30 Mayıs 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5

30 Mayıs 1938 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

s0 MAYIS —1938 hk Belgrad tayya- re sergisi açıldı Belgrad, 2 A.) Da saat 11 de beyne! birinci Belgrad tayyare sergisinin küşat resmi icra edilmiştir. Bu sergiye Fransa, İtalya, Al Çekoslo. vakya, Polonya, Hollanda, Ameri- ka ve Macaristan iştirak etinişler. dir, Serginin açılmasında Kralın ve naibi hükümet Prens Polün mümes- silleri, Başvekil B AA ve hükümet erkânı, kordiplom taşemiliterler, an ve meclisleri relsleri, harbiye relsi Vetleri kumandan: Belgrada gelmiş olan muhtelif ec nebi heretlere mensup generaller ve yüksek rütbeli zabitan bazır bu. Tünmuştur. Belgrad, 29 (A.A.) — Belgrad en ternasyonal tayyare sergisine İşti. Tak etmek üzere bu sabah 3$ AL men harp tayyaresi buraya gelmiş ve bu tayyareleri karşılamak Üze- re havalanan elli kadar Yu keşit tayyareleri birif Suşlar yapmıştır Ayni zamanda 750 mürekkep bir Alrian grada gelmiştir. Bunls Reneral fon Forser vardır. askeri bu münassbetle Gazino ve eğlence yerleri Dün niçin açık değildi Dük "pazar ve hava gayet güzel olduğu için bu cak yaz gününden istifade eden halk, akım akin eğlence yerlerine çıkmış- tı. Buna Tağmı Ve ve gazino sahipleri ancak bk haf- ta açabileceklerini söylüyorlardı. Bu ga- Tİ vaziyetin sebebi şudur: Bütün ticarethanelerin olduğu gibi bu Mevi yerlerin de vergileri hazirandan ha- | 2irana tahakkuk etmektedir. Bu hazirandan bir bafta evvel de açıl Müren geçen bir senenin vergisini de ö- iktiza etmektedir. Halbuki bu gi- bi yerlerin kiracıları hemen her sene de- Ülşmektedir. Mevsimlik olarak (tutulan Yerlerde bir müstecirin iki senelik bir- vergi vermek mecburiyetinde kalış- İşte bu vaziyeti doğurmaktadır. Ha- i ek haftadır. Mev Ön EM Yak rak esed. aklin oekliden ya, ştır.. Üzeri, ler beyi | passevel Bir kaç gün evvel memlekette bir hö- dise oldu. Kültür bakanlığının İs - tanbuldaki (dari müesseselerinden bi rinde çalışan bir me mur, sahte tasdik» nameler, sahte Şö hadetnameler Sate makla itham edildi. Hakkında kanuni takibat yapıldığın - dan bahsolundu. Mevkii ve makamı, salâhiyetlerinin de- recesi, bu salâhi- yetleri me derece ye kadar suiistimal ettiği beni asladü- şündürmez. (Beni düşündüren . tek nokta şudur; “Türkiyede herhangi bir ovatandaşm kültür vesikasını sahte (olarak tedarik edebileceğini aklına getirebilmesi ve ber- i bir memurun kültür vesikası üze- rinde sahtekârlik yapmayı kabul etmek» ten çeçkinmiyeceğinin düşünülebilmesi.., İster vatandaş bakımından, ister me- mur bakımından mütalea edilsin, bu öy- le bir büyük ve iğrenç imansızlık mesele sidir ki üzerinde dikkatle durmak ve bu yarayı merhemle değil dağlıyarak teda- vi etmek lâzımdır. Düşününüz hir kere... Cahilin ve ah- laksızın biri, eline sahte bir hukuk şeha- detnamesi geçiriyor. Baroya giriyor, &- vukat titrini takınıyor. Buna iş tevdi © den vatandaşın: başına hangi bel& gel- mez? Yahut, dinde hukuk (şehadetnames! var ya, adliye kadromuza giriyor, mülâ- zim aza oluyor, aza oluyor, hâkim olu- vor. müddelumumi oluyor, reis oluyor AABER — Aksam postu ve muhakeme edip Karar veriyör. Tem- yizin yüksek dikkati, bulunduğu heyet- teki diğer dürüst ve bilgili | hâkimlerin vicdan ve ehliyeti, müdafaa eden avuka- tm cerbezesi ve zekâsı ne (olursa olsun Mülkiye mektebinin bir sahte mezunu musallat olacağı nahiye, kaza ve vilâye- ti ne zararlara sokmaz, ticaret mektebi- nin sahte bir mezunu musallat olacağı diniz. Üzerine aldığı dersten talebe asla istifade edemiyecektir. Eczacı olduğunu farzediniz, doktorun bin dikkatle yazıp gönderdiği reçetede yapacağı bir milig- ram hatası bir vatandaşm ölümüne S6 beb olacaktır. Acaba şehadetnamenin her derde deva olduğuna kani bulunanlardan mıyız? Sahte şahadetname ! Bu öyle büyük ve iğrenç imansızlık mese- lesidir ki üzerinde dikkatle durmak ve bu yarayı merhemle değil, dağlıyarak tedavi eimek lâzımdır Hayır. Nice oşehadetna- meliler vardır ki a- tıldıkları iş sahala- rında ellerindeki vel sikalara uygun ebii yet gösterememiş - lerdir. Fakat bun » ların içinden hiçbi- rinin insanlık duy- çgusundan, dürüst - , Büğünden ve ahlâ - kından bir “sahte şehadetnameli,, gibi şüphe etmek hak. İ km haiz değiliz. , “Sahte şehadetna - me almağı ve ver - meği düşünecek in- san,bir memleket İ- çin dolandr rıcıdan, Ktıttar tarik'ten, gözü kanlı eşki- yadan ve hattâ bir istilâ ordusu unsurun- dan çok daha berbat tehlikedir. Çünkü çok daha sinsidir ve her imanı çiğnemiş- tir. Bir sosyete için hiçbir şey, imansız adam kadar zehirli olamaz. Kültür ve ihtisas vesikası bir cemiye- tin en mukaddes haklarından biridir. 20 şa boğuşa çalışarak, nice imtihanlar ve- rerek, nice güzel bahar günlerini feda 6 derek, ilk gençliğin bütün ateşli ihtiras- larını ve tatlı hülya dakikalarını İsraf ederek kazanılabilen bir bakkı elli liraya satmağı düşünmek veya elli Hraya, yüz liraya, bin liraya almayı düşünebilmek spekülâsyonların en fectidir. Evet böyle bir yarayı merhemle teda- viye kalkışmıyalım, bir cemiyet için bundan roüthiş cüzam olamaz. Dağlıya- hım. Nizamettin NAZİF Londra Belediye me- murları sakal bırakıyor! ONDRA'da hemeri bütün zabıtai belediye memurla. rranlaşılmaz bir hastalığa yakalanmışlardır. Bir gün İçersinde bu hastalığı yakalanan ve hastaneye götü. rülen memurirm sayısı yüzü geçmiştir. Hastalığa yakala- sanlarım evvelâ yüzleri şişiyor, sonra şişen noktalarda ya” raler açılıyor. Ve bu suretle yüz traş edilmesi İimkânsiz bir hale geliyormuş. Londra belediye memurları on ye- dine asmda olduğu gibi sakal birakmıya başlamışlar! Hastalığın nereden geldiği anlaşılamamıştır. Bazı dok. *orlar, hastalığın menturlara yeni verilen başlıklarm ya. nldığı kumaştan ileri geldiğini iddia ediyor. Bunlara göre bu kumaslar hastalıklı mantarlarm hücumuna uğramış setenlerden yapılmıştır. Londra belediyesi, yaptırdığı yeni serpuşları, hastalı, ın sebebi anlaşılımesya kadar dağıtmaktan vazgeçmiştir. * Şekerli nehir UGOSLAVYA'ya Sakarin ithali memnudur, Geçen gün Yugoslavya hududundaki gümrük memurları 10.000 sakarin yakalamışlar Ve sakarini Sava nehrine dökmüşlerdir. Bu kadar sakörinle 20 milyon fincan çay 58 milyon fincan kahve, 22 milyon bardak Hmonata yapmak kabildir. * Çocuk treninde bir kaza LASKO'da çocuklar için bir sergi açılmıştır. Bu sergide sergiyi gezen yavruları dolaştırmak için »wimini bir şimendifer yolu da ver. Malüm olmıyan bir 59 yüzünden iki şimendifer bu yolda biribiriyle çarpış- bir iğ “ir. Bu elbiseyle siyah | mış, on yedi çocuk yaralanmıştır. Yarası ağır olani iki ço- i gü der, cuk hastaneye kaldırılmıştır. | — smmm ma mm Gamma Tatar halk şairi Abdullah Tukay (GG EN iyi ce beşinde Tataristan meşhur halk şairi Abdullah TTukay'ın ölümünün yirmi beşinci yıldönümü kutlanmıştır. Abdullah Tukay, çok realist bir şairdi. Tlhbamla dolu olan güzel şiirlerinde Tatar milletinin (mitlerini teren- nilm eylemiştir. 1886 senesinde doğarak 1913 senesinde çok genç çağda, 27 yaşmda ölmesine rağmen, feodalite re. jimine, her türlü istismara karşı çok güzel ve heyecanlı birçok eser yazmış ve haklı olarak büyük bir göhret ka. zanmıştı. Abdullah Tukay, ayni zamanda Puşkin ve Ler. montov'un da bazı eserlerini çok güzel bir surette tercii- me eylemiştir. Şairin ölümünün yirmi beşinci yıldönümü münasebeti- le, tam külliyatı neşrolunmuştur. * Mem suçlu, hem güçlü Şe yi e e a bir sinemaya girmek üzere bir bilet alıyor. Salo. nun kapısı önünde, kontrol memuru, kadınm girmesine mâni oluyor. Çünkü kadınm beraberinde bir de köpek var. dır. Kadın köpeğiyle beraber içeriye girmekte ısrar edi- yor, fakat memur nezaketle bunun mümkün olmıyacağı- nı söylüyor. Köpekli madam çekiliyor. Bir çeyrek sonra kadın tekrar geliyor, bu sefer yanm- da köpek yoktur. Salona girmek isterken ayni kontrol me. muru müşteriye doğru iğiliyor ve kadınım biraz şişik du. ran mantosunun #ol tarafma vuruyor, Mantonun içinde havlamaya başlıyan köpek foyayı meydana çıkarıyor, pek fazla öfkelenen kadm, memurun üzerine atılıyor ve dişle, rinin bütün kuvvetiyle kontrol memurunun elini ısırıyor. Bu sırada ihtiyar seyircinin takma dişleri yere düşüyor ve kırılıyor. Kadın derhal mahkemeye müracaat ediyor. Kırılan dişlerin tazmini için memur aleyhine bir dava açiyor, Tetkik amir Yugoslavya matbuat ve edebiyat tari nhine bir bakış —2-0) Yazan; Şekip Gündüz Yugoslavyanın Türk imparatorluğu hudutları içine girmesinden Macarlar ve İtalyan yarımadasında oturanlar son derece büyük bir ıstırap duymuş- ardı. Bu tarihi ıstırabın burada ayrıca teşrihine lüzum yoktur, İtalyan yarım adasında oturanlar - ve bilbassa Vati- kan - Adiryatik denizinin şark sahille- riyle hinterlandına karşı daima çok dikkatli bir ilgi göstermişlerdi. Macarlar da böyle.. Yugoslav mil letinin İlliryayr vatan edindiği günden sonra geçen tarihi, bu milletin Sırp, Hırvat, Sloven adlı üç büyük oymağır na karşı Macarların ve katolik dininin, ne yamanlar da ve ne gibi taarruzlarda bulunmuş olduklarını ve Yugoslav bir- Tiğinin asırlarca tecssüs ddememesi için ne gibi entrikalar çevirmiş olduklarını yazar. Kateliklik Hırvatlara uzun za- man Yugoslav oldukları bile unuttür. muştur Böyle devamlı, sinirli ve mühim bir alâkanm din, ekonomi ve siyâsa seha- larında olduğu gibi kültür sahasmda- da Yugoslavlar üzerinde müessir olmak istemesinden daha tabif ne olabilirdi? İşte, “Türk imparatorluğu, Bizans - Sırp kültürünü tahrip ediyordu, Heyen Yugoslav muharriri Svetislav Şuma- reviç'in "Yugoslav matbuatı,, adlı ti- salesindeki şu satırlar, yukarıda isah ettiğimiz sebebe dayanır; “16 mer serin ilk yarımnda Vene dikte iki matbaa kuruldu. Ve ayrıca Goraj'da, (o Gıraçanica'da, o Mirkr. şınada, İşkodrada ve Müşevoda mat- baalar yapıldı. Bu matbaalar, manastır» ların içinde çalışıyordu. o 1507 den 1509 a kadar Gıreguvar, Seryideki matbaada dört kitap bastr. 1530 da Fi- yilmede ve 1570 de Nedelicefe (birer matbaa açıldı, bu son matbaayı kont Zirinski tesis etmişti. 14 yıl sonra bu matbaa Varajdine nakledildi Liyübli- yanada ilk matbaa 1578 de açılmıştır.,, Osmanlı imparatorluğunda hâkim un- sur olan Türkün ilk matbaası on yedin- ci asrın sonlarına doğru açıldığına gö- re, imparatorluğun reayasından olan Sırpların, bâkim unsuru bu sahada en az bir asır geçmiş olmaları neye deli- let eder?, İmparatorluk otoritesini garp hudutlarında temsil edenlerin tazyik ve istipdatlarma veya cehillerine ve kayıtsızlıklarma mı? Hayır.. Yugoslavların, ilk matbaala- rmı Türklerden en az yüz yıl önce kur- muş olmaları kültür aşkının ve mödern vastalar kullanmak merakının kendi- İerinde bizden daha ateşli olduğuna delâlet edemiyeceği gibi bu matbasla- Tin devam; da ancak gizli çalışmakta almalarma “?1,, delâlet edemez. Os manlı imparatorluğunun bir çok hata- İarı olmuştur. Bir çok fena tarafları vardır, Fakat idari zekâsmdan şüphe etmemize, “bilhassa on altıncı asırda- ki idart zekâsına düdak bükmemize, tarihin müsaade ve müsamahası ola- maz, Bu hali Yugoslav dostlarımızın artık başka türlü mütalea ve tefsire a- ışmaları doğru olabilir sanırız. Yani, hu matbaaların devamı; 1 — İmpsratorluğun Yugoslavlar ü- zerinde kültürel tazyikte bulunmak is- temeyişine. 2 — Din müesseselerine en ufak bir tecavüzde bulunmamağa dikkat edişi- ne, Delâlet edebilir; ki hakikat te bun. dan ibarettir. İtalyan şehirlerinde, Ma- tar malikânelerinde kurulan matbaala- tm mânası Yugoslavları din ve kültür kanalından kendilerine çok yabancı © lan taraflara bağlamaictan ibaret oldu- da gibi Risalede deniliyor ki; “16 ıncı asırdan 18 inci asrın orta. larma kadar basılan Yugoslav kitapla- rınm çoğu Venedik ve Roma damgast- nı taşımaktadır. Faraza Spliti şair Marko Maruliçin eserleri bu meyanda zikredilebilir. Daha sonraları Yugos- lav kitapları Yugoslav topraklarında kurulan matbaalarda basılmıştır. Orto- pap Devamı 11 inelde (9) ilk yazı dünkü sayımızdadır.

Bu sayıdan diğer sayfalar: