5 Ekim 1935 Tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8

5 Ekim 1935 tarihli Tan Gazetesi Sayfa 8
Metin içeriği (otomatik olarak oluşturulmuştur)

ik Karedeniz Li Hastanın gözleri yalvararak sanki şunları soruyor: İ — Acaba Istanbul doktorları beni kurtârabilecekler mi Karadeniz vapurlarıyla İs- tanbula Dünyanın En Gü- zel Kilimleri ve en ağır has- taları geliyor. Karadenizden gelecek yolcu- muz var. Vapurun bügün gele- ceğini biliyoruz. Fakat saatin kaçında, haberimiz yok. Soru- yoruz: — Vapur kaçta rıhtıma yana- gır?. — Öğleden sonra. Günün yarısını kazandığımız- dan memnun, belki öteki yarışı- nt da sağlama bağlarız diye tek- rar sormamız icap ediyor: — Öğleden sonra ama kaçta? — Üçle dört arası. Maamafih vapur henüz Kavaklarâ gelme- miştir, Saat bire doğru bir ge- giverin de,. Günümüzün öğleden sonrası- nı yarısı çürümüş bir elma gibi kesip atmak, gözden çikarmak lâzım. Saat birde tekrar soruyoruz. Vapurun henüz Kavaklara gel- mediğine bakılırsa ancak beşe doğru yanaşacağını öğreniyo- ruz. Uzatmıyalım beşte gelecek vapur iki buçukta geliyor. De- | niz bu! İki buçukta geleceği de bazan beşte getiren deniz. Gemi yanaşıyor, beş yüz çift göz rıhtımda gemiye dikilmiş, yanaşma amecliyesine yardım etmek, onu bir an evvel kendi- lerine çekmek istiyorlar. Gemi nazlana nazlana yanaştı. Yolcu- larını aramağa gelenler çoktan onları yüz metreden seçmiş, ay- rılrk boyunca kaç kilo kazandık- larını tesbit etmişler bile... Va- | purlarda da sinemalarda olduğu gibi birinci, ikinci ilâh... mevki- lar olduğundan haberi olmıyan sevimli bir simitçinin de candan beklediği bir yolcusu olacak, Fa- kat her nedense bizim simitçi arkadaşmın birinci mevkide se- yahat ettiğinden eminmiş gibi gözlerini birinci kamaralara gö- Te ayar etmiş'bakıyor. Yok. Yü- zü buruşuyor. Onun yüzü buru- şadursun, beklediği adam arka- smdan boynuna sarılıyor: — Nerelerde arıyon beni be? | kat hasta o kadar korkunç bır Su koyunları da görmüyon mu? Tey uçta. Diye koyunların birinci mev- kide seyahat edemiyeceklerini dalgın arkadaşına anlatmağa çalışıyor. Bizim yolcu meydanlarında yok. Yaradana sığınıp ikinci mev ki iskelesinden yukarı çıkmanın yolunu bulmak lâzım. Sinema ve stadyum kapılarında egzer- siz yapanlar sağı solu yararak çıkıp iniyorlar. Ben bir gün dördü beşi bir arada vinçle va- Pura alınan koyunlara acıyacak ie .. Yazan:tedrı RAHMİ / olmuştum. Öysaki bizim bu merdivendeki halimize vinçle ———— ll A N | Meda Siyah Kadife Tuvaletlerde Kukuletler Bu Sene Çok Moda! Gece elbiselerinde kadife çok modadır. Kadifenin koyu lâci - verdi, kestane rengi, veya yeşili daha çok görünecektir. Elbise - lerin ön kısmı drapedir. Arka kısmı bele kadar açıktır. Bu se- vapurdan çıkarılan koyunlar bi- yık altmdan gülüyorlar. Sanki ömründe küfür etmiyen adamı | | bu merdivenden bir defacık çı- karmak ona bütün bir küfür koleksiyonu öğretmeğe ve hiç küfür işitmiyenlere de bir o ka- darına hedef olmağa kâfi, Kü- für tehlikesinden sonra denize | düşmek, ve muhakkak bir üçün- cü ilâve etmek lâzımsa vapurla rıhtım arasında sıkışıp kalarak hayli dekoratif bir şekil almak var, Bu üç taşlı tehlike tesbihi- ni çekerek salimen yukarı çıkı- yoruz. Bizim yolcu yine görünürlerde yok. Zaten benim aklım yolcu- dan fazla kilimlerde. Daha de- min size bir küfür koleksiyo- nundan bahsettim. Gelin şimdi sayalım. Şu büyük dengi saran kilim Erzincan işi- dir. Pembe ile yeşil Erzincan dokumalarında ıslak bir gök ka- dar tazelik hissi taşır. Şu sağ- daki dengi siki sıkı kucaklıyan kilim Sıvastan geliyor. Öteki morlu kilim Kayseriden, dünya- nm en güzel kilimlerini görmek isterseniz vapurlara koşun ve bilhassa göverte yolcularının et- rafında dönün. Onlâr seyyar bir bahçe gibi kilimlerini güverte- kilimle ye sererler. Gardrop işi gönren denkleri kilimden, yatakları ki- limden, hattâ eskibir şarkıya benzemiyeceğini bilsem yorgan- ları da kilimdendir diyecektim. Kilimlerin sırtına bu kadar iş yüklemek nekadar doğru bil mem. Yalnız bence yolcu vapur- larmını yüzünü güldüren, renk, renk iri çiçekler gibi gelip giden kilim denkleridir. . Yolcum hâlâ yok ve bu yol- cu bir türlü olmıyacak ta. Çün- kü ben bu yolcuyu kilim görmek için vapura gitmeği gülünç bu- lanlar için icat etmiştim! Yolcum yok. Fakat vapurda bir hasta var. Upuzun yatıyor. Hastanın uzamış genç sakalla- rı var. İnsanın içine batıyor. işin hazin tarafı bu hastayı da bir kilim üstüne uzatmışlar. Fa- surette renksiz ki kilim rengin- den ütanıyor ve ben onu gör- dükten sonra yaptığım kilim edebiyatından, sefaletin, hasta- lığın başladığı yerde san'at, gü- zellik arama arzusü bitiyor. De- mindenberi topladığım göz zev- kini bu ağır hasta önünde deni- ze atıyor ve düşünüyorum; Düşünüyorum da kim bilir di- yorum, bu hasta da İstanbula ancak bir defa fakat hasta ol- mak şartile geliyor. Hem o ka- dar ağır hasta olmak şartile ki, bir daha memleketine dönmü- ne Pariste görülen son moda ge ce elbiselerinin arkasında bir kukulete vardır. Tıpkı gamsele- lerde olduğu gibi, Bu kukulete iğretidir. Önden bir kordonla boyna bağlanmak - tadır. Fakat etrafında lâstik yok tur. Siyah elbiselerde bu kuku- letenin içi kırmızı ipekli ile kap- Irdır. Bunun en iyi tarafr, balo - dan çıkınca ve yahut baloya ge- lirken, saçların bozulmaması - nı temin etmek ve ayrıca baş: da örtülü bülündurmakdır. Birçok Bayanlar vardır ki, ba- loya başı açık gelirler. Çünkü şapka giydikleri zaman saçla - rının bozulacağmndan korkarlar Soğuk havalarda ise dışarda ba şı açık dolaşmak tehlikelidir. O. nun için otomobile binmek “1AZ dır. Her zaman da isrenildi- yerde otomobil bulmak ka bil değildir. Halbuki gece tuva- letinin üzerine kap giydikten ve başı da bu kadife ve geniş kuku lete ile örttükten sonra mesele yoktur. ri RAŞA IN bali Modanın İ Tuvaletlerde pa Gece elbiselerinde hafif bir e- tek görünmektedir. Bu kuyruk gibi etek eteğe bir parça ilâve - sile değil belki eteğin ön kısmın da bir yırtmaç yapılmakla elde edilmektedir. Bu suretle yürür- ken bacağın bir kısmı dışarı rüklenen bir etek #anzarası ver mektedir. Manto kürkleri Mantolarda ince kısa tüylü kürkler vardır. Bu kürklerin ba- zan bir kısmı, tersine kıvrılmış” tır, Omuzlardan geçip koltuk al tında kıvrıldıktan ve halka ha- line geldikten sonra sırtta yaka nın biraz altında düz üzanan kürk parçaları çok hoşa gitmek tedir. Moda renkler Pariste bu sene en son modâ renkler kahve rengi ile yeşil - dir. Yeşil amma pek hacı yeşili değil. Biraz sarıya bakan bir ye- şil, Bütün sonbaharlık mantolar | yeşil ve yahut kahve rengi yapıl maktadır. Bunların arasında siyah man- tolar da çok hoşa gitmektedir. mi ——. — — var. Konuşmalarından Erzu | parlıyan gözleri geliyor. Hasta- rumlu oldukları belli, Aklıma | nm gözlerine bakıyorum: Göz- Erzurumda üç çocuğunu kuduz | ler sanki yalvararak şunu soru- ssıran babanın çocuklarını Is- | yor: “Acaba İstanbul doktorla- tanbula tedaviye getirene kadar | rı beni kurtarabilecekler mi?” yolda kudurduklarını görmesi | Bu ümitle nice insan Anadolu- geliyor. nun bir ucundan kalkip İstanbu- Bu hastayı İstanbula getiren | 4 geliyor, ve , yarısından çoğu kadınların da İstanbula ilk de- | ilk ve son defa hayal meyal gö- fa geldiklerini düşünüyorum. | rebildikleri bu masallar diya- Aklıma öteki yolcuların Boğaz. | Finda ölüp gidiyor. yor. Hastanın yanında iki kadın dan geçerken arzu ve neş'e ile Bedri RAHMİ çıkmakta ve arkadaki kısım sü- (1 A e — — Pin SiDNEY TULDEN Bir gece elbisesile | gözleri kamaştıran | i bir güzelliktedir , . Bu sene meşin kemerler yıne modadır. Fakat bu kemerlerin ğildir. Bir tarafı dar, bir tarafı oldukça enlidir. Bu dar taraf, a- şağı yukarı bir karış kadar 'tu - tan enli tarafa ufak bir halka ve | yahut bir düğme ile bağlanmak tadır. Bu kemerlerde güzel bir de - | ğişiklik te şudur: Kemerin arka kısmı dardır. Ve öne doğru uzanan parçaları geniştir. Bu enli parçalar üstten ulak bir kapsülle biribirine bağ- lanmakta ve alttaki kısımlar tıp kı yelek kulakları gibi sarkmak- tadır. Manto kolları Mantoların kollarına yine kürkler konmaktadır. Bu kürk- ler çok geniştir. Ve üzerinde | tülâni bir yarık vardır. İcap et- | tiği zaman kollar bu yarıktan dı- | şarı çıkarılmaktadır. Dekolte el | biselerle bu mantolar çok güzel gitmektedir. Tabii böyle man - toların kolları da geniş olma « lıdır. Janette Mac Donald Makiyaj yaparken

Bu sayıdan diğer sayfalar: