14 Şubat 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 7

14 Şubat 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 7
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

Güm. B. Nurullah Ataç diyor ki... Bir şiirin güze I olması için (toptan onda mutlaka mânâ aranmaz Şu dakikada en beğendiğim mısra mı? şu:“Yazık oldu Süleyman efendiye!.,, İ B. Nurullah Ataç, tabakasından bir futam tütün aldı. İki parmağı arasi- na gerdiği sigara kâğıdınm üzerind #ütünü yerleştirdi. Bundan sonra iyi Yaprak dolması yapan bir ev kadm Mmeharetile sigarasını sardı. Kâğıttan Ğışarıya fırlıyan tütün saçaklarını kopardı. Sigarasını yaktı. Edebiyat Sahasında en ileri fikirler söyliyen Nurullah Ataç, henüz parmakları ara Bında sardığı sigaraları içiyor. Kendi- #ine akademi hakkındaki fikrini sor- dum. Topuksuz yün terliklerini sür- İerek önüme Kadar ilerledi; — Akademiye hem taraftarım, hem eğilim... dedikten sonra ilâve etti — 'Taraftarım, çünkü memlekette edebiyata hürmet gösterilmesine s0- bep olabilir. Bugün gençler, âlleler Arasında edebiyatla uğraşmak Adeta bir kabahat haline girmiştir. Devlet edebiyatı himaye eder, edebiyatçıya «Edebiyatçı» diye resmi bir paye veri. 1irse, faydalı tesirleri görülebilir, edö- biyat ta halk nazarında, gençlik na- Zarında yükselir. Bu akademi mükâ- fatlar koyar, Köprülüzadenin kana- atleri hilâfına da bu mükâfatların Çök iyi tesirleri görülebilir. Fakat bu mükâfatların öyle elli, altmış Jira gi- bi az bir para olması doğru değildir. Hiç değilse 3-4 bin Tira olmalıdır. Bu kabil mükâfatlar muhtelif ş8- killerde verilir. Meselâ bir edebiyatçı ın bütün eserlerine birden mükâfat Verilebilir. İzis mükâfatı gibi... Bunu Ahırı ömründe Paul Bourget'ye verd- Yer, Sonra gençler için teşvik mükâ- İstiarı vardır. Bu teşvik mükâfatları- Yu bir gence vermek, hiçbir zaman “Senin eserin harikulâde bir şaheser- dirs demek dildir. Bunun manası; «Sende istidad görüyorum. Seni teş- Vik içn bu mükâfatı veriyorum de- Mektir, Sonra artık otarite haline gir- Miş büyük edebiyatçılara da ayrı ay- İı mükâfatlar verilir. Sanatkâr kendi Sanatı içinde himaye edilir. - — Farzedelim ki, mülâkatlar şim- di masanızın üzerinde duruyor. Bun- ları kimlerin eserlerine verebilirsiniz? Çünkü Hüseyin Cahid Yalçın diyor ki: «Haydi mükâfatı koyduğumuzu Jarzedelim, Bunu hangi eserlere vere- iriz?...> Siz mükâfat verilecek eser ,Sayabilir misiniz? — 'Tabil sayarım... Evvel «Otorite nm kimlere verileceğini Sayayım. Yakup Kadrinin bütün eser- rine mükâfat verilebilir. Hüseyin , Yahya Kemalin, Halid Zi- in eserlerine mükâfat vere” —Gençlerden? Teşvik mükâfatı arak, — Meselâ Ahmed Muhib, Cahid Sıt- Kv'ya verebiliriz. — Akademiye niçin taraftar oldu- Bunuzu öğrendik. Şimdi de niçin tar Taftar değilsiniz?... Bunu öğrenebilir Miym?.., Pa Anlatayım Akademinin teşkilin- Sonra dil meselesinin olduğu Bibi böylece kalacağına kaniim, Bu- m dildeki istikrarsızlığın büyük bir Ydası vardır. Bu suretla birçok keli- ük tecrübe edilecektir. Halbuki bir bağ ei kurulursa bu istikrarı der- ta acaktır. Bugünkü vaziyete lisanın zenginleşmesi bakımından böyle bir istikrarın durdurulması, bir mi teşkili faydalı değil, zararlı- vE Bırakalım herkes EN keli- ei Betirsin. Ortaya yeni kelimeler, e tabirler konulsun. Tasnif eğile On zengin bir malzeme bulunsun. rin sonra akâdemi bunların üze az “© çalışabilir. Nitekim ki Fransada ö böyle olmuştur, 16 ncı asırda Fran- Atan aesansındaki edipler, dillerine Diğ Ceden, Yunancadan birçok keli- Sr getirmişlerdir. O zamandaki ansızcada büyük bir istikrarsızlık, olmuştur. Bundan sonra B. Nurullah Ataç çalışıyor. © 17 nci asırda bu kelimeleri tasnif et- mek, istikrarsızlığı düzeltmek için akademi kurulmuştur. Hayırlı bir is- tikrar için evvelâ büyük bir istikrer- sızlık lâzımdır, Bunun için bugün akademi teşkili, dil zenginliğini durduracağına kanlim., Bundan başka, akademinin en büyük zararlarından biri de şudur: Bir aka- demi kurulunca, ortaya bir de aka- demik sanat çıkacaktır. Bu akademik yeni cereyanları derhal durduracak» tır, Bu ilibarla da akademinin büyük zararları olacaktır. Çünkü yeni cere- yanlar akademik ölçüler arasında bü- yüyemez. Zaten bugünkü sanat dün- yasında ölçü ve terazinin yeri yoktur. Güzellik telâkkilerimizi bile hiçbir teraziye vuramıyoruz, Hele eski ölçü- lere, bugünkü güzellik telâkkisini vur- mağa hiç imkân yoktur. Bugün Gre- ta Garbonun güzelliğini babalarımı- za, büyük babalarımıza kabul ettire- bilir miyiz? — Peki,.. Akademiye bir de taraf- tar cepheniz var, Bu cepheye nazaran böyle bir teşekkül kurmağa kalksa- niz, kimleri seçersiniz? — Akademiye girmesini, yani sa- natları için himaye görmesini gerçek- ten arzu ettiğim kimseler şunlardır: Halid Ziya, Hüseyin Rahmi, Yahya Kemal, Ağaoğlu Ahmed, Yakup Kad- ri, Köprülüzade Fuad, Falih Rufkı, Peyami Safa, Nacip Fazil, Ahmed Hamdi Tanpmear ve saire... — Bizde hiç tenkid, otoriter münek- kid olmadığından bahsediliyor; ne dersiniz? — Münekkid olmadığndan bah- seden Hüseyin Cahid Yalçındır, ken- disi fikir hareketlerinde tenkid yapı- yor... Münekkid olmadığından bah- seden Yaşar Nabidir, kendisi yalnız tenkid yazıları yazar... Münekkid ol- madığından bahseden benim... Yan- lış olarak tenkid denilen yazılar yazı- yorum. Maamafih buna rağmen, oto- riter münekkid yoktur. Çünkü halk ta böyle bir otoriter münekkid istemi yor. Buna lüzum görmüyor. Yalnız bizde değil, bugün Fransada da ten- kid yoktur. Daha geçenlerde Jan Po- lan, Fransada tenkid ve otoriter mü- nekkid olmadığından bahsediyordu. — Sizin sanatta mana aramadığı nızı söyler, dururlar, Bazan içinde ha- Kikaten hiç münâ olmiyan şiirlerden hoşlandığınızı görüyoruz. Siz şiirde mans aramaz mısınız? — Hayır... Şiirde mana mevzuuba- his değildir. Bir şiirde hiç mâna ola- maz. Fakat güzeldir. Zaten mananın manası nedir? Nurullah Ataç, sözlerinin burasına gelince âteşlendi. Yerinden öyle hızla fırlamıştı ki kâkülü kaşlarının Üzeri» ne düşmüştü, Masanın üzerinden iri bir portakal kaparak tâ burnuma ka- dar uzattı: — Rica ederim, bu nedir? — Portakal.., — Bunun manasını bana anlata” bilir misin? Benden evvel bir genç ressam por- takalın manasını şöyle izah etti: — Portakal işte... Yenilir, şerbeti yapılır... 3 — O, portakalın evsafıdır... Mana sını şöyle buna... Gördünüz mü? Por- takülın manasını bulamadınız. Por- takalın manası yoktur, Fakat bütün güzelliği, kokusu, tadı, suyu ile por- takal mevcuddur. İşte yeni sanat ta böyledir. Onda belki bâzan mana bu- Jamazsınız. Fakat o bütün güzelliği- le mevcuddur. — Güzel sanat eserinin manasız mı olması lâzımdır? — Yooo... Mana da bulunursa bu- nun, mahzuru yoktur. Ancak bir şiirin güzelliği, bir manasi olduğu için de- ğildir. Zâten güzel şiir yazmanın ma- na, vezin, kafiye vesaire gibi muayyen tekniği, kalıpları olamaz. Bu mana, vezin, kafiye ve saire gibi şeylerle şiiri tarif etmek, işi kolaylaştırmık demek- tir.-Halbuki güzel şiiri vücude getir- mek böyle kolay bir iş değildir. Biz şiirin ne olduğunu, nelerden tetekküp ettiğini henüz bilmiyoruz, ve bunun güzelliği de şiirin meçbullüğündedir. — O halde şiir üzerindeki esrar per- desi kalkınca, belki şiir dediğimiz şey de ölecektir. — Belki,.. Çünkü çocuğun eline bir oyuncak verinz. Çocuk bu oyunda ğın esrarını öğrenmeğe kalkarsa ne olur? Oyuncak kırılır. Bugün biz şii- rin ne olduğunu değil, henüz ne ol- madığını biliyoruz. — Ruhiyat denilen şeyin bile bugün lâboratuar ilimleri arasında sayıldığı şu devirde şiirin bu halde kalması tu- haf değil mi? — Niçin?... Şiir yazmak, yemek pi- ğirmek gibi tuzu, harareti, yağı muay- yen olan bir şey değildir ki... «Şiirde mana mevzubahis değildir» diyen münekkiğe sordum: — Bana en bsğendiğiniz mısraı söy» ler misiniz? Büyük bir tereddüt gösterdi: — Bu en beğenilen mısra insanın gününe, saatine, dakikasına göre de- Bişir.. — Ben şu saniyede beğendiğiniz mısra soruyorum... Yerinden kalktı, Şalrane bakışları- ni pencereye çevirerek makamla fsı dadı: «Yazık oldu Süleyman efendiye...» Hürmet Feridun Es (Devamı 9 zuncu sahifede) Şehir meclisi azası istifa edebilir mi ? Bugünkü kanuni mevzuata göre buna imkân yoktur ami şeylere cevap vermesi bir nevi nezaket eseridir Son günlerde bir gazete, B. Muhid- din Üstündağın bazı işler münasebe- tlle yakında mahkeme huzuruna çi kacağından bahsile Şehir meclisi âza- sını âdeta suç ortağı telâkki ile, ken- dilerine toptan istifa teklif etmişti. Diğer bazı gazeteler, bu neşriyala 08- vap verdiler. Fakat bu mukabil neşri- yat, bu iddiayı - bugünkü kanuni mevzuata göre - çürütecek mahiyet- ten uzaktır. Bir Belediye reisinin bütün icraa- tından, bir Şehir meclisi, kanun naza» rında, ne dereceye kadar mesuldür? Meselenin ruhu budur, 1930 senesin- de meriyet mevkline konan Belediye kanunu, Belediye meclislerinin sıfat ve salâhiyetlerini çok sarih surette izah etmiştir. Bahusus İstanbul Belediye Relsi - memleketin diğer yerlerinde olduğu gibi - müntehap olmadığın- dan ve fazla olarak ayni zamanda «valilik, sıfatını âz haiz olduğundan - gene Belediye kanununa göre - di- ğer Belediyelerin intihapla iş başına gelen Bölediye Relslerile kıyas edile- mez. Bittabi İstanbul Şehir meclisi- nin de, İstanbul valisi ve Belediye Re- isi üzerindeki mürakabe selâhyetini bu hususiyet dairesinde mütalâa et- mek zarureti vardır. Binaenaleyh İstanbul Şehir mecli- sinin, B. Muhiddin Üstündağın mah- kemeye intikal eden işlerinden dola- yı, mesul olup olmıyacaklarını izah etmeden evvel, sebep her ne olursa öl- sun, bugünkü Şehir meclisi #zasının müştereken istifa etmek hakkına malik olup olmadıklarını izah etmek lâzımdır, Belediye kanununun olü- zuncu maddesi âlyor kiAza olmak için lâzimgelen şartlardan her hangi birinin müstâfa addine veya istifasi- sıfatı zail olur. Ancak âzalık sıfatımn her hangi bir surete zevaline, âzadan birinni müstâfa addine veya istifası- nın kabulüne Meclis karar verir.» Görülür ki âzalık sıfatının istifa- yölile za'l olabilmesi için yine Bele- diye meclisinin kabulü şarttır. Şu halde, meclis feshedilmeksizin, bu- günkü şehir meclisi âzası toptan isti- fa etse bile istifanın kanunen tekem- mül eğebilmesi - bu maddeye göre - mürikün değildir. Ancak münferid istifalar kabil olabilir. Şu halde bu- günkü şehir meclisi ârasının müşte- reken istifalarını istemek, kanım! kıymeti olmuyan bir tekliftir. Sual sormak hakkı Acaba Belediye meclisi, Belediye reisinden, şehir işleri etrafında reis için mesuliyeti mucib olacak surette sual sormak ve izahat almak hakkı- na melik midir? Belediye kanununun 61 inci maddesi, âzadan her birinin meclise bir takrir vererek : Belediye işlerini «istizah» edebileceğini, mec- lisin de bu takriri ekseriyetle kabulü takdirinde Belediye Reisinin cevap vereceğini gösteriyor. Fakat şunu da ilâve etmek lâzımdır ki kanun, Bele- diye meclislerine - Millet meclislerin- de olduğu gibi - reis hakkında siti- mağ, veyahud «ademi itimad salâ- hiyeti vermemiştir. Şayed Belediye Reisinin vereceği cevap, meclis ekse- riyetince kâfi görülmezse o zaman 16 ıncı maddeye göre kazalarda vali, vilâyetlerde de Dahiliye Vekili ha- kem olarak karar vereceklerdir. Da- biliye Vekili, meclisin mazbatasını kabul eder, yanl Belediye Reisinin icraatı etrafında meclise verdiği iza- halı kâfi görmezse o takdirde Bele- diye Reisi infisal eğer. Şu takdirde şehir meclisi için doğrudan doğruya Belediye Relsini mevkiinden atabil- mek kabil değildir. B. Muhiddin Üstündağın hakika- ten kanuni suçu varsa bu suçları yüzünden vazifesine nihayet vermek salâhiyeti meclise değil, Dahiliye Ve- kâletine âiddi. Kaldi ki İstanbul Be- lediye Relsi, aynı zamanda veli ol duğundan valilerin tayini ve vazile- lerine nihayet verilmesi de diğer ka- "edildiği o#nkdirde Belediye nuni mevzuat ile ayrıca tasrih edil miştir. Bu da şehir meclisinin kanu- ni salâhiyetlerile alâkadar değildir. Mansup belediye reisleri Çünkü kanunun mansup Belediye Reisleri hakkındaki 94 üncü medde- si: <... 61, 76 ıncı maddeler ahkâmı bunlar hakkında tatbik olunamaz» diyor. Yani 64 inci maddeye göre Be- lediye meclisleri, miansup Belediye Reisinden bir meseleyi «istizah» ede- miyecekleri gibi Belediye Relsinin verdiği izahatın kifayetsiz telâkki Reisleri hakkımda ne gibi muamele yapılaca. ğını, binnetice Belediye Relsinin in- fisal edebileceğini gösteren kanunun 76 :mcı maddesi mmansup olan İstan- bul ve Ankara Belediye reisleri hak- kında tatbik edilemez. Vaziyet bu merkezde iken - bugünkü kanuni mevzuata göre - İstanbul şehir mec- Usi ne dün B. Muhiddin Üstündağ- dan Belediye işleri etrafında bir «is- tizah» yapabilirdi ne de bugün böyle bir şeye teşebbüs edebilir, İstanbul Belediye Reislerinin şehir meclisinde âza, tarafından” sorulan şeylere cevap vermeleri kanuni bir mecburiyet değil, münhasıran şehir mümessiilerini ve dölayıslle «efkârı umumiye» yi tenvir etmek üzere - tabir caizse - bir nevi nezaket ese- ridir, Şu halde sabık Belediye Reisi- nin mesuliyeti aranın meseleler ef- rafında meclisin aynı derecede mesu- Miyetini ileriye sürmek çök beyhude. ir, Şehir meclisinin salâhiyeti Bu izahatlan sonra acaba şehir meclisi ne gibi şeyleri müzakere ede- rek karara bağlar? Belediye kanu- nunun 70 inci maddesi meclisin ne gibi işler etrafında karar vereceğini tayin etmiş ve dolayısile salâhiyetini de tahdid eylemiştir. Bu maddeye göre meclis, bütçeyi, kati hesabı mü- zakere, şehir plân ve haritalarına aid teklifleri tedkik ve tasdik eder, bütçe tadilât ve münakalelerini, istikraz ve İkraz tekliflerini müzakere, kanu- nen alınan vergi ve resim ve ücret tarifelerini tayine, on bin liradan faz Ja kira mukavolelerinin tanzimine ve Belediye emvalinin bir işe tahsisine, bin liradan Yazla davaların sulhan tesviyesine ve zabıta talimatnamesi- nin tanzimine aid işlerle meşgul olur. Görülüyor ki kanun, Belediye mec- Jisinin salâhiyetini tahdid etmiş, ka- nunen Belediye Reislerine verilen ic- rai vazifelerden hiç birisile meclisleri mükellef tutmamış, bu takdirde Be- lediye Reislerinin icraatında da mec- lis ortak telâkki etmemiştir. Bahu- sus, 70 inci mağde mucibince mecli- sin karara bağlıyacağı işlerden bir kısmının tasdiki 71 inci maddeye gö- re mahallin en büyük mülkiye me muruna, İstanbul için de Dahiliye Vekiline alddir. Bundan başka, Belediye meclisle- rinin verecekleri kararlar hakkında 73 üncü madde Belediye Relislerine itiraz hakkı veriyor ki bu itirazların tedkik mercii de, meclis" vilâyet mer- kezinde ise, şürayı devlettir. Şu tak- dirde bu madde de şehir meclisi kara- rının derhal tatbikine de imkân ver memektedir, Meclis, hangi işlerle alâkadar Şimdi asıl işin aslına gelelim: B, Muhiddin Üstündağın şürayı devlet tarafından hakkında verilen düzumu muhakeme» kararına tealluk eden işlerden hiç birile şehir meclisi alâka- dar değil midir? Son Belediye intihabı geçen eylül de yapılmış ve şimdiki meclis teşri- nisani bidayetinde vazifeye başlamış- tır. Sabık Belediye Reisi hakkında düzumu muhakemes kararı verilen işler, daha evvelki tarihlere aiddir. Şu halde bugünkü meclisin <şahsi- yeli maneviyesi» bu işlerle alâkadar (Devamı 13 üncü sahifede)

Bu sayıdan diğer sayfalar: