1 Mart 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3

1 Mart 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

it KE a. VE YAMAN lie çi Mart 1939 AKŞAM Sahife $ © AKŞAMDAN AKŞAMA Heykeltraşların | son gürlüğü | Güzel Sanatlar Akademisi müdü- rü B. Bürhan Toprağın dünkü Cum- huriyet gazetesinde dikkati calib müşahedeleri intişar etti; — Dünyanın en tanınmış heykel | traşlarından B. Poisson beynelmilel | müsabakaya 50,000 lira mukabilinde | konulan Manisa âbidesini kazanınca, radyo ile bir telgraf gönderdi; sevin: cini izhar ediyor. Şüphesiz memnu- niyeti evwelâ manevi noktadandır. Fakat bu neşesi elbette biraz da tah- sis edilen paranın İstihfaf edilmiye- cek bir meblâğ olduğunu göstermek» tedir! - diyor, Tahkikime nazaran, Manisa âbide sinin eb'âdı şöyleymiş Kâide İrtifa: 6,5 metre; merkezi en büyük figür, yani Atatürk, 3/70 metre; diğer figürler ona yakın; 26 minden zirveye kadar irtifa 11,5 met- re; işgal ettiği yer 14,5 metre murab- ba Hiç te azımsıyacak eb'ad değil. Koskocaman hacimde âlâ bir sanat eseri... Bunun mermer, bronz ayarın- da cn kıymetli malzemeyle de yapıl dığını hesaba katınız... Her halde, de bugünkü, hattâ müstakbel ve dört başı mamur Manisanın sinesinde if- tiharla taşınacak bir eser olacak! Gelelim diğer şehirlerimize... Âbide yaptırmak üzere tahsisat ayıran bazı vilâyetlerimizin şu meb- | lâğlara karar verdikleri anlaşılıyor: Trabzon 140 bin ira, Erzurum 100 bin lira, Sıva$ 113 bin lira, İlh... Biliyoruz ki, gönlümüz, hele böyle bir rejim muhabbetini ifade etmek | bususunda ganidir. Her vilâyet ve ka- | za, dişinden, tarnağından arttıracak; emsalinden geri kalmak şöyle dur- sun, onu behemehal geçmek istiye. cektir. Fakat, diğer cihetten de. B. Bürhan Toprağın beyanatındaki söz- ler de pek doğru; «Eğer âbideye ayırdığımız büyük para- larla ölmez Atalürke olan aşkımızı, hay- ranlığımızı ve saygımızı ifade etmek isti. | yorsak, onun hatırası için taştan veya tumçlan değil, alımdan veya elmastan | âbide yapsak gene nadır. Bir inkilâbm | hakiki âbidesi büyük bir bilgi ile, ince sa- natia ve müslesnn bir zevkie yapılmış | mektepler, hastaneler, fabrikalar ve on- | farın içini süsliyen heyekliler, resimler ve tezyini eşyadır. Hatlâ daha geniş mana- | sile alırsak yollar, köprüler, barajlar, bah- çeler, en modern telâkkisile meydana getirilen şehirlerdir» Mütehassıs bir arkadaşım da şu iğ-| diada bulundu; — 180 küsur bin liraya malolan Taksim âbidesinin malzeme kıymeti ancak 30 bin liradır. İşçi ücretlerini de haydi bir o kadar sayınız! Bu hu- suslardaki acemiliğimizden istifade ediyorlar. Sipariş bedellerinin yüzde ellisinden fazlasını kâr etmek sure. tile heykeltraşlar memleketimizde « sanki eskiden ihmal edilişlerinin acısını çıkarmak istiyorlarmış gibi - bir son gürlüğüne nali olmuşlardır. Zekâ ve sanat eserlerinin diğerlerini yapanlarla buriların kazançları nis- bet edilmiyecek bir büyüme istidadı güsteriyor. Bu hâdise üzerine dikkati celbet, — Ne yapmalı? — Acemice para kaptırmamalı; bir... İkincisi de: Almanya, 40 bin li- radan fazlaya malolan âbidelerin di- kilmesini, Yunanistan da 10 bin lira- dan pahalısının yapılmasını menet- miş... Biz de, öyle bir karar alsak. Fikrimce 20 bin liralık bir had kâfi- İ ret binasını sergi işlerine Sanayi birliği Bir sanayi federasyonu ku- rulması isteniyor Milli sanayi birliği umumi heyeti Senelik toplantısını dün öğleden son- ra Ticaret odası meclisi salonunda yapmıştır. Birçok sanayi erbabımın iştirak eltiği toplantıda evvelâ sanâ- yi birliğinin bir senelik föaliyet rapo- Tu okunmuştur, Raporda; beş senelik endüstri plânları mucibince, devlet fabrikala- rile hususi fabrikalar arasında bir ahenk tesisine ihtiyaç olduğu bilhas- sa zikredilerek şü mütalea ileri sü- rTülmüştür: «Fabikalar arasında bu ahengi temin İçin sanayi erbabını bir araya getiren bir sanayi federasyonuna lü- zum vardır. Federasyon kurulduğu zaman hususi fabrixalarla devlet fab- kaları arasında her türlü anlaşma daha ziyade imkân dahiline girecek- tir.» Daimi sergi binası hakkında da şu malümat verilmiştir” «Nişantaşında yarım kalmış 'efa- elverişli bulmadık. Münasip bir yer bulmak için aldığımız emirlerle tetkikat ya- pıyoruz. Yeni Valimizin bu ihtiyacı cı temin edeceğine emin bulunuyo- Tuz. Rapordan sonra, cemiyetler kanu- nuna göre birlik nizamnamesinde ya- pılan tadilât müzakere ve kabul edil- miş, büyüklere telgraf çekilmesi ka- rarile toplantıya nihayet verilmiştir. Üniversitede imtihanlara z başlandı .Üniversitenin şubat imtihanlarına dün sabahtan itibaren başlanmıştır. e : Fatih cinayeti Müddeiumumi eski metresini öldüren arabacının cezaya çarpılmasını istedi Arabacı Mahmud adında biri bir müddet kendisile beraber yaşayıp sonradan syrlan Hatice adındaki kadına hiddetlenerek bir gece kadı- nın Fatihte Haydar civarında yattı. ğı kulübenin kapısını kırıp içeriye girmiş ve kadını öldürmüştü. Dün ağır ceza mahkemesinde mu- hâkemesi yapılmış, müddelumumi iddianamesini okuyarak Haticeyl öl. dürmek suçundan dolayı Mahmudun ceza kanununun 448 inci maddesine göre tecziyesini, ayrıca kadının ka- pisinı kırmak suretile mesken masu- niyetini ihlâl suçundan dolayıda ceza kesilmesini istemiştir. Maznu- nun müdafaasını hazırlaması için muhakeme başka güne bırakılmış. tir, lm kalkmis tihaz etse.. Para miktarından siya- de sanat miktarına ehemmiyet ver- meli Bu fikirleri, belki doğrudurlar da nazarı itibara alınırlar diye naklet- meği, memleketin - asgari hesapla - birkaç yüz bin lirası nam ve hesabi- ha, faydalı buldum. ŞEHİR HABERLERİ Karilerimizin mektupları Karneleri pek iyi olan çocuklar himayeye müstahaktırlar Şöyle bir mektup aldık «Balikesir Yoksulları Gözetme Bir- Miği'nin idaresinde açılan pansiyonda barmarak mektabe gidiyorduk. Geçenlerde gelen bir tamim Deti- cesi olarak, karnelerimizde motları- mız zayıt diye, beni de yirmi yedi ar- kadaşımla beraber, kapıdışan etii- ler, Ne şekilde müracaat ettikse de fayda vermedi. Şimdi, kimi ort okul, kimi lise ta- yedi genç açıklayız. alınmamız için siz tavas- CEV. — i müesseseler, şüphesiz ki karesi zayıf değil, orla deği, Bat iyi de değil, pek iyi alan çocuklar İçindir. Zira memlekette, çalışmağa, Öürenmeğe, yükselmeğe müstald nice bin yavru var ki, sırf böyle barındı- rilmaktan mahrum bulundukları için okuyamıyorlar. İşte bu yirmi yedi zayıf kanreli ta- lebe onların yerlerini almışlardır. Çı- karlılmaları yerindedir. Şu kadarı var ki, ihtimal bir ufak tecrübeden daha göçerlerse, içlerin- den bazıları, - intibah hasıl etmiş- tirler, - büyük bir mevevdiyet gös” terirler. Alâkadar makamdan bu tecrübe- nin de yapılmasını rica ederiz. Yani bir karne alma müddeti daha yerle- rine alınmaları mümkünse alsınlar, Çocuk ruhlarında bu gibi hadiseler derin aksülâmeller uyandırır. Denizbank idare meclisi reisliği B. Hâmidin tayini her tarafta memnuniyetle karşılandı Dünkü müs. © hamızda An karadan aldı. ğımız bir tel grafa atfen ban- kalar muraka- be heyeti aza» sından B. Hâ. midin Deniz. bank idare mec- tarafta omem- nuniyetle kar- şılanmıştır. B. Hâmid kıymetli maliyecilerimiz- dendir. Uzun müddet Osmanlı ban- kası meclisi idare azalığında ve Ki- zılay fahri muhasebeciliği ile ikinci reisliğinde bulunmuştu. B. Hümld İstiklâl mücadelesi esna- sında Kızılay ikinci relsi iken çok kıymetli hizmetlerde bulunmuştu. Son zamanlarda bankalar murakabe heyeti azasındandı, Bankanın B. Hâ- midin bilgisinden çok istifade edece. ğine şüphe yoktur. B. Sadri Maksudi derslerine başladı Hukuk fakültesinde Türk hukuk tarih! profesörlüğüne tayin edilen B. Sadri Maksudi dünden itibaren ders- lerine başlamıştır. B. Hâmid ———— —— ' Bebek - istinye İstimlâk işini | tesri için tedbir alınıyor Bebek » İstinye yolu üzerinde ve Eoyacıköyü ile Emirgân arasında ev- velee beş bina istimlâk edilmişti. Son günlerde iki binanın daha istimlâk | muamelesi ikmal edilmiştir. Bunlar- dan birinin yıktırılmasına başlan- | mıştar, İ Hisarla Bebek arasında istimlâk e- | dilecek doksan parça bina daha var- dır. Bu binalara alt istimlâk muame- | lelerinin ikmali için belediyece iki | memur tayin edilmiştir. Bu memur- lar, istimlâk muamelesinin teşrii için mal sahiplerinin adreslerini bulup tesbit etmekle meşgul olmaktadır. Jar. Bundan böşka İstinye Dok mües- sesesinin arkasında ve Tokmak bur- nu denen mahallin de Emirgâna doğ- Tu kesilmesine devam edilmektedir. Gizli randevuculuk mu? Kadın «Evime getirdiğim erkekler eski ahbapla- rımdı» diyor Gizli randevuculuk yapmaktan maznun Cemile adında bir kadın dün Sultanahmed birinci sulh ceza mah. kemesinde muhâkeme edilmiştir. TTahkikata nazaran vaka şöyle ol- muştur Mamun Cemile geceleyin Beyoğ- lunda bir barda Ziya ve Mehmed adlarında iki kişi ile tanışmış ve bir müddet orada eğlendikten sonra üç ahbap Cemilenin odasına giderek sa- baha kadar da orada eğlenmeğe ka- rar vermişler ve Cemile bu eğlentiye gelince ev sahibi bunların vaziyetle- rinden şüphelenmiş, bu misafirleri evine kabule razı olmamıştır. Cemile buna aldırış etmeyince ev sahibi zabıtaya haber vermiş ve bir bekçi ile polis memuru evin önüne gelmişlerdir. Ziya evvelden çıkmış, Cemile ile Mehmed de polisleri görünce kapı- dan çıkıp savuşmak istemişlerdir. . Bunlar zabıta memurunun ihtarı. nı dinlemiyerek kaçma devam edin.; ce bekçi arkalarından korkutmak maksadile silâh atmağa mecbür kal- mış ve Cemile bu suretle yakalan. mıştır. Gizli randevuculuk yapmaktan maznunen mahkemeye verilen Cemi. le dün Sultanahmed birinci ceza mah. kemesinde: — Ben bunları evime randevu için değil, misafir olarak götürdüm. Ken- dilerini eskiden tanırım. Onlardan para almadım. demiş, Mehmedle Zi ya ise vakayı yukarda yazdığımız şekilde anlatarak Cemileye beş lira verdiklerini söylemişlerdir. Şahitlerin “dinlenmesi için muha- | İris İl ersen) Edebiyatta kötü bir tip Bizim edebiyatta kötü bir tip var; Genç bir adam tasavvur ediniz. Bir iki şiir karalamış. Etraftan dürüst veya çepraşık zevkli bir iki kişi tarafından beğenilmiş. Derhal başımıza yeni bir dâhi çikiyor. Sanatkâr olmadan has- ia oluyorlar, megalomaniye tutulu- yorlar. Vakıa tababeti ruhiyede «zafer sar- hoşluğu» diye bir nevi haslalık var. mış. Fakat bizimkiler “zaferi değil, . onun gölgesini görmeden, onun ya- nudan bile geçmeden bu sarhoşluğa totulayorlar. Bu «dâhi oldum!» hükmü birçok hi. çarelerin başlarmı yiyor. Meşhur mıs- radaki «Süleyman efendi» gibi kendi. lerine yazık oluyor. Ertuğrul Muhsinin güzel bir sözünü hatırlarım, bir gün bir tiyatro mü. nekkidine: — Aman, deği, bazı genç artistler. den dâhi gibi bahsediyorsunuz. Onlar da kendilerini hakiki dâhi sanıyorlar, Çalışmıyorlar ve yuvarlanıyorlar... Edebiyatta da bu dâhi suyuna batı- rılmış olanlar çoğalmağa başladı. Bunlar hayatın her sahasında yük- sek perdeden atmağı kendilerine pren. sip addetmişlerdir. Meselâ onların yanlarında edebiyattan bahsediniz, eski büyük şöhretleri açınız: : — Bırak efendim... derler, Yakup Kadriden evvelki nesilde adam mı var? Yakup Kadriden berideki nesilden beğendiklerini sorunuz. Size üç isim- den fazla saymağa tenezzül etmezler. Ciddi bir anket serisinde fikirlerini söyliyen memleketin en kodaman şöh- retlerine karşı ateş püskürür, onlara bucur boyu ile tepeden bakmağa ça- lışırlar, Sonra ayni seride kendisini de gös- termek için âdeta anket muharriri- nin peşinde koşar ve sonra da: müşkülâtla aldığını, peşimden koştu. pe yazmağı unutma... diye tenbih Pali tiyatrodan bahsedersi. niz: — Türk tiyatrosunu yaşatan be ka kimin eserleri halk tarafından ti- © yatronun kapılarını, pencerelerini kır- dırmıştar? Halbuki zavallıya ancak ve büyük bir hüsnü niyetle belki «istidadlı gençe denilebilir. Ve biçare bilmez ki bu «istidadı genç» sıfatını muhafaza ettikçe an- cak bir kıymet teşkil eder ve belki bir gün olgunlaşmak saadetine erişir. Genç şairi bizde mahveden şey iş- te budur. Sahte dehâ, megalomani hastalığı, <istidatlı genç» sıfatını ta- bii bir müddet için taşımamak... Hikmet Feridun Es siteye bir mektup gelmiştir. Bu mek- tuba göre, bu sene 3 temmuzla 26 ağustos arasında bir hukukçular kur- su açılacağı ve kursa Türk hukukçu- larının da iştirak edebilecekleri bildi- münasib bir miktar ayırmıştır. Kursa gitmek üzere İstanbul, Ankara hukuk fakülteleri ile siyasal bilgiler okulu

Bu sayıdan diğer sayfalar: