24 Mayıs 1938 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

24 Mayıs 1938 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

AKŞAMDAN AKŞAMAXx Kahrolsun tahriheilik ! Dalları kıranlar, kanapeleri kesenler hakkında teşkilâtlanalım Evvelki gün pazar olduğu için, halk gezme yerlerine dağılmıştı, Tanıdıklar- dan kimi Adaya, kimi Modaya gitmiş. Kadıköy vapurile dönen arkadaşlar- dan biri şunu anlattı: — Karşıma bir aile oturdu. Çoluk- ları, çocukları hep beraber... Belli ki, yemişler, içmişler... Fakat daha da doy- mamış olacaklar ki, boşalmış sepetle- rinin dibinden elmalar çıkarıp soydu- lar, yediler, afiyet olsun amma, bi çaklarını kanapelerin örtüsüne silme- lerine ne demeli?.. İtiraza hazırlanı- yordum; karım: «Allah rizası için sus! kafayı çekmiş, kavga çıkarır!» ustum. Biraz sonra, hareket et- tik. İki çocuğu tozlu ayaklarile salo- nun mindorlerine bastırdılar. Beni ha- fakanlar boğuyordu. Bereket versin bir subay müdahale etti, Bu sefer de o Mübali ailenin reisi sesin yükseldiği tarafa doğru itiraza hazırlandı, Üni- formanın heybeti karşısında sustu. Böyle şeyler yapmamamız için ile | otorite mi lâzım? o Kendiliğimizden akıl edemez miyiz? ... Adadan gelen bir dostumuz ise, şu- nu anlattı: — Mer yerde güzel akasyalar aç- mıştı. Gelenler dalları çatır çatır kopa- rıp yağma etti, götürdü. Adaların çamlarına dokunmak yasaktır; bunu çok kimse öğrendi amma, diğer ağaç- ların da her birini ayrı ayrı saymak mı? Memleketimizin ziyneti olan bü- tün mebatların zedelenmesi, örselen- mesi cümlemizin zararına olduğunu halk nihayet idrak etmeli değil mi? Madem ki bunu anlamıyanlar var, bu katliâmı bizzat zabıta ve belediye ön- lemelidir. Adalar başta olmak üzere sayfiye yerlerinin dönüş vapurlarında bir gözcü bulunması, ellerinde cürüm vesikalarile dönenleri çevirmesi müm- kün değil midir? Bu pazardan, hattâ yarından itiba. Ten bu usulün tatbik edilmesini Ada- ların ve diğer mesirelerimizin zabıta” | sından rica ederiz, iss Ben de hu pazar, gelin gibi beyaz ve süslü Trak vapurile Mudanyaya gidip gelenler arasındaydım. Kendi kendime l öyle düşünüyordum: «— Bir milletin böyle vapurları ol. ması ne saadet... Bunlar, demokrat me-| deniyetin nimetleridir: Milyoner ol- mağa hacet yok; hususi yatı olan lord- ların safasını birkaç liraya herkes süre- biliyor... Bu salonlar!... Bu gıcır gıcır yumuşak deri kanapeler!...» Ansızın kulağıma bir ses çalındı: — Bakalım halk kaç gün temiz tu- tacak?... Tramvayların kanapelerini $i- Tetle nasıl kesmişler, görmediniz mi? Belki de bu derilerden bir terliklik alıp götürenler bulunur... Yahud bu sütbe- yaz boyaları çocuklar kurşun kalemile çizer, âşıklar da masaların üzerine çifte yürek hakkeder. Bir bayan haykırdı: — Böylelerini en müthiş cezalara çarpmalı,.. Kanun çıkartmalı da, ha- pislerde uzun müddet süründürmeli. vak Daha iyisi manevi bir zabıta tesis et- mektir; Her türlü tahripçilik aleyhine her vasıtamızla bir ahlâk propaganda- İ den kasap Hüseyini tabanca ile öldü- İ de emanet tabanca vermliştim. Mütenddid | vet ve küfür etti, Salihin kahvesine gittik. İ yere yuvarladı. Bu hareket karşısında f6- | sı açmalıyız... Bahusus kollektif bir kontrol koymalıyız: Yani hep birlikte göz kulak olmalı... Ve yukarıki misal- ŞEHİR HABERLERİ p .. Ödünç para verme kanunu Faizin indirilmesi çok iyi karşılandı Ödünç para verme kanununun bâr zı maddelerini tadil eden kanun lâ- yihası şehrimizde büyük alâka uyna- dırmıştır. Kanunun muaddel şekli henüz alâkalı müeseselere tebliğ olun-| mamıştır. Bugünlerde tebliği bekle- niyor, Yeni kanun faiz miktarını yüzde sekiz buçuğa indirmiş ve bu miktar- dan fazla faiz alınmasını yasak et miştir. Halen faiz miktarı yüzde 9,5 dur. Yüz kuruşta bir kuruş tenzilât | mühim istikrazlarda ehemiyetli ye- kün tutacağı için tadilât memnuni- | yetle karşılanmıştır. i Otobüs fiatleri indirilemiyor | Benzin flatlerinin düşmesinden dolayı otobüs fintlerinin de ucuzla- ması lâzım geldiği düşünülmüş ve Belediye fen heyeti tarafından ted- kikler yapılmıştır. Beş litreden fbaret olan bir şişe benzin vaktile 80 kuru- $a satılırken 77,5 kuruşa indirilmişti. Bu takdirde yüz kilo metrelik mesafe alan bir otobüsün benzin ücretinden 10 kuruş İstifade ettiği anlaşılmıştır. Şimdiki vaziyete göre otobüs fiatleri- nin indirilmesi kabil görülmemiştir. Bostanci cinayeti Alacak yüzünden kasap Hüseyini öldüren İslâmın muhakemesine başlandı Bir müddet evvel Bostancı istasyo- nu civarında elli lira alacak yüzün. ren Arnavut tebaasından İslâmın mu- hakemesine dün ağırceza mahkeme- sinde başlanmıştır. Evrak okunduk- tan sonra mazmun İslâm vakayı şöyle anlatmıştır: — Kasap Hüseyine elli ra borç ve bis defalar tediğim halde Hüseyin bunları iade etmedi. Vaka günü yine paramı 9 tabancamı isteyinse, Hüseyin bana haka- Orada Salih araya girerek bizi barştirmak istedi. Fakat Hüseyin bana hakarete de- vam etdi. Ben kahveden çıkarak koyunla- rıma bakmak üzere istasyon civarına gi- derken Hüseyin bana bir yumruk vurup na balde sinirlendim. Ne yaptığımı bilmis yorum. İslâmın ilk tahkikatta ve hazırlık tahkikatı esnasında Verdiği ifadeler okundu. İslâm bu ifadelerinde Hüse- | yinle kavgalarını yine malikemede söyldiği şekilde anlattıktan sonra: «Salihin kahvesinden çıkıp İstasyon caddesine doğru giderken Hüseyin su dökmek üzere istasyon parmaklık. larının yanında durmuştu. O zaman tabancamı çekip içindeki yedi kur- şunü üzerine boşalttım.» demişti, Fa- kat mahkemede bu ifadesini inkir ederek: — Ben böyle şeyler söylemedim. Bu ifa- deyi kabul etmem. Hüseyin beni yumrukla yere yuvarlamış ve küfür etmiştir. Şahitlerin celbi için muhakeme başka gü imana KA PM deki gibi cesareti medeniyesizlik etme- meli!.. Umumi malımıza zarar veril diğini gören her hemşehri derhal mül- dahale etmeli! Böyleleri ve zabıta kuvvetini de arkasında bula. caktır! (Vâ-Nü) Haklı şikâyetler Bir şişe bira 60 kuruşl Yazlık eğlence yerlerinde fiat Hstelerinin Belediye tarafından sika bir kontrol altında bulundu. rulması ve listelerin göze gözü- kecek yerlere mecburi şekilde ko- nulması kararları alındığı şu sı- rada bir karilmizden dikkate de- ger bir şikâyet mektubu aldık. Bu kariimiz, geçen pazar günü Floryada kır tarafında arkadaş- larile oturduğunu, bir aralık bir çocuk göndererek bir bakkaldan bira aldırdıklarını, bakkalın bira- ya 60 kuruş istediğini, her bak- kalda 35 kuruşa satılan biranın buradaki fiatine aki erdireme- melerine rağmen bu parayı ver- diklerini hikâye ediyor. Fiat listeleri işi göz önünde tu- fulurken bakkalların da alabil. diklerine satışlarına göz yumu- lamıyacağını sannederiz. Bu gibi gezme yerlerinde yalnız gazino- ların değil, bakkalların da ihti- kârın: önlemeli, Kuyuya düşen beygir kurtarıldı İtfaiye getirttiği â âletleri ilk defa kullandı Kuyu, sarnıç gibi yerlere kazaen düşenleri derhal ve muvaffakıyetle kurtarabilmek için itfaiye tarafından yeni âletler satın alınmıştı. Dün bu yeni âletlerin kullanılması tesadüfen bir bostan kuyusuna düşen bir bey- gir »de tecrübe edilmiştir. Eyüpte Bahariye caddesinde tek- ke arkasında B.-Hâdinin bostanında dolabı çeviren beygir, bir aralık ko- lanlarından kurtularak kuyuya düş- müştür, Bostan kuyusu tâbiatile çok büyük ve derin bulunmaktağır. Derhal za- bıta ve itfaiye haberdar edilmiş, tah- lisiye grupu gelerek yeni edevatı kul- lanmak suretile kısa bir zamanda beygiri canlı olarak kurtarmıştır. Bursa belediyesi bir turizm şubesi tesis ediyor Hükümetçe ittihaz edilen karara göre İstanbul ve Bursa dahil oğluğu halde bütün Marmara havzası turist mıntakası ittihaz edilmişti, Bu karar üzerine önümüzdeki hazirandan iti- baren tatbik edilmek üzcre İstanbul- da olduğu gibi Bursa Belediyesinde de bir turizm şubesi faaliyete geçecek | ve bu şube İstanbul turizm şubesile | birlikte çalışacaktır, Şehrimize ve Bursaya gelen Sey- yahları gezdirmek hususunda iki şu- be birlikte hareket edecektir. Ancak Bursada seyyah tercümanları olma- dığından İstanbul tercümanlarından Bursa turizm şubesi de İstifade ede- cektir. İzmir Enternasyonal Fuarı En ucuz alış veriş, bol eğlence ve bir çok yeniliklerin doğduğu yerdir. Mutlâka iştirâk ve ziyaret ediniz. Milyonlarca müş- teri, mallarının bekliyor. 20 Ağustos - 20 Eylül Bay Amcaya göre... ! evvel bu semtin şehir plânile alâkası- Kılıç Ali ai camisi Evkaf, camiyi kapayan dükkânları yıktıracak 'Tophanede Kılıç Ali paşa camisi önünde bulunan evkafa sid 8- 10 parçadan ibaret dükkân İle üzerle- rindeki bekâr odaları caminin manzâ rasını bozmaktadır. Evkaf idaresi bu dükkânları buradan kaldırarak ca- miyi meydana çıkarmağa karar ver- miştir. Ancak dükkânlar yıktırılmadan nın derecesini anlamak üzere keyfi- yeti Belediyeden sormuştur. Beledi- yenin noktasi nazarı alındıktan son- ra buradaki dükkânlar kaldırılacak ve caminin önü - şehir plânındaki esaslara göre - tanzim edilecektir. Bir İsviçreli muharrir geldi İsviçrenin mühim gazetelerinden | biri olan «Bazel Nasiyonal Zaytung» un Rudolf Eght isminde bir mulhiar- riri şehrimize gelmiştir. B. Rudolf Eght İstanbulda bir müd- det kaldıktan sonra Ankaraya giderek tetkikatma devam edecek, gazetesine memleketimiz hakkında yazılar ya- zacaktır. Binicilik mektebi Ağustosta (oAyazağadaki binaya nakledecek Hber aldığımıza göre, Harbiyedeki binicilik mektebi, ağostos içinde Aya- sağadaki yeni binmya nâkledecektir. Eski bina, yedek subay okuluna | kalacaktır, Müzeler idaresi bir kısım medreselerin tamirini istedi Şehrimizde eski medreselerden ço gunun metrük bir halde bulunması Müzeler idaresinin nazarı dikkatini çekmiştir. Müzeler idaresi, istifade | edilecek vaziyette bulunan eski med- reselere aid bir liste hazırlıyarak Bo- lediyeye vermiş ve bunların tamir et- İ tirilmesini istemiştir. Müzeler idaresi, bunların tamirleri için yapılacak | masrafın kira bedellerinden çikaca- ğını da ilâve etmektedir. Belediye bu mürâcaalı tedkik etmektedir. Tarihi Türk musikisi koro konseri Fatih Halkevi Ar şubesi başkanı konservatuar profesörlerinden Mesud Cemilin nezaret ve idaresi altında 25 mayıs çarşamba akşamı 21 de Fran- sız tiyatrosunda (tarihi Türk musi- kisi koro-koriseri) verilecektir. Kon- Ser programında 17 ve 18 inci asır Türk bestekârlarının yüksek sanat eserleri vardır. Gayrimübadiller takdiri kıymet ve satış komisyonun- daki tedkikler bitti Gayri mübadiller takdiri kiymet ve satış komisyonlarında tedkikler ya pan Maliye Vekâleti teftiş heyeti relsi 'B, Rüştünün riyasetindeki heyet An- karaya gitmiştir. Bu tedkiklerin ne- ticesi bir raporla Maliye Vekâletine bildirilecektir. Bahife $ ISTANBUL HAYATI Şairane pislik ! Evin küçük bayanı sevinç içinde at- lıya zıplıya bahçeye girdi. Elindeki gazeteyi sallıyarak havuz başına koj- tu: — Aman, ne güzel, ne güzel? Tam naturel hayat, Ah, şimdi Amerikada olsaydım. Hemen bu kulübe girerdim, Babası merakla sordu: — Yeni bir spor kulübü mü açıl mış? Genç bayan rimelli kirpiklerini süz- dü. Çantasını açtı, Dudaklarının ru- junu fazelerken telâşlı telâşlı anlattı: — Evet. Hem öyle bir kulüp ki, şim- diye kadar olanların hepsinden orlji- nal. İsmi de Simple life kulübü. Yani natürel hayat. Yırtık, pırtık elbiseler, yamalı papuçlar giyerek; pis, mikrop- lu paralarla uğraşmadan, rahat bir yaşayış. İlik güneş altında, yemyeşil bahçeler içinde akşama kadar çifçiler- le beraber toprak kazdıklan sonra tatlı tatlı ekmek peynirini yiyip, et- rafında koyunlar, kuzular meleşen minimini bir samanlıkta rahat bir uyku, Erkenden gene koyun, kuzu sü- rülerile beraber tarlaya gidip ekin biçmek, araba yükletmek, Oooh. Ne Şairane hay: Şimdi bir çok Ameri- kalı zenginler böyle yaşamıya başla- mışlar, Ah, şimdi Amerikada olsay- dım da o bahtiyarların arasında bu- Tunsaydım. Genç kız manikürlü ellerini sallıya sallıya, güneş altında yırtık elbiseler. le toprak kazmayı, samanlık küşesin- de uyku çekmeyi öyle derin bir işti- yakla anlatıyordu ki, hayretle dostu- mun yüzüne baktım, Küçük bayan gözlerini bahçenin derinliklerine dikmiş, hâlâ derin derin içini çekiyordu. Babası gülerek: — Peki amma, dedi. Bunda üzüle- cek ne var? İstanbulda toprak ta var, kazma da. İşte sana kocaman bir bah- çe. İstersen şuraya bir de samanlık yaptırayım. Akşama kadar toprak kaz, ot biç, gece de samanlığında yat. Genç bayanım yüzü biraz güldü. Neşe içinde zıplıyarak haykırdı: — Aman, ne şairane hayat!.. O sırada ağaçlar arasından bahçi- van göründü. Gömleğinin kollarını, yırtık pantolonunun paçalarını sıva- mış, Iki elinde, içi gübre dolu koyalar- la havuzun yanındaki çeşmenin önü- ne dikildi. Gübre kovalarına su doldu- rürken genç bayan, esans kokulu mi- nimini mendilini burnuna kapıyarak yüzünü buruşturdu, Başını öteye çe- virip mırıldandı; — Aman ne koku!.. Babası bir kahkaha attı; — Fikrinden ne çabuk döndün kı- zim? İşte, senin biraz evvel hasre$ çektiğin şairane hayat, Bu da, o şai- rane hayatın şairane pisliği. Genç kızın yüzü hafifçe kızardı, ses çıkarmadan uzaklaştı. Susuz semtleri halkının bir müracaatı Kırkçeşme şuyu akıtan çeşmelerin suları kesildikten sonra Sular iadesi bazı semtlere yüzden fazla terkos musluğu tesis etmişti. Henüz terkos suyu bulunmıyan bazı semtlerin halkı, yaz münasebe- tile büsbütün susuzluk tehlikesine maruz kalacaklarından eski Kırkçeş- me çeşmeleri yerine terkos muslukları tesis edilmesini Parti marifetile kay- makamliklardan istemişlerdir. Halkın bu müracaatı Belediyece tedkik edil- meğe başlanmıştır. l ».. Biri İtalyan... B. A. — Çok güzeli. Fakat hepsin- den evvel Fransızlar gelip Türkiyeyi yakından bir görseleri... t

Bu sayıdan diğer sayfalar: