Efrozun evine gayet Kibar tavırlı bir kadın giderek: — Ben yüksek bir aile kadınıyım. Kocam büyük bir hükümet adamı idi, geçenlerde öldü. Samatyayı çok seve- rim, Kendi apurtımanlarımı kiraya vererek buralarda bir ev kiralamak istiyorum. Bütün hükümet adamlari- nı tanırım. Hepsile dostluğum vardır. Herkes beni sever, Benin, evinin bir kısmını kiraya vermek istediğini işit- tim. Bana kiralar mısın? Demiştir. Bu kibar bayanın da Arap Hayriye olduğu tabif malüm, Bun- dan sonrasını davacı bayan Efroz şöyle anlatıyor: — Bay reis, erin müamelesin! yap- taracağım, diye bu kadın beni soydu soğana çevirdi. Muamele masrafı ba- banesile elimde, avucumda ne kadar para varsa aldıktan sonra evde yatak, yorgan, kap kaşık namına bir şey de bırakmadık, hepsini sattık. Bir gün gene on lira lâzım olduğunu söyledi. Evde dikiş dikerek ekmek paramızı kazandığım bir dikis makinesi kal muştı. Bayan Hayriye bunun da kola- yını buldu. Makineyi rehin koyalım da on lira borç alalım, sanra borcunu ödersin, dedi. Beraberce makineyi #lıp Kapalıçarşıda bir dükkâna git- ç Esad Mahmud Karakurd. e şehir meclisinde | rültülü münakaşalar e mücadele cemiyetine verilecek para, gece yarısından sonra şehir aydınlatılmıyacak mı ? İzmir (Ak. şam) — Şehir meclisinde İz mir belediyesi- nin yeni bütçesi müzakere edi- irken epi mü- nakaşalar Ol muştur. İzmir. deki hayır ve Spor kurumla- rına 8000 lira verilmesi hak- kındaki o fasıl müzakere edilirken İzmir verem mü- Şehir meclisi âza. (<adele cemiyeti s1 ve İzmir Verem reisi “Dokter mücadele cemiye- Mithat Orel ti reisi Dr, Mithat Orel söz almış, bu paranın 2000 lirasının Verem müca- dele cemiyetinin İzmirde kuracağı Verem hastanesinin tesisi için ayrıl- masını istemiştir. Bu dilek üzerine meclis âzasından B. Suad Yurdkoru, biraz da hissi cepheden B. Mithata hücum ederek bu paranın İzmirin muhtelif yerlerinde kurulacak olan spor sahalarının tesis masrafı oldu- ğunu, veremlileri düşünmeden evvel memlekette sağlam vücutlu bir nesil yetiştirmek için spor sahalarına ih- tiyaç bulunduğunu söylemiştir. B. Suad, evvelce İzmir spor kuru- munun başında çalışan B, Mithatın bunu bilmesi lâzım geldiğini söyliye. rek sporun ehemmiyetini oanlat- mıştır. B. Dr. Mithat, tekrar söz almış, kendisine hissi cepheden yapılan hü- Ccumlara cevab vermiyeceğini osöyli- yerek, veremin nasıl bir âfet olduğu hakkında izahat vermiş, yalnız ge- çen sene içinde İzmirde veremden ölenlerin sayısını zikrederek; — Bunlar, ölenler ve aramızdan ay- nlanlardır. Fakat bir de aramızda ya- şıyanları düşününüz. Mikrop saçarak etraflarındaki yüzlerce kişiye bu has- talığı aşıhyanlar: tecrid etmek lâzım değil midir? Spor sahalarında kan ku- san gençler görüyoruz, Onları kur- tarmamalı mıyız? Demiş, Verem hâstaresinin tesisi için her halde 2000 lira yardımda bu- Yunulmasını istemiştir. Birçok âza da- ha söz söylemiş, neticede Verem mü- cadele cemiyetine bütçeden 2000 Ji- ra yardım kabul edilmiştir, İzmir şehri gece yarısından sonra elektrik lambalarının tasarruf mak- £adile söndürülmesi yüzünden zifiri karanlıkta kalmaktadır. Bu mesele Üzerinde de münakaşalar olmuş, ge ce yarısından sonya şehirde dolaşan- Jarın kumarbaz, sarhoş ve bar mü- Cavimlerinden ibaret olduklarım söy- Yiyenler görülmüş, birkaç âza Büyük- ada ile İtalya ve Yünanistanın bazi şehirlerinde yapıldığı gibi mehtaplı gecelerde şehirde tenvirat yapılma” masını, tasarruf temin edilmesini, fa- kat sabahleyin erkenden ve karanlık- ta işleri başına gitmek mecburiyetin- de bulunan amelelerb kolaylık olmak Üzere tenvirat yapılmasını istemişler- dir. Belediye reisi “B. Dr. Behçet Uz, Meclisin muvafık gördüğü için meh- taplı geceler hakkındaki dileği yerine getirmeğe çalışacağını ve şehri birkaç sene'için daha gece yarısından sonra zifiri karanlıkta bırakmağa - bütçe vaziyeti şebebile - mecbur olduğunu söylemiş, amele vaziyetine yakında çare bulacağını anlatmıştır, Şehir meclisi, yakında mesaisini s0- na erdirecektir. U..NEANANNABEUEUKONUEUNDNAEBEEEUEAARUAUNAAEAADEAEASEEEEAYAABENEEENEEEAEEANEAEAAEASERNNE tik. Bayan Hayriye dükkâncı ile ko- nuştuktan sonra makineyi bırakarak ön lira aldı, Kadın, evin içinde artık bize hâkim olmuş, istediğini yapıyor- du. Başıma bir belâ getirir diye kor- kumdan kimseye şikâyet edemiyor- dum. Bir gün vaziyeti komşularımız- dan bir baya anlattım. Adamcağız halime acıyarak makinemi kurlar- mak için bu bayanla görüştü. Kadına «makineyi biraktığınız dükkâna bera ber gidelim, ben on lirayı verip maki- neyi kurataracağımı dedi. Fakat son- radan öğrendim ki Hayriye benim haberim olmadan yüz elli liralık ma- kinemi on liraya satmış. Bu parayı SON GECEL!.. Ayaklarını biribirine aşırak» diye vuruyor... — Allaha ısınarladık; neferim ya fın geldiği zaman lütfen bavulumu veriniz!.. Çünkü onu şimdi taşıyıp götürecek kadar sakat kolumda kuy- vet yok!.. — Yürüyor... O ana kadar sakin sakin yüzbaşı- yı dinliyen kız, birdenbire yeşil gözle- Tinin içinde dünyanın en güzel renk ve ışıklarını yakarak yemek masasın- dan fırlıyor. heyecanlı bir sesle bağı- iyor: — Nereye gidiyorsunuz? — Yatacak bir yer bulmağa mat- mazel!.. — İbrailde gecenin bu vaktinde ya- İacak yer bulamazsınız!.. Kalın, yarın gidersiniz!.. — Hayır, teşekkür ederim matma- sel gideceğim!.. — Israr etmeyiniz!,, — Israr etmiyorum. Fakat buradan biran evvel çekilip gitmem daha mu- © — Hayar kalamaz. » Tefrika No. 23 — Olmaz matmazel!. — Kalmanızı istiyorum. — Teşekkür ederim.. fakat. Kız birdenbire duraklıyor. Dudak- larında ince bir tebessüm.. gülüyor... — Yoksa körküyor musunuz? — Neden? — ileri; anlıyorum korkuyor- sunuz!.. Bakışlarınız korktuğunuzu gösteriyor. Küçük kırmızı dudaklarında soba nın elevlerini parlatarak için için gü- Jüyor .. — Korkmayın, korkmayın yüzbaşı!, Romanyalılar evlerine aldıkları adam- lara dokunmazlar!., Birdenbire zabit te başlıyor gülme- ğe şimdi!.. — Dediğiniz doğru değil ama maf- mazel mademki böyle söylüyorsunuz, peki, geceyi burada eği — Ne demek «dediğiniz doğru de- gül.s Yalan mı söylüyorum. Biz iki yüzlü insanlar değiliz yüzbaşı; yapa- cağımızı daha evvelden söyleriz... Zabit; sağ elinin üzerinde oynamı- ye: da gene işini takib ediyorum, diye kendisi yedi. Halbuki bu, dolandımcı- nın biri imiş. Bir gün polisler kendi- sini yakaladılar. Şimdi ben de dava- cıyım, makinemi ve paralarımı isti- rum... Hayriye bu iddialara karşı fena hal- de asabileşti. Kaşlarını çatarak, yum» ruklarını sıkârak hepsini reddetti: -— Yalan; hepsi yalan. Bunların hiç birini kabul etmem. Dinlenen şahldler de hâdiseyi bu şekilde anlattılar, Suçlu Hayriye bu- nu da redetti. Gelmiyen şahitlerin çağrılması İçin muhakeme başka gü- ne birakıldı.... murldanıyor? * — Olabilir mâtmazel!.: Ben Yalnız öyle vakular biliyorum ki, bu söyledi- iniz kâideye hiç uymuyor... Bir za- man bön bir adam tanımıştım: Ente- resandır, İstersâniz size onuri hikâye- sini anlatayım: Bir gece bu adam, bitkin bir halde bir Romanyalının evinde bir kanepenin üstüne yıkılmış uyuyor. Dünyadan tamamile bihaber- di. Nasıl oldu, neden oldu bilmiyo- rüm birdenbire ayaklarının ucuna ba- san bir Romanyalı, vahşi bir çakal gibi tırnaklarını göstererek odaya gir- di ve hemen uyuyan bu adamin Üs- tüne hücum etti, Kız birdenbire yüzbaşının sözünü kesiyor, — Unutuyorsunuz ki Oo uyuyan adam hiç bir Romanyalı tarafından evine davet edilmiş bir adam değildi. — Davet edilmiş, edilmemiş bilmi- yorum, yalnız bildiğim bir şey varsa, © da zavallı uyuyan adam tamamile müdafaadan Aciz bir halde idi. — Evet doğru müdafsadan âciz bir halde idi. Tıpkı içi sızlamadan öldür- düğü müdafaadan âciz ev sahibi gi- bi değil mi? — Onu bilmiyorum; yalnız tecavü- xe uğradığı zaman herhalde uyuyor- du. — Doğrü uyuyordu. Ama nerede Gin a z Karamanda arteziyen kuyuları Ovayı sulayacak kuyuların açılmasına devam ediliyor Karaman (Hususi) -— Su, sulama ve ziraat işleri üzerinde tedkikler yap- mak üzere Karamana gelen valimiz 'B. Cemal Bardakçı tedkiklerini bitir- miş olduğundan Konyaya dönmüştür. Arteziyen kuyusu kazılması ameliye- sine devam edilmektedir. 324 üncü metre derinliğe inildiği halde henüz iyi bir netice vermediği için Fengen civarındaki sandajın bilâhare faaliye- tine deyanı edilmek için, makine ve borular sökülmektedir. İkinci kuyu, Karamana 2 sast m&- safede Göztepe köyü civarında Kazila- cağı için sondaj malzemesinin bu mın. takaya nakline başlanmıştır, 350 nel mibire derinlikte açılan birinci kuyu. dan pek fazla su çıkacağı mütehassıs- lar tarafından söylenmekte isede Konyada bulunan baş mütehassıs 324 üncü metrede fasliyeti durdur- muş, ikinci kuyunun açılması için emir vermiştir. Bir kadın cemile) anl bulundu Adana gâzetelerinde okunduğuna göre, Tarsusun Yalamık köyünden Kara Osman kızı kuk yaşında Duy- duk köyde kendi odasında asılı bulun- muştur. Ölünün ayakları yere değdiğinden bunun bir cinayet eseri olduğu kuv- vetle tahmin edilmektedir. Adliye işe el koymuş, tahkikata baş- Tamıştır. Gelibolu elektriğe kavuştu Gelibolu (Akşam) — Bir seneden- beri devam eden elektrik fabrikası in- şaatı bitmiş ve geçen hafta büyük merasimle açılmıştır. Törende Trakya umumi müfettişi; Çanakkale müstah- Yem mevkii kumandanı, vali B, Fey- zi, Çanakkaleden gelen 200 davetli ve binlerce köylü hazır bulunmuşlardır. Misafirler, izaz veikram edildikten sonra akşam Çanakkaleye dönmüş- lerdir. bun) İzmirde sulama tesisatı İzmir (Akşam) — Bergamanın Ba- kırçay havzasında yapılacak sulama tesisatına Trakya su işleri müdürü mühendis B. Cevdet Arıcanın tayin edildiği haber alınmıştır. B, Cevdet Arıcan, yakında Edimeden buraya gelerek vazifeye başlıyacaktır. Evvelce İzmirde uzun zaman su İş- leri mühendisi olarak çalışan ve bu meysnda Bakırçay havzai meyahiye- #inin ıslâbı için icab eden iptidal etüd- leri yapan bu zat, mühim bir ez hazırlamıştı. dürdüğü ev sahibinin Düş: Kâlân ya- tağında!., — Zavallı hiç bir zaman öldürdüğü adamın yatağına girmedi. Bir kane- penin üzerinde büzülüp kalmıştı. — Hâdiseleri yalnız kendi gözleri- nizle görmeğe alışmışsınız!.. — Hayır matmazel öyle değil!.. Me- seli buna benzer bir vaka bizde ol- saydı, böyle yapmazdık. Düşman müşman değil uyurken, giderken bile görsek arkasından vurmak bizim ce miyete göre büyük bir!.. Nasıl söyli- yeyim, fenalık olurdu. Nerede kaldı ki iki gün, iki gece aç biilâç, uykusuz, kemiklerinin içine kadar ıslanmış bir adamı, kapımızı çaldı diye delice bir kinle vurarak onu genç yaşta kusur- Ju, sakat bırakmak'.. Bu bizim anla. yışımıza göre en hafif tabirile bir zu- Jüm olürdü matmazel!.. — Yüzbaşı yetişmiyormuş gibi şim- di de bana hakaret mi edeceksiniz! — Asla matmazel; size hakaret et- meği hetırımdan bile geçirmem. Siz her şeye rağmen çok iyi bir kızsımz!.. Sonra buna sebep te görmüyorum; çünkü bu suretle sizinle ödeştiğimi tahmin ediyorum. — Hayır, daha ödeşmedik, sonra ödeşeceğiz yüzbaşı!.. Bu hesap unü- tulmuş değildir. — Peki ödeşiriz.. madem öyle isti- » yorsunuz, öyle olsun!., KADIN KÖŞESİ YAZLIK ŞAPKA Kalin ve parlak siyah hasırdan et» rafı kalkık yazlık şapka, EEE EŞ Incir, üzüm Satış kooperatifleri teşkilâtı bitmek üzere İzmir ( Akşam ) — İhracat mev- sirpinden evvel faaliyete geçecek olan İncir ve Üzüm satış kooperalifleri teş- kilâtı ikmal edilmek üzeredir. Beli başlı üzüm mıntakalarında dört yer- de üzüm satış kooperatifleri teşkil edi lecektir. Bu kooperatifler . (Manisa, Turgutlu, Kemalpaşa ve İzmir)de ku- rulacaktır, Civar kaza ve nahiyelerle köylerdeki kredi kooperatifleri ortak- ları, bu satış kooperatiflerine dahil o- Jacaklardır. Üzüm satiş kooperatifleri teşkilâtı on, ön beş gün içinde biti- rilecektir. İncir satış kooperatifleri yedi yer- de Kurulmuştur, Kooperatifler, yavaş yavaş diğer İncir ve üzüm nntakalâ- rında da kurulacaktır. Bütün müstahsiller, satiş koopers- tiflerinin teşkilinden büyük sevinç ni kurtaran bu çeşid kooperatiflerin içindedirler. Kaliforniya üzümcüleri. memleketimiz istihsalâtında da mü- him O göreceği tabli addedilmek- mz malını satış kooperatifi- ne verecek ve yüzde 70-80 nisbetinde avans para alacak, İzmirde kurulacak olan (Tarım satış kooperatifleri birli- ği) bu mahsulleri işleterek sevk ve ih- raç edecek, mevsim sonunda her Or- tağın hissesine düşen mütebaki pa- rayı verecektir. Hükümetimiz, satış kooperatifleri» ni her türlü rüsum ve tekâliften istis- na etmiştir. Bu, ayrıca bir teşvik ve kazanç olacaktır. Satış kooperatifleri sayesinde iç ve dış memleketlerde çalışan mutavassıt- ların kazancı da müstahsillerimize kâ- lacaktır, Tokat - Turhal maçı Tokat (Akşam) Tokatspor birliği ile Turhal İdmanbirliği ar sında yapılan futbol maçında bire a 6 ile Turhallılar galip gelmiş- , — Benimle daimâ nazik konuşma- ğa çalışın rica ederim. — Hay bay emredersiniz!.. Huzu- rTunuzda daima nazik olmağa çalışa cağım. Şimdi eğer bir parça mânasız söylendi isem, bunu iztırabima bağış- lâyın!.. Gene şu uğursuz kol hatırıma geldi de!.. — Kolunuza ne oldu rica ederim, demin de halamla könuşurken yeğe- niniz filan diye bir şeylör söylediniz ama anlıyamadım. — Hiç parmaklarım biraz sızlıyor ve bükülmüyor dal.. — Parmaklarınız bükülmüyor mu? — Evet!.. > in? yağ Si İhmal! Kız, ona doğru yaklaşıyor... Göz lerinde rikkat hissi veren bir ışık... Alnı karışık çizgilerle doluyor... He- yecanla, endişe ile zabitin yüzüne bakmaktadır, Tatlı, müşfik bir sesle konuşuyor... — Uzatın bakayını bana kolunümuf. Zabit uzatmak istemiyor... — Uzatın diyorum. — Bir şey yök matmazel, , — Üzmeyin beni rica ederim!, Uzatın!.. "Yüzbaşı, kolunu âğır öğır UZAtYOK.e Dudaklarında ancak işitilebilecek kar dar hafif bir se5...

Bu sayıdan diğer sayfalar: