18 Nisan 1939 Tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5

18 Nisan 1939 tarihli Akşam Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

POLİTİKA Romanya - Macaristan münasebatı Romanya ile Macaristan arasındaki gerginlik aradaki temas ve görüş meler neticesinde zall olmuştur. Almanya ile Macaristan ikinci defa Çe- koslovakyanın kalan yerlerini paylaşarak Macaristan, gârpten olduğu gibi şimalden de Romanyayı sarınca Almanya tarafından teşci edilerek Ro- manya topraklarına da el atacağından Bükreşte endişe edilmişti. Macaris- tan Romanyanın Transilvanya havalisindeki bir buçuk milyon Macarın gördüğü muameleden memnun olmadığından son muvaffakiyetleri üze Bine bu ekalliyetin müdafaasına daha ziyade ehemmiyet vermesi Roman. yadaki endişeleri artırmıştı. Her ihtimale karşı Romanya seferberlik yampış ve ordularını Macar hududundan otuz kilometre gerideki sahada tahşid etmişti. Romanya kralı Ahiren hudut boyunu teftiş ettiğinden ordu hududa sevkedilmişti. Diğer taraftan da, İngiltere ile Fransaya Romanya herhangi devletin taarruzu. Ba uğrayıp da kendisini bütün kuvveti ile müdafaada bulunduğu takâirde yardımı edecekleri hakkında teminat vermişlerdir. Fakat ne seferberlik, ne de İngiltere ile Fransanın teminatı Roman- yayı tamamile müsterih edememiştir. Macaristan da Romanyadaki Ma. carların hususiyetlerine ve hukukuna riayet edildiği takdirde şimdilik baş- ka bir şey istemediğini bildirmiştir. İki tarafın bu halleri anlaşmağa zemin hazırlamışlır. Macaristan Ha- riciye Nazırı Csaky'nin parlâmentonun hariciye encümenindeki son beyanatın. da Romanyadaki Macar ekalliyetine dair bir mukavele akdi ile iki dev- let arasındaki münasebatın biran evvel salâh bulması için evvelce yapmış olduğu tekliti tekrar edeceğini söylemiş olması Romanya tarafından dost- luk tezahürü olarak karşılanmıştır. Macaristan Karpat Ukraynasını ve Garbi Slovakyayı işgal için yaptığı seferberlikte devam ettiği halde Romanya en yaşlı sınıfları terhis ederek seferberlikten vazgeçmeğe başlamıştır. a Coğ rafya Fransada lise, kollej ve ortamektep | #muallimleri şikâyet ettiler, dediler ki: Talebelere dünyanın Son vazi- y nasıl anlatalım? Viyana, Çek- ya, Arnavutluk haritadan silindi. Dün var dediğimize bugün yok diyo- ruz, Talebe şaşalayıp kalıyor. İspan- ya, Çin, Japonya vaziyetleri de mu- allimleri çok müşkül avziyette bıra- kıyor, bunun sonu ne olacak? Bunu kestirmek kabil değil, fakat biz tale- AKŞAM ” ve tarih beye nasıl ders verelim! Bunun üzerine Maarif Nezareti mekteplere bir tamim gönderdi. Ta- lebeye günü gününe siyasi âlemde vukubulan her hadise anlatılacak, izah edilecek ve talebe coğrafya va- ziyetini günü gününe takib edecek- tir. Tarihe gelince, muallimler tarihi bugünkü vaziyete göre talebeye anla- tacaklardır. Hollandanın anahtarı Hollandada hem tarihi, hem de güzel bir villâ vardır: Gertruiden- berg... Bu villâya Hollandalılar baş- ka bir isim taktılar: «Hollandanın anahtarı», Geçen hafta bu villânın 726 ncı senesi kutlandı. Bu villâyı 1213 senesinde Pejen Yan Landewin kızı Gertrulde yaptır. mıştır. 13 üncü asırda 1 inci Jan şehrin Üç asilzadesini idam ettirdikten son- ra bu villâyı işgal etti, Bir kaç sene sonra Gertruidenber- gin etrafına kalın bir kale duvar çevirdiler. Vilâ müstahkem mevki haline kondu ve Gülyom Oranj bu müstahkem villâda karargâh kurdu. O zamanlar askeri bir anahtar olan villâ bugün Hollândanın sanayi anah- tarıdır, Memleketin en büyük doku- macılık merkezi oldu. Nasılsınız?.. Fonograf cevap versin. Fransız (profesörlerinden Clary, bilhassa verem ve mukadder felç va- kalarını teşhis etmenin yeni bir usu- lünü buldu. Hastaların seslerini f0- hoğraj plâğına alıyor, plâğı kâh ya- vaş, kâh hızlı çalarak, sesin ahengi- he, inceliği veya kalınlığına göre hastadaki verem derecesini veya felç |, belip gelmiyeceğini, felçiilerin tekrar oanaanasnns Salıraya merasimle bayrak çekilecek dir akse geçirip geçirmiyeceklerini anlıyormuş... Doktor bu tecribelerde daha ileri giderek, hastaların o konuşurlarken nefes borularının sinema makinesile resmini çekecekmiş. Felce müncer olacak hastalıklarla veremin en iyi teşhis çaresi sesin kon- trolü imiş. Evvelki gece limanımıza gelerek Dolmabahçe önünde demirliyen «Saldı. ay. denizaltı gemimiz dün birçok vatandaşlar tarafından seyredilmiştir. Bugünlerde donanmamıza iltihak edecek olan Saldıraya merasimle bayrak çekilecektir. Yukarıdaki resim Dolmabahçe önünde duran yeni deniz. Mü gemimizi göstermektedir. Renklerin insanlar üzerinde büyük tesir yaptığı bir tecrübe ile anlaşıldı Hibbon isimli Amerikalı bir elektrik mütehassısı tarafından Şikago'nun otellerinden birine davet edilen misa- firler neşe içinde biribirlerile konuşa. rak sofraya otururlar. O esnada ye- mek salonunun elektrik tenviratında bir değişiklik husule gelir, Aradan bir dakika geçtikten sonra misafirlerden bazılarının mideleri bulunmağa baş- lar, bazıları da kendilerinde bir fena- lık hisseder. Önlerine konulan çok ne- fis yemeklere baktıkça, iştihaları sr. tacağı yerde, hepsinde bir iştahsızlık peyda olur. Çünkü sofrada çanakların içinde duran kereviz koyu pembe bir renk al- mıştı, biftekler beyaza kaçan bir kur- şunl renkte görünüyordu, içleri süt dolu yüksek bardaklardaki süt kan kır- mızısı gibiydi ve bütün salatalar iğ renç bir mavi renk almıştı. Taze yeşil bezelyeler, sanki iri havyar taneleri imiş gibi, simsiyah kesilmişti, diğer çerezler de tuhaf bir kırmızılıkta gö- Tünüyordu. Bu hale sebe polan şey Mist bon tarafır yapılmış ol hirbazlık değildi. O yalnız bir tecrübe yapmakla meşguldü. Bı iklerin insanla nde hasıl etti. ği tesirlerden bahseden Brookiynli mühendis doktor Edvard Podolsky di. yor ki: «Şikagoda verilen o ziyafet esnasın. da Hibbon mutat olan eletrik tenvi- ratı yerine hususi surette imal edilmiş filtre lâmbaları kullandı. Bu lâmba- lar, yeşil ve kırmızı hariç olmak üze- re, bütün renkleri tecrid ediyordu. Kendisi tenvirat mühendisi olduğu için bu yüzden misafirlerinin bir bulantı Bir ziyafette yeşil ve kırmı- zı hariç olmak üzere lâmba- lardan normal renklerin tecridi herkese bulantı ver- di. Kışın mavi renkte du- varlı odalarda daima bir üşüme hissediliyor. de tecrübe esnasında bu sabit oldu. Tekrar normal ziya neşredildiği zaman Hibbon misafirlerine ziyanın ve renk- lerin yalnız göz üzerinde değil, ayni zamanda lezzet, his ve koku hassala- rımız üzerinde de tesiri görüldüğünü isbat etmek için bir tecrübe yaptığını anlattı. Renkleri, nebatların hayatı ve büyümesi hususunda nasıl bir rol oynuyorlarsa, insanları da ayni suret- le tahrik ve teşvik ettiğini, canlandır. dığını söyledi. Bir tayyarenin içindeki renk yolcu- ları hava hastalığına (deniz tutması gibi) tutabilir, başka bir renk ise bu hastalığa mâni olur. Onun içindir ki, Panamerikan hava yolları işletmesi renk mühendisi Ketehamı tayyarele- rin dahili boya renklerini tedkike me mur etti, Bu mühendis yeşil rengin hava hastalığına mâni olduğunu, hal buki kahve rengile sarının mide bu- lanmasına sebep olduğunu tesbit et- ti. Onun için bu renk mühendisi, mi. de bulandıran renklerdeki yemeklerin ve içkilerin, meselâ kahve ile mayone- zin, hava seferleri esnasında misafir- lerin önlerine konulmamasını tavsiye ediyor. Gene o mühendisin tavsiyesi üzerine tayyarelrede yatak çarşafla. hissedeceklerini biliyordu, hakikaten rile battaniyeler bile yeşil renkte ola. Sanayi aleyhinde bir propaganda İktisad Vekâleti sanayi tedkik heyeti tarafından, sanaylin yenibaşlan kontrol edileceğinden — bülselmiştik. Bu mevzu bazı yanlış telikkilere sebebiyet verdiği içim, tekrar üzerinde durmağı faydalı addediyoruz. Bazı kimseler, sanaylin fazla nisbetle himaye edildiğine kanidirler. Hattâ bam sanayi şubeleri için himayeyi lüzumsuz bile bulanlar vardır. Öyle sanayi şubeleri var ki, bunları ne diye himaye ediyoruz. Meselâ lâvha ba- Diademki istihlâk ediliyor. Bunların sanayini de yapmak lâzımdır. Hangi sanayi teesüs ise, ne yapılıyorsa bunları olduğu gibi muhafaza edelim, daha doğrusu bi- maye edelim, Şu veya bu sanayie ihtiyaç Sanayi himayeleri aleyhinde söz söyli- yenler, daha siyade ithalât ticaretile uğ- Taşan kimselerdir. Bazı sanayi şubeleri- nin himaye eğilmiyeceği, İktisadi Vekâleti sanayi teğkik heyetinin hatırına gelme ! li EB Gazino üç ayda ikmal ve Belediyeye testim aditerektir. caktır. Nevyork civarındaki bir fabrikanm renk psikolojisinden hiç haberi olm yan fen işletme müdürü büyük büro- nun duvarlarını yeniden boyatıyor. Duvarlar neşe verici bir sarı boya ye. rine maviye boyanıyor. Kış geldiği za- man yazıhanede çalışan memurlar üşüdüklerinden bahsetmeğe başlıyor- lar. Dairedeki hararetin 22 derece ol. duğu tesbit ediliyor ve hararet 24 de. receye çıkarılıyor. Fakat daktilolar yi- ne üşüyorlar ve birer sveter giymeğe mecbur oluyorlar. Memurlardan biri duvarların gene sarıya boyanmasını teklif ediyor. Bu teklif kabul ediliyor, Ondan sonra memurlar 24 derece sr- caklığa tahammül edemiyecek bir ha- le geliyorlar. Renklerin insanlar üzerinde hasıl eğ» tiği tesirler şu suretle hülâsa edilebi- lir; Kırmızı, tahrik edici bir renk olup dimağın çalışma kabiliyetini art» tarır, Sarı: Keza tahrik edici bir renk- tir, dimağın enerjisini genişletir, kro. moterapi denilen renkli ziya tedavisin. de soğuk algınlıklarının, uyuşukluk- ların giderilmesinde faydası dokunur. Yeşil: Mutlaka ezici tesir hasıl et- mez, teskin edici tesiri vardır, hiddet ve heyecan hallerinde sükünet verici tesir yapar, Siyah: Kuvvetli renkleri mak için işe yarar, en iyisi diğer renk» lerle beraber kullanmaktır. Beyaz: Sevimlidir, güneş giyasını cezbeder, fakat yalnız kullanılırsa 60- ğuk tesir eder. Kırmızı, sarı veya por- takal renklerile beraber kullanılmalı. dır Viyolet: Teskin edici bir tesiri var» dır. Avrupa binicilik müsabakalarının başlaması münasebetile At neslinin tarihçesi Dün gelen telgraf- lar binicilik müsa-” kle laminer iline milineilisinlzz e

Bu sayıdan diğer sayfalar: