5 Eylül 1937 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 7

5 Eylül 1937 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Dünyanın en geniş şehri Tokyoda zelzele korkusundan AKŞAM ekser binalar iki katlıdır Saat on bir oldu mu bütün şehir uykuya dalar. Ingiliz klübü Japonya ile Çin arasında başlıyan harpsiz harp münasebetile Ja- Ponyada büyük bir faaliyet vardır. 'Tokyada durmadan çalışılı- Yor. İki gündenberi parlâmento top- landığından * bu faaliyet bir kat da- ha artmıştır. Tokyo, dünyanın ön büyük şehir. biridir. Nüfusu altı milyo- Du geçiyor. Genişlik itibarile Tokyo boy ölçüşecek başka hiç bir şehir Yoktur. "Tokyo, Londradan da, Nev- Yorktan da daha geniştir. Bunun se- evlerden, binalarda çoğunun iki olmasıdır. Japonlar havaya yükselmeden genişleyip yayıl- mayı tercih etmişlerdir. Tokyoda (binalardan çoğunun iki katlı olmasına sebep zelzele körkusu- Jâponya adalarında bir çok âr vardır. Bu adalar, sık sık Mizele olan hat üzerindedir. Hattâ 14 sene evvel şiddetli bir zel- >el& diğer. bir çok şehirlerle beraber Yyu-da hemen kâmilen harap etmişti. Japonlar büyük bir gayrei- e Şalışarak şehri yeniden yapmışlar- “ir. Zelzele korkusundan binalar al Sak yapıldığı için şehir, nüfusu art- genişlemektedir. Tokyoda sokakların isimleri yok- » Sokaklar numaralıdır. Bu nu- Mâraları doğru dürüst bilen azdır. Şe- hirde, Çinde olduğu gibi, Avrüpa ma- Yoktur. Modern binalir pek h Soktur. Bunlar şehrin dört bir tara- ' na dağılmışlardır. Modern evlerde Sarp kültürü görmüş Japonlar otu-' gemi Bu evler taştan yapılmış gi- İ görünür, Fakat (hepsi ahşaptır. alhiz tahta üzerine çıtalar konarak Pe. Yurulmuştur. Böyle hafif suret- Yâpılmaları zelzeleye mukavemet | içindir. i İş mahallesi yüksek ve beton binalar Unosi adı verilen iş merkezinde- AİR Bu-binalar bankalara, şirketle- Tesldiğer büyük iş evlerine mahsus- (Ne gariptir ki. çoğu 1923 zelzele- mukavemet edebilmişlerdir. Geceleyin büyük reklâm tabelâla- xıkları yanınca bu mahalle Barbin ve Amerikanın eri büyük $€- in, en işlek caddelerini andı- NE. . Japonlar Tokyonun garbe ben- Men bu kısmı ile iftihar ederler. Fakat kuvvetli ışıkların altında par- Uyan asfalt yollu bu şehrin etrafın- ahşap evleri, sönük gaz lâmbaları Aydınlatılmış dar sokaklı esas kyo vardır, N Delice sürat a an seyrü sefer tanzim edilmiş derler. - 2 delice sürat karşısında korkudan İrer. Mamafi hedefine varınca korkusunun yersiz olduğunu görür. Tekrar atamobile | bindiği çekik Gözlü kısa boylu şoförü değil müahe- 8; bilâkis teşvik eder, Esasen seyrü Otomobiller alabildiğine gi- | Yeni gelen seyyah ekseriya | sefer memürunün müdahale etmedi- ği bu sürate çabucak köşebaşından İ başka bir müdahaleci çıkar. Buda bisiklettir. Tokyoda binlerce bisikletliye ras larsınız. Bunlar bisikletin önünde, arkasında paket veya sepetlerle ga- rip bir manzara irae ederler. Z Sinemalar ve eğlence yerleri Otobüs ve tramvaylar &ri kovanı gibi doludur. Sinema ve tiyatrolar hakeza, Sinemada koltuklar kısa boy- Tu Japonlar için yapıldığından orta boyda ve cesamette bir garplı Z0r $i- gar. Zayıf ta olsa arkadakilerin na- zarlaına mâni olmamak için eğil mek mecburiyetindedir. Japonca filim pek çoktur. Başka lisanda filim pek az gösterilir. Garplı, bir Japon filimini anlamak İsterse fena bir İngilizce ifade İle yazılmış yazları okumalıdır. Saat onda tiyatro ve sinemalar ka- panır. Sâat on birde altı milyonluk Tokyo uykuya dalar. Bir garplı boş yere gece eğlenecek bir yer arar. Tok- yo Japonlar için inşa edilmiştir ve Japonlar ertesi gün işlerine erken- den gidebilmek için gece erken yat mak ihtiyacını hissederler. 'Tokyoda bir yabancı echeldir. Bir gazete okuyabilmek için en aşağı 3,000 harf bilmek lâzımdır. Bu bü- nden başka açık yer kalmaz | yük teknik müşkülâtına rağmen Ja- ponların garp çabukluğu ve mükem- meliyeti ile nasıl olup ta rekabet ede- bildiklerin anlamak güçtür. 'Tokyoda ecnebiler, geceleyin an- cak <İnternationâle Club> e gidebi- lirler. Bu klüp İngiliz modelinde yapılmıştır. Bir de Amerikan klübü vardır. Fa- kat polis burada dansı menettiğin- denberi bu klüp çok müşteri kay- betmiştir. 'Tokyoda ancak bir kaç hususi yerde dans edebilirsiniz, onu | da dansı meslek ittihaz etmiş olan dansöz kızlarla... Bir kart alırsınız ve o numaradaki kızla dans edersi- hiz. Caz durunca dansöz kızdan ây- rılmalısınız. Tokyo polisi ahlâka çok dikkat eder. Japonlu pratik bir insandır. «Çal- ma kapıyı, çalarlar kapmız darbı me- selini kendine prensip edinmiştir. Kimsenin işine karışmaz, Komşusu nun ne işine, ne de kıyafetine karı- Şir. Meselâ yaz sıcağında biri çeketi- mİ, gömleğini çıkarmış, onu alâkadar etmez. Dönüp bakmaz bile. Oto- büs ve tramvay biletçilerinin ünifor- | mâları vardır, Fakst yazın bunlar yakası açık, düğmeleri çözük gezer İer. Fakat bu lâübaliliğe rağmen herkes hakkile işini görür. MEŞHURLAR SERİSİ: ij .i. Vasfi Rıza Kıymetli operet artisti tiyatrodan nasıl kovulmuştu! Vasfi Rız neden evlenmez” Bulgar hududunda bir macera Vasfi Riza evvelâ asker olmağa ka» Tar vermiş. Küçüklüğünde en büyük hevesi «yanı kılıçlı zabit» olmakmış... Çünkü Vasfi Rizanın ailesinde asker olmiyan Lek erkek yok gibidir... Fakat sonra iş değişmiş. Musikiye ve sajhıne- ye heves sarmış... Hattâ musiki onu bir zamanlar Mevlevi tekkelerine ka- dar sürüklemiş... Her cuma günü Ku- leğibindeki Mevlevihanede, başında Mevlevi külâhı, sırtında cübbe okur- muş... Âyin bitince Vesfi Riza başın- dan külâhı, sırtından cübbeyi atar, tiyatroya koşar, mesleâ bir sarhoş, ya- hut eli tabancalı bir hırsız rolünü ©y- narmiş... Yani tam «gündüz külâhlı, gece si- lâhlı> sözüne uygun bir hayat!.. Lâkin bügün daha sahneye çiker | çıkmaz alkışa tululan Vasfi Riza ilk zamanlar sahne perdesinin hiç te yü- sünü görmemiştir. Hattâ bunun Vasfi 'Rizada çok acı bir hatırası da vardır. Vasfi Rıza tiyatrodan kovuluyor! Bugün sahnemizin en kıymetli ar- tistlerinden biri olan Vasfi Rizanın vaktile, sanat hayatınn ilk zamanla- rında tiyatrodan âdetâ koğulduğunu bilir misiniz? Bors piyesi oynanıyor. Temsi! gün- düz, kadınlara... Bu piyeste Vasfi Rİ- zanın küçücük bir uşak rolü var. Sah- neye çıkacak ve bir iki kelime söyliye- | cek, ondan sonra içeri girecek... Vasfi Riza uşak rolüne çıkıyor. Fakat söyli- yeceği iki, üç kelimeyi o kadar fena söylüyor ki liyartroyu idare edenler temsilden sonra onu çağırıyorlar: — Sen artık geceki temsile gelme... Biz uşak rolü için başkasını buluruz... diyorlar, ! Vakıa bu, sanatkârın üzerinde bü- yük bir darbe oluyor amma, manevi- yatı kırılmıyor, daha büyük bir hızla kendisini sahneye veriyor ve nihayet eninde sonunda muvaffak oluyor... Vasfi Riza için bazıları «fazla hesa- binı bilir. diyebilirler. Hatlâ tiyatro | muhitinde Vasfi Rizanın bu huyu için şık bir fıkrada anlatılır; Ertuğrul Muhsin Avrupaya gitmiş, gezmiş, dönmüş: — Kaç paran gitti?... diye sormuş- lar, Ertuğrul Muhsin cevab vermiş: - — Giderken 1000'liram vardı Mem- | lekete 200 lira ile döndüm. Vasfi Riza Avrupaya gidip gelmiş. Sormuşlar: — Bu seyahat sana kaç paraya mal- oldu? Vasi: — Giderken cebimde 1000 Ilram var- dı... demiş ve durmuş: — Peki döndüğün zaman cebinde kaç paran vardı? Vasfi Riza cevab vermiş; — 2000 lirat.. Vasfi Rizayı bazı tanıdıkları bu ka- dar hesabi bilirler, Şüphesiz ki bu de- recesi mübalâğadır. Vasfi Riza mu- hakkak hesabını bilir, Daha doğrusu O yaşamasını iyi bilir, Ayda az bir pa- ra harcettiği halde Vasfi Rizanın oto- mobili, köşkü, ahçısı, uşağı, buz dolabı vardır, Böyle bir adama da hasis den- mez, «iyi yaşamasını biliyor» derler... Hattâ Vasfi Rizanın bankada küçük bir hesabı da vardır... Vsfi Rizaya, domuz derisi eldiven- lerle Şık hususi otomobilini kullanır. ken; — Ne modem adam!... derler. Vasfi Riza modem olmakla beraber son derece mutekiddir. Otuz ramazan hiçbir gün orucunu kaçırmaz. Nama» zmı kılar, Balet artistlerinin mayolu vücüdleri arasında şarkısını söyledik- ten sonra ramazan geceleri sahura olu- rur, yemeğini yer. Akşam da iftarını ettikten sonra tiyatroya gelir, Sahneye | çıkar, Vasfi Rıza neden evlenmez? Vasfi Riza profesör Besim Ömer ka- dar değilse bile oldukça meşhur bekâr- lardandır. Bazılatına her ne hikmetse merak olmuştur: — Vasfi Riza neden evlenmez?.. dis ye sorarlar... Vasfi Rizarın neden ev- lenmediğini anlatalım. Kıymetli ar- | tist bu hususta aynen şöyle düşünür Vasti Riza evli bir adamın son dere- ce muntazam bir hayat sürmesine am : aa ei knk ek in İİ ii Vasfi Rıza raftardır. Vasfi Riza bir kocanın çap- | kınlık yapmasını son derece âyıplar. Halbuki Vasfi Riza kayıtsız hayata sonsuz bir zaafı vardır. Meselâ bu ge- ce bir baloya gitmek aklından geçer, kalkar gider. Sonra sevimli aktör seyahati çok se- ver, Her sene Avrupaya gitmek ister. Evlenince karısını da beraber seyaha- te götürmek lâzımdır. Halbuki Vasfi Riza parasının buna kâfi gelmediğine kanidir. Vasfi Riza bir erkeğin -karı- sından ziyade kendisine itin etmesine, kendisine elbise ve saire yap tırmasına pek ziyade sinirlenir. Har buki aktör olduğu için rol icabı kendi- sine kat kat elbiseler yapması, şık gez mesi lâzımdır. Evlenirse karısın: ken- disi kadar şık gezdiremiyecek, ona kendisi kadar elbise yaptırtamıyacak- tır. İşte bütün bunlar Vasfi Rizanın ev- lenmesine mani olmaktadır. Evlenme bahsi açılınca Vasfi Riza: — Hele bir ellisine gelelim... der. Ak saça hayran.. Vasfi Rizanın genç kızlardan 3i- yade dulların halini beğendiği birkaç kere yazılmıştı. Genç kızlar kıymetli aktörümüze çatınış olacaklar ki şimdi bu bahse katiyen temas etmemekte dir. Vasfi Riza nasıl kadınları güzel bu- lur?... Bu zamana ve kadınların gü- zellik tarzına göre değişir. Yalnız şu- rası muhakkaktıt ki Vasfi Riza genç- lerde beyaz saça bayılır, Genç simala- rın üstünde beyaz saç pek hoşuna gis der, Genç olduğu halde ağaran saç- larmı boyayanlara da acır. Beyaz saçını boyayan bir genç kızın bu hareketini güzel ve nadide bir mo- zayiği sıva ile örtmeğe benzetir... Bulgar hududunda bir macera Vasfi Riza hususi hayatında hiç te sahnedeki gibi neşeli değildir. Fakat ters te değildir. Onun şimdiye kadar kimse ile kavga ettiği görülmemiştir. #Karım beni aldatırsa...» filminde Vas- Tinin: «Benim sinirlerim yoktur? şar kısı meşhurdr. Hakikaten Vasfi Riza hayatta kat- iyen sinirlenmemek taraftarıdir. Fakal son seyahatinde Avrupadam dönerken Bulgar hududunda az daha bu prewsi- binden vazgeçiyormuş. > Bulgar hududunda memurlar Vas- fiye Bulgarca sormuşlar: — Senin niçin 3 ismin var? Herke- sin ismi iki tanedir. Halbuki senin Vaş fi Riza Zobu... Vasfi; — İşte ne yapayım.. benimki böyle. demiş, lâkin İki'saat bulgarcadan ma- ada bir şey konuşmıyan memura laf anlatmak sen derece güç olmuş...Niha yet mesele halledilmiş, Vasfi Riza oto- mobiline binmiş, tam Edirneye hareket edecek, O zZamışna kadar bulgracadan başka bir şey konuşmuyan Bulgar hu dud memuru Vasfinin arkasında gü“ zel bir türkçe ile seslenmiş: — Güle güle... Çarşıda şekerci Ah4 med efendi vardır. Benim aıbabımdır,| > vi Ona selâm söyle... demez mi? Siz Vasfi Rizanm yerinde olun daf iki saat bulgarcadan başka tek bir türkçe kelime söylemiyen bu adan gelin de âinirlenmeyiniz....

Bu sayıdan diğer sayfalar: