17 Mart 1937 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5

17 Mart 1937 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

. . 17731937 Katil, elındekı kama ıle karakol: Komiser, birdenbire tabancasını çekti ve(Kıpırdama ') diye bagırdı Keçeciler caddesinde Hatu- niye camü civarında bir cina- yet olduğunu, Hüseyin oğlu Hamdullah'ın, sabıkalı Ahmed oğlu Turan'ı bıçakla yaralıya- rak öldürdüğünü dünkü sayı mızda yazmıştık. Turan, vak- tile Hamdullah'ın eniştesini bıçakla yaralamıştı. Son cina- yetin kan davasından doğdu- ğunu söyliyenler vardır. Bir muharririmiz, dün katil Ham- dullah ile görüşmüştür. Ham- dullah: — Ben kan davası güdme- dim ve güdecek bir adam değilim. Böyle birşey düşün- medim bile... Fakat sarhoş halinde bazı hareketlerini gör- düğüm Turan'dan çekiniyor: dum. Bu yüzden kendisini iki yerinden yaraladım. Tahkikatımıza göre, katil Hamdullah, kama ile göğsün- den ve karnından yaraladığı Turan'ı bırakarak — doğruca Keçeciler karakoluna - gitmiş ve elinde kanlı kama olduğu halde içeri girmiştir. Komiser, kendisini görünce saldıracak zannile — derhal — tabancasını çekmiş: v Halkevi köşesi 1 — Martın 18 inde saat 1730 da sağır ve ” dilsizler mektebi müdürü Bay Necati Kemal tarafından alelümum iptilâlar hakkında bir konfrans verilecektir. 2 — 22 Mart pazartesi gü- nü saat 18 de açılacak olan Halkevi mandolin ve kitara derslerine — başlanacağından, kayıdlı olanların Halkevine gelmeleri. 3 — 17 Martçarşamba gü- nü saat 18 de sosyal yardım komitesi toplantısı vardır. Konser Memnuniyetle haber aldığı- mıza göre, değerli kemancıla- nmızdan — Cavid Özmengü 20 /3/ 37 cumartesi gecesi Halkevi salonunda Rozati'nin refakatile bir konser cektir. Programı * Bethoven ,, in “Krevtzer,, e ithaf ettiği 9 uncu sonatı; Fr. List'in 2 inci Rap- sodisi, “Paganni, nin 13 üncü Kaprisi; Viyana kaprisleri gibi eserler zenginleştirmektedir. Müzik seven okuyucuları- Mıza bu fırsatı kaçırmamala- rtını tavsiye ederiz. L_lîı -96. — Peki, şartın nedir? — Onu, bana vermek, Da- ha doğrusu, bu kadar hizme- time mukabil, kendi maksa- din da tahakkuk ederken beni onunla mükâfatlandırmak.. Mariya kısaca düşündü: Şu dakikada Petro'yu tat- Min etmekten başka hiç bir Çare göremiyordu. Aksi tak- dirde herşey mahvolacaktı. — Peki, söz veriyorum! Dedi. — Fakat ayni zamanda Onun kılına dokunulmıyacağı- Na oda samin arliniz! verile- Yazan : rtına Ali Bl.lyük Korsan Romanı a girdi. , Katil 'Hamdullah — Kıpırdama! Demiş ve Hamdullah'ın bi- Üleğini — yakalıyarak — bıçağını elinden almıştır. Hamdullah, bilâhare cina- yeti nasıl işlediğini anlatmıştır. Turan, iki yerinden yaralı olduğu halde on beş adım kadar yürümüş ve sonra dü- şerek ölmüştür. Nevyork'da Naziler aleyhine nümayiş yapıldı.. Nevyork, 16 (A.A) — Dün akşam Madison Sguare Gar- den'de Naziler aleyhinde ya- pılan nümayiş esnasında Nev- york belediye reisi Laguardia Berlin'de ilirazlarla karşılan- miş olan Hitler aleyhindeki beyanatını tekrar etmiştir. General Johnson da gerek Hitler gerekse kendisine pek yakın olanlar aleyhinde ren- cide edecek mahiyette sözler söylemiştir. Berlin, 16 (A.A) — Ame- rika mahfelleri Amerika sefi- rinin Berlin hükümeti nezdin- deki protestosundan sonra Nev- york belediye reisi Laguardia- nın nutkü - dolayısile ortaya çıkmış olan Alman Amerikan hâdisesini kapanmış addetmek- tedirler. Zelzele Bolu, 15 (A.A) — Evvelki gece saat 1,40ta üç saniye süren şiddetli bir zelzele ol- muştur. Zelzeleden halk uyku- dan uyanmıştır. Beş dakika sonra iki saniye süren bir zelzele daha olmuştur. Hasar d M. Ayhan, Faik Şemseddin — Allaha, Hristos ve ba- bamın namına yemin ediyorum Petro.. — Fakat iyi düşün Mariya, Fırtına Ali seni takib eder de bir tehlike, bir. korku karşı- sında kalırsan, gene sözünden dönmiyeceksin. — Yemin ediyorum Petro! Herşeye rağmen, hattâ Fir- tına Ali'nin gözü önünde kızı sana teslim edeceğim. — Şu halde yürüyelimi! — Kumanda sende Petro! & Peki' kaptan! RA Asrımızda hayal,) 9B hayat ve ruhiyat..| Artık gazetecilik, bugünkü insan ruhiyatına ve onun fev- kalâdelik, rine de yavaş yavaş uymağa başladı. Gazetelerin bilhassa romancıları, röportajcıları, ze- kâlarını, buluşlarını ve kalem- lerinin kudretini buna verdi- ler. Fakat kariimiz bizden geri kalıyor mu sanıyorsunuz? Genç kızlarla bir mecliste bulunuyorum. Bana, papağan kuşu gibi, manzum parçalar okuttular, hiç anlamadığım si- nema artistleri hakkında sual- ler sordular ve cevaplarıma gülüştüler. Edebiyattan, filoza- fiden bahsedince; — Onu bırakın da *dediler- bize enteressan birşey anlatın! Hatırıma son bir hâdise geldi, onu anlattım. Kısacası macera temayülle- şöyle: Tayyareci güzei bir kız, fır- tınalı bir havada kaza geçiri- yor ve açık denizlere düşüyor, dalgalarla mücadele başlıyor. Tam o sırada, bir Yunan va- puru geçiyor.. İkinci süvari, uzaktan bir kazazede görünce hemen harekete geçiyor, bizzat vapurun motörüne atıliyor, gi- dip dilber tayyareciyi kurta- rıyor. Kızlar, beni, heyecanla din- lediler. Sözümü bitirince: — Bu kadar mı? Diye bağırıştılar. Şaşkın şaş- kın, “Evet, cevabını. verdim, bukadar. Hâdise bundan iba: rettir, dedim.. İçlerinden biri yanıma ka- dar geldi. Acır. gibi yüzüme baktı. Başını salladı ve: — Hâdişe -dedi- belki bu kadardır. Fakat bu böyle biti- rilmemeliydi. Senin gibi bir gazeteci böyle yapamazdı. — Ya ne yapardı?, — Ben de onu anlatacak- tm sana: Kız kurtulduktan yor. İkinci süvari, genç ve güzel bir delikanlıdır. Bakışı- yorlar. İlk heyecan - başlıyor. Amerika sahillerine yaklaşır- ken artık aralarında aşk baş- lamıştır. Nihayet, bunu biribir- lerine itiraf ediyorlar. — Bittabi -dedim- - biribi- rinin kucaklarına atılıp öpüşü- yorlar da.. Kızlar birer kahkaha attılar. Diğeri devam etti: — Gayet tabil, değil mi ya?. Sonra azizim, insanlarla mes- kün olmuyan bir adada yerleş- meğe karar veriyorlar ve ka- ğerinden beşer metre fasıla ile ve yarı eğilerek ilerlemiye başladılar. Mariya arâ sıra et- rafına bakıyordu. Plânın bi- rinci kısmının tatbikatı başla- mış demekti. Petro'nun başar- dığı iş hakikaten çok büyüktü. Küçük bir sırtı sürünerek aştılar. Korsanlar tepeden tır- nağa kadar silâh içinde idiler. Hepsi de yarı izbandude gibi haydutlardı.. Petro, biraz ileride durdu: — Şimdi - dedi - ben ya- lnız gideceğim. Öyle ümid ediyorum ki, diğer uşaklar ve hattâ Osman reis, kuleden lerdir. Ben vaziyeti tedkik ede- yim. Kulenin beyaz gölgesini görüyor musunuz? —Ei Tavfalara isaret etti. Yekdi — Siz burada on dakika sonra bittabi vapura getirili- | | çıkmış, ormana doğru gitmiş- | G arp Lokarnosu ve ce- vabi notaların tesiri *« Başı J inci sahifede - dörtler paktı ile yeni bir har- bin diplomatik hazırlıklarına başlamış olduklarının en - ka- naat verici bir delilidir.., Berlin, 16 (Radyo) — Ber- lin gazetelerine göre, Alman- ya'nın garp Lokarnosu üzerine verine verdiği nota müsaid bir telâkki görmemiştir. Ve bu gazeteler, İngiltere ve Fran- sa'nın hâlâ eski fikir ve siya- sette ısrar etmelerinden ademi memnuniyetle 'dirler. Taymis gazetesi: *“Almanya ve İtalya'nın 18- | rarlarına göre garp Lokarnosu | Uluslar sosyetesi kadrasuna giremiyecektir. “Fransa, Fransız âli harb şürası ile Belçika harb şürası arasındaki - rabılanın devamı lüzumunda ısrar etmekte ve İngiltere'nin, harb ihtimalinde Belçika topraklarında faaliyet hakkını haiz olmasını iste- mektedir. *Belçika böyle bir yardıma kümeti de mukabil yardımdan geri kalmamak mecburiyetin- dedir., demektedir. rarlarını tatbik ediyorlar. Bun- dan sonra adanın tarifi gelir. Aşk, sıcak iklimlere hâs şart- lar başlar. Bir çocukları dün- yaya gelir.. Fakat bir, iki yıl sonra, adaya meçhul bir tay- yare iner ve içindeki adam, onların uzakta bulunmaların- dan istifade ederek çocuklarını cak: “Simdi, karı koca, bu meç- hul tayyareciyi aramağa çık- mışlardır, .. gün sonra vak'anın ikinci kıs- mı başlıyacak.. Ayağa kalktım: —Müsaadenizle -dedim- asri hayat ve ruhiyatı aksettiren bu yazının ikinci faslını şöyle bi- tirelim: Meğer, çocuğu çalan, kızın yirminci âşıkı imiş. Bu suretle genç kadımı kendisine çekmek istemiş ve muvaffak da olmuş. Fakat bilâhare onbeşinci âşı- kile macerasını tazelediği için, yirminci âşıkı, kendisini kov- mMuş, çocuğu da Yunan'lı de- nizci babasına vermiş.. Ve ka- diın da bilmecburiye tekrar Çocuğunun babasına dönmüş. İşte, sizin asri efsaneyi, böyle asri hakikatlarla da süslemek lâzım. Ve bu sözleri söyleyip, der- hal meclisten uzaklaştım. Çimdik kadar bekledikten sonra, şu beyaz çakıllı yolu takib ede- rek yürüyeceksiniz. Ben sizi karşılıyacağım ve son talimatı vereceğim, Şunu da hatırlata- yım ki, bana da Ada'dan uzaklaşıncıya kadar düşman muamelesi yapacaksınız.. — Peki Petro! Petro, bu direktifi verdikten sonra sıçradı ve ilerideki ka- yanın arkasında kayboldu. « ** Kulenin kapısı tak tak vu- ruldu. Zeliha, pencere dibinde uyumuş, kalmıştı. İki saatten- beri, şuracıkta, gecenin koy: | nunda hareketsizce yatan mot Jenize bakarak Ali'yi düşünü- yordu.. Ali onun rüyası, Ali PHonun aşkı ve herşeyi idi. Nerelerde idi acaba, Ali? Düşüne düşüne uyumuş kal- bahsetmekte- | muhtaçtır; fakat Belçika hü- | çalar, gider. Vak'anın tam bu- | rasında gazeteye şöyle yazıla- | Ve hakikaten on | Londra, 16 (A.A) — İtal: nın garb misaki hakkındaki cevabında — Fransız » Sovyet misakına karşı esaslı itirazlar serdedilmekte olduğu ve bu cevabın mezkür misakı Lo- karno sistemi ile kabili - telif bulmadığı -söylenilmektedir. Brüksel, 16 (A.A) —Alman sefiri garp paktı hakkındaki İngiliz muhtırasına verilen Al- man cevabının bir nüshasını hariciye Nezaretine vermiştir. Resmi mahfiller her türlü | tefsirden içtinab etmektedirler. Siyasi müşahidler Alman ce- vabının beynelmilel vaziyette bir değişiklik yapacak mahi- | yette olmadığı mütaleasında- | [ dırlar. Fransızlar müstak. bel harp Akdenizde olacak diyorlar — — Başı T inci sahifede — harp çıkacağımı ima ediyorlar. Roma, 16 (Radyo) — Bay Mussolini, Bingazi'den hareket ve yeni yol üzerinde garbe doğru seyahat etmiştir. B. Mussolini Buzerta inşaa- tını tedkik etmiştir. Bay Mussolini Ciminese de uğramış ve halk tarafından alkışlanmıştır. B. Mussolini kü- çük yerlere de uğramış ve sulhperverlikten bahsetmiş fa- kat sonunda kan ve silâhtan da bahsetmekten geri kalmamıştır. Saat 11,30 da Propaganda Bakanı Trablusgarb'a gelmiş ve nümayiş hazırlığı yapmıştır. Propaganda Bakanı çok ha- zırlıklarda bulunmaktadır. Trablusgarp Fuarı yarın kü- şad edilecektir. Hazırlıklar ta- mam olmuştur. Tunus'tan bir çük - İtalyan ve Yahudi Fuar münasebetile — Trablusgarb'a gelmrktedir. Trablusgarp, 16 (Hususi) — B. Mussolini, bugün buraya gelmiş ve binlerce halk tara- fından büyük tezahüratla kar- şIsnmıştır. B. Mussolini karaya çıkaren 21 pare topla selâmlanmıştır. Trablusgarp Belediye reisi, müftü ve kadı, Arapça birer söylev vermişlerdir. Müstemleke taburları ve de- velere binmiş Arap süvarileri Trablus'a gelmişlerdi. B. Mussolini, müstemleke kıtalarını teftiş ettikten sonra hükümet dairesine gelmiş ve orada Arap'ların ileri gelen- lerini kabul eylemiştir. B. Mussolini, yarın (Bugün) Trablusgarp sergisini açacak ve bu münasebetle mühim bir söylev verecektir. mişti ki, kapının vurulduğunu duydu. — Kim 0? Diye seslendi ve bakındı: Babası yoktu. Gene gezinmiş olacaktı. Hal- buki bir saat evel babası yanı- başında idi. Biraz okumuş, ondan sonra kızının uyukladı- ğını görünce, hafifçe saçlarını okşamış, gezinmek için dışa- | rıiya çıkmıştı. Kapıyı vuran bir uşaktı: - Benim, ben Sultanımız; Ağamızı soruyordum.. — Bir şey mi var? — Arkamızdaki — ormanlar tutuşmuş ta.. — Peki ne olacak? — Olur ya, ateş büsbütün etrahı sarar. Gidelim, söndü- relim, diye düşündük.. etrafına Bu akşamki program İstanbul radyosu Gündüz neşriyatı. 12,30- 14 — a Halk — türküleri, Plâkla hafif mu: Havadisler, ü Akşam neşriyatı; 18,30Dans — musiki, 19,30 Konferans, 20 Şark musikisi, 20,30 Arapça söylev, 20,45 Şark musikisi, 21,15 Stüdyo orkestrası, 22,15 s haberleri, 22,30 Sololar. — | Atatürk Spor bayramı Istanbul, 16 (Hususi muhl—v*r birimizden) 19 Mayısta Ankara'da “Atatürk spor bay- — ramı, adı altında bir bayramı yapılacaktır. Bu bay- rama Ankara, İstanbul — ve İzmir sporcuları fazla miktarda- iştirak edeceklerdir. Feci spor — < Bir tayyare kazası Londra, 16 (Radyo) — İn- — giliz yolcu tayyarelerinde bir trimotör, Brüksel'den Rino'ya giderken kaybolmuştur. İngiliz, Alman ve Belçika tayyarele- rinin — yaptıkları — araştırmalar — neticesinde tayyare, yanmış olduğu halde bulunmuştur. İçinde; (Erdas) İngiliz hava sosyetesi direktörü ile tayyar — renin pilotu ve telsiz memuru parçalanmışlardır. Varşova'da Arbedeler oldu Varşova, 16 (A.A) — Pat Ajansı bi'd riyor: Vorşova üniversitesinde ve Politeknik mektebinde leyli —| talebe ile Yahudi talebe ara- sında kavga çıkmış birkaç Yahudi talebe — yaralanmıştır. Rektörler dersleri tatil etmiş- lerdir. Bir karar Moskova, 15 (A.A) — Azeri baycan cumhuriyetinin 9 uncu — Sovyetler fevkalâde kongrı cumhuriyetin kanunu esasisini — ittifakla kabul etmiştir. Soyyetler birliği kanunu esa- sisine tevfikan Gürcistan, Er- — menisan ve Azerbaycan cum- huriyetleri doğrudan doğruya — Sovyetler birliğine girdiği için kongıe Kafkas federasyonunun buna bağlı te; lerin lınlıı vazifelerini rak dağılmış terakki edilmesi- ne karar vermiştir. Akhisar'da Panayır Her sene yapılması mutad olan Akhisar'ımızım Çağlak panayıri bu yıl da Nevruz'a — tesadüf eden önümüzdeki Pa- — zar günü açılacaktır. tamamlıya- —— — Sahile doğru bdunıı. g belki oralardadır. Uşağın ayak sesleri. Yavaş — yavaş uzaklaştı. Bir dakika sonra diğer uşakların da çıkıp — stikamette ilerledikle;ini gördü. — Bu yangın da nere çıktı - diye mırildandı”- î ateş verebilir ormana!. Hem de — ne güzel uyuyordum!. İçinde garib, endişeye ben- zer bir. his arkadaki sırtlara bakan pen- ceresine kadar geldi.. Orman- dan yükselen alevler buradan iyice gözüküyordu.. — Hayretl Diye mırıldandı. Tekrar yerine gcldıği vakit, vardı.. Külenin, — ğ kapıda babasının sesini duydıı. — Sonu var —

Bu sayıdan diğer sayfalar: