6 Mayıs 1938 Tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5

6 Mayıs 1938 tarihli Anadolu Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ANADOLU Dartanyanın bindiği posta arab ... — Yazan: ası hiç durmadan bütün hızile Parise doğru yol alıyordu Luvr — sarayına yaklaştıkları zaman Sen-Jermen tarafından gelmekte bulunan Trevile tesa> düf etmişlerdi; o onları dur- durdu ve hallerini tebrik eder- ken etraflarını yüzlerce balk sarmıştı. M. dö Trevil, kurmuş olduk- ları tedbiri beğendi ve ertesi gün Dartanyan danda gör rülmezse bizzat arıyarak bulun duğu yerdeni çıkaracağını var detti. Bu esnada La Samartenin saâti altıyı çalıyordu; dört ar- kadaş işlerini behane ederek Trevilden müsaade- aldılar. Biraz sonra Şaylot yoluna gelmişlerdi; gün karanyor ve arabalar gelip geçiyordu; arka- daşlarından ayrılıp biraz ilerde duran Dartanyan, gelip geçen bütün arabalara dikkatla bakı- yor, fakat içlerinde bir tanıdık yüz göremiyordu. Nihayet, bir çeyrek saat ka- dar bekledikten sonra ve ak- şam karanlığı basmakta bulun- duğu sırada Sevr tarafından doğru gelmekte olan bir araba gördü; peşin bir ona ran- arabada bulunduğunu bildirdi. Delikanlı kalbinin bu derece çarpımasına kendi de şaşmıştı. Hemen ©o esnada arabanınn penceresinden bir. kadın bâşı görünmüş ve kadının iki par- mağı ya süküt tavsiyesi veya- hut bir öpücük — göndermek maksadile dudaklarına konmuş- tu: Dartanvan seyincinden — ya- yaşçacık inlemişti. Bu kadın, yahut arabanın çok çabuk geç mesi sebebile gölge gibi gör düğü bu hayal, madam Bo- masyö (di.. Almış olduğu — talimat hilâ. fina ve istemediği bir tesire tâbi olarak delikanlı atımı sür« Müş ve arabaya birkaç kulaç kadar yaklaştı, fakat pencere çabucak kapanarak hayal de kaybolmuştu. Bunun üzerine o, verilen ten- bihi hatırladı: *Eğer hayatınıza, yahut - sizi seven kimsenin hayatına kıymet veriyorsanız, hiçbir şey görme- miş gibi hâreketsiz kalınız, Bundan dolayı, kendisi — için değil, fakat bu randevuyu — ve- rerek hayatını tehlikeye koymuş bülunan zavallı kadın namına olduğu yerde durarak titremeğe başladı. Araba eskisinden daha zi- yade bir hızla gide gide Pa- rise daldı ve gözden kayboldu. Dartanyan şaşkın bir halde olduğu yerde kalmış olarak bir türlü fikrini toplıyamıyordu. Eğer bu kadın madam Bonasyö idi ise ve eğer Parise avdet edi- yorsa, bu g'zli buluşma, uzak- tan görüşme, © son buse ne TAKVİM Rumi> 1354 | Arabi 1357 Nisaa 23 Bebiülevel 5 Mayıs kşam 12, 194 Yatsı 1448 20,55) EvkatEran Vasaı -— |)| —— Lanı lmaak İkindi. 854 16,04) 1156 2.55) demekti?.. Bunun aksine olar râk. ortalığı basan alaca kar ranlık sebebile onu tanıyama- mışsa, o hakikaten o değilse, bu plân onu sevdiğini bilenler tarafından kadını behane ede- rek kendi aleyhine kurulacak bir tuzağın başlangıcı olamaz mıydı? Üç arkadaşı onun yanına geldiler. Her üçü de pencere- den bir. küdın başı çıktığımı görmüşlerse de, o kadımı Atos- tan başka tanıyan yoktu. Ato- bu güzel yüzle Dartanyan kadar meşgul olmadığı için arabanın içinde başka bir baş, bir erkek başı gördüğünü da zannediyordu. Dartanyan dedi ki: — Öyle olunca kadımı bir hâpisaneden öbürüne götürdük- lerine şüpha yok. Fakat zavab hya ne yapmak istiyorlar — ve onu tekrar nasıl görebileceğim? Atos yavaş sesle cevap verdi: — Azizim, dünyada tekrar buluşamıyacağımız — kimselerin yalmız ölüler olduğunu — düşün, Zannederim ki bunu benim ka- dar siz de bilirsiniz. Onun için, eğer — sevgiliniz ölmemişse, eğer — gördüğümüz kadın o ise, bir gün gene bu- luşursunuz. — Sonra — kendine mahsus olan insandan tüvrını takınarak ilâve etti: A lah bilir amma, istediğinizden daha kısa bir zamanda, Saat yedi buçuğu çalmış ve irmi dakika ol-, maba geçeli yirmi dakira 9. ona gideceği ikinci yeri hatır- latmış ve ayni zamanda vaz- geçmek için henüz vakit mü- sait olduğunu da söylemişlerdir. Fakat Dartanyan meraklı ve acayip tabiatli bir adamdı. Kardinalin — sarayına gitmeği ve Haşmetlinin kendisine söy- lemek istediği şeyi aklına koy- muştu; onu bu kararından hiç- bir şey çeviremezdi. Sen Onore (St. Honore) so- kağına gelmişler ve Kardinal sarayı meydanında, davet ettik- leri, on iki silâhşorun gezinerek arkadaşlarını beklediklerini gör- müşlerdi. Dartanyan kralın — şerekli si- labşorları efradınca tanılıyor ve bir gün © fırkaya liniyordu: Bunun için onu da şimdiden silâh arkadaşı sayıyor- lardı. İşte bu sebepten dolayı berbiri bu işe candan alâka göstermişti; bundan başka, Kar- dinala yabut adamlarına karşı bir oyun oyaamak — fırsatı hoş- larına gidiyor ve böyle bir ma> cera için bu cesur asılzadeler daima hazır duruyordu. Atos onları üç guruba ayı- rarak birini kendi idaresine aldı ve ikincisini Aramisin ve üçün: ü de Portosun idaresine verdikten sonra her grup — bir kapı yakınında yerleşip nöbet almıştı. Dartanyana gelince cesaretle ön kapıdan saraya di, Delikanlı kendisinin kuvvetli bir himaye altında bulunduğu- nu bilmekle beraber, büyük merdiveni adım adım çıkarken büsbütün düşüncesiz de değildi. Maylediye karşı yaptığı şeyin âdeta bir cürüm olduğunu bi- liyor ve bu kadın ile Kardinal arasında siyasi bir münasebet bulunmasından şüpheleniyordu; bundan başka da, pek fena muamele etmiş bulunduğu Dö Vard, Kardinalin âdamlarından biri olap Kardinalin ise düş- manlarına karşı korkunç - oldu- gu kadar dostlarıda karşı mer- but bulunduğu da Dartanyanca mâlümdu. Dartanyan başımı sallıyarak şöyle düşünüyordu: — Eğer şüphe ettiğim gibi bütün vak'amızı Kardinale an- Tatmışsa, ve ümidim veçhile o da beni tanıdıysa kendimi mahküm bir adam sayacağım tabitdir. Fakat niçin bu zama- na kadar bekledi? Evet! Bunun sebebi meydanda: Mayledi be- nim - hakkımdaki — şikâyetlerini son derece mi esine döktü ve nihayet kabı taşırdı. — Sonu var — Kuşadası halkının yardımı Kuşadası, (Hususi) — Zel- zele felâketzedelerine yardım için ilçebay Nail İlterin baş- kanlığı altında toplanan heyet çalışmalarına devam etmekte- dir, Şimdiye kadar üç günde Kuşadasından 367 lira ve Se!. çuk köyünden de 164 lira ki ceman 531 lira toplanmı Bundan başka kaza memur ları maaşlarının yüzde ikisini folâketzede yurddaşlarına ter- ke karar vermişlerdir. İlçebay Nail İlter de ayrıca on lira vermiştir. ” Kudurmuş - tilki köpekleri boğdu Öldürülemedi, kaçıp gitti. Balıkesir — Okuf köyüne iki gün önce geceleyin bir kuduz tilki girmiştir. Köylülerin anlattığına göre tilki dülger Musanın gece evine girmiş ve evin — avlusundaki köpeği kovalamağa başlamıştır. Musa, tilkinin hücumundan köpeğini kurtarmak istemişse de kudurmuş olduğu anlaşılan hây- van bu defa Musanın üzerine saldırmıştır. Musa, bunun üze- rine çiftesini almak için içeri koşmuşsada bu esnada hayvan evden çıkarak köyün sokakla- rına dalmış ve birçok köpekleri önüne — katarak kovaladıktın sonra köyden çıkıp gitmiştir. Kuduran tilki ayni gece Okuf köyüne bir saat kadar mesa- fede bulunan Göğemçetmi kö- yüne girmiş burada da kendi: sine saldıran köpoklerle bir hayli mücadele etmiştir. Azgın hayvan bazı köpekleri asırmış, — bazılarını da — boğup öldürmüştür. Köpeklerin sesile dışarıya çıkan köylüler tilkiye birkaç el silâh Aatmışlarsa da tutturamamışlar ve hayvan bu köyden de çıkıp gitmiştir. Her iki köyde tilkinin ısırdığı köpekler öldürüldükten sonra kireçlenerek gömülmüştür, Şimdi bu çivardaki köylüler kuduz tilkinin tekrar gelerek hayvanlara bir zarar vermesin- den endişe ettiklerinden kırda ve köyde ihtiyatlı hareket et- mektedi Tarihten yapraklar 'Sokullunun |Venedik seferi ive bir cevabı. Haydar Berköz Osmanlı tarihinde büyük işler | başarmış simalar arasında So- kullu Mehmet paşa en başta | gelen kudretli, yaratıcı bir zat. Dtr. Harikulâde zekâsile — en çapraşık işleri bir lâhzada halle muvaffak olan büyük adam Türklüğe hakikaten pek büyük hizmetlerde bulunmuştur. Rw hiyat, nüktenin zekâ için en birinci şart olduğunu ileri sürer. Hakikaten dikkat ederseniz en zeki adamların en ziyade zengin nükteye malik kimseler oldu- ğunu görürsünüz. Sokullu Meh-' met paşa da tarihte icraatı kadar da zarif nüktelerile tanın- mıştır. “* 1571 senesi idi. Osmanlı devleti Akdenizi âdeta bir Türk gölü haline koymuş, hudutlar ise en geniş noktasına vasıl olmuştu. Akdenizi tam bir em- niyet altında bulundurmak için bazı adaların ve bu arada da Kıbrısın behemehal zaptı lâzım- geliyordu. Ada Venedikillerin himayesinde idi. Sokullunun gayreti ile büyük bir donanma teşkil edildi ve kumandanlı- ğa da Yeniçeri ağalığından gel. me birisi tayin edildi. Venedik: liler kendilerinin yalnız olarak Osmanlılara birşey yapamıya- caklarını anlayınca ötedenberi âdet olduğu üzere adaya bir takım din politikaları da karış- tırarak Avrupayı ayaklandırdılar ve nihayet teşkil edilen müt- tefik devletler donanması “İne- bahtı. körfezinde birdenbire Osmanlı donanması — üzerine hücum etti. Donanma kuman- danı zaten deniz harbinden anlamıyan bir adamdı, fazla oltrak ta kendine çok güvenen mağrur bir tipti. Maiyetindeki tecrübeli kumandanların — nasi- hatlerine aldırış etmemesi hem kendisinin ölümüne ve bem de donanmamızın mağlübiyetine se- bep oldu. Bundan çok müteessir olan büyük Sokullunun fevkak üde gayreti iledir ki ertesi sene teşkil edilen ikinci bir donan- ma Kıbrısı - Venediklilerden zapta muvaffak oldu. .. 1572 senesinde bir gün So- kullu saraydaki hususi daire- sinde otururken Venedik sefiri kendisini ziyarete gelmişti. So- kullunun suhbetinden çok zevk alan bu zat ekseriya paşayı ziyaret eder ve saatlerce bir- likte suhbet ederlerdi. Öteden beriden — konuştuktan — sonra bahis Kıbrıs meselesine intikal etti, Venedik sefiri: — Paşa; İnebahtı mağlübiye- tiniz hakikaten pek feci olmuş- tu. O zamanki halinize acıma- mak mümkün değildi dedi. Sokullu müstehzt bir gülüşle: — Evet dedi. Siz bizim do- nanmamızı mağlüp — etmekle nihayet sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Fakat biz Kıbrısı al- makla sizin kolunuzu kökünden keslik. Tıraş edilen sakal daha ü gelir. Fakat kesilen 'erine gelmez. lenen zavallılar İki kişi daha öldü Ödemiş, (Hususi) — Adagi- dede zehirli mantar yiyen iki kişinin öldüğünü, 6 kişinin de hastaneye kaldırıldığını yazmış- tım. Bunlardan ikisi daha ök müştür. Diğerlerinin de hayatları tehlikededir. Mantardan zehir- Anşlustan sonra Macaristan vaziyeti Macar hükümetinin bugün içinde bulunduğu güçlükler nelerdir? Mançester Guardian gaze- tesinden: Macaristan Avrupadaki feo- dal hükümetler içinde en son sağ kalanıdır; ondan dolayıdır ki bu memleket bir takım güç: lüklerle karşılaşmaktadır. Töprak açlığı Macaristanda daima hissedilmiştir. ve — bu harpten sonra müthiş bir hal- de idi, Macaristanın ilk cumburreisi Mişel Karolyi memlekette bir toprak relormu yapmak iste- miştir, Fakat kendisi de büyük ara- zi sahiplerinden birisi — olan Kont Betlen, 1921 de Başve- kil olunca bu proje bir tarafa bırakılmıştı. Fakat daha sonraları çiftçi partisi kendisini toplamış ve Gastol Gaal ile Tibor Ekhar- tın reisliği altında parlâmento- da en kuvvetli muhalefet par- tisi olmuştu. Fakat son zamanlarda Nazi ler bu toprak reformu plânını ellerine alıp kendi maksadla- rına yardım edecek bir hale koymuş, böylece bütün mem- lekatte tahrikât yapmışlardır. Mecmu nülusu 8,800,000 kişi tutan Macaristanda — 3,000,000 dan fazla topraksız köylü vardır. Diğer taraftan da bir takım büyük arazi sahiplerinin elinde de yüzbinlerce dönüm toprak bulun maktadır. Meselâ prens Esterhezi'nin elinde 440,000 dönüm arazi vardır. Nazilerle mülfrid — çiftçiler, yüzde 0,6 halkın vergilerin 18,2 sini, yüzde 18,1 in de 38,8 ini, yüzde 81 inin de bütün vergi- lerin yüzde 43 ünü ödediklerini iddia ediyorlar. Bu vaziyet, tahsil usullerinin de şiddeti dolayısiyle köylü halk arasında hoşnudsuzluğu mucib olmaktadır. Bundan başka Naziler, ma- car parlâmentosunda 1,800 dö- nümdea fazla Aaraziye malik olanlarla endüstri adamlarının mebus olarak — bulunduklarıni arazi reformu n bulunmadı gını da ileri sürüyorlar. Müfrid sağcılar da plân ve programlarını bu — esas üzerine kurmuşlardır. £ Macar nazilerinin bir başka şikâyeti de şudur: Milli endüs- trinin yüzde doksan beşi ya- hudilerin elindedir. Herhalde bu rakamda mübaleğa vardır. Fakat 1870, 1880 — tarihlerinde vukua gelen ihtilâllerde Macar: ların endüstri Uuğraşmanın şe- refsiz bir iş olduğu ve efendi- lere yakışmıyacağı hakkında tolkinler yapmış olmaları da unutulmamalıdır. Bu sebeple Macar endüstrisi daha ziyade Almanlarla Yabu- diler tarafından kurulmuştur. Müfrid sağcıların tazyiki al- tında Daranyi kabinesi Maca- ristanda Yahudi meselesini bir hale yola koymağa uğraşmak- tadır. Bu hususta birçok meslekler hakkında bir takım kanun mad- deleri kabul edileceği söyleni- yor. Bundan başka 1851 denberi memlekette oturan Yahudilerle harbten sonra buraya gelmiş olanların, büyük harbe iştirak edenlerin bir takım kategorilere ayrılacağı anlaşılmaktadır. Her- halde harbe iştirak etmiş olan Yahudiler, en fazla imtiyazlı olacaklardır. Nazi sındaki — radikal unsurlar, Yahudilere, sade en düstri sahasında tahdidler ko- nulmasını değil, ayni zamanda ağır endüstri ile medenlerin de millileştirilmesini müdafaa ediyorlar. Mütedil unsurlar Macar ristanın — Yahudi — meselesinin Nuremberg kanunlarına göre Ak manya ve Avusturyada olduğu gibi, balledilemiyeceği kanaatin- dedirler. Bahse mevzu olan insanlar 3,800.000 kişi içinde 1,300,000 lr. Mutedil Naziler, eğer bu Ya hudiler, ortadan çekilecek olur larsa bunların yerini * Alman- ların — alacağını düşünüyorlar Bu da ayrı bir felâket olacak tır. Çünkü bu suretle Macari» tanın Almanyaya olan bağlılığı büsbütün artacaktır. Müfritler ise bunun zıddına likirler yü- rütüyarlar. Bu tahrikât karşısında Ma- car kabinesinin mevkii ziyade- siyle güçleşmektedir. Hükümet, bu işe bir çare bul mak için tahrikâtç larâ karşı şiddetli tedbirler almağı tecrübe etmiştir. Bu sebeple Salazi ve Kemeri — Nagi tekrar — teve kif edil fakat birkaç gün yahut birkaç hafta sonra tekrar serbest bırakılmışlardır. Son zamanlarda, Alman hâ- diseleri - dolayısile hükümetin cesareti kırılmıştır. Bundan baş- ka, hükümet mensupları arasın- da da bir takım oportünistlik. ler başgöstermiştir, : Başvekil, son zamanlarda Nazi tahrikâtını karşılamak üzere bir dört yıllk inşa ve kalkınma programı da hazırlamıştır. Buna rağmen hükümet, müşkül vazi- yettedir. Çünkü ne büyük arazi sahip- lerile endüstricilere, ne de müf- ritlere karşı şiddetli tedbirler alamamaktadır. Mart ayı içinde Macaristandı. büyük bir telâş ve asabiyet hü: küm sürüyordu. Şimdi buna çare olmak üzere bir temerküz kabinesi yapmak ve buna muh- partileri almak fikri ileri sürülüyor. Bu da 1933 siyasetine dönüş manasına gelecektir. Bu suretle Macaristanın daha ziyade Alman nüfuzuna gireceği tahmin edile- bilir. Bununla beraber Kral, amiral Horti ile Başvekil Da- ranyi, kendilerinin Nazi tazyikine boyun eğmiyeceklerini söylemiş- lerdir. YA DSN * Dr.Behçet Uz Çocuk hastalıkları mü'h““l Hastalarını 11,30 dan bire ka- dar Beyler sokağında Ahens matbaası yanında kabul eder. Muayenehane telefonu 3990 Ev telefonu 2261

Bu sayıdan diğer sayfalar: