28 Nisan 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5

28 Nisan 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Ingiltered Bu sene kış bir ay uzun sürdü. Fran- sada hâlâ kar yağıyor. Avrupanın her tarafında olüzumundan çok fazla yağmur yağmıştır. Bu rahmet bollu- ğundan yalnız İngiltere mahrum kal- mıştır. Bilâkis bu memleket nadir görülen bir kuraklığa uğramış- tır. Bir aydanberi bütün İngiltere ku- raklıktan kıvranıyor. Ayni zamanda gayet şiddetli kuru soğuklar ve sert rüzgârlar hükmünü sürmektedir, Rutubetin fıktadından ot yoktur. Hububat tarlaları kavrulmak tehlike si karşısındadır. Köylüler şeker pan- carı ve emsali mahsulleri zeretmeğe bile lüzum görmemişlerdir. Toprak son emsali | kuraklık | derecede sert ve kurudur. Yaz buğday- ları mezruatı şimdiden ven, miştir. Bir haftaya kadar kâfi dere- cede yağmur yağmadığı takdirde Bri- tanya adaları ziraatı mahvolacaktır. Ümidsizliğe düşen birçok köylerin halkları kiliselerde toplanıp yağmur duası okumuşlardır. Halk mezruat Şöyle dursun içecek su tedarikinden de mahrum kalacağından korkuyor. Londralıların da susuz Kalimaları Ih- timali vardır. Su idaresi şimdilik Tay- mis nehrinden su alabildiğini ilân et- miştir. İki ay müddet devamlı ve bü- tün İngiltereye şamil kuraklık oldu- ğunu tarih kaydetmemiştir. Tayyareyi görünce heyecandan öldü İngilterenin Hampshire eyaletinde 1300 nüfuslu bir köy olan Soberton halkı bundan bir kaç gün evveline gelinceye kadar hiç tayyare görme işti. Köylüler tayyarenin yalnız ip dururlar, fakat bir tay- yarenin ne olduğunu hiç bilmiyorlar- dı. Nihayet geçen gün ki pa iki hususi tayyare in köyde büyük bir heyecan hasıl oldu. Köylüler işlerini güçlerini, çifçiler çiflerini bırakarak, dükkâncılar dük- kânlarını bırakarak tayyarelerin in- diği yere koşmuşlar, Bu koşan erkek, Tüyler ürpertici bir keşif Metroviçe civarında eski devirler den kalma bir Save köprüsünün kaf- deleri tamir edilirken tüyler ürpertici bir keşif yapılmıştır. Ameleler duva- arlarken ayakta duran, ve ta- duvarla örülü bir insan iske- leti meydana çıkarmışlardır. İskelet mütehassıs bir doktor tarafından mu- ayene edilmiş ve onun yüzlerce sene eski olduğu anlaşılmıştır. Bulunan iskelet genç bir kadın iskeletidir. Vaktile vahşi kavimler bir köprü in- şa edecekleri zaman köprü kaidele- rinden birinin duvarı içine canlı bir insan koyarlardı. Bunu ekseriya genç bir kadın veya, kız intihap €- derlerdi. Bu kızın vücudü diri diri duvarlarla örtülürdü. Kim bilir hangi devre aid olan bu kurban iskeleti geçen gün Metroviçede merasimle defnedilmiştir. | kadın ve çocuk arasında bir de evvel ce kasaplık yapan Albert Mason İs- minde bir adam vardı Bu ihtiyar tayyareleri görünce o kadar fazla he yecana kapıldı ki, zamanın en son sistem terakki eseri olan bu hususi hava kuşlarının arzettiği manzaraya dayanamıyarak yere yuvarlandı ve | öldü. Bu suretle Soberton köyünün en neşeli mateme boğmuş oldu. Köy civarında yere inen tayya- reciler hafta sonunu geçirmek üzere İ o taraflardaki ziyarete gitmişlerdi, 300 bin balık havada üçtu Geçen gün Romadan kalkıp Ha beşistana giden bir italyan tayyaresi garip bir hamule taşımıştır. Bu tay- lünuyordu. Balıklar rinden avlanarak fıçılar içine kon- muştu. Bu balıkların İtalyadan Ha- beşistana gönderilnesindeki maksad 'Tana gölünde de İtalyan tatlısu ba- lıkları yetiştirmektir. Her nekadar Tana gölünde de tatlısu balıkları varsa da İtalyanlar bunları beğen- miyorlar. Onun için 300 bin İtalyan balığı fıçılara konmuş ve tayyare ile Tana gölüne naklolunmuştur. Tay- yare çabuk gitmek için Trablustan ve Sudandan geçerek gitmiştir. Ba- Lıkların ölmemesi için bütün sefer esnasında fıçılardaki suyun aynı de- recede bulundurulması dJâzım gek miştir. m aaa m mmm İngilterede silâhlanma masrafı Bu yüzden bütçede 30 milyona yaklaşan açık var| Londra 97 (A.A) — Avam kamara» sında dün sir Jon Simon tekrar silâh- lanma programın tatbiki için ihda- #1 zaruri olan yeni vergileri bildirmiş ve bu meyanda irad vergisinin altı pers nisbetinde arttırılması lâzım ge- leceğini söylemiştir. Nazır, masarifatı 944 398,000 ve va- ridatı 914,400,000 lira olarak tahmin ettiğini kaydetlikten sonra demiş tir ki; 30 milyona yaklaşan açığın İs- tikrazlarla değil, mali resimlerle ka- patılması lâzımdır. Sir Jon Simon, beynelmilel müna- sebetler bir gün iyileştiği takdirde hü- kümetin askeri masrafları kısmağı ümid ettiğini, fakat şimdilik tekrar silâhlanma plânının tatbikine devam edilmesi lâzım geldiğini tasrih etmiş- tir, Rekor senesi belki gelecek sene, bel- | ki de 1940 senesi olacaktır. Nazır, beş senelik tekrar silâhlan- ma plânına ait rakamların ehemmi- yeti hakkında kati bir şey söyliyemi- yeceğini, yalnız bu piânm her halde bir buçuk milyar İngiliz lirasına ma- lolacağını beyan etmiştir. Bir yumrukta dişini kırmış Kadıköyünde Abdullah ile Hasan, #$ yüzünden kavga et lah Hasana bir yumruk vurarak di. şinin birin kırmıştır. Polis Abdulla. hi yakalamış, Hasanı da tedavi altı- na aldırmıştır. Küçükpazarda oturan manav İs- lâm, Abbas isminde biri tarafından başından demirle yaralanmıştır, Ab- bas polisce yakalanmıştır. Lehistan çingeneleri arasında galeyan Çingeneler kralının istifa etmesi isteniyor Varşova 21 — Çingeneler arasında geçen sene Lehistan çingeneleri kralı ilân edilen Janos Kviek aleyhinde bü- yük bir galeyan vardır. Yeni kral dik- tatörlük yapmak istemekle itham edi- iyor, Kral vergileri arttırmıştır. ziyade infial uyandıran çingö- in başlıca geçinme membaı olan ığı yasak etmesidir. Muhalifler krala bir ültimatom vererek çekilme- sini, aksi takdirde koğulacağını bil- dirmişlerdir. Tahta namzed bir libe- ral cümhuriyeti Amerika âyanından Borah'a göre tehlikeler azaldı. Vaşington 27 (A.A.) — Âyan fza- sından Böorah mecliste Amerikan bah- riyesinin inkişaf projesine itiraz ede- rek, bu projenin yabancı hükümetler tarafından bir tecavüz siyaseti alâme- ti telâkki edileceğini ve deniz silâh- ları yarışının artmasına ğını söylemiştir, Borah, İngiliz siyasetinin diktatör. lüklerle demokrasiler arasında ihtilâf çıkması tehlikesini bertaraf ettiğini ve İngiliz - İtalyan itilâlının «kuvvef- le - feragat» mahiyetinde olduğunu | ilâve eylemiştir. Netice olarak Borâh, Japonyanmn oluz sene evveline nisbeten daha az tehlikeli olduğunu, çünkü eşimdi pek meşgul» olduğunu söylemiştir. yarenin içinde 300 bin diri balık bu- | İtalyan gölle- | Dünya sulhü ) | sebep olaca | | | Nevyork kitapçılarından biri sigara içenlerin tabiatlerind bahseden dik- kate değer bir kita, iyor. Bu ki- tap uzun seneler sigara içenleri ted- kik etmiş olan Amerikalı Miçel tara- fından yazılmıştır, Miçel bir insanın si- i garasını veya purosunu elinde tutma- sından, ağzına doğru götürmesinden, bu esnada yaptığı hareketlerden ne- | tablat çıkararak siyara içenin tabiat ve ahlâkı hakkında hükümler veriyor. Miçel'in bu tedkikleri merak uyan- | dırmakla beraber esas ilibarlle büyük bir fevkalâdelik arzetmiyor. Çünkü ni. hayet bir insanın sâir hareketleri de tedkik olunarak tablat ve ahlâkı hak- kında bir hüküm vermek kabil olabi- lir. Omuzların nasıl kalkıp indiğine, göz kapaklarının nası) açılıp kapan- dığına ve selâm veriş tarzına bakarak bir insanm tabiatini tayin etmek o kar dar güç değildir. Çünkü her bir hare- ketimiz benliğimizin tezahürüdür. İçi- mizdekini dışarıya vuran vesikalar- dandır, her göz kırpmamız, parmak- larımızı oynatmamız âsabımızın emri- le yapılan hareketlerdir, nihayet bi- rer refleksden ibarettir. Hindistanda öyle mucizeler yaratan fakirler vardır kİ, bir insanın mahiye- tini bütün teferrüatile gözlerinden okumağa kadirdirler, Bu fakirler göz bebeğinin rengine, bu rengin teşkil et- tiği dairenin koyu veya açık daire kı- | sımlarına ayrılmasına bakarak bun- ları asırlardanberi cari olan teamülle- re göre tasnif ederler ve bu sayede gö- 7e bakarak bir insanın seciyesini mey- dana çıkarırlar. Melankolik insanla- rın gözleri başka, hissiz insanların göz leri başka oluyor, azimkâr bir insanın göz bebek dilimleri kararsız ve zayıf ruhlu bir insanın göz bebek dilimle- rine hiç benzemiy'ormuş. Onun için Amerikalı Miçel'in uzun seneler tedkikat yaptıktan sonra si- gara içmek, daha doğrusu pigara İçiş tarzından neticeler çıkarmak hak- kında bir eser yazmasına esas itibari- le hayret etmemek lâzım gelir. Bu İKTİSADİ MESELELER Ankarada toplanacak olan ziraat kongresi için her tarafta hazırlıklar yapılmaktadır. Bu münasebetle zi- rast odası da kongereye bazı raporlar göndermiştir. Bu raporlardan birin- de, İstanbulun süt meselesine büyük ehemmiyet verilmektedir. Raporda hulâsa olarak deniliyor ki: «Şehri- mizde iki süt fabrikası açılmadığı takdirde, süt meselesini esaslı suret- te halletmeğe imkân yoktur, > Bu fikir ilk defa olarak, ziraat oda- sı tarafından ileriye sürülmüş de- ğildir. Geçenlerde de belediye iktisad müdürlüğü, süt meselesinin hsllini, fabrika açılmasına bağlı bulmuştu. Pek tabii olarak, piyasaya temiz süt çıkarılması için, fabrika açmağa ihtiyaç vardır. at süt meselesini halletmek için tarafından başla malı? Her şeyden evvel bunu düşün- mek lâzım. Bize kalırsa fabrika ikin- ci bir meseledir. Acaba İstanbul ve İstanbul civarındaki mandıralar, şeh- rin süt ihtiyacını temin ediyor mu? Eğer İstanbul civarında bol mikdar- da süt islihsal eden mandıralar ol saydı, süt meselesi tabif olarak ken- diliğinden halledilirdi. Çünkü reka- bet kânunları yüzünden, herkes da- ha iyi, daha ucuz süt satmak sureti- le, süt hilekârlığının önüne geçebi- Mirdi. Hilekârlığın : bir sebebi de, or- tada az mal olmasdır. Eğer memle- ketimizde bol ve ucuz tereyağı istih- sal edilseydi, mahlüt yağmeselesi olur muydu? Nitekim yağın pek bol olduğu ve kilosu 50 kuruşa satıldığı Karsta mahlüt yağ meselesi yoktur. Demek cluyor ki, hilekârlığı doğu- ran, saruri sebebler de vardır. Bu s6- bebleri ortadan kaldırmak için, İs tihsalâtı arttırmak lâzım. Nevyork kitapçılarından biri yeni bir kitap hazır- lamaktadır. Kitabın hü- lâsası şudur: Nasıl sigara içtiğini göster bana, kim olduğunu söyliyeyim sana... eser insan bilgisi ifşa etmek itibarile enterösan bir kitaplır. Resimlere bak- tığımız ve ellerin vaziyetini gördüğü- müz zaman bunlar pek tabii gibi gö- rünecek ve bir yenilik arzetmiyecek- tir. Bu hal bizim için birçok şeylerde vaki olur, Bunları ancak gördükten veya okuduktan sonra hatırladığımız ve bildiğimizi unuturuz. Sigarayı çok kıvrılmış olan parmaklarının arasın- da tulan bir adamın hasis olduğunu elbette hiç halırımıza getirmemişiz- dir. Fakat o vaziyeti resimde görünce iddianın doğru olması lâzım geleceği- ne inaniyoruz, Hakikaten gayri şuuru olarak hafızamızda saklı duran öyle Alâkadarların söylediğine göre, İs- tanbul civarındaki mandıralar, ihti- yaca kâfi değildir. Bu mandıralarda süt istihsalâtırı arttırmak, hayvan- cılığa ehemmiyet vermek, hattâ man- dıra sahiblerini bu işe teşvik etmek lâzımdır. Nasıl bir fabrika himaye ediliyor- sa, bir mandira da ayni maksadlarla himaye edilmelidir. Halbuki şimdi- ye kadar mandıraların ıslahı ve hi- mayesi, ve bu gibi mandıraları aça- cak kimselere Kolaylıklar göstermek gibi, hiç bir fikir ortaya atılmamış- tır. Bütün bu merhaleyi geçtikten sonra, süt istihsalâtım arttırmak ve bundan sonra temiz süt elde etmek için fabrika açmak lâzımdır. Az süt istihsal edilen bir memleketle süt fabrikasının ne rolü olabilir? Ziraat kongresinde, bütün bu me selelerin mütehassıslar tarafından ortaya konarak halledileceğine ka- niiz. Bu suretle süt meselesi, İstan- bul şehrine aiâ mevzii bir mesele ol- maktan çıkarak, memleket mikya- sında halledilmesi icab eden bir me- gele haline girmektedir. Bundan do- layı süt meselesinin müsbet bir su- rette halledileceğini ümid gö “H.A Bir bahçıvanın Türk Hava Kurumuna teberrüü C. E, P, Pendik Kamunu yönkuru- Jundan: Pendikde Stadyum caddesin- de oturan bahçıvan B. İdris her daim nakdi yardımlarda bulunduğu «Türk Hava Kuruluna» bu sefer de on iki muhtelif parça bostan ve tarlasını bu kuruma terk ve yüz lira da nakden vermek suretile yardımını tazelemiş olduğundan kendisine teşekkür olu- Bir adamın sigara veya puro- sunu nasıl tuttuğuna bakarak | tabiatınıanlamak kabilmiş basit ve adi şeyler vardır ki, onları uyandırarak hatırmıza getirtmek için ekseriya tahrir! bir vesikaya göz atmamız icap eder. Resimde «hoş meşrep» diye gösteri- Jen ele bakılınca o el sahibinin sakin, müvazeneli, âlemi ve hayatı birer mühim mesele saymıyan bir kimse ol- duğu kanaati husule gelmiyor mu? Ketum, sır saklıyan, hislerini mey- dana vurmıyan bir adamın tablatı da sigara tutarken elinin aldığı vaziyet- ten ayni vuzuhla anlaşılabilir. «Açık kalbli> puro tiryakisi, «ciddi tavırlı, evaziyetinden emin Olan», «hoş meşrep», «hiddetli, vendişeli, «düşünceli; insanların hepsi gördüğü- nü anlayıp kavramağa muktedir ola- nın nazarınd« mahiyetlerini saklıya» mazlar, Tütün içmeden bahseden bu kita bın resimleri yapıldıktan sonra Miçel onları, ne maksadla yapıldıklarını bil- miyen kimselere göstererek fikirlerini sormuştur, Resimleri görenlerin ek- seriyeti, münferid ellerin vaziyetleri- ne göre o el sahiplerinin tayin edilen seciyede insanlar olduklarını tasdik etmişlerdir. Resimlerde görüleceği gi- bi vaziyetler muhtelif olmakla bera- ber el şekilleri hep birdir, ayni el ay- ri ayrı vaziyetlerde tersim edilmiştir. Bu yazdıklarımız ve neşrettiğimiş şekiller Miçel'in kitabından çıkarıl- mış küçük bir nümunedir. Yoksa eser felsefi kıymeti haizdir. Bazı sahifele- rini anlamak için tekrar, tekrar oku- mak lâzımdır. Buna da hayret edii- memelidir, Çünkü Miçel bütün haya- tanı «tütün içme» felsefesine hasret- miş ve sigara içenlerin tablatlerini ans lamakla vakit geçirmiş bir adamdır. Miçele göre koyduğumuz resimle rin mânasi şudur: 1 1 — İnatçı, 3 — Monden adam, $— Düşünceli, 4 — Hilddetli, 5 — Hoş meşrep, 8 — Ciddi, 7 — Vaziyetinden emin, 8 — Kolay tahrik edilebilir, 9 — Açık kalbli, 10 — Hasis, Bir esrar kaçakçılığı Süt meselesini hal için işe nereden başlamalı? | Geceleyin bir duvarın içine esrar bırakan bir çocuk yakalandı Evvelki gece Balatta Mollaâşkı ma- hallesi bekçisi garip bir esrar kaçak- çılığını meydana çıkarmıştır, Bekçi Hüseyin, gece sokaklarda do- Jaşırken küçük bir gölgenin Simidci Ve» li sokağına saptığını görmüştür. Gece- nin ilerlemiş vaktinde bir çocuk göl- gesinden şüphelenen bekçi Hüseyin, kendisini çocuğu hissettirmeden takip etmiş, çocuk da sokağın bir tarafında- ki duvar kovuğuna doğru giderek ko- vuğa birşey sokup hızlı hızlı uzaklaş- mağa başlamıştır. Bekçi Hüseyin bu vaziyeti görünce hemen çocuğun ar- kasından koşmuş ve yakalamıştır. İsminin İsak olduğunu ve on dört yar şında bulunduğunu söyliyen çocuk bekçi ile beraber duvarın bulunduğu yere gelmiş ve kovuğa ne soktuğu 50- rulmuştur. İsak, evvelâ inkâra kalkmış, fakat bilâhare, buraya bir gazete kâğıdına sarılı 17 gram esrar parçası soktuğu- nu söylemiştir. İsak, gazeteye sarılı e3- rarı soktuğu yerden çıkarmış, bekçiye teslim etmiştir, Çocuk esrârla beraber karakola ge- tirilmiş, bunu kendisine kimin verdiği sorulmuş, İsak bir adamın bunu vere rek oraya sokmasını söylediğini, o ada- mı da tanımadığını beyan etmiştir. Za» bıta; hâdisenin mahiyetini aydınlat mak için tahkikata girişmiştir. Abdüsselâm Kurtuluş vefat etti i Ankara 27 (Akşam) — Hariciye Ve- kâleti arapça mütercimlerinden ve Ve- kâletin emekli memurlarından B, Ab- düsselâm Kurtuluş bugün vefat etmiş. tir. Yarın cenazesi merasimle kaldırı- lacaktır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: