9 Mart 1937 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5

9 Mart 1937 tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 5
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

İnsanlar hakikaten zalimdir ler ve zulüm yapmaktan zevk duyarlar. Çocukluğumuzu — göz önüne alırsak, her birimizin za- rarsız hayvanlara zulümler yap- tığımızı derhal hatırlarız. Fakat bunun tarihte bir de açdli ve cezal cephesi vardır ki, bugün hiç bir milletin tatbik et- mediği bu zalimane cezaları dü- şündükçe, tüylerin ürperme - mesi kabil olmayoı İspanyadaki engizisyon me - zaliminden bahsedecek değiliz. Kurunu vüstada uzun zaman - lar tatbik edilmiş olan «kazık» cezasını hatırlatacağız. Fakat bu kazık cezasının tat- Bir ikinci tlp kazıklanma bikatı hakkındaki vesikalar ma- alesef azdır. Detektif mecmuası, başka memleketlerle ayni zamanda Osmanlı İmparatorluğunda ka- zık cezasının nasıl tatbik edil - diğini anlatan bir yazı neşret - miştir. Bu yazıyı- soğuklukları- na rağmen, resimlerini de ala- rak - tercüme ediyoruz. Ancak şurasını ehemmiyetle kaydet - mek isteriz ki muharrir, Osman- hW İmparatorluğundan bahse - derken baştan başa hat: düş- müş ve bu suretle de kazık ce- zasının son defa tatbik tarihi o- rak 1876 tarihini göstermişlir. Bu devirde, imparatorluk bir taraftan dış tazyik altında bu - lünduğu, diğer taraftan iç 1s - | lâhatile modernleşmek hamle- Mccmıı:ı yazısına wılc de - vam ediyor: -Dağlnrda yol bağı yaparak, gelip geçenleri soyduktan sonra öldüren bir şakinin kazıklan - ması münasebetile cellâda nasıl | talimat verilmişti: «Kazıklanacak mahküm yi zükoyun yere yatırılır. Bacak - ları mümkün olduğu kadar açı- lır. Elleri arkadan glanır, Cellâdın vazifesini işkâl ede - cek hareketlerde bulunmaması için üzerine bir eşek derisi atı - lır ve bunun üstüne de cellâdın mi mlerinden birisi oturur. Başka bir muavin de mahkü - mun boynundan basarak, su - ratını yerden kaldırmasına mâ- ni olur. Üçüncü bir muavin de kazığı yağladıktan — Sonra, so - kar. Bu kazığın ucu sivriltilmiş- Fransada, Siyamda ve Avliyor kazıga vurulurlardı"’ Kazığa vurulan dan mahkümlardan pek '* çoğunun bu vaziyette hattâ ğ üç gün yaşayabildikleri gorulmuştur BZ | | | | | svlu—n veya geç gelişi kazıkla - | nan adamın bünyesine ve ka - ü muavin kazığı, ne kadar mümkünse o kadar de - rine sokar, Baş cellâdın vazifesi bundan sonra başlar. Baş cellât kazığı bir çekiçle vura vura ya- vaş yavaş daha içeriye doğru | sokmağa başlar. Bu suretle ka- zığı 70 santimetre kadar içeriye gider. Bundan sonra kazık kal- darılır ve alt kismı bir ağaç gibi toprağa dikili. Mahküm da kazığın ucunda havada mual - lakta kalır. Kalır ama, artık mukavemet edemiyecek bir ha- le geldiği için, kendi vücudü - nün sikleti ile yavaş yavaş aşa- Biya doğru iner. O kadar ki ni- hayet kazığın ucu ya göğsün - d va sırtının bir. tarafından nı bu suret- if etmektedir. Mahküm kaıık!-mdıkmn sonra hemen ö - lür mü? diyeceksiniz. Ne gezer! Ölüm öyle inadına yavaş ge - lir ki... Hattâ bazı mahküm - ların bu vaziyette üç gün yaşa- dıkları görülmüştür. Ölümün tikamete bağlıdır. Fakat zulmü daha tatlılaştırmak için, insan- lar kazığın ucunu - sipsivri bı - rakmazlar, biraz yuvarlakça bir hale getirirler. Eğer böyle ol - masa da kazık sivri kesilse, u - cu daha kolaylıkla vücuttan içe-- riye gireceği için ölümü kolay - laştırır. Artık bu zavallının ne ıstıraplar içinde ölmeğe hazır - landığını tasavvur - edebilirsi - niz. e Kazık cezasını geçmiş zaman- larda hemen bütün şark millet- | B AA zığın vücudun içinde aldığı is- | | | leri tatbik etmişlerdir. Haitide de bu usul vardı. Hattâ Roma imparatoru Neron bu şekilde idamı Roma ceza kanununa koydu ve bir çok hıristiyanları kazığa vurdu. Rusyada, impa - ratoriçe Elizebetin saltanatına kadar, katiller bellerinin - yan hrınarındin kazıklanır ve bun- nda tatbik edilen kasık cezalarından üç örnek Kazıklanmış bir mahküm lar artık çürüyüp dökülünce - ye kadar kazıkta bırakılırlardı.. Müverrihlerin aksi iddiaları- na rağmen, Fransada da kazık cezası tatbik edilmiştir. Zalim kraliçe Fredegond kendisine yüz vermeyen prens Clovis'in sev - diği küçük bir sihirbaz kadını kazığa vurmuş ve bunu ölün - ceye kadar şehrin sokaklarında dolaştırmış, kendisi de intika « mini tamamile tatmin edebil - mek için, kafileye katılmıştı. 1655 te Savua prensleri de Vod eyaletinde yüze yakın ka- dım kazıklamışlardı. Müverrih Leje şöyle anlatır: «Porasda Jan Sarbonye'nin kızı Jan ismeti berbat edildik - ten sonra sivri bir demirle ka - zıklanmıştı. Kızcağız bir müd - det bu halile gezdirildikten son- ra, taşıyatı yorulmuşlar ve demiri, bü bir yolun kena- rına dikmişlerdir. Moiz bong Bobi'nin on ya- şındaki kızı Piyeateli askerler tarafından yakalanmış ve diri | diri sivri bir demire geçirilmiş- tir.» On sekizinci asra kadar Avin- yonda da canilere kazığa benzi- yen bir ceza tatbik edilirdi. Ev- velâ maznunun vücudündeki bü- tün kıllar tıraz edilirdi. İstintak odasının ortasına üç kadem bo- yunda bir direk dikilir. Tavana bağlı dört iple suçlu yüzü yu » karıya ellerinden ve bacakla « rından asılırdı ve altına da ucu yumruk kalınlığında bir kazık konurdu. Maznun, — evvelden yağlanan bu kazığın üstüne, ken di sıkleti ile yavaş yavaş bırakı- hrdı. Bundan sonra direğin dibi- ne içi ateş dolu Üç büyük man « gal getirilirdi. Bu suretle biraz uzakça mesafede ve ateşin ü - zerinde ellerinden ve ayakların- dan asılı duran maznunun yağ- ları erimeğe başlardı. Zavallı adamın kendi halini görebilme- si için odanın tavanına ayna gibi aksettiren bakır levhalar kap- Dünyanın esrarengiz adamlarından biri daha Fransada top kralı Şnayder de Basil Zaharofun bir eşi Fransada dünyanın en büyük top fabrikasının ve İi banka, 15 sigorta şirketinin sahibi Şnayderin ismi Türk halkına da yabancı degıldır Yüz yıllık ha- yatl olan Şi- nayderinser- veti 7,5 altın milyar tah- min ediliyor Şaayder - Krözo top ve cephane fabrikaları yalnız Fransanın değil, bütün dünyanın en büyük mües « seseleri arasında sayılmaktadır. Bu Mmüesseselerin heyeti idare azâların- dan bazılarını bir kaç ay önce Fran- sa hükümeti tevkil etmiş ve Şnay- der namı bütün cihanda bir kere daha çalkalanmıştı. (Top Kralı) na- mı verilen Yojeu Şnayder'in haya- *t çok enteresan ve esrarlı olup, bu latılırdı. Maznun, bu vaziyet - ten kurtulmak için, cinayeti ! hakkında ne biliyorsa, hemen hepsini söylerdi. On dokuzuncu asrın öteleri - ne kadar kazık cezası Siyamda ve İranda devam etmiştir. İstanbulda tatbik edilen bu çeşit en son cezada kullanılan kazık, meraklı bir amatör tara- fından satın alınmış ve 1888 de Pariste Druo salonuna beş fran- ga uıılmıştır Bir milyarı kaç yıl- da sayabilirsiniz? Acaip — 1 Harplerden sonra herkesin ağrı | milyarlara alıştı. Konuşurken — bile şöyle lâf arasında milyondan milya- ra atlıyor ve bu kelimeyi kolaylıkla sarfedebiliyoruz. Halbuki, bir milyar nedir diye bi: Tisine soracak olsak omuzlarını sil- keceği mubakkaktır. Çünkü, milyar a2 bir şey değildir. Hazreti İsanın doğumundan bu- güne kadar geçen dakikalar bir mil- yyardan az fazladır. Hazreti İsa za » manında doğmuş bir milyarden her gün biner kuruş harcamış olsa, ve bu sarfiyatı ölümüne kadar bu gu- Tetle yapsa, ve ölümünden — sonra zamanımıza kadar gelip giden bü « tün hafidleri de günde biner kuruş harcamış olsalar, bir milyarı bitire « bilmek için daha sekiz yüz yıl para harcamaları lâzamdır. Ve bu para 2737 yılında hitama erecektir. — Bir insan, bir milyar leblebiyi saymağa kalksa, ve her gün sekizer saat çalı- şarak dakikada yüzer tane — saysa, bunun için tamam elli yedi yıl göz nuru dökmesi lâzımdır, Pit aa ı A . S p V YO YA S ”. L Şrayderin Bir eşt Bastl Zaharof :: en zengin Fransızlardan birisi- Fransa — ordüsunün — silâhlarımı Şaayder yapmaktadır. Bu firmanin Bank Japones namındaki hususi ve büyük bir bankası, Şanghay ile Pa- TİS arasında muamele görmektedir. Japon ordusuna da top, tüfek ve tephane imâl eden Şnayder fabri - kası, milletlerin silâhlanmaya ver- dikleri ehemmiyet sayesinde, dün- yadaki diğer bütün silâh fabrika » ları gibi, son seneler zarfında kazan- canı çok arttırmıştır. Paristeki (Madrid) sokağının mu- #zzdm ve tenha bir binasında Fran- sa askeri endüstrisinin — umumi merkezi çalışmaktadır. Komite de forj E'min namı taşıyan bu merkez- den Pransanın harp techizatı için çalışan Şnayder fabrikaları idare e- dilmektedir, Yüz yıllık bir hayatı olan Şhnay - der firması Fransanın bütün demir istihsalâtına sahiptir. Hususi vapur- ları, şimendiferleri olan Şnayder'in, temiz makul zenginliği yedi milyar frank, elde dolaşan ise yedi buçuk milyar altın Prank hesap edilmek - tedir. Şaayder, hususi — hayatında çok münzevidir. Sefarethanelerde hık, sık verilen resmi ziyaletlerden baş- ka, eğlence, zevk, içki, kumar gibi şeyleri inhimaki kat'iyyen yoktur. Onu tanıyanlar, bitmez, tükenmez enerjisinin karşısında hayran kal « maktadırlar. Devletleri satın alacak derecede Mmuazzam sermayelere sahip olması- Şnayderin Japon ordusuna temin ettiği son sislem bir tayyare fopu çalışmaktan bıkmamaktadır. Çalış- ma hususunda, Şnayder, ölen Ba » sil Zaharofa çok benzemektedir. Fa- kat, Şnayder milletini sever bir va- tanperverdir. Zaharof ise, vatan, müllet mefhumlarından urzak kal - muş para için her şeyi yapmağı der- uhte edecek bir tıynette idi. Şnayder tipik bir Fransızdır. Şahsi etrafın - da gürültü reklâm yapılmasını kat- iyyen sevmez, şakacı, güler yüzlü, mahviyetkâr bir zattır. Kuvvetli bir hafızası olan Şnay- der, dedesi gibi, Fransız parlâmen- tosu azüsındandır. Hiç bir parti ile alâkadar olmıyan bu zat, Parlâmen- toda vazife almakla millet ve vata- nına faydalı olmağa çalışmaktadır. 38 yıldanberi Fransaya top ve cep - hane yetiştiren bu zat, umumi harp- te, Fransızların Almanlara galip gel- mesinde büyük rolleri — olmuştur. Şoayder Japonlarla çok fazla mü » masebette bulunmamaktadır. —Ja » ponlar beyaz derili insanlarla dost- Tuk etmeyi pek sevmedikleri hal - de, Şnayder'e karşı büyük muhâb- betleri vardır. Bir kaç oy önce, Ja- pon imparatoru Mikado, Şnaydere selâm göndererek, Japonyadaki İş- lerinden dolayı memnun olduğunu bildirmiştir. Şmayder — Japonya ile olan dostluğunu takviye etmek Üü - zere Paristeki Japon sefirinin resmi xiyaletlerine iştirak etmektedir. Fa- kat, yalnız harp silâhları işleri ile değil, Fransız sanaylinin diğer şu- belerinde de iş görmektedir. O bir büyük banka ve bir kaç sigorta şir- keti işletmektedir. Hulâsa olarak si derse, Şuayder, bi naylinde en kal'i sözü söyliyen bir zattır. SADA NN AAA aa hd ği n gaa anzanremmamaşn aai beşmenmındn BİR HAVA DEVİ Amerıkada 600 yolcu îıyacak bir hava notu yapılıyor Ba tayyare Nevyorktan Liver- pola on bir saatte geçecek.. Amerikadaki — (Doğlas) tayyareo şirketi mühendislerinden Şiler Kley- hens, 600 insan taşıyacak bir tayya- re plünı hazırlamıştır. Bu mühendis, Amerikâ sivil tayyareleri - arasında birinciliği alan iki tp tayyare plân- larını da geçen sene — hazırlamıştı. Bu muvaffakıyetinden dolayı çok iş- tihar eden mühendisin yeni hazır- ladığı bu cesim tayyare plânı da A- na reğmen, bu zengia Fransız, işden, | lacaktır. Nev - Yarktan Livcopolo an bir saatte uçacak olan bu eser, dört yılda meydana getirileceklir, Ağır « lığı 1500 ton, uzunluğu 250 metre, kanatlarının genişliği 180 metre, mo- törlerin kuvveti 200,000 beygir kuv- vetinde olacaktır. Bu hava gemisi- nin içinde yüz kişi istihdam edile- cecek, 500 yolcu — taşıyubilecektir. Bu insanlardan başka, tayyare, 170 ton ticaret eşyası ile 25 ton yolcu eşyası taşıyabilecektir. Sürati saat- te 600 kilemetre olacak ve 4000 met- Te yükseklikten uçabilecektir.,, Hava işlerile alâkadar bütün A« merikalıdar bu proje ile alâkadar olmuşlar, mâli bir grup, bu tayya «,

Bu sayıdan diğer sayfalar: