19 Haziran 1938 Tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3

19 Haziran 1938 tarihli Haber Gazetesi Sayfa 3
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

20 Hayata dair Bir gence mektup — Fahir 1'e — ENÇLİK gazetesinin Üçüncü ısında sizin ve İki ka daşınızın İns mecmuası hakkındaki yazılarınızı okudum. Altan Sunar”) ta. Bırım: Ahmet Ateş'le sizi bilmem tu- yum ? Üniversite gençler kehdileri ile birkaç defa &o ve gördüğüm zaman mem uğum halde adlarını da. ima hatırlıyamadıklarım var. Belki siz de onlardan birisiniz; öyleyse nımiyorum,, dememe kastetmedi bir mana vermeyin, unutkanlığımı ya. $ima bağışlayın. Mektubumu size hita- ben yazıyorum, çünkü siz makalenizin bir yerinde bana telmih etmişsiniz. Üç yazıyı da okuduktan sonra İlk hissim şu oldu: sizlerde hem büyük bir nahvet var, hem de izzeli - nefis yok. Bu hükmün ağir olduğunu bili. yorum, onun-için izah edeceğim. Ücünüz de, yaşınız icabı henüz ye- ni olan bilginizle pek iftihar ediyor ve hiç şaşmaz hakikat yolunu bulmuş bi. Ter insan edasiyle söz sü Nasıl anlatayım? sözleri tab kokuyor. Bunda bem bir nahvet var, hem de nefsinizden bir şüphe gö- iyor. “Biz, kitablardan aldığımız kuvvetle söylüyoruz, kendi kendimize bir şey ileri sürmeğe cüret edem&yiz.. diyorsunuz. Biraz silkinin, kitaplar karşısında böyle secdeye varmayın, düşünün ki insanı insan eden okuyup öğrendiklerinden ziyade, kendi kendi- ne buldukları, kendi kafasmdan çıkar- dıklarıdır. rasmâz Nahvetiniz var, çünkü her şeyi ken- dinize, kendi istifadenize irca etmek arzusunda; arzularmizın birer € mir sayılması lâzımgelirmiş gibi mad. de madde dileklerinizi bildiriyorsunuz. Fakat bir taraftan da kanastkâr oldu- ğunuzu ihsas edip ancak terkibi eser- | lerin tercümesini, ders mahiyetinde | bir takım yazılar beklediğinizi söylü. yorsunuz. Ne öyle emre kalkışm, ne de dilekleriniz bu kadar küçük olsun. “Avrupalıları yazdığı terkibi esers| larin tercümesi; yanı Nap Hane YU Bilir misiniz bunun sonu ne olur? ha. ni bizim - yani hepimizin - kaçmak is. tediğimiz Kale - Timamü zihniyeti. Falan “imam” böyle söylemiş yerine falan Avrupalı böyle söylemiş... Bu bakımdan genç dostum Altan Sunar. ım yazısı son derece dikkate şayandır: Profesör John Laird'in dediği gibi, Bir E. Ray Laxkester'in metafizik hakkındaki tarifi... İngilizce kelimele. rin o kadar bol kullanılması da, itiraf €din, Zor Nikâh'mdaki meşhur haki- in nutkunu hayli andırıyor. Avrupa âlimlerinin terkibi veya tah- Mili eserleri dilimize çevrilmesin demi- yorum; fakat bir mecmuanm gayesi o değildir. Bir mecmuada birtakım mu. harrirler, gençlere veya ihtiyarlara Şu. nu bunu öğretmek değil, bazı mesele- ler üzerinde kendi düşündüklerini a- Taştırıp bildirmek isterler. Herhalde İnsan mecmuası için böyledir. Orada hiçbirimiz ders vermek iddiasında de- Riliz; hattâ belki kendi kendimize ve Yazılarımızı okuyanlara birtakım su, aller soruyoruz. Meselâ benim “Humanisma” adl: ya. zim. Siz onun İçin şöyle diyorsunuz: “Türk gençliğine humanism hakkm- da vazıh bir fikir vermek istiyorsak, hepimiz gibi Yunan alfabesindeki karfleri biribirinden ayırd edemiyen, kendi. halinde bir muharririmize bu mevzuda bir sohbet yazdıracak yerde, bu işin hakikaten ehli olan âlimlerin kısa bir etüdünü,, meselâ J.A. Sy- monds ve P, Smith'in Eneyelopedia Britannica'daki Renaissance makale- #ini iyi bir türkçe ile tercüme ettir. #ek, masum karilerimizin zihnini ka. Tiştırmamış oluruz.,, Ben masum kari- lere değil, humanisma'nın ne demek “lduğunu bilen kimselere, memleketi- mizde yunanca ve lâtince okutmanm lüzumu © hakkında düşündüklerimi, #val'lerimi söyledim. Smith'ten, Sy- Monds'tan, istifade edebilirim; fakat | Onlardan öğreneceğimi kendi muhake. Mem süzgecinden geçirmek şartile. (Şunu da söyliyeyim ki yunanca bil, Memekle breaber yunan alfabesindeki | harfleri ayırd ederim; yunanca yazıyı Asmus kirneti ile de, bugünkü yu. İRAN — 1888 © Şehrin en işlek yolu olan İstiklâl kadri yata kaldırımları ve parke Kısım Tamir edilmektedir. Hayli bozulmuş olan makta ve yol düzeltilmekledir. 8 Diğer resimde dün Pangaltıda vuk a gelen ve hafif geç resimde bu faaliyet görilüyör. tirilen bir kazadan soxra toplanan meraklılar görülüyor. 95 numaralı kaldırımlar yeniden asfaltlan. Şişli « Tünel tramvayı, Hamam istasyonundan kalkacağı sırada arabanın kontrol kolu yerinden fırlamış ve tramvay hızla harekete gelerek yoldan çıkmış, 3422 numaralı otobü- se çarpmıştır. Otobilsün çamurluğu parçalanmış, İrimvay yaya kaldırımına çıkarak Vatan gazinosunun köşesine da yanmıştır. Tramvayda bir kadın kor. kudan bayılmıştır. Yoralanan yoktur. Zelzele mıntakasında tetkiklerin neticesi Yuvarlak dere taşlarile inşaat mahzuriu görüldü Son zelzele felâketinde Kırşehir, Yözgad ve ikinci derecede Ankara vi- lâyeti dahilinde zarar gören mımta'- kalarda yeniden yapılacak inşaattan Balıkhane için Temiz deniz suyu satacak adam aranıyor Istanbul balıkhanesinde balıklar iki senedenberi Sarayburnu önünden alı. nispeten temiz deniz suyu İle yı- ieemiare Kamran çeke elem Köhne -— suyu bir de tam balıkhanenin DİE akan bir kanalizasyon ağ tün mülevves bir hale geldiğinden hâ- sıl olan bu zaruret dolayısiyle Saray. burnundan temiz su tankları içinde bir müteahhid tarafından her gün ba. hkhaneye su getirilmektedir. Balıkha- nede yıkanan balıklar için sarfedilen bu günde iki tonluk suyun şimdi ye. niden ihalesi için bir talib arandığı halde bulunamamaktadır. Bunun için tekrar bir ihale yapılacaktır. nanca kıraeti ile de okurum. Zor bir şey değildir, siz de öğrenin, Bir üni- versiteli için o kadarcığını olsun bil- memek yakışmaz.) İnsan mecmuasını beğenirsiniz, be. ğenmezsiniz, o ayrı bir iş, Fakat hiç. bir mecmuadan sizeders vermesini beklemeyin; onun için isteyin, arayın. Fakat bir mecmuayı, içinde yazı yazanlar Hilmi Ziya Ülken gibi, Sabahaddin Eyüboğlu gibi ve he- pimizin hocamiz Ahmed Ağaoğlu gibi size başka zaman ve yerlerde ders ve- ren adamlar dahi olsa, serbest mina- kaşa yazıları, birtakım teklifler bek. leyin. Mecmuayr, birtakım öğrenile. cek şeyler değil, üzerinde düşünüp ka- bul veya reddedeceğiniz fikirler ara- mak için okuyun. İtiraz edin, tenkid edin, hücum edin, slay edin, 'hattâ küfredin; fakat onu ders kitabı diye değil, mecmua diye okuyun ve muhar- rirlerini . kim olursa olsun . kendiniz- den ne yüksek, ne de aşağı görün. Bir mecmuanm muharrirleri ile karileri yuvarlak bir masa etrafında oturmuş müsavi adamlardır. Nurullah ATAÇ evvel arziyat nol ndan bu hasvliye en uygun binaların seçilmesi bakımm- dan yapılmasına lüzum gös en ve o vakit derl ermiştir. Öğrendiğimize göre zelzelenin en zi- yade tahribat yaptığı .mmtakalarda bulunan evlerin yuvarlak dere taşla. rından yapılmış olması, tahribatın ge- niş olmasını tevlid etmiştir. Bu iti - barla bu taşlarla inşastın o havali i çin muvaftk bir şekil olmadığı görül- müştür, Bunun yerine daha bagka ve sağlam malzemeyle Jnşaat yapılması sanlaadak görülü e Kelin. e Fakat bunun yanınde Zelzenin en fazla tahribat yaptığı mıntakalarda felâketzede vatandaşların tekrar kal, malarına cevaz olup olmadığı ve bu- rTanın tekrar bir yer sarsıntısına uğra- ması tehlike ve ihtimalinin mevcut bu lunup bulunmadığı meseelsi de ayri- ca tetkik DİEVEUİ olmuştur, Bu tetkik. lerin neticesinin şimdilik böyle bir teh. likenin görülmemekte olduğu şeklinde tecelli ettiği söylenmektedir. Şimdiye kadar yepilmış ve yapıl - makta olan yardımlar yuvaları kıs « men karab olan ve zararları kısmi 0- lan vatandaşlara hâşredilmektedir. Ta mamen harab olan bina ve köyler i. çin verilecek karardan sonra inşaata başlanacaktır. Ihracat nizamname- leri için toplantılar İhracat maddelerimizin standardı İ- çin hazırlanacak nizamnamelerin son defa gözden geçirilerek kat'i bir şekil verilmesi ve ihrac mallârımızın vazi, yetinin, yeni ihrac mevsiminden evvel bir defa daha tetkik edilmesi için şeh. rimizde, Arıkarada ve İzmirde yapıl ması mukarrer büyük ihracat tacirle. ri toplantılarına âit hazırlıklar bir r. Bunlardan zeytin - yağı, deri, buğday, yapağı ve tiftik ih. racatçıları şehrimizde toplanacağı için bu hazırlıklar şehrimizde teksif edil. mektedir. Zeytinyağ ihracat “tacirleri ticaret odasında yaptıkları toplantılar sonur- da bir ihraç nizamnamesi projesi ha- Tonton amca gezintide I başlanan tetkikler sona | iIstanbul liman: Şimdiki yerinde Lise Yenikapı limanı uzak bir istikbalde kurulabilecek Denizbankın bir kül halinde yeniden tetkik etmekte olduğu İstanbul Hma. nımn umumi imar ve inkişafı projesi tekemmül etmiş gibidir. Denizbankın teknik, işletme ve bankacılık kısımla. rı şimdiye kadar limanda ayrı ayrı yapilmış olan tersane inşantı, ha İarm ıslahı, İstinye döklarinn İ fı, li polari tesisi, antrepolar ve soğuk ha. va tesisati kurulması, su tesisatı ya. pılmüası gibi bütün işleri tek bir proje halinde programlaştırmak ve yekdi - ğeriyle hemaheng olarak yürütmek İ- çin büyük bir gayret sarfetmişlerdir. Burlardar ekserisi üzerinde yapılan Projeler muvafık bulunmıyarak yeni bir mevzu halinde ele almmıstır, Şim- idi üzerinde ehemmiyetle durulmakta olan ve mütehassıs heyeller tarafın . dan tetkikler yapılan tersane mesele « si de bu şekildedir. Limanın umumi vaziyeti tetkik edi- lirken, bilhassa © İstanbulun müstak- bel plânıyla tezat teşkil eden bir va. ziyetle karşılaşılmıştır. e İstanbulun müstakbel plâinmda, mimar Prostun liman sahası olarak Yenikapıyı gös - terdiği malüm bulunduğundan bu günkü Timün sahasının ve Kuruçeşme- de yapılacak muazzam kömür depola- rının vaziyeti sorulacak bir sual mev- au teşkil ediyordu. Yapılan temaslar neticesinde anlaşılmıştır ki mimâr Prost dahi projesinde, İstanbul lima. Amın şimdilik bugünkü yerinde kal. ması ve burada yeni tesisat yapılma- sı lüzumuna işaret etmiştir. Bu iti - barla Yenikapıda yapılacak liman u- zakça bir istikbalin meselesi olarak gözlikmektedir. Bu itibarla şimdiki li. manm tesisatlandırılması ve inkişafı işiyle kömür depoları inşaatı yerinde bulunmaktadır. zırlıy at vekâletine gönder mişlerdir. Şimdi deri tacirleri odada toplantılar yapmaktadırlar. İhraç edilecek buğdaylarımızın stan dardı için bundan çok evvel hazır . lanmış bir nizamname projesi mevcut kulunmaktadır, Yapağı ve tiftik ihra. calçıları da iki ay evvel odada yaptık- Jarı toplantılar neticesinde . standard ve ihracatı kontrol nizamnamesi için bir proje hazırlamış ve iktısat vekâ- letine göndermişlerdi. Bundan sonra yapılacak toplantılar- da bu projeler umumi olarak tetkik Haber'den Tarihe sanat eserleri- mize dair bazı notlar Ressam Zekâi adında bir vatandaş, cihan harbi arifelerinde 1329 da “Mü. beccel Hazineler,, adında bir (eser neş- retmiş. Sayfalarını (okarıştrirken bazı otlar çıkarmaktan kendimi alamadım. * “Bundan tahminen on iki sene evvel iy 1317 de olacak)! Sultan Selim ci. yarında enkazcılar tarafmdan satın alı. narak yıkılmağa başlanmış olan eski yâ, pı müdebdeb bir hanenin büyük bir oda- st nefis bir sanat eseri idi. Tavanı ve bü. tün duvarları ecdadımızın ince zevkinin kıymetli bir hazinesi idi. Tavan baştan başa kabartma çiçeklerden mürekkepli, Duvarlara gelince: Sokağa hakan cephe- ye beş adet pencere açılmış, burlarm ü. zerine perde kornişleri mak üzere ağaç Oy yaldızlı gül demetleri ile süslenmiş büyük kornişler yerleştiri Diğer üç.du. vardan ikisi, pencerelerin büyüklüğün. de beşe ayrılmış, içine tablolar yeri tirili bu tabloların çerçeveleri üzeri- ne de 6 müzeyyen kornişlerder birer ta pe konulmuştu. Dolap, oda kapıları, pen cere kapakları da müzeyyen birer nelise idi. Bu odayı kurtarmak istedim. Satm alıp sökecek, semtim olan Üsküdara nak. ledecektim. Tesadüfen o gün iş bâşıları. ni bulamadım. İki üç gün sonra uğradım. Tavanı sökülmüş, duvarları da bozulmuş bulüum. Ameley man yohu -oyma- , “Ogün siz git. tikten sonra hurdacılar geldiler, iş başı. mız da geldi. Onları hurdacılarâ verdi!,, demesinler mi? Hemen iki misli para vereyim onları bana satın diye hurdacı. lara bir kâğıt yazıp gönderdim: “Efem dim biz onları yaktık, kusura bakma. yın!,, diye cevap geldi. Yaldızından elli lira kıymetinde bir altın külçesi elde et. mek için bir sanat eseri mabvolmuştu. * “Boğaziçinin Kanlıca kıyısında elyevm mevcut olup amcazade Hüseyin paşa sahilhanesi denmekle marul bu sa. hilhanenin muhafazası insaniyet nam ra gayet lzımdır. sküdarda ( Validelatik camiinde böyük küçük müteaddit mahsureler var. dır. Bunlarm tayanları kırmızı renkli in. ce dekorasyonlarla müzehhep kabartma saklar've minekâri file ve çiçeklerle mü. zeyyendir. En küçük bir parçasının bile kıymeti vardır. Takriben on beş sene ka- dar evvel olan bir bozulma sırasında bü tavanların vağlı boya ile boyanması ha- tıra gelir! Ve işe başlanır! Bir büyük mahsurenin tavanı yağlıboyanm kurba nı olur, Sonra her nasilsa işten arlıyan bir zat yetişip ameleyi işten alıkor. Diğer sureleri kurtarmağa muvaffak olur.,, bidelere bakmağa memut olanların percere içlerine, kapı yanlarma, mahsu. re köşelerine dolap ve yâtak takımları gibi göze boş görü: 'en münasebetsiz eşya koydukları görülüyor. Duvarlar ü- zerine, pencere kenarlarına ve iç yanları: na, kapılar üzerine kurşun ( kalem ve" mürekkep ile beyit ve şiirler oyazmak, resim yapmak da hoppalıktır. Camilerin son cemaat yerine ve avlularına, sütunlar arasında tahta perde (oçakarak odalar, bölmeler yapmak da çok çirkindir. * “Hele Beyazıt camiindeki Ramazan (Lütfen sayfam çeviriniz) Reşat Ekrem KOÇU

Bu sayıdan diğer sayfalar: